11. bölüm / 21
MECBURİ AŞK10
Bölümler 21Şu an: 10
- 1 Giriş650 kelime
- 2 1950 kelime
- 3 2933 kelime
- 4 3678 kelime
- 5 4831 kelime
- 6 5871 kelime
- 7 6967 kelime
- 8 7774 kelime
- 9 8981 kelime
- 10 91.014 kelime
- 11 10829 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 111.096 kelime
- 13 12715 kelime
- 14 131.003 kelime
- 15 14836 kelime
- 16 151.502 kelime
- 17 16674 kelime
- 18 171.069 kelime
- 19 181.070 kelime
- 20 191.047 kelime
- 21 201.093 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kadir odadan çıkınca nihayet üzerimi giyindim. Kıyafetleri bana o kadar büyük gelmişti ki içinde resmen kaybolmuştum. Sweatshirtün kollarını birkaç kat katlayıp aynada kendime baktım. Aşırı sevimli göründüğümü fark edince dayanamadım, aynadaki yansımama öpücük atıp, "Ay, ben seni yerim minnoş!" diye fısıldadım ve kapıya yöneldim.
Kapıyı açar açmaz Kadir’le burun buruna geldik. Beni gördüğü an bakışları baştan aşağı üzerimde gezindi ve yüzünde muzip bir gülümseme belirdi.
"Sen tahmin ettiğimden de minikmişsin Ceren,"
dedi sırıtarak.
"Baksana, kıyafetlerimin içinde kaybolmuşsun."
"Çok konuşma,"
diyerek sweatshirtün kapüşonunu başıma geçirdim. Kadir, kapüşonun yanlarından taşan kıvırcık saçlarımı nazik bir hareketle geriye doğru itti. O an göz göze geldik. Son zamanlarda ne çok, ne kadar manalı bakışmıştık böyle... Gözlerini benden bir an olsun çekmeden kolunu uzattı. Ben de bakışlarımı ondan kaçırmadan yavaşça koluna girdim. Arka planda aniden bir Hint müziği patlasa asla şaşırmayacaktım, öyle uzun ve dramatik bir bakışmaydı. Sonunda ikimiz de önümüze dönüp merdivenlerden indik ve bahçeye çıktık.
Masaya geri döndüğümüzde sessizce önümüze konan yemekleri yemeye başladık. Sessizliği Mahir Bey’in sorusu böldü:
"Kızım, düğünden sonra da çalışmaya devam edecek misin?"
Bu devirde ne biçim bir soruydu bu? Sakinliğimi korumaya çalışarak pürüzsüz bir sesle cevap verdim:
"Evet efendim, devam edeceğim."
Mahir Bey memnuniyetsiz bir tavırla kaşlarını kaldırdı.
"Ama ihtiyacın yok ki kızım, çok şükür zenginiz. Bana soracak olursan evinde oturup iyi bir eş olmalısın."
Acaba Kadir de annemin o görgüsüzce altın şovları karşısında, benim şu an babasına gerildiğim kadar geriliyor muydu? İkimiz de ne biçim ailelere sahiptik böyle! Masadaki havayı bozmadan dik duruşumu korudum:
"Efendim, mesele zenginlik ya da ihtiyaç meselesi değil; mesele ekonomik özgürlük. Ben yapım gereği başkasının kazandığı parayı harcayamıyorum."
Mahir Bey memnuniyetsizce başını salladı, ben de üstelemedim. Fakat onun hemen ardından karısı Derya Hanım bir konuşmaya başladı, pir konuştu! Yok Paris’e gittiği o ünlü tasarımcı, yok özel yapım makyaj malzemeleri, yok manikür seansları... Kendini ve kocasının parasıyla satın aldığı her şeyi anlata anlata bitiremedi. Dışarıdan gören de tıp profesörü olmuş, insanlığa çare bulmuş sanırdı. Yine de sabırla ona katlandım ama birazdan kahve faslına geçecektik ve bu kadının susmaya hiç niyeti yoktu. Çaresizlikle kafamı çevirip Kadir’e baktım; adeta yardıma muhtaç bir yavru köpek bakışı atıyordum ona.
Kadir halime acımış olacak ki hemen araya girdi:
"Anneciğim, babacığım... Müsaadeniz olursa ben müstakbel eşimle kahvemi baş başa içmek istiyorum. Malum, bu görücü usulü bir evlilik; birbirimizi daha iyi tanımalıyız."
