7. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI

HUZURLU ANLAR

Elif Eylül Özmen

"Bazen bir fotoğraf bazense bir anı bütün geçmişi içinde saklar ."

"Kalk zalımın kızı saat kaç olmuş neredesin sen?"

Ah sanırsam yine Baran'la uğraşacağım bir güne uyanmıştım. Başıma dikilen öküzcüğüm ile bakışıyordum . Aah başladı bizim mesai. Yataktaki yastıklardan birini alıp yüzüne doğru fırlattığım da reflekslerini kullanarak hızlıca tuttu.

" Ne var be ne böğrüyorsun kulağımın dibinde?"

Bana sorgulayıcı bakışlar atarak soruma cevap verdi ."Kalk kız seni bir yere götüreceğim. Dün yaptıklarının intikamını almayacağım sanma biraz attan düşte içimin yağları erisin."

At kelimesini duyunca gözlerim fal taşı gibi açıldı. Ne yani at binmeye mi gidecektik. Uzun zamandır yapmak istediğim şeyi Baran yani düşmanım sayesinde yapacaktım . İçimde büyük bir heyecan vardı uzun süre sonra düşünmeye ve huzur bulmaya olan ihtiyacım karşılanacaktı.

Baran kendince intikam alacağını sanarken tek bilmediği profesyonel bir şekilde at binmemdi. Kendi kuyusunu kendi kazan nadir insanlardan biriydi. Ama son ana kadar hiç bir şey söylemeyecektim . Bugün yine eğlence olacaktı anlaşılan. Yine de istediğimi almadan Baran'ın dediğini yapmayacaktım aklıma gelen teklif ile tekrar ona döndüm .

" Tamam ama bir şartla gelirim. "

Bana bir kaşını kaldırarak baktı neymiş der gibi. Hemen cümlemin devamını getirdim .

" Ayaz hakkında her gün bilgi vereceksin. Nasıl şu anda? İyi mi? Ne yapıyor?"

Yüzündeki ufak gülümseme de yok olurken sanki bana üzülmüyormuş gibi bakıyordu. Gözlerinin içine bakmaya çalıştıkça gözlerini kaçırıyordu. Nihayet konuşma gücünü kendinde bulunca konuya girdi.

" O kadar çok mu sevdin yani onu." bakışlarım elime düşünce Ayaz'a olan özlemim ile bütün şeffaflığım ile cevap verdim.

"Çok yanında az kalır Baran. Ben öyle sevdim ki ölürken gözümün önünden geçen son yedi dakikam olsun istedim. "

Her insan ölürken en güzel anıları yedi dakika boyunca gözünün önünden geçerdi. Baran bunu bilmenin ağırlığı ile yanıp tutuşuyordu. Dışarı doğru hiç bir duygusunu yansıtmasa da o da bir insandı ve anlamak için bir bakış yeterliydi. İki seveni ayırmanın vicdan azabı ile yaşayacaktı belki ömür boyu belki bir kaç ay ama yine de içten içe bitecekti.

Kalbini tutarken bana doğru döndü gözleri kanlanmıştı . " Sana tavsiyem bilmeden sevme. Kardeşim dediğin adam iki gün sonra can düşmanın olabiliyor. " Ayaz  ile aralarında ne olduğunu neden düşman olduklarını bilmiyordum ama Ayaz'a olan güvenim tamdı.

Ancak Baran bize bunları yaşatmamış olsaydı ona sarılırdım. O da bir insandı ve teselli edilmeyi hak ediyordu şu anki halini görmesem umurumda bile olmazdı. Ama kalpti bu dayanmıyordu sadece belirli bir yere kadar . Bu hüzünlü havayı dağıtmak istemiş olmalı ki soruma nihayet cevap verdi

"Aslında şimdi düşündüm de benim amacım Ayaz'a acı çektirmek burada yanan sen olmamalısın .Tamam dediğin gibi olsun çabuk hazırlan zalımın kızı."

Bu dediği ile resmen sevinçten havalara uçacaktım. Artık Ayaz'ı yüz yüze göremesem bile belki bir fotoğraf belki bir haber ile ona ulaşacaktım . Bu benim için inanılamaz bir şeydi. Bugün içinde olan İki şey ile neredeyse üzgün olduğum günlerin intikamını almıştım. Baran bir süre kilitlendiği yerden bakışlarını ayırarak kapıya doğru ilerledi . Tam bende o sırada ayaklandım

" Teşekkür ederim zalımın oğlu. "

Bana döndüğünde yüzünde oldukça samimi bir gülümseme vardı. " Zalımın oğlu ha sevdim bunu , zalımın kızı."

Odadan gülerek çıktığında bende hızlıca üstüme rahat bir şeyler giydim. Dün Baran elbise getirirken bir kaç yeni eşya da getirmişti. O yüzden oldukça fazla seçenek vardı. Dün birkaç parça da makyaj malzemesi getirmişti ama dışarı çıkacağım ve doğa ile iç içe olacağım için yanağımdaki morluğu kapatmayı pek tercih etmemiştim .

