MECBURİ AŞK kitap kapağı

10. bölüm / 21

MECBURİ AŞK

9

Vaveyla Yazarı: Hazal Yaman

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: 9

El ele eve doğru yürürken içimdeki heyecan dalgası göğüs kafesimi zorluyordu. Şimdiye kadar hep Kadir benim aileme karşı rol yapmıştı; şimdi sıra bendeydi. Sahi, ben bu delice teklifi neden kabul etmiştim ki? Tamam, annem beni evlendirmek için üstümde tatlı bir baskı kuruyordu ama beni asla zorlamazdı. Şu an Kadir ellerimi sıkı sıkı tutuyor olmasa, heyecandan tek bir adım bile atamazdım. Hayatım boyunca küçük oyunlar oynamayı, yalan söylemeyi becerememiş bir kadındım. “Of, ne yapacağım ben şimdi?” diye mırıldandım kendi kendime.
Kadir sesimi duymuş olmalı ki aniden durdu. Bana doğru dönüp iki elini güven verircesine omuzlarıma yerleştirdi. O derin mavi gözlerini gözlerime kenetledi:
"Merak etme, ben yanındayım."
Başımı hafifçe sallayarak onu onayladım. Kadir bir anda beni kolları arasına alıp sarıldı; bu hamlesine şaşırmıştım ama itiraf etmeliyim ki içimdeki o korkuyu silip süpürmüştü, çok iyi gelmişti. Benden ayrılıp tekrar elimi kavradı ve birlikte malikanenin kapısından içeri girdik. Evin içinden geçerek arka bahçeye açılan geniş kapıdan dışarı çıktık. Bahçede tek kelimeyle kusursuz, ihtişamlı bir sofra hazırlanmıştı. Biraz ilerideki şık oturma alanında Kadir'in annesi, babası ve genç bir adam oturuyordu. Biz yaklaşınca herkes saygıyla ayağa kalktı ancak o genç adam yerinden kıpırdamadan oturmaya devam etti.
Onlara doğru adımladık. Genç adam yüzünde samimi bir tebessümle bize bakıyordu. Hemen Mahir Bey'in elini öpüp Derya Hanım'a nezaketle sarıldım. Mahir Bey, elini omzuma atıp hâlâ koltukta oturan genci işaret etti:
"Bu da diğer oğlum Tekin."
Saygılı bir ses tonuyla,
"Merhaba,"
dedim. İçimden ise kibirinden yerinden kalkma tenezzülünde bile bulunmadığını düşünerek ona biraz içerlemiştim. Kadir'le beraber geçip oturacağımız sırada Derya Hanım araya girdi:
"Öncelikle güzelce bir yemek yiyelim, ardından kahve keyfi yaparız."
Başımı sallayarak onu onayladım ve yemek masasına doğru adımladım. Tam o esnada Kadir’in görevlilere seslendiğini duydum. Saniyeler içinde görevliler Tekin’in yanına tekerlekli sandalyeyi getirdi. Gözlerim şaşkınlıkla kocaman açılırken, Kadir’in kardeşine büyük bir özenle yardım ettiğini gördüm. İçimden Tekin’i saygısızlıkla yadırgadığım için kendimden deli gibi utanmıştım; meğer çocuk yürüyemiyormuş. Tekin otomatik tekerlekli sandalyesinin tuşuna basıp masaya doğru ilerlerken, ben de dalgın gözlerle onu izleyerek yürüyordum. Fakat o an havuzun kenarında olduğumu tamamen unutmuştum. Ayağımın ıslak mermerde acımasızca kaydığını hissetmemle, belime dolanan güçlü bir kolun beni kavraması bir oldu.
Havada asılı kalmış bir şekilde, altımdaki masmavi havuz suyuna baktım. Ardından bakışlarımı hızla beni tutan Kadir’in mavi gözlerine çevirdim. Gözlerimizi bir süre birbirimizden koparamadık, zaman durmuş gibiydi. Kalbimin güm güm atışını holding koridorlarında bile duyabilirlerdi. Bu yakınlıktan rahatsız olarak,
"Beni bırak,"
diye fısıldadım.
"Emin misin?"
diye sordu, gözlerinde muzip bir parıltıyla.
"Evet!"
Dediğim an beni pat diye bıraktı ve kendimi buz gibi suyun içinde buldum! Suya düşmemle birlikte sırılsıklam olmuştum. Sinirle suyun içinde çırpınarak yüzeye çıkarken, Mahir Beyler panikle havuzun kenarına koşmuştu. Kadir ise yüzüne sahte bir endişe maskesi takarak yukardan bana baktı:
"Neden dikkat etmiyorsun hayatım ya?"
Ona gözlerimden alevler çıkartarak ters ters bakarken, hizmetçilerden biri hemen havuzdan çıkmam için bana elini uzattı. Kadir’in eline tutuşturulan büyük havluyu alıp hızla bana sardı. Ancak havluyu sararken beni o kadar sıkı kendine çekmişti ki, kendi kolunu da havlunun içine dahil etmişti. Anne ve babası tam karşımızda durduğu için hiçbir tepki veremiyor, dişlerimi sıkıyordum. Tam o sırada Derya Hanım adeta bir kurtarıcı melek gibi araya girip beni Kadir’in o sıkı kucağından çekti:
