MECBURİ AŞK kitap kapağı

19. bölüm / 21

MECBURİ AŞK

18

Vaveyla Yazarı: Hazal Yaman

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: 18

Biz salonda öylece otururken Kadir’in erkek kardeşi Tekin de tekerlekli sandalyesiyle yanımıza geldi ve hep beraber sohbet etmeye başladık. Kadir çocukluk anılarını bir bir anlatıp muziplikleriyle hepimizi güldürüyordu. Sohbet o kadar iyi ilerliyordu ki zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştık, vakit neredeyse öğlen olmuştu. Tam o sırada Mahir Bey oturduğu yerden kalktı, kaşlarını hafifçe çatarak Kadir’e döndü:
"Madem geldiniz, sakın işleri boşlamayın,"
deyip ağır adımlarla odasına çekildi.
Kadir’in ayağı cidden kırıktı ama babası hâlâ iş diyordu. Bu katı duruma içten içe acayip sinir olmuştum. Üvey annesi Derya ise,
"Ben biraz alışveriş yapacağım,"
diyerek çoktan evden çıkmıştı. Biz de Tekin'den müsaade isteyip bizim için hazırlanan üst kattaki odaya geçtik. Odaya adım atar atmaz rahat bir nefes alıp eşarbımı çıkardım ve üzerime daha rahat bir şeyler giydim. Kadir’in erkek kardeşi de evde olduğu için koridorlarda öyle rahat rahat dolanamıyordum.
Bavulumu kurcalarken arkamdan gelen sesle irkildim.
"Kadir."
"Efendim güzel karım?"
dedi Kadir, göz kırparak.
"Baş başayken rica ediyorum rol yapma,"
dedim, o 'karım' lafına atıfta bulunarak.
Kadir hafifçe güldü, yatağa doğru ilerledi.
"Rol değil zaten. Unutma, sen benim imam nikahlı karımsın."
Gözlerimi devirip hırsla ona döndüm.
"Ne zaman kendi evimize geçeceğiz biz?"
Kadir’in yüzünde arsız bir tebessüm belirdi.
"Bakıyorum da benimle yalnız kalmak için epey sabırsızsın Ceren Hanım."
"Ne demezsin Kadir! Ölüyorum senin için, bitiyorum şu an!"
"Biliyorum,"
dedi kendinden emin bir sesle.
Lafına sinir olup elimdeki yastığı bütün gücümle ona doğru fırlattım. Kadir havada süzülen yastığı tek hamlede profesyonelce yakaladı. Gözlerini kısarak,
"Yastık fırlatmayı da kendine huy yaptın ha!"
deyip elindekini bana doğru fırlattı ve aniden odanın ortasında amansız bir yastık savaşı patlak verdi.
Elimdeki yastığı Kadir’in kafasına kafasına vuruyordum. O da bacağı alçıda olmasına rağmen bana hiç acımıyor, yastık darbelerini ardı ardına indiriyordu. Hızla kaçıp yatağın üstüne çıktım. Elimdeki yastığı Kadir’e doğru fırlatıp yatağın diğer köşesinden koca bir yastık daha kaptım. Kadir de topallayan ayaklarıyla yatağın üstüne tırmandı ve elindekiyle bana sertçe vurdu. Sinirlenip hırsla ona daha da sert vurunca yastığın dikişleri patladı ve odanın içi bir anda uçuşan beyaz tüylerle doldu.
"Lan, bu yastıklarda tüy varmış!"
dememle birlikte yüzüme Kadir’in elindeki diğer yastığın çarpması bir oldu! dengemi kaybedip yatağa devrildim. Sinirden kıpkırmızı kesilirken, hırsımı alamayıp yatağın kenarından Kadir’in sağlam bacağını kapıp dişlerimi geçirdim! Kadir acıyla inleyip bacağını tutarak geri geri gitti ve dengesini kaybedip yataktan aşağı poposunun üstüne yuvarlandı.
Yerden doğrulup kafasını ovarak bana ters bir bakış attığı tam o salisede odanın kapısı aniden aralandı. Gelen, ellerinde poşetleriyle alışverişten dönen Derya Hanım’dı. Odadaki tüy çılgınlığını ve yerdeki Kadir’i görünce şok içinde bize baktı.
"Kapıyı çaldım ama galiba içerideki gürültüden duymadınız,"
dedi şaşkınlıkla. Tam o sırada bakışları benim eşarpsız halime, yani kısacık kalmış kıvırcık saçlarıma kaydı. Şaşkınlıkla eliyle ağzını kapattı:
"Aaa... Saçın!"
Gözlerim bir an elinde olmadan doldu ama zayıflığımı belli etmemek için hemen kendimi toparladım.
"İlk kez görüyorsunuz, değil mi?"
diye sordum mesafeli bir sesle.
Derya Hanım şaşkınlığını gizlemeye çalışarak gülümsedi.
"Evet... Kıvırcık ve bu kadar kısa beklemiyordum ama gerçekten çok güzelmiş, çok yakışıyor."
"Teşekkür ederim,"
dedim kısaca.
Derya Hanım havada uçuşan tüylere bakıp hafifçe güldü. Utançtan yanaklarımın kızardığını hissederken hemen yataktan indim ve yerdeki Kadir’i kolundan tutup ayağa kaldırdım. Yüzüne bakıp,
"İyi misin canım?"
diye sordum rol gereği.
Kadir üstünü silkeleyip,