Gün geçtikçe daha iyi oluyor ve morluk azalıyordu onun dışında kolumda geçmişti azıcık ağrı olsa da hareket ettirebiliyordum .Çizmelerimi de ayağıma geçirip aşağı doğru inmeye başladım. Bir yandan da dün olanları düşünüyordum. Baran biraz fenalaşmıştı. Ve korumalarının eve çağırdığı doktor ile ilk müdahale yapılmıştı.

Bu olaylardan sonra odama geçince bayağı kahkaha atmıştım.Tamam biraz abartmış olabilirdim. Ama hak etmişti ama bugün yaptıklarından sonra içim acımıyor da değildi . Biraz fazla kaçmıştı sanırsam. Ben bununla alakalı içsel bir cebelleşme yaşarken karşımda dikilen Baran ile durmak zorunda kaldım.

"Hadi gel gidelim bir saattir yani bir gelemedin . Düğüne mi hazırlanıyorsun ? Anlamadım ne yaptın yani."

Ters bir bakış attım bu adam beni çıldıracaktı. " Sus konuşma istersem beş dakikada hazırlanırım istersem iki saat sana ne yani?"

Sorgulalayıcı bakışlar atarken bir yandan da at çiftliğine doğru ilerliyorduk. Kaldığımız eve o kadar uzak olmadığı için beş dakikada oradaydık .

" Ay tamam sana da bir şey denmeye gelmiyor .Yürü de hızlı gidelim."

Yine ters bir şekilde Baran'a bakarken cevap vermek için ağzımı açacaktım ama sonra gerek olmadığını düşünerek tekrar önüme Baktım. Biraz yürüdükten sonra sonunda varmıştık ben birkaç tane at olacağını düşünürken oldukça fazla at vardı Hemen onların tarafına doğru koşmaya başladım Baran da peşimden geliyordu.

10 dakika sonra
Neredeyse on dakikadır bir at seçmeye çalışıyordum. Hepsi o kadar güzeldi ki seçememiştim .Tam o sırada önünde durduğum at birden kişnemeye başladı biraz huysuzlanmıştı sanırsam . O atı es geçip diğer atlara bakacakken durup geri dönmeye karar verdim. Ata tekrar baktığımda Baran'a dönüp haince bir gülümsemeyle sordum . Görürdü o şimdi .

"Bu atın adı ne ? Bir adı var değil mi? "

Az önce birkaç kere daha bu soruyu diğer atlar için sorduğumdan olsa gerek oldukça bıkkın bir şekilde yanıt verdi .

"Hayır bu at yeni geldi o yüzden bir ad koymaya vakit bulamadık İstersen sen koyabilirsin?"

Bu dediğini duyduktan sonra gerçekten çok mutlu olmuştum inanamıyordum. O ata bir kere baktım at simsiyah bir attı o kadar güzeldi ki parlıyordu . Ata bu adı vermek istemesem de çok uyumlu olacağını düşünüyordum. Odukça huysuz bir ata tabii ki de oldukça huysuz birinin adı yakışırdı. Baran koyacaktım .

Ay ben çok zeki bir insandım Baran'ı sinir etmek benim uzmanlık alanımdı. Bu fikirle kendi kendime kıs kıs gülerken Baran bana döndü

" Bir karar verdin mi ?"

Ona dönüp bilerek " Baran olsun madem." Dedim. Bir nefes alarak cümleme devam ettim "Senin gibi oldukça huysuz ."

Bu dediğim ile gözleri fal taşı gibi açılınca hemen cevap verdi. "Ne diyorsun kızım sen görürsün sen şimdi ."

Derken birden beni kucakladığı gibi atın üstüne bindirdi . Neye uğradığımı şaşırırken ne yapacağımı bilemeyerek hemen atın dizginlerinden tuttum . Allah'tan bütün atlar hazırdı eyerleri ve diğer her şeyi vardı o yüzden rahattım.

" Al bakalım şimdi kim huysuz görürsün sen."

Diyerek atın üstüne koşmaya başlayınca at da doğal olarak kızmaya başlamıştı. Ağzına tüküreyim Baran bu olacak iş mi. At birden hızlanmaya başlayınca kayan elim ile dengemi kaybederken Baran da arkadan bağırıyordu

" Dikkat et Zülal sakın düşme. "

Yap yap sonra da dikkat et oldu ya ne iyi dünya. Ona bakmadan hızlıca dengemi kurmaya çalıştım dengemi kurunca atı sakinleştirmek adına yelesini okşmaya başladım. Bir süre sonra sakinleşince kendimi atın üstünde serbest bıraktım . Bir kuğu gibi süzülerek sürdüğüm atı durduğumda oldukça rahatlamıştım.

İçimdeki rahatlama ve huzur hissi ile Baran'a bakınca o da oldukça huzurlu ve şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu. Büyük ihtimalle bu kadar iyi at binmeme şaşırmıştı. O da kendine bir at seçince ikimiz de binmeye devam ettik.