15. bölüm / 21
MECBURİ AŞK14
Bölümler 21Şu an: 14
- 1 Giriş650 kelime
- 2 1950 kelime
- 3 2933 kelime
- 4 3678 kelime
- 5 4831 kelime
- 6 5871 kelime
- 7 6967 kelime
- 8 7774 kelime
- 9 8981 kelime
- 10 91.014 kelime
- 11 10829 kelime
- 12 111.096 kelime
- 13 12715 kelime
- 14 131.003 kelime
- 15 14836 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 151.502 kelime
- 17 16674 kelime
- 18 171.069 kelime
- 19 181.070 kelime
- 20 191.047 kelime
- 21 201.093 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KADİR
Yemeklerimizi yerken ölümcül bir sessizlik içindeydik. Plajda beni kuma gömüp gitmesinin intikamını elbette burada, alelade bir restoranda almayacaktım; ona en değer verdiği şeye zarar vererek çok daha acı bir ders verecektim. Önüme gelen lezzetli yemekleri incelerken, güneşin altında kavrulan yüzümün cayır cayır acıdığını hissediyordum. Yemeğimden bir kaşık alıp çaktırmadan Ceren'e baktım. Ürkek ve tedirgin gözlerle beni süzüyordu. Gözümde ne kadar tatlı, ne kadar kırılgan göründüğünü bir bilse... Bilse, yine de böyle korkarak yanımda kalmaya devam eder miydi diye düşünmekten kendimi alamıyordum.
İnkâr edemezdim; aşırı çekici, büyüleyici bir kadındı ve resmen benim karımdı. Ama maalesef aramızdaki her şey koca bir yalandan ibaretti. Bu gidişle bana aşık olacağı da yoktu ya, neyse... Ama bendeki o rekabetçi ve intikamcı yanımı her saniye ortaya çıkarmayı çok iyi başarıyordu.
Yemeklerimizi bitirdikten sonra masadan kalkıp odamıza döndük. Ceren vakit kaybetmeden bilgisayarının başına geçip çalışmaya başladı. Ben de vakit geçsin diye televizyonda bir film açtım. Saat epey geç olunca akşam yemeğini de odada yedik ve ardından kaçınılmaz yatak kavgamız baş gösterdi.
"Hayır, sağ taraf benim!"
diye diklendi.
Çenemi sıktım. Yine başlıyordu benim dırdırcı karım.
"Hayır, benim."
"Kadir, sen bence yatağın yarısını alabildin diye yatıp kalkıp şükretmelisin."
Gözlerimi devirdim.
"Tamam, adil olalım o zaman."
Ceren mahalle karıları gibi iki elini de beline koymuş, tepemde dikiliyordu. Bazı anlarda huysuzluğuyla resmen kaynanama benziyordu.
"Zaten adil olan, benim orada yatmam!"
"Taş, kağıt, makas yapacağız,"
dedim kestirip atarak.
"Hayır!"
diye çıkıştı anında.
O böyle hırçınlaştıkça, içimde onu kumsaldaki gibi yeniden öpme isteği uyanıyordu. Ama sahil kenarında yediğim o sert tokat hâlâ aklımdaydı ve ikinci bir darbeyi göze alamadığım için kendimi zorlukla dizginledim. Bakışlarımı güç bela dudaklarından çekip gözlerine diktim.
"Kaybetmekten korkuyorsun,"
diyerek onu kışkırttım.
Ceren elini çenesine koyup bir süre düşündü ve en sonunda meydan okumamı kabul etti. Aynı anda,
"Taş, kağıt, makas!"
diye bağırdık. Ceren taş yapmıştı, ben ise kağıt... Üç defa üst üste onu perişan edince odanın ortasında kahkahayı bastım.
"Seni yenmek çok kolay oldu beceriksiz Ceren!"
diye alay ettim.
Ceren hırsla yastığı kapıp üzerime doğru hamle yapınca, çareyi koşarak balkona kaçmakta buldum. Saçı açıktı; dışarıdaki otel görevlileri ya da insanlar görür korkusuyla arkamdan balkona gelemezdi, bunu çok iyi biliyordum. Karanlığa doğru bakıp haince mırıldandım:
"Güzel saçlarınla vedalaş karıcığım..."
Hain planımın ilk hamlesini yapmak üzere cebimden bir sakız çıkarıp çiğnemeye başladım. Balkondaki sandalyeye kurulup bir sigara yaktım. Sakız ağzımda iyice yumuşayıp yapış yapış olana kadar çiğnemeye devam ettim. Bir an içimden, 'Acaba abartıyor muyum?' diye geçirdim. Yok canım, altı üstü azıcık ucundan saçlarını kesmek zorunda kalacaktı, o kadar. İntikamın küçüğü büyüğü olmazdı. Sigaram bitince sakızı parmaklarımın arasına alıp sessizce odaya döndüm.
