17. bölüm / 42
Kül ve AyazBÖLÜM 16: Tokatçının İntikamı ve Karargâhın Yeni Kabusu
Bölümler 42Şu an: BÖLÜM 16: Tokatçının İntikamı ve Karargâhın Yeni Kabusu
- 1 Karakter tanıtımı269 kelime
- 2 BÖLÜM 1: Kül Kokulu Gece556 kelime
- 3 BÖLÜM 2: Ayazın Bıraktığı İzi494 kelime
- 4 BÖLÜM 3: Geçmişin Hayaleti, Bugînnün Yangını497 kelime
- 5 BÖLÜM 4: Ayna ve Enkaz465 kelime
- 6 BÖLÜM 5: Dünyaya Düşen Ayaz471 kelime
- 7 BÖLÜM 6: Ateşle Sınav366 kelime
- 8 BÖLÜM 7: Cehennemin Kıyısında436 kelime
- 9 BÖLÜM 8: Küllerin Altındaki Kor481 kelime
- 10 BÖLÜM 9: Baharın Ayak Sesleri282 kelime
- 11 BÖLÜM 10: İlk Adımlar ve Sıcak Yuva283 kelime
- 12 BÖLÜM 11: Karargâhın En Tatlı Baskını419 kelime
- 13 BÖLÜM 12: Generalin Torun İmtihanı405 kelime
- 14 BÖLÜM 13: Generalin Makamında Minik İstilacı367 kelime
- 15 BÖLÜM 14: Paşayı Eriden İşgal415 kelime
- 16 BÖLÜM 15: Karargâhın Felaketi, Minik Komandonun İntikamı539 kelime
- 17 BÖLÜM 16: Tokatçının İntikamı ve Karargâhın Yeni Kabusu617 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 BÖLÜM 17: Paşanın Zırhlı Kalkanı726 kelime
- 19 BÖLÜM 18: Babasının Gölgesi450 kelime
- 20 BÖLÜM 19: Babasının Zırhlısı420 kelime
- 21 BÖLÜM 20: Çözülme ve Büyük Fırtına570 kelime
- 22 BÖLÜM 21: Küllerin Arasında397 kelime
- 23 BÖLÜM 22: Unutmayan Minik Kalpler399 kelime
- 24 BÖLÜM 23: Dağılan Yuva ve En Karanlık Gece468 kelime
- 25 BÖLÜM 24: Karanlık Sokaklar ve Gecenin Ayazı336 kelime
- 26 BÖLÜM 25: Yağmurun Altında Kalanlar ve Sessiz Sığınak367 kelime
- 27 BÖLÜM 26: Kapıdaki Hesaplaşma440 kelime
- 28 BÖLÜM 27: Kefaret Yolu ve Yeniden Başlangıç406 kelime
- 29 BÖLÜM 28: Karargâhın Yeni Başkomutanı İş Başında551 kelime
- 30 BÖLÜM 29: Evdeki Hesap ve Minik Kaçak361 kelime
- 31 BÖLÜM 30: Büyük Şok ve Beş Kattan Düşen Dünya346 kelime
- 32 BÖLÜM 31: Paşanın Gülme Krizi ve Karargâhın İflası409 kelime
- 33 BÖLÜM 32: Beşiz Telaşı ve Karargâhın Kriz Masası347 kelime
- 34 BÖLÜM 33: Beş Minik Belalı ve Evdeki İlk Kabus278 kelime
- 35 BÖLÜM 34: Komuta Kademesinde Büyük Değişim: Dört Er, Bir Komutan!396 kelime
- 36 BÖLÜM 35: Dört Süvari, Bir Prenses ve Karargâhın Teslim Belgesi390 kelime
- 37 BÖLÜM 36: Büyük Doğum ve Kopyala-Yapıştır Karartması!414 kelime
- 38 BÖLÜM 37: 6 Asaf ve 1 Anne: Evde Sıkıyönetim İlan Edildi!331 kelime
- 39 BÖLÜM 38: Minik Komandoların İlk İçtimaı ve Evin Yeni Hakimi364 kelime
- 40 BÖLÜM 39: Karargâhın Düşüşü: 9 Aylık Komandolar İş Başında442 kelime
- 41 BÖLÜM 40: Evde Sıkıyönetim Devri: 9 Aylıkların Gecesi382 kelime
- 42 BÖLÜM 41 (FİNAL): Yuvamızın Şafağı ve Sonsuz Senfoni329 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Naci Albay’ın karargâhın ortasında sekiz aylık minik bir bebek tarafından tokat manyağı yapılması, taburun tarihinde kapalı kapılar arkasında fısıldanan ama kimsenin yüksek sesle anlatmaya cesaret edemediği bir efsaneye dönüşmüştü. Naci Albay o günden sonra karargâha gelirken koridorları üç kez kontrol ediyor, hatta Ayaz’ın sesini uzaktan duysa bile yönünü değiştiriyordu.Ancak bizim evde hayat, bu fırtınalı olaydan sonra tatlı bir neşeye bürünmüştü. Asaf, her akşam eve geldiğinde o gün karargâhta yaşananları gülerek anlatıyor, "Oğlumuz orduya komutan değil, resmen meydan dayağı timi komutanı olacak" diyerek takılıyordu.Birkaç gün sonra, havanın güneşli ama serin olduğu bir öğleden sonra, karargâha gitmek zorunda kaldım. Asaf’ın imza atması gereken acil evraklar vardı ve evde sıkılan Ayaz’ı da yanımda götürmüştüm. Tabii bu defa önlemlerimizi almıştık; pusetin emniyet kemerini iki katına çıkarıp sıkıca bağlamıştık ki minik ajanımız yine sürünerek birilerini dövmeye kalkmasın.Misafir odasında otururken Asaf aceleyle içeri girdi. Yüzünde hem telaş hem de komik bir ifade vardı.