5. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI
KÖTÜ HABER
"Zorla esiri olduğunuz mahkumiyet siz kırıkken bile kalbi parçalacak kadar büyüktür ."
Gözlerimi açtığımda yatakta yatıyordum. Akşam keyfim istediği için Baran'la buluşmamıştım. Duştan çıkınca hızlıca giyinip uyumuştum. Hiç bir şeye ilgilenmek istemiyordum o yüzden uykuya güvenmiştim. Ancak o da beni yarı yolda bırakmıştı sürekli uçurumda yaşadıklarımızla ve Ayaz ile alakalalı birçok kabus görmüştüm.
Yatakta biraz olsa da doğrulunca yine vücudumda sızlamalar hissetmiştim. Kollarımın çeşitli yerlerinde birçok morluk vardı o anda aynaya hiç bakmadığımı fark ettim. Odanın köşesindeki aynaya doğru ilerledim. Ama aynada gördüğüm kişi ben olamazdım.
Bir kaç kilo vermiştim, göz altlarım morarmıştı. Yüzümün ise sol tarafı sadece morluktan ibaretti bir leke gibi… Çok kötü gözüküyordum ama benim odaklandığım tek şey gözlerimdeki boş bakışlardı . Ne bir his vardı ne de bir hareket. Bu görüntü beni yıkmıştı.
Ama öncelik nasıl göründüğüm olmamalıydı Ayaz olmalıydı ve zaten öyleydi. Hızlıca yüzümü yıkadım ,üstümü başımı biraz düzeltip saçlarımı taradım . En azından hâla kötü gözüksem de kendimi iyi hissediyordum . Sargıdadaki kolum biraz acısa da sargıyı çıkarmak istiyordum. Ancak bir şey yapamadım.
Artık Baran ile yüzleşecek kadar kendimi iyi,güçlü hissediyordum. Bulunduğum odadan çıktığım gibi etraftaki odaları inceledim Baran'ın odasını bulmam gerekiyordu. Normalde Onun için bu kadar uğraşmazdım kaldığım bu odaya gelmesi beklerdim ama geleceği yoktu o yüzden de benim erken davranmam gerekiyordu.
Odadan çıktığımda başıma saplanan ağrı hareket etmemi daha da zorlaştırdı. Hızlıca bu kattaki odaları teker teker incelerken bir odaya denk geldim. Odanın kapısı açılmıyordu, kitliydi . İleride bu odaya girecektim ancak sırası değildi. Tam o sırada bu kapıyı es geçerek bir başka dikkatimi çeken kapıya baktım.
Benim kaldığım odanın karşısındaki kapı aralıktı orada ki kapıya doğru ilerledim. İçeride tam da tahmin ettiğim gibi Baran ve dün yanındaki adam vardı. Bir şey konuşuyorlardı normalde dinlemezdim ancak konu ilgimi çekmiş ve beni şaşırmıştı. Baran'ın karşısındaki adam konuşmaya başladı.
"La ben şimdi doğri mi anladum ne diyusun sen."
Adam oldukça ciddiydi ancak oda biraz karanlık olduğu için yüz ifadelerini net bir şekilde göremiyordum . İkisinin arasında uzun bir bakışma geçti sanki bir duygu aktarımı gibi o yüzden buna dayanamayıp odaya girecektim Lakin Baran'ın söylediği cümle ile olduğum yerde kilitlendim.
" Dediğimi duydun bir kaç hafta sonra onunla evleneceğim. Bütün Trabzon'daki tanıdık ,bizim çalıştıklarımız kim varsa duyur ancak ona haber verme. Düğün hazırlıklarına başla ama o kadar abartı olmasın sade bir şeyler olsun."
Duyduklarım ile başımdan aşağı kaynar sular dökülürken bütün hücrelerimin çalışmayı bıraktığını hissettim. Kalbim sızlıyor nefes alamıyordum. Umarım evleneceğim dediği kişi ben değilimdir diye düşünsem de o kişinin ta kendisi olduğumu gayet iyi biliyordum. Ancak son şey dediği şey dikkatimi çekmişti ona haber verme demişti ona derken Ayaz'dan mı bahsediyordu?
Tam o sırada Baran'ın yanındaki adam konuştu onu bile zar zor anladım hatta belki de zihnimin oyunuydu.
"Yaparum yapmasuna da eminsin değul mi?"
Baran sessizce kafasını sallayınca bir adım öne doğru ilerledim. Ayaklarım yerden kesiliyordu düşecektim ama son bir cesaret kırıntısı ile bütün gücümü toplayıp ayaklandım. Şimdi güçsüz olabilirdim ama Baran'ın karşısında bu mümkün olmayacaktı . Zaafımı, güçsüzlüğümü ,sevgimi kısacası hiçbir şeyimi ona gösteremezdim hem de hiçbir zaman . Hemen kapıya tekme atarak odaya giriş yaptım.
"Az önce ne dedin sen duyamadım bir de benim karşımda tekrarlasana!"