Ceren, oyunu benim kazanmış olmama rağmen arsızca gitmiş yatağın sağ tarafına kurulup uyumuştu. Üstelik yastıklardan ortaya aşılmaz bir set çekmeyi de ihmal etmemişti. Onun bu çocuksu haline hafifçe gülüp yatağın kenarına yaklaştım. Eğilip nefesini kontrol ettim; bir bebek gibi derin ve huzurlu uyuyordu. Parmaklarımın arasındaki sakızı, saçının en uç kısmına usulca iliştirdim. 'Azıcık kesecek işte ya, ödeşmiş olacağız,' diye avuttum kendimi. Tam arkamı dönecekken kendimi tutamadım; omuzlarına dökülen kıvırcık saçlarından bir tutam alıp derin bir nefesle kokladım, ardından şefkatle öptüm. Ona kıyamıyordum aslında ama gündüz yaptıklarıyla bunu kesinlikle hak etmişti.
Ceren’in uykudaki huzurlu yüzünü bir süre izledikten sonra yatağın sol tarafına geçip gözlerimi yumdum. Fakat aklıma sürekli onun o güzel, dolgun dudakları ve kumsaldaki o büyülü an geliyordu. Uyku bir türlü tutmadı. En sonunda yataktan kalkıp çalışma masasına geçtim, biraz işle ilgileneyim dedim. Ama nedendir bilmem, dakikalar sonra kendimi koltuğa kurulmuş, uyuyan Ceren’i izlerken buldum. Göz kapaklarım yavaş yavaş ağırlaşırken, odanın sessizliğine doğru, "Seni seviyorum Ceren..." diye fısıldadım ve gerisi karanlık.
~~~~~~
"Aaaaaaaaa!"
Kulaklarımı yırtan feryat figan bir çığlık sesiyle yerimden sıçrayarak uyandım. Şok içinde koltuktan fırlayıp aynanın karşısında duran Ceren’e baktım. Uykulu gözlerim gördüğü manzara karşısında dehşetle açıldı. Sakız, Ceren’in uykusunda sağa sola dönmesi yüzünden kıvırcık saçlarının neredeyse tamamına, köklerine kadar bulaşmış, devasa bir kördüğüme dönüşmüştü. Amacım kesinlikle bu değildi.
Ceren gözlerinden ateşler saçarak aniden üstüme yürüdü.
"Hayvan! Nasıl bunu bana yaparsın?"
diye bağırarak beni göğsümden geriye doğru itmeye başladı.
Donakalmıştım. İçimi kaplayan o korkunç suçluluk duygusuyla ellerim yanıma düştü; beni hırsla geriye doğru iterken tek bir tepki bile veremedim. Tam o sırada gözlerinden sicim gibi yaşlar süzülmeye başladı. Beni itmeyi aniden bıraktı ve dizlerinin üzerine çöküp hüngür hüngür ağlamaya başladı. Karşımda duran o upuzun, dünyalar güzeli saçlarını kendi ellerimle mahvetmiştim. Ben de onun gibi dizlerimin üzerine, tam karşısına çöktüm. Sesim perişandı:
"Ceren... Yemin ederim sakızı sadece en ucuna yapıştırmıştım, amacım gerçekten bu değildi..."
Ceren öfke ve nefret dolu gözlerini gözlerime dikti.
"Amacın bu değildi öyle mi? Ama sen görürsün Kadir... Bunun acısı senin için çok pis olacak!"
diye tısladı.
Hızla ayağa kalktı. O kadar çok üzülmüştüm, canım o kadar çok yanmıştı ki benim de gözlerim doldu. Ceren çekmeceden büyük bir makas çıkarıp aynanın karşısına geçti. Uzun, kıvırcık saçları önüne birer birer, çaresizce düşerken, aynadaki yansımadan bana nefretle bakmaya devam ediyordu.
Ne kadar büyük bir aptaldım... Evet, plajda bana yaptığı şey kötü bir şakaydı ama karşılığı kesinlikle bu olmamalıydı. Ceren hıçkıra hıçkıra ağlayarak banyoya girdi ve kapıyı yüzüme sertçe çarptı. O tahta kapının kapanma sesi, aramızdaki o görünmez bağın da koptuğunun ilanı gibiydi.
Bölüm etkileşimi
