9. bölüm / 21
MECBURİ AŞK8
Bölümler 21Şu an: 8
- 1 Giriş650 kelime
- 2 1950 kelime
- 3 2933 kelime
- 4 3678 kelime
- 5 4831 kelime
- 6 5871 kelime
- 7 6967 kelime
- 8 7774 kelime
- 9 8981 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 91.014 kelime
- 11 10829 kelime
- 12 111.096 kelime
- 13 12715 kelime
- 14 131.003 kelime
- 15 14836 kelime
- 16 151.502 kelime
- 17 16674 kelime
- 18 171.069 kelime
- 19 181.070 kelime
- 20 191.047 kelime
- 21 201.093 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arabalara binip yola koyulduk. Annem, görgüsüzlükte çığır açan bilezikleriyle şov yapmak için Derya Hanım'ın arabasına kurulurken; ben de Kadir’in yanındaki yerimi aldım. Koltuğa yerleşir yerleşmez neşemi yerine getirecek güzel bir şarkı açtım. Ben melodinin ritmine kapılmışken Kadir’in beni tebessümle izlediğini fark ettim. Dönüp ona dik dik baktım:
"Neden pişmiş kelle gibi sırıtıyorsun?"
Yüzü anında ciddileşti. Hırsla konsoldaki düğmeye basıp benim şarkımı kapattı ve başka bir müzik açtı. Kaşlarım çatıldı, inat ederek tekrar kendi şarkımı açtım. O sinirlenip tekrar bastı derken, lüks arabanın içinde bir anda devasa bir şarkı kavgası patlak verdi. En sonunda ikimiz de pes ettik ve yolun kalanını mutlak bir sessizlikle, müziksiz tamamlamaya karar verdik.
Alışveriş yapacağımız caddeye varınca indik. Kayınvalidem, dükkanların adını duyar duymaz adeta aslan kesildi ve aniden kolumdan çekiştirip beni bir iç giyim mağazasına soktu. Kadir arkamızda pis pis sırıtarak keyif çatarken ona öfkeli bir bakış fırlattım. Derya Hanım mağazadaki çeşit çeşit iddialı gecelikleri önüme yığıyor, bana fikir soruyordu. Utançtan resmen yerin dibine girdim. Oradaki çilemiz nihayet bitince, birkaç mutfak eşyası alıp meşhur bir mücevher mağazasına geçtik.
Kayınvalidem oranın daimi ve elit bir müşterisi olduğunu belli etmek istercesine mağazadaki koltuğa bir paşa gibi kuruldu. Görevliler daha o sipariş vermeden önümüze köpüklü kahvelerimizi getirdi. Biz kahvelerimizi yudumlarken, masaya göz kamaştıran pırlanta setler dizildi. Utanarak aralarındaki en sade, en mütevazı olanını seçtim. Ancak Derya Hanım'ın içine sinmedi; bana yeşil taşlı, çiçek motifleriyle bezenmiş özel tasarım bir gerdanlık hediye etti.
Annemin pırlantaları görünce gözleri yerinden fırlayacak gibi oldu:
"Ayyy, üstümdeki tüm altınları satsam bunlardan bir tanesini almaya gücüm yetmez!"
Annemin bu kontrolsüz görgüsüzlüğü beni yerin dibine sokarken ona çaktırmadan sertçe kaş göz işareti yaptım. Kadir’e dönüp baktığımda ise koltuğa yayılmış, Instagram reels videoları arasında kaybolmuştu; arada bir komik videolara denk gelip bıyık altından gülüyordu. Onun bu umursamaz, çocuksu haline hafifçe tebessüm edip önüme döndüm.
Mücevher işi de bitince asıl büyük krize, kına elbisesi ve gelinlik bakmaya gittik. Mağazaya girdiğimizde kayınvalidem geleneksel bir batıla sığınarak,
"Damat gelinliği görmez, uğursuzluk olur. Kadir sen dışarıda bekle,"
dedi. Tam Kadir arkasını dönmüş gidiyordu ki aniden elini tutup onu geri çevirdim. Mavi gözlerinin içine bakarak meydan okuyan bir sesle,
"Ben uğursuzluğa inanmam,"
dedim. Kadir bu çıkışıma şaşırsa da bozuntuya vermedi ve gidip dükkandaki geniş koltuğa yerleşti.
Birkaç model seçip heyecanla kabine girdim. İlk giydiğim gelinlik vücut hatlarımı o kadar çok belli etmişti ki bunu asla giyemeyeceğime karar verdim. Kabinin perdesinin arkasından dışarıya seslendim:
"Ben bunu giymeyeceğim, çok dar!"
Ancak annem bana sormadan, sabırsızlıkla hızla kabinin perdesini iki yana çekiverdi! O an neye uğradığımı şaşırdım. Salonda oturan Kadir’le aniden göz göze geldik. Bakışları üzerime kilitlendi, beni baştan aşağı incelemeye başladı. Mavi gözlerinde daha önce hiç görmediğim büyük, parlak bir ışıltı belirdi ve yavaşça oturduğu koltuktan ayağa kalktı. Kadir ağır adımlarla kabine, yanıma doğru gelirken annem sinsi bir gülüşle aramızdan çekildi.