Sesim giderek artıyordu. Baran yanındaki adama kaş göz hareketleri yaparak onu odadan yolladı.
" Gayet iyi duyduğunu düşünüyorum! Ama madem duymak istiyorsun. Evet seninle evleneceğim! Ayrıca sen kapıda bizi mi dinliyorsun?"
Bu dediği ile bir kere şalterler bende inmişti artık gücümü sinirimden alıyordum. Ben zaten böyle biri karşısında niye güçsüz olayım ki? Tam aksine güçlü dururdum.
"Ula bağa bak senun O parmağını alir başka yerlerundan çıkarirum. Inşallah çay demlendiğinde elektrikler gider sohbetin yarım kalur ."
Bu dediklerim ile yüzünde yarım bir gülümseme oluştu ama son dediğim biraz ağır gelmiş olmalı ki yüzünü buruşturdu . Bu son dediğim şey Karadenizliler'e bir küfür gibi olduğu için böyle bir tepki vermişti.
" La bak kızım bana her şeyide ama çayıma laf etme . Hemen o bedduanı geri al yoksa çok kötü olur. "
Bu dediğine uzunca güldüm ama cevabımı hızlıca yapıştırdım. " Ula sen benumla evlenurken sorun yok ama ben sağa bir beddua ettum diye ne sorun çıkariysun. Ayruca sen benimle bok evlenursun!"
Bu dediğim ile o da gülmeye başlamıştı ancak biraz olsun sakinleşmem ve bu şivemi kontrol etmem gerekiyordu. Ben nefes egzersizi adı altında nefesler alırken bir yandan da o konuşuyordu .
" Bunu ben dediysem kaçışın yok evleneceksin istesen de istemesen de karım olacaksın. "
Artık bu nefeslerim de işime yaramıyordu . Sinir kat sayım giderek artıyordu. Ben daha sevdiğim adam ile evlenememiştim. Oysa şimdi bana sevmediğim , beni esir tutan kişi ile evlenmem söyleniyordu . Büyük adımlar ile hemen tam karşısında durdum.
Artık daha da sinirliydim ama bunu biraz da olsa kontrol altına almıştım. İşaret parmağımı göğsüne bastırarak konuşmaya başladım
" Benimle evlenmeyeceksin hele bir dene. Her şeyi başarıp evlendin diyelim senin her bir gününü cehenneme çevireceğim. "
Bu dediklerim oldukça keskindi ben bile etkilenmiştim ortamı derin bir sessizlik kaplamışken. Bu sinirim ile gözüm dönmüştü. O konuşmak için bana biraz daha yaklaştığında onu göğsünden ittirmeye başladım.
"Bana yaklaşma pırtık herif seni. Uzak dur benden. "
Bunu demem ile ellerini bileklerime yerleştirdi onu ittirmeyi denediğimde artık pek fazla ittiremiyordum.
"Bir rahat dur be kızım .Hem ben dün sana ne dedim her şeyi anlatacağım. Seni ona göre dinleyeceğim dedim ama anlatmama izin vermedin. Bir de saat 08.00'de de yanıma gelmedin unuttum sanma. Ayrıca pırtık herif nedir kızım azcık düzgün iltifatlar bul."
Bu dedikleriyle yüzümü buruşturmuştum artık bana söyledikleri ben de bir etki uyandırmıyordu . Ruhumu sömürmüştü çünkü , hislerimi benden almıştı hissetsem bile tam olarak yaşayamıyordum.
" Ya sen nasıl bir gıt kafalısın. Pırtık herif bir iltifat değil ama kendini bu kadar iyi tanıman beni şaşırttı doğrusu . Ayrıca ne deseydim. Yaa şapşik falan mı diyecektim .Ne diyecektim !"
Hâla göğsündeki ellerimi tutuyordu bu temas artık beni rahatsız etmeye başlamıştı midemi bulandırıyordu.
" Aslında güzel fikir beğendim bunu. "
Yüzüne dik dik bakıp iki saatir yapmayı düşündüğüm o hamleye başvurdum. Aramızdaki bir karış mesafeden faydalanarak dizimi karın boşluğuna geçirdim. O bir anlık elimi bırakırken eğilip yere çöktü. Aldığı nefesleri almakta giderek zorlanıyordu. Bana yaptıklarının yanında az bile kalırdı.
"Ay Bak görüyor musun yine dizimi dokundurdum yine bir yerlerine bir şey oldu."
Bunu dedikten sonra kocaman gülümsemem ile ona sinirle baktım. Ama artık biraz da olsa keyfim yerine gelmeye başlamıştı. Nefeslerini düzenleyince karnını tutarak cevap verdi.
" Kızım sen şiddet bağımlısı mısın? Nasıl bir psikopatsın ? Dün bir bugün iki yeter vallahi bu gidişle sakatlanacağım! Ama elin ayağın çok ağır yani yavaş ol azcık ! "
Aynen aynen diyerek onu çok umursamadan aşağı kata doğru ilerledim. Acıkmaya başlamıştım ve açken onunla muhatap olmak istemiyordum.