"İyiyim karıcığım, bir an dengemi kaybedip düştüm işte,"
dedi. Ardından kapıdaki kadına döndü:
"Derya abla, buyur, bir şey mi diyecektin?"
Derya Hanım’ın yüzü anında asıldı.
"Oğlum, sana kaç kere dedim bana abla deme, anne de diye!"
Kadir sesini çıkarmayıp sessizce bekledi. Derya Hanım konuşmaya devam etti:
"Saat bayağı geç oldu ceren’ciğim, birazdan senin annenler gelir. Hazırlanın hadi."
"Tamam,"
diyerek hemen Kadir’in koluna girdim ve rolümüz inandırıcı olsun diye başımı usulca omuzuna yasladım. Derya Hanım bize gözleri parlayarak, hayranlıkla baktı.
"Aşağıdayım ben, mutfaktaki hazırlıklara göz atacağım,"
deyip odadan çıktı ve kapıyı kapattı.
O gider gitmez Kadir’in kolundaki elimi hızla çektim ve omzuna sert bir şaplak indirdim. Kadir omzunu tutup acıyla yüzünü ekşitti:
"Ayı mısın kızım sen ya?"
diye çıkıştı.
"Bana kızım deme!"
diye gürledim.
"Ne diyeyim o zaman, karıcığım mı diyeyim?"
Gözlerimi devirip hemen kendi işime odaklandım. Bavulumu açıp içindeki kıyafetlere bakarak akşam için ne giyeceğimi seçmeye çalışırken, Kadir de kendi dolabına yöneldi. Sakin bir sesle konuştu:
"Bir süre mecburen buradayız Ceren. Kıyafetlerin bavulun içinde kırışır, istersen hepsini getir benim dolaba as."
Onun bir anda böyle ince düşünceli davranmasına şaşırmıştım. Yüzüme tatlı bir tebessüm yerleştirip,
"Teşekkür ederim,"
dedim içtenlikle. Sonunda giyeceğim kıyafeti seçmiştim. Odadaki banyoda Kadir’le sırayla üzerimizi giyinip hazırlandık. Koridora çıkmadan önce derin bir nefes aldım. Kadir bana doğru elini uzattı, o an göz göze geldik. Mavi gözlerinde içimi ısıtan ve bana güven aşılayan çok tuhaf, çok derin bir bakış vardı. Uzattığı elini tuttum, birlikte odadan çıkıp alt kata indik.
Biz antreye adım attığımız an dış kapının zili büyük bir gürültüyle çaldı.
"Tam zamanında,"
diye mırıldandım. Hizmetli kadın kapıyı açar açmaz annemle babam içeri girdi. Hemen koşup ikisine de sımsıkı sarıldım. Babam Kadir’in alçılı bacağına bakıp derin bir iç çekti:
"Evladım, sen de ne talihsiz bir adamsın ya,"
dedi üzülerek. Kadir saygıyla eğilip babamın elini öptü. Annem de hemen Kadir’e sarılıp,
"Geçmiş olsun oğlum,"
dedi sevecenlikle. Kadir kibarca gülümsedi:
"Sağ olun efendim, hoş geldiniz, buyrun geçin içeri."
Annemle babam salonda oturan Tekin’le de tanışıp geniş koltuklara yerleşirken, ben de Kadir’in koluna girip salona yürümesine yardım ettim ve biz de yerlerimizi aldık. Birkaç dakika sonra hep birlikte o ihtişamlı yemek masasına geçtik. Büyükler kendi aralarında koyu bir sohbete daldılar. Kadir masada o uydurduğu arbede ve ayağının kırılma hikayesini hiçbir açık vermeden usta bir aktör gibi aileme tekrardan anlattı.
Yemekler afiyetle yendi, masadan kalkıldı. Çay ve kahve keyfi yapmak için villanın geniş arka bahçesine geçtik. Fakat bir süre sonra etrafıma bakındığımda Derya Hanım ve Tekin’in ortalıkta olmadığını fark ettim. Onların bu ani kayboluşunu merak ederek oturduğum yerden ayağa kalktım. Kadir hemen arkamdan seslendi:
"Nereye gidiyorsun Ceren?"
Ona doğru dönüp,
"Derya Hanım’a bakacağım, mutfakta yardıma ihtiyacı var mı diye,"
dedim.
Hızlı adımlarla villanın içine girdim. Önce mutfağa baktım, kimse yoktu. Ardından alt kattaki diğer odaları tek tek gezdim ama ikisinden de iz yoktu. Vazgeçip lavaboya gitmek için üst kata çıkan merdivenleri tırmandım. Üst kat koridorunda lavaboyu arayarak ilerlerken, koridorun sonundaki aralık kalmış oda kapısından içeriye gayriihtiyari gözüm kaydı.
O an gördüğüm şeyle birlikte damarlarımdaki kanın aniden donduğunu hissettim!
İçeride, loş ışığın altında Tekin ve üvey annesi Derya Hanım çılgınca, tutkuyla öpüşüyorlardı! Şok içinde elim anında ağzıma gitti, nefesim kesildi. Dehşetle geri geri kaçmaya çalışırken arkamdaki sehpanın üzerinde duran büyük porselen vazoya sertçe çarptım. Koca vazo büyük bir gürültüyle parkeye düşüp tuzla buz olurken, ben korkudan ve şoktan tir tir titreyerek koridorun ortasında kalakalmıştım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

138okunma 16beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.