20. bölüm / 21
MECBURİ AŞK19
Bölümler 21Şu an: 19
- 1 Giriş650 kelime
- 2 1950 kelime
- 3 2933 kelime
- 4 3678 kelime
- 5 4831 kelime
- 6 5871 kelime
- 7 6967 kelime
- 8 7774 kelime
- 9 8981 kelime
- 10 91.014 kelime
- 11 10829 kelime
- 12 111.096 kelime
- 13 12715 kelime
- 14 131.003 kelime
- 15 14836 kelime
- 16 151.502 kelime
- 17 16674 kelime
- 18 171.069 kelime
- 19 181.070 kelime
- 20 191.047 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 201.093 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yerde paramparça olan porselen vazonun keskin çatırtısıyla koridor inlerken, aralık kapı ardına kadar açıldı. Derya Hanım nefes nefese odadan fırladı ve aniden göz göze geldik. Yüzündeki o suçluluk ve korku, tenini bembeyaz bir kirece çevirmişti.
"Ceren? Burada ne yapıyorsun sen?"
diye sordu, sesi titriyordu.
"Şey... Ben lavaboyu arıyordum göremeyip vazoya çarptım,"
dedim, sesimdeki titremeyi gizlemeye çalışarak.
Derya Hanım bir adım daha yaklaştı, gözlerini gözlerime dikti.
"Az önce... Bir şey gördün mü?"
"Ne gibi bir şey?"
diye sordum, soruyu soruyla geçiştirerek.
Derin bir nefes aldı, teninin beyazlığı yerini gergin bir rahatlamaya bıraktı.
"Neyse, ben sana lavaboyu göstereyim. Vazoyu da boş ver, sevmem zaten o modeli,"
deyip sıkıca koluma girdi.
Ona gördüklerimi belli etmemek için bütün irademi zorluyordum. Lavabonun önüne varınca dönüp kısık bir sesle teşekkür ettim. Gözleriyle hâlâ adeta yüzümü inceliyor, bir açık arıyordu. Kendimi hemen lavaboya atıp kapıyı arkamdan kilitledim. Şoktan kalbim göğüs kafesimi dövüyordu resmen. Musluğu açıp yüzüme defalarca soğuk su çarptım. Ne yapacaktım ben? Bunu Kadir’e söylemek zorundaydım. Küçük lavabonun içinde bir ileri bir geri voltalar atarak sakinleşmeye çalıştım. Parmaklarım titreyerek telefonumu çıkardım ve Kadir’e mesaj attım:
"Üst kattaki lavaboya gel. Acil."
Birkaç dakika sonra ekran aydınlandı:
"Bir sorun mu var?"
"Evet, acil! Gelirken Derya Hanım’a sakın görünme!!!"
Telefonu kapatıp aynadaki yansımama baktım. Sakinleşmek için derin derin nefesler alıp verirken dışarıdan kapı tıkırtısı duyuldu. Kapıyı hafifçe aralayıp Kadir’i hızla içeri çektim ve arkasından kilitledim.
"Derya abla seni gördü mü?"
diye sordum nefes nefese.
Kadir şaşkınlıkla kaşlarını çattı.
"Kimse beni görmedi Ceren. Neler oluyor Allah aşkına, bu halin ne?"
"Az önce... Çok korkunç bir şey gördüm Kadir."
Zangır zangır titriyordum. Kadir bu çaresiz halimi fark edince uzanıp titreyen ellerimi kendi avuçlarının içine hapsetti.
"İyi misin sen?"
Gözlerimden yaşlar sicim gibi akmaya başladı.
"İyi değilim..."
Kadir daha fazla soru sormadan kollarını bedenime dolayıp bana sıkıca sarıldı, sırtımı şefkatle ovaladı.
"Tamam, sakinleş. Ben buradayım, geçti..."
Ona sarılmak, o an o kadar iyi gelmişti ki... Ama bu yalanı daha fazla sürdüremezdim. Yavaşça göğsünden ayrıldım, ellerini sımsıkı tutarak gözlerinin içine baktım.
"Az önce... Derya Hanım ile Tekin’i gördüm."
"Sana bir şey mi yaptılar yoksa?"
dedi anında kaşları çatılırken.
"Hayır... Onları içeride, odada öpüşürken gördüm."
Kadir bir an buz kesti. Mavi gözlerindeki o şefkat aniden yerini karanlık bir öfkeye bıraktı ve ellerimi sertçe koyuverdi.
"İntikamını bu şekilde mi alacaksın Ceren? Saçının intikamı mı bu?"
"Ne? Hayır! Vallahi doğru söylüyorum Kadir!"
"Sus Ceren! Yoksa kalbini çok fena kıracağım, sus!"
"Kadir, yemin ederim doğruyu söylüyorum, kendi gözlerimle gördüm!"
Kadir’in gözü tamamen dönmüştü.
"Sana sus dedim!"
diye kükredi. Sesinin tonu banyonun fayanslarında yankılandı.
Gözlerim yaşlarla dolarken daha fazla konuşmama, kendimi küçük düşürmeme kararı aldım ve kapıyı açıp hızla lavabodan çıktım. Merdivenleri ikişer ikişer inip kendimi arka bahçeye attım. Derya Hanım hiçbir şey olmamış gibi, yüzündeki o sahte maskeyle kocasının yanında oturuyordu. Hiç mi utanması, hiç mi ar damarı yoktu bu kadının? Öfkeyle masaya doğru adımladım ve işaret parmağımı doğrudan ona doğru salladım. Ardımdan Kadir de topallayarak bahçeye varınca, ordaki herkes ne olduğunu anlamaya çalışan şaşkın gözlerle bize döndü.