"Hadi canım gel, yukarı çıkalım da sana kuru bir elbise vereyim."
Derya Hanım’ı şöyle bir baştan aşağıya süzdüm. Üzerinde oldukça mini, vücuda oturan iddialı bir elbise vardı. Muhtemelen bana da kendi gardırobundan daracık kıyafetler verecekti ve benim tesettür tarzıma hiç uymayacaktı. Mahcup bir ses tonuyla,
"Ben... Kadir’in kıyafetlerinden bir şeyler giysem olur mu?"
diye sordum. Derya Hanım anlayışlı bir tebessümle,
"Tabii ki canım, nasıl rahat edeceksen,"
dedi. Kadir durumu fırsat bilip beni tekrar kendine çekti ve
"Ben götürürüm karımı,"
diyerek birlikte içeri girip üst kata, onun odasına çıktık.
Odanın kapısını kapatıp koridorda kimsenin olmadığına tamamen emin olduğum an, Kadir’i bütün gücümle ileriye doğru ittim. Omzuna sert bir şaplak indirerek kükredim:
"Pisliksin! Hayvansın! Tam bir canavarsın sen!"
Kadir benim bu halime bakıp kahkahayı bastı, gülerek kendini yatağın üzerine attı. Kaşlarımı çatarak yanına adımladım:
"Ayy, bunu sana yaptım ya, artık ölsem de gam yemem valla!"
diyerek dalga geçiyordu. Hırsımı alamayıp bacağına okkalı bir tekme savurmak için hamle yaptım ama ıslak ayakkabılarım odanın parkesinde haince kayıverdi. Dengemi kaybederek pat diye yatağın üzerindeki Kadir’in tam üstüne düştüm!
Aniden burun buruna gelmiştik. Göz göze geldiğimiz o saniyede, Kadir’in o cıvık, sürekli gülen çocuksu hali bir anda buhar olup uçtu. Ağır ağır yutkundu ve bakışları yavaşça dudaklarıma kaydı. O öyle yapınca, göğsümün içinde sebebini bilmediğim yabancı bir sızı hissettim ve iradem dışında benim de gözlerim onun dudaklarına kayıverdi. Kadir yüzünü yavaşça yüzüme doğru yaklaştırmaya başladı. O an ne yerimden kalkabiliyor ne de ona karşı koyacak tek bir tepki verebiliyordum; sanki görünmez, sihirli bir el beni yatağa çivilemişti. Dudakları neredeyse dudaklarıma değecek kadar yaklaştığında, gözlerim bana tamamen ihanet ederek kendiliğinden kapandı.
Kadir’in nefesini tenimde hissederken bir anda beni sertçe geriye doğru itti! Neye uğradığımı şaşırmıştım. Ani hamlesiyle yatakta tutunamayıp popomun üstüne sertçe yere düştüm. Onun bu dengesiz ve kaba hareketi sinirimi altüst etmişti. Hırsla yerdeki bacağından tutup onu kendime doğru çekmeye çalıştım. Ancak bacağını çektiğim an kumaş pantolonu kalçasından aşağıya doğru kayıverdi ve altındaki Sünger Bob desenli baksırı tüm ihtişamıyla gözler önüne serildi!
Utançla tam başımı çevirecekken, gördüğüm şeyin absürtlüğüyle tekrar dönüp baktım ve odanın içinde devasa bir gülme krizi başlattım.
"Puhahahaha! İlahi Kadir!"
Ay, o kadar komikti ki! Karşımda koskoca holding veliahdı duruyordu ama altındaki baksırda Sünger Bob sırıtıyordu. Kadir utançtan kıpkırmızı kesilerek hızla pantolonunu yukarı çekti ve arkasına bile bakmadan banyoya doğru koştu. O banyodan geri dönene kadar ben yatağın kenarında karnımı tuta tuta gülmeye devam ettim. Banyodan çıktığında yüzü hâlâ domates gibi kıpkırmızıydı. Hızla dolabına yönelip içinden geniş bir sweatshirt ve rahat bir eşofman çıkartıp bana uzattı. Sesi tehditkardı ama titriyordu:
"Sakın... Sakın bu durumu birine anlatmaya kalkma Ceren!"
Sözleriyle kendimi tutamayıp tekrar kahkahayı bastım. Kadir’in kaşları öfkeyle çatıldı.
"Gülme! Söz ver bana anlatmayacağına!"
diye üsteledi.
Aklıma beni saniyeler önce kasten havuza attığı o anlar gelince, yüzüme son derece şeytani bir zafer sırıtışı yerleştirdim. Elindeki kıyafetleri hızla çekip alarak,
"Hadi ver şunları, ıslak ıslak hasta olacağım şimdi,"
diyerek konuyu ustaca geçiştirdim. Sonunda holding veliahdını parmağımda oynatabileceğim muazzam bir koz geçmişti elime. Banyoya doğru ilerlerken kendi kendime sinsi sinsi sırıtıyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

259okunma 29beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.