11. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI

YANIK KOKUSU

Elif Eylül Özmen

"En büyük sorular içimizde olan ve cevaplanmayan sorulardır bir sonu yoktur."

Dün Baran'ı korkutmam ile oldukça kendinden geçen adam içeri girdiğinde koltuğa yönelmişti. Orada sakinleşmeye çalışırken uyuya kalmıştı. Baran'ın yılandan bu kadar koltuğunu bilmiyordum bilseydim yılanı ağzına sokabilirdim.

Bunu hemen kullanarak gelen Alp'den Ayaz'ın fotoğrafları almıştım. Öncekilerden gayet iyi duruyordu eski formuna geri dönememişti ancak yine de normal halini aratmıyordu. Ben ise Baran'ın koltukta uyumasını fırsat bilerek önceden bana verilmiş odaya gitmiştim. Ancak eşyalarımı dolabımda görememiştim.

Büyük ihtimalle fırsattan istifade eşyalarımı kendi odasına taşıtmıştı . Buna büyük bir şekilde söverken her zamanki gibi erken kalktığım için aşağı inerek mecburen Baran'ın odasına gittim. Tam tahmin ettiğim gibi eşyalarım ve kıyafetlerim buradaydı. Hemen elime geçen ilk kıyafeti aldığımda şansıma siyah ince askılı salaş bir elbise düşmüştü.

Baran gelmeden hemen elbiseyi üzerime geçirip aşağı doğru ilerledim. Artık yüzümü makyajla kapatma gereksinimi duymuyordum. Yüzümdeki morluk neyseki bir o kadar çabuk geçmişti. Hoplaya zıplaya aşağı inerken niyetim uyuz Baran'ı uyandırmaktı. Ancak mutfaktan gelen yanık kokusu ile neredeyse kusacaktım.

Ve hâla beyin fonksiyonlarım yerinde ise mutfaktan salona doğru dumanlar çıkıyordu. Sanırım bayılacaktım. Koşar adım mutfağa girdiğimde neden orada durduğunu anlamadığım tavayı masanın üzerinden aldım. Ay gördüğüm şey in mi cin mi bu ne? Hırsız da olabilirdi ama evi yakıp kendisinin de içeride duracağını sanmıyordum .

Belki de içerde mahsur kalmıştı bu da bir ihtimaldi. Yanına yaklaştığım siluettten değişik sesler çıkınca iyice huzursuzlanmaya başlamıştım. Yanımdan bir böğürme sesi gelince anlık tedirginlikle ne yapacağımı bilemedim. Galiba eve ayı girmişti yoksa bu sesin bir açıklaması olamazdı.

O şey hareket etmeye başlayınca bütün gücümle ellerimdeki tavaya baskı yaparak o şeyin kafasına doğru savurdum. O şey inleyerek yere doğru düşünce bende oradan minik adımlarla uzaklaşma derdindeydim. Tâki duyduğum ses ile yerimde çakılıp kalana dek. "Sokucam böyle işe ya…" duyduğum ses tabii ki Baran'a aitti.

Hemen dumanların arasında ona ulaşmaya çalıştım. Eli elime değince hemen ayağa kalkıp salona ilerledik bir yandan da benden destek alıyordu. Adeta kendini koltuğa doğru fırlatırcasına bırakınca gülmemek için neredeyse patlayacaktım.

Bu adam öküz ve ayı demiş miydim demediysem altını çizerek bunu belirtmek istiyordum. Derin bir nefes alarak elimi belime atarak Baran'a döndüm.

" Ya sabır senin gibi birinin mutfakta ne işi var! Evi yakmışsın be adam! "

Acı ile kıvranırken kıpkırmızı olmuş gözleri ile bana baktı. " Ya karıma bir jest yapayım dedim. Yemek yiyeceğime tava yedim reva mı bu şimdi güzelim. Ev yansa ne olur ben yanmışım daha ötesi var mı?"

En ters bakışımla oflarken onu neredeyse dövecek gibi baktığıma da emindim. "Jestine tüküreyim tamam mı ! Ayrıca ben senin karın degilim sürekli tekrarlayıp durma asabımı bozuyorsun! Bir de güzeline sokayım duydun mu ? Son olarak sen daha da yanacaksın götünde meşala tutuşturacağım!"

Gözlerindeki ifade titrerken korkuyla bana baktı. " Ne diyeyim sen ne kadar inkar etsen de karımsın kayınço mu diyeyim he! Ayrıca ne , güzelsin yalan mi söyleyeyim!
Ayrıca umarım son dediğin de ciddi değilsindir yoksa bir yerlerime roket takıp kaçarım burdan!"

Bu dediğine neredeyse kahkaha atacaktım. Ama ciddi ifademi bozmadan düzgünce durmaya çalıştım. " Roket takmadan da kaçabilirsin bence. Hem de neyi yaktın merak ediyorum. "

Gözlerini hızla kaçırırken yine de cevap vermeden duramadı. " Ya şey yumurta yapacaktım. Ama tava bozuk olduğu için yapamadım . Yoksa beni bilirsin elimden her iş gelir."

Bu dediğine yok ya diyerek baktığımda neredeyse bütün odaları kaplayan duman ile gerçekten boğulacağımızı fark ederek mutfağa doğru ilerledim. Bir yandan da " Salak mısın , Baran ya ? Evi başımıza yıkacaksın." diye söyleniyordum.