"Siz ne kadar iğrenç, ne kadar aşağılık bir insansınız!"
diye bağırdım Derya Hanım’a bakarak.
"Utanmadan bir de gelmiş Mahir Bey’in yanına mı oturuyorsunuz?"
Dedim. Mahir Bey şok içinde bastonunu sertçe yere vurdu.
"Karımla düzgün konuş hadsiz kız!"
O sırada annemle babam panikle yerlerinden kalkmış, kolumdan çekiştirip beni susturmaya çalışıyorlardı. Kadir ise hayretle, donmuş bir şekilde tüm bu olanları izliyordu.
"Karınızın arkamızdan ne haltlar karıştırdığını bir bilseniz, bana hak vereceksiniz!"
diye haykırdım.
Annem ağzımı kapatmaya çalışarak,
"Sus kızım sus, ne diyorsun sen!"
diye yalvardı ama elini hırsla ittim.
"Mahir Bey, karınız sizi aldatıyor!"
Mahir Bey şok içinde elini kalbine götürürken, tam o saniyede yüzüme inen şiddetli bir tokat darbesiyle başım sertçe yana düştü. Yanağım cayır cayır yanarken kafamı yavaşça kaldırdım ve bana o tokadı atan Kadir’in mavi gözlerine baktım. O an babam kükreyerek öne atıldı ve Kadir’in yüzünün tam ortasına okkalı bir yumruk indirdi!
"Sen ne cüretle benim kızıma el kaldırırsın ulan!"
diye bağırdı babam.
Gözyaşlarım ardı ardına dökülürken parmağımdaki yüzüğü tek hamlede çıkarıp Kadir’in açık duran avucunun içine sertçe bıraktım.
"Bitti,"
dedim sesim titreyerek. Böyle iğrenç bir oyuna daha fazla devam etmeyecektim. Bana ve laflarıma güvenmeyen bu insanlarla artık işim olmazdı.
Arkamı dönüp o gösterişli, içi pislik dolu villadan hızla çıktım. Annem ve babam ne olduğunu anlamaya çalışarak arkamdan koşuyorlardı. Babamın arabasına biner binmez hıçkıra hıçkıra, hüngür hüngür ağlamaya başladım. Annem arkaya, yanıma geçip bana sımsıkı sarılırken, babam öfkeden direksiyonu kıracak gibi arabayı çalıştırdı.
"Kızım, neler oluyor? Anlat bize ne olur,"
dedi babam dikiz aynasından bana bakarak.
Ağlamaktan zar zor konuşabiliyordum.
"Baba... O kadın, Mahir Bey’i kendi üvey oğluyla aldatıyor..."
Araba keskin ve yüksek bir fren sesiyle asfaltı ağlatarak durdu. Babam dehşetle arkaya döndü.
"Kadir’le mi?"
"Hayır, Tekin’le..."
Babam derin bir "oh" çekip direksiyona vurdu.
"Eğer Kadir deseydin vallahi katil olurdum Ceren!"
Şaşkınlıkla gözlerimi sildim.
"Baba, sen ne diyorsun?"
"Kızım, bu ne biçim bir adam? Önce seni o güzelim saçlarından etti, şimdi de lafına inanmayıp bir de üstüne sana tokat attı! Eğer annen kolumdan tutmasaydı, yemin ederim orada eşek sudan gelene kadar onu döverdim!"
"Lütfen sakinleş baba. Onunla artık hiçbir işim olmaz zaten, bitti,"
dedim yanağımı tutarak.
Babam vitesi sertçe ileri atarken,
"Hele bir olsun!"
diye tehditkar bir sesle konuştu. Haklıydı da. Tamam, Kadir bana inanmamış olabilirdi ama tokat atmıştı. Onu hayatım boyunca asla affetmeyecektim.
KADİR
Ceren ailesiyle beraber apar topar bahçeden çıkıp giderken, öylece kalakaldım. Havada asılı kalan elime, Ceren’in avcuma bıraktığı o soğuk yüzüğe baktım. Ben... Bir kadına, kendi karıma el kaldırmıştım. Gözlerim aniden dolarken karşımda Derya Hanım’ın korkuyla karışık bir şeyler zırvaladığını duyuyordum ama kelimeler kulağıma bile ulaşmıyordu. Oradan hızla uzaklaşıp arabama bindim.
Ona tabii ki de inanmıyordum. Beni ikna edemeyince babamın üstüne oynamıştı. Babamın kalbi vardı; ya orada kalp krizi geçirip ölseydi? Yüzümü hırsla ovuşturup önümde yavaş ilerleyen araca hırsla kornayı bastım. Camı açıp dışarıya avazım çıktığı kadar bağırdım. Arabadaki adam camdan kafasını uzatıp,
"Patlama be birader!"
diye çıkışınca kendimi zorlukla frenledim. Zaten sinirden delirmek üzereydim ama bir trafik magandası da değildim.
En sonunda sessiz, ıssız bir yol kenarı bulunca arabayı sertçe durdurup aşağı indim. Ormanlık alana doğru avazım çıktığı kadar bağırdım, içimdeki o zehri atmak ister gibi arabanın kaputunu defalarca tekmeledim. En sonunda gücüm tükenince arabanın kapısına sırtımı yaslayıp olduğum yere, toprağın üstüne çöktüm.
Sıkı sıkı kapattığım avcumun içini yavaşça aralayıp parıldayan yüzüğe baktım. Ceren’e tokat atmıştım... Haksız bile olsa, yalan söylemiş bile olsa, ne olursa olsun gidip ondan özür dileyecektim.
Bölüm etkileşimi