– "Asya, acele etmem lazım. Üst karargahtan acil bir teftiş heyeti geldi. General Altan Paşa beni ve kurmayları toplantı salonuna çağırıyor. Bu evrakları hemen imzalatmam şart."– "Tamam git, ben Ayaz’la buradayım merak etme," dedim pusetin kemerini göstererek. "Bak, bu defa kilitli, kaçamaz."Asaf gülerek başını salladı ve hızla odadan çıktı. Ben de elimdeki dergiye dalmışken, aradan on dakika geçmemişti ki pusetin taraflarından garip tıkırtılar duydum. Kafamı kaldırdığımda gördüğüm manzara karşısında kanım dondu.O çelik gibi sağlam sandığım çift katlı emniyet kemeri, sekiz aylık bir bebeğin azmi ve hırsı karşısında dikişlerinden ayrılmıştı! Ayaz, pusetten tıpkı bir casus filmi sahnesindeymiş gibi sıyrılarak yere düşmüş, ardından da o meşhur sürünme pozisyonunu almıştı.– "Eyvah..." diye fısıldadım yerimden fırlayarak. "Yine başladı!"Arkasından koştum ama o minik kollarla bacaklar o kadar hızlı çalışıyordu ki, koridorun sonundaki o büyük toplantı salonunun açık unuttuğum kapısından içeri roket gibi daldı.İçeride bu defa sadece bizimkiler yoktu. Ankara’dan gelen o kibirli, burnundan kıl aldırmayan yüksek teftiş heyeti, Albaylar ve General Altan Paşa masanın etrafında dizilmişti. Teftişin başındaki isim, ordu içinde "Disiplin timsali" olarak bilinen, sertliğiyle ün salmış Korgeneral Vehbi Bey’di. Vehbi Bey ayakta, elindeki raporu sert bir tonla okuyordu:– "Birliklerdeki disiplinsizlik asla kabul edilemez! Kim olursa olsun, kural kuraldır!"Tam o sırada, salonun kapısından içeriye hınzır bir gülümsemeyle siren gibi giren Ayaz süzüldü. Doğrudan masanın orta yerine, teftiş heyetinin en yetkili ismi olan Korgeneral Vehbi Bey’in boyacı kürkü gibi parlayan, madalyalarla dolu tertemiz çizmelerine doğru ilerledi.Vehbi Bey aşağıda hareket eden cismi fark edip başını eğdiğinde şaşkınlıkla durdu.– "Bu da nesi? Bu karargâhta köpek mi gezdiriliyor, bu ne başıbozukluk!" diye kükredi Vehbi Bey.İşte o an, Ayaz’ın o küçük beyninde şimşekler çaktı. Karşısında yine kendisine emir veren, bağıran bir koca adam vardı. Tıpkı geçen seferki Naci Albay’a yaptığı gibi, masanın bacağı tutunarak ayağa kalktı ve Vehbi Bey’in kucağına doğru tırmandı.Vehbi Bey korkuyla geri çekilmek istedi ama Ayaz çoktan adamın yakasına yapışmıştı bile. Masaya tırmanan minik komando, tek bir saniye bile tereddüt etmeden ellerini kaldırdı ve Korgeneral Vehbi Bey’in suratına okkalı bir "Pat! Pat! Paat!" tokadını yapıştırdı!Oda bir anda buz kesti. Ankara’dan gelen teftiş heyeti şoktan taş kesildi. Vehbi Bey hayatında ilk defa böyle bir şey yaşıyordu; eli yanağında kalakalmıştı.– "Beni... Beni mi tokatlıyor bu velet?! Güvenlik! Nerede bu askerler!" diye bağırdı Vehbi Bey can havliyle.Asaf oturduğu yerden elleriyle yüzünü kapattı, kahkahamakla yerin dibine girmek arasında gidip geliyordu. Altan Paşa ise sakallarını sıvazlayarak arkasını döndü, omuzları gülmekten sarsılıyordu.Ben kapıda soluk soluğa kaldım; Ayaz bu defa sadece tokatla kalmamış, generalin kravatını çözüp koparmaya başlamıştı. Kimse yaklaşmaya cesaret edemiyordu çünkü minik komando etrafa ateş saçıyordu.Nihayet Asaf özel iknâ taktiğini (yani yine çikolatalı bisküviyi) devreye sokup minik zorbayı kucağına aldığında, teftiş heyeti darmadağın olmuştu. Vehbi Bey morarmış yüzüyle, "Ben böyle bir karargâh görmedim! Derhal rapor tutacağım!" diye bağıra bağıra dışarı kaçtı.O gün karargâhta anlaşıldı ki; bu orduyu dağlar, düşmanlar ya da krizler değil, Yüzbaşı Asaf’ın sekiz aylık tokatçı oğlu Ayaz dize getiriyordu!
Bölüm etkileşimi