Mutfağa girdiğimde beyaz dolapların arasındaki ocağa doğru koştum. Bir yanım yumurtadan çıkan alevleri söndürme yolunu ararken bir yanım da sadece bir yumurtadan nasıl bu kadar alev çıktığını sorguluyordu. Biraz daha sorgularsam Baran'a son dediğim şey gerçekleşebilirdi.

Ocağı söndürmek için elime hangi bez çıkarsa ıslatıp alevlerin üzerine attım. Bir yandan da nefessiz kalmıştım. Öküz Baran yardım etmeye gelmemişti. Sen o kadar evi yak ama yardıma gelme uyuz ya . Normalde bu kadar alev çıkmaması gerekiyordu ama tezgahta ne olduğunu göremediğim için bir sonuç alamamıştım .

Büyük ihtimalle tezgahtaki şeyler de yanacak malzemelerdi. Duman giderek yere sıçrarken artık nefes almakta zorlanıyordum. Görüş alanım giderek azalırken zar zor duyduğum ses ile Baran'ı o dumanların arasında bulmaya çalıştım " Zülal !"
sesi oldukça gür geliyordu endişe ile bağırmıştı.

Ancak artık dayanabilecek bir durumum yoktu bir adım bile atamıyordum . Öksürmeye başlarken yere doğru çöktüm. Karanlık her geçen dakika beni içine çekerken boğulduğumu hissediyordum. Tam o sırada kolumu tutan eller ile iyice karanlık beni kucaklamıştı. Baran'ın bir şeyler sıktığını duydum yangın tüpü olduğunu tahmin ediyordum . Salak herif sanırsam kendi üstünede sıkmıştı yoksa söverek öksürmesinin başka açıklaması olamazdı.

Bir süre sonra

" Lan salak karına iki günde ne yaptın ! " diyen ses oldukça derinden geliyordu hâla gözümü açamamıştım .

" Ya abi ölü balık gibi yatıyor bir baksana ölmüş mü?" Şu an bu durumda olmasam bu denilenlere iki saat boyunca gülebilirdim. Baran olduğunu ayırt ettiğim ses derindi ama yüksek sesle geldiğini çıkarabiliyordum.

" Susun bir dakika! Ne yapayım ben de ölebilirdim. Ama siz hâla Zülal'i düşünüyorsunuz! "

Bu dediği ile gözümü açamasam bile gözüm kapalı ayağı kalkar onu döverdim. Ama yapamadım pislik adam ilk önce beni vurup sonra faleze atmıştı. Ben ona bir şey dememişim o gelsin bana böyle desin yok canım . Barandan sonra dayısı olduğunu düşündüğüm ve ilk duyduğum ses konuşmaya başladı.

" Sus o senden daha önemli . Ayrıca kıza yaptıklarınla ölmedi ama sen bunu unutup kendini düşün! Daha düne kadar donunu çekemiyordun. Bu kız sana ne yaptı da düşman kesildin. "

Yürü be dayı helal sana devam et be. Dayının bu dediği ile alnından öpebilirdim . O sırada sesleri daha da ayırt etmeye başladığımda konuşan sesin Emir'e ait olduğunu anlamam uzun sürmedi.

" Ananı, tövbe estağfurullah ay noluyor. "

Baran anladığım kadarıyla Emir'in ensesine bir tane geçirdi. " Ne oldu ne zırlıyorsun?"

Emir'in sesinden de gerçekte titrediğini anladım. " Ab… Abi o ölü hareket etti. Abi nasıl olur?" Bu sefer benim yerime kahkahalarla gülen Baran ve amcasıydı.

" Lan , ölmedi dedik ya ! Sen neyin kafasını yaşıyorsun. "

Emir bu cümle ile rahatlamış olacak ki derin bir nefes almıştı. Ben de tam o sırada araladığım gözlerim ile onlara baktım. Emir biraz alık bir şekilde Baran'a bakıyordu. " Ya dedim ya ölü balık gibi diye kimse de bir şey demeyince ben ne bileyim! "

Bu sefer daha sesli gülerlerken bu seslere benin öksürük sesim eklenmişti. İlk fark eden Osman amca olmuştu. "İyi misin kızım? Korkuttun bizi."

Öksürmekten hâla sızlayan boğazımı tutarak " İyiyim sağ olun sizi de korkuttuk. Aslında Baran haber vermese iyi olurdu boşuna endişelenmezdiniz."

Osman amca sırtımı sıvazlarken Emir daha ilk şoku anlatamadığı için Baran konuştu. "Aslında haber vermedim. Bugün ev yani mutfak yanmasa kahvaltıda sana söyleyecektim. Dayım ve Emir bugün eve yerleşecekti Alp de yarın gelecek. Sen baygın yatarken bir çok şeyi hallettik. "

Bu dediği ile biraz tedirgin olmuştum. Ne kadar fazla insan demek Baran ile gerçekten birbirimizi seviyormuşuz gibi rol yapmamız demekti. Ayrıca bunu saklamanın mantığı neydi ? Gerçi biz neden evlenmiştik ki ? Bunları bir zaman en detaylı şekilde düşünecekken söylesem ne olur diye düşünmeye devam ettim.