Kadir yaklaştı, ellerini usulca belime yerleştirdi. Dokunuşuyla tenimin ürperdiğini hissettim.
"Belini çok ortaya çıkarmış Ceren,"
diye fısıldadı sesi titreyerek.
"Sadece ben seni böyle görebilmek isterim, başkası değil."
İçimden 'Biraz abartılı rol yapıyor ama neyse' diye geçirip zoraki bir şekilde gülümsedim. Rolü sürdürmek için belimdeki eline dokundum, elini tutuyor gibi yapıp nazikçe kendimden uzaklaştırdım:
"Zaten bunu giymem hayatım, içime sinmedi."
Dışarıda bizi izleyen Derya Hanım neşeyle güldü:
"Oğlum, sen normalde hiç kıskanç bir adam değilsin. Ne bu haller, hayırdır?"
Kadir utangaç bir tavırla gülümsedi ve gözlerini benden ayırmadan,
"Karım çok güzel anne, ne yapayım?"
dedi.
Bu sözlerle içimde ne olduğunu anlamadığım, kalbimi sıkıştıran tuhaf hisler filizlendi. Utançla arkamı dönüp kabine kaçmaya yeltendim ama Kadir elimi bırakmadı. Beni ani bir hareketle tekrar kendine çekti ve dudaklarıma yumuşacık, minik bir buse kondurdu. Kalbim göğüs kafesimi delecekmiş gibi hızla çarpmaya başlarken, can havliyle kendimi kabinin içine attım. Perdeyi sıkıca kapatıp sırtımı arkadaki duvara yasladım. Nefes nefese kalmıştım. 'Çok abartılı rol yapıyor, sanki gerçekten bana aşıkmış gibi davranıyor pislik' diye düşündüm. Dönüp kabindeki aynaya baktığımda yüzümün cayır cayır yandığını ve kıpkırmızı kesildiğimi gördüm.
Kendimi toparlayıp hemen üstümü değiştirdim. Bu kez hem çok şık, zarif hem de kendi tesettür giyim tarzıma tamamen uyan asil bir gelinlik giyip dışarı çıktım. Herkes hayranlıkla bana baktı, bu modeli çok beğenmişlerdi. Kayınvalidem,
"Bu tarz modeller bu yıl çok moda, harika durdu,"
deyince bu gelinliği almaya karar verdik. Kına gecesi için de şık bir bindallı seçtim. Annem de fırsattan istifade kendine dünyalık alışveriş yaptı; Kadir ödüyor diye her şeyi abartıyordu ama ses etmedim.
Neyse ki kazasız belasız bu günü de atlatmıştık. Derya Hanım beni akşam ailesiyle yiyecekleri yemeğe davet etti. Davetini kibarca kabul edip hazırlanmak için bizim eve geçtim. Zaten akşam olmak üzereydi, Kadir beni eve bırakmış ama gitmeyip kapıda beklemişti. Odama geçip hızlıca üzerimi değiştirdim, şık bir kombin yapıp antreye döndüm. Kadir beni görür görmez ayağa kalktı ve doğal bir hareketle elimi tuttu.
Beraber apartmanın boşluğuna, koridora geçince kimsenin olmadığını fırsat bilip hızla elimi elinden çektim ve ona döndüm:
"Rolünü çok abartıyorsun, gereksiz fazla ilgi gösteriyorsun!"
dedim, işaret parmağımı tehdit eder gibi havada sallayarak.
Kadir gözlerini devirdi, bıkkın bir nefes verdi:
"Saçmalama kızım ya, yabani misin sen? Cicim aylarındaki yeni evli çiftler aynen böyle davranır."
Sözleriyle kaşlarım çatıldı. Dudaklarım benden bağımsız bir şekilde çocuk gibi büzülürken, kırık bir ses tonuyla,
"Bana kızım deme! Ayrıca sensin yabani!"
diye çıkıştım.
Kadir’in yüzünde aniden kocaman, içten bir tebessüm belirdi. Gözlerimin içine bakarak,
"Çok tatlısın,"
dedi usulca.
Kaşlarım hayretle havalanırken ikimiz de donakaldık. Kadir, ne söylediğini saniyeler sonra yeni fark etmiş gibi panikle elini ağzına götürdü. Hemen arkasını dönüp dış kapıyı açtı ve aceleyle önden çıktı. Onun bu şapşal halinin ardından bir süre öylece bakakaldım. Kafamı iki yana sallayıp kendime gelmeye çalışarak arkasından yürüdüm, ben de apartmandan çıkıp arabaya bindim.
Bu sefer konsola uzanıp şarkıyı ben açtım ve garip bir şekilde hiç kavga etmedik. Dönüp yandaki profiline baktığımda yüzü tamamen ifadesizdi ama direksiyonu tutan ellerinden ve gergin duruşundan utandığını çok net hissedebiliyordum.
Yol bitince araba o devasa köşkün önünde durdu; Kadir hızla indi, centilmence kapımı açıp inmeme yardımcı olmak için elimi tuttu.
Derin bir nefes aldım. Bu heybetli eve ikinci gelişimdi ve içimdeki hisler ilk gelişimden çok daha karmaşıktı.
Bölüm etkileşimi