Derya Hanım’ın gözleri parladı. Mahir Bey’le aynı anda, birbirlerinin sözünü keserek konuştular:
"Tabii ki canım, sormaya bile gerek yok!"
"Tabii ki oğlum, sormanız ayıp."
İkisi de bu uyumlarına bakıp neşeyle güldüler. Onların bu tatlı haline ben de hafifçe gülümsedim ama tam o sırada gözüm Tekin’e takıldı. Tekin’in yüzünde saf, katıksız bir öfke vardı. Şaşkınlıkla ona baktığımı fark edince, yüzüne zoraki ve buz gibi bir sırıtış yerleştirdi. Aman Allah’ım... Bu evde, bu ailenin içinde bence çok büyük ve tehlikeli olaylar dönüyordu. Neyse ki Kadir’le evimiz ayrı olacaktı, yoksa bu gerilim beni bitirirdi.
Kadir,
"Size afiyet olsun,"
diyerek ayağa kalktı. Onunla beraber ben de masadan ayrıldım. Eve girip üst kattaki geniş terasa çıktık. Kahvelerimiz servis edildikten sonra sessizce gökyüzünü, ışıl ışıl parıldayan yıldızları seyretmeye başladık. Gözlerim hayranlıkla ışıldayarak Kadir’e döndüm:
"Burası... Gerçekten harika bir yer."
Kadir de yıldızlardan çekip bakışlarını bana çevirdi. Sesi her zamankinden çok daha kısık ve derindi:
"Öz annem de buraya bayılırdı."
Annesinden bahsettiğini duyunca içimde ani bir merak uyandı.
"Annen nerede peki?"
diye sordum usulca.
Kadir’in mavi gözleri aniden doldu. Bakışlarını tekrar gökyüzüne, sonsuz karanlığa dikti.
"O da bir yıldız oldu Ceren,"
dedi, sesindeki o çocuksu çaresizlik kalbime oturdu. Derin bir iç çekip,
"Mekanı cennet olsun,"
dedim şefkatle.
Titreyen bir sesle,
"Amin,"
diye fısıldadı ve ekledi:
"Onu çok özlüyorum. Ben çok küçükken ölmüş... Ona dair hatırlayabildiğim tek şey o güzel, huzur veren kokusu. Biliyor musun? Sen de aynı onun gibi kokuyorsun... Mis gibi çiçek gibi."
Duyduğum şeyle şaşkınlığım katlanırken, Kadir’e ilk kez bu kadar saf bir şefkatle baktım. Göz yaşları yanaklarından süzülmeye başlayınca daha fazla dayanamadım ve kollarımı boynuna dolayarak ona sıkıca sarıldım. Kafasını usulca boynuma yasladı. Sweatshirtün kapüşonu aramıza set çekmiş olsa da nefesinin sıcaklığıyla tenim huylanmış, hafifçe ürpermiştim. Kadir daha şiddetli ağlamaya başlayınca içimden, “Kıyamam ya, neler yaşamış...” diye geçirdim.
Bir süre sonra yavaşça ondan ayrıldım, onun bu kimsesiz haline gerçekten çok üzülmüştüm. Gözlerini alelacele sildi. Teselli etmek için çantamdan bir mendil çıkarıp uzatacaktım ki, Kadir bir anda giydiği babamın gömleğinin koluyla burnunu tutuverdi! Duygusal anın büyüsü o saniyede bozulurken yüzümü tiksintiyle buruşturdum.
O ise burnunu çekip hiçbir şey olmamış gibi yeniden yıldızları izlemeye koyuldu. Gözüm tam o sırada gömleğin kolundaki beyaz lekeye kaydı. O anı düşünmemeye çalışarak empati kurmaya devam ettim. Birlikte sessizce geceyi izledik. Kadir evleniyordu ama annesi bu en mutlu anına, sahte de olsa düğnüne şahitlik edemeyecekti.
Açık konuşmak gerekirse, Kadir’in aile yapısı beni ürkütmüştü. Üst katta sinir krizleri geçiren gizemli bir üvey anne, geçmişte kalmış geri kafalı bir baba ve aşağıdaki yemek masasında üvey annesi ile babasına öfkeyle bakan yürüme engelli bir kardeş... Korkmuştum. Ama Kadir’i tanıdıkça, tüm bu karanlık, tuhaf aileye rağmen içindeki o temiz ve çocuksu ruhu koruyabilmiş olması, içimde ona karşı beklenmedik, gizli bir hayranlık beslememe sebep olmuştu.
Bölüm etkileşimi
