9. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI
MATEM HAVASI
"Bazen bir düşünce bile kalbi tarumar edecek kadar güçlüdür. "
1 hafta sonra
Sabahın en erken saatlerinden beri balkonda durmuş aşağıya bakıyordum. Hava bulunduğumuz aya göre oldukça sıcak ve aydınlıktı. Ancak benim içim kasvet ile doluydu Baran'a bütün zehirimi akıtacaktım. Daha Ayazla kavuşamayan evlenemeyen ben bugün Baran ile evlenecektim.
Her ne kadar dirensem de kaçmaya çalışsam da bir sonuç elde edememiştim. Aklımda bir plan vardı ancak o planı uygulamam için bir an önce çıkmam lazımdı. Sanki hiç acelem yokmuş gibi öylece duruyordum. Baran verdiği sözü tutarak her gün Ayaz hakkında bilgi veriyordu ama onlar da yetmiyordu.
Sarılmadan, hissetmeden dokunmadan kalp kabul etmiyor onu istiyordu. Aşağıda hazırlıklar tam gaz devam ederken sadece izledim hep yaptığım gibi. At çiftliğine doğru giden yolun arasında büyük bir alan vardı ve bütün her şeyi oraya taşıyor renkli ışıkları, balonları ve süs eşyalarını getiriyorlardı.
Bu son bir haftadır evi incelediğime göre üç çıkış kapısı vardı. İlki giriş kapısıydı oradan kaçmam pek mümkün değildi o yüzden orayı tercih etmeyecektim. İkinci kapı mutfaktan verandaya açılan kısım o kısım tam olarak at çiftliğine baktığı için orası da pek uygun değildi. Üçüncü ve son kapı evin arkasındaydı ve ormana açılıyordu.
En olası seçenek buydu ormanda izimi kaybettirebilirdim. Hızlıca aşağı tekrardan baktığımda Baran'la göz göze geldik bana göz kıparken sahte bir gülümseme ile onu geçiştirdim. Hemen yanındaki bir adam ile ilgilenmeye başlayınca aşağı kata indim. Arkadaki kapıya ulaşmak için merdivenin arka tarafına geçecektim.
Sonunda evden adımımı dışarı atacağım için çok huzurluydum galiba bu sondu bitiyordu. Ayaz ile kavuşacaktım kalbimin atışlarını kulağımın dibinde hissediyordum. Onu özlemiştim hem de ailemden çok. Ablamı da özlemiştim tabii ama yine de Ayaz'ın özlemi daha ağır basıyordu .
Annem ve babam ise zaten benim için çok önemsediğim kişiler değildi tıpkı onların bana yaptığı gibi. Ben hep onlarsız büyümüştüm yanımda hep ablam vardı annem ve babam ise sadece biri varken yanımdaydı çünkü başkaları ne derdi hep bunu düşünmüşlerdi . O yüzden ben de onları umursamayacaktım.
Kapıya ulaşınca rahatça açtım tabii ki kilitliydi ama sabah boşuna erken kalkmamıştım . Kapının kilidini tel toka ile açmıştım biraz zor olsa da ilk deneyimim olmadığı için o kadar da zor olmamıştı. Kapıdan geçip hızlıca planladığım yol haritası üzerinde koşmaya başladım.
Tâki ayağım bir boşluğa denk gelince . Evren niye bunu yapıyorsun senin bana bir garezin mi varsa? Varsa söyle de aramızı düzeltelim bu ne şimdi. Böyle işe tüküreyim ki çukura düşmüştüm çukur o kadar derindi ki çıkmak pek mümkün değildi. Ancak ben Zülal'dim ve istediğim her şeyi eninde sonunda yapardım.
10 dakika sonra
Bok yaparım bir daha böyle büyük konuşmamalıydım . Ha ne dersin evren? Evet yaparım derken bir adım bile kat edemeyip üstüm başım çamur olmuştu şaka gibi bir an yaşıyordum . Pes etmek üzereyken bir alkış sesi duydum Hayır şu anda bu da olamazdı.
" Ah hadi ama Zülal tam kaçıyordun değil mi? Nasıl yakaladım ama seni. Benden gitmek o kadar kolay değil kızım ne sandın?"
Çığlık atacaktım ama Baran'ın yanında böyle şeyler yapmak istemiyordum.
" Bana baksana sen! Amacın ne senin? Lan ben daha Ayaz ile evlenememişim seninle bok evlenirim! Ayrıca sen beni nasıl buldun?"
Aynen aynen der gibi ters bir bakış attı . "Çünkü sen bana asla bir şey planlamadığın sürece gülümsemezsin Zülal bunu hesaba katmamışsın."
Duyduklarımla bana karşı bu kadar dikkatli olmasına şaşırsam da cevap vermeye bile tenezzül etmedim. Hızlıca elime uzanıp beni buradan çıkardı .
"Dua et oğlum seni çekip çukurun içine sokardım da şimdi ikimiz de kalırız filan . Aslında mantıklı düğünü yapmazdık."
Kısa bir kahkaha attı böyle yapmaya devam ederse gerçekten kafasını kıracaktım. " Benimle evlenmek istemediğini bu kadar belli etme kırılıyorum bak. Ne var yani benim gibi bir koca bulmuşsun şükredeceğine burada söyleniyorsun."
Ters bakışlarımı sürdürürken beni ve kendisini adeta içeri doğru sürükledi. Çukurdan çıktıktan sonra her şey çok hızlı geçmişti. Benim odaya girip duş almam , Baran'ın özel tasarım olarak getirdiği gelinliği giymem, makyaj ve saç ekibinin gelip beni hazırlaması . Her şeyle çok güzel olmuştum ama beklediğim kişiyle evlenmiyordum .
Ayrıca Baran'ın beden ölçülerimi bu kadar iyi bilmesi sinirime gitmişti . Nasıl bu kadar birebir uygun bir elbise yaptırabilmişti . Tabii beni hazırlamaları o kadar kolay da sürmemişti. Birkaç kere daha kaçma çalışmasına girişmiştim ama hepsi Baran'ın yüzünden ertelenmişti.
Kaçacaktım ama her ne olursa olsun bu matem havası beni deli ediyordu. Bir an için kendimi Ayaz'ın yerine koydum. Ben böyle bir evliliği görsem nasıl olurdu? Bir de asıl durumu bilmesem Ayaz'ın zorla evlendirildiğini bilmesem kalbimdeki acıyı tarif edemezdim .
Ayaz'da görseydi böyle mi hissedecekti ? Belki de görecekti duyacaktı bilemezdim ki düğüne kimin geldiğinden haberim yoktu . Kalbim pırpır atıyordu midem bulanmaya ve karnım ağrımaya başlamıştı . Umarım Ayaz görmezdi , duymazdı. Ben boşandıktan sonra her şeyi anlatırdım ama düğünü görmesi onun için ayrı bir yıkım demekti.
Ama son bir haftadır önceki resimlerde gördüğüm kadar kötü değildi kendini toparlamıştı. Belki de ben detaylara çok takılıyordum . Baran odaya hızlı bir giriş yapınca olduğum yerde sıçradım.
" Yavaş olsana öküzcüğüm. Arkandan atlı mı kovalıyor!"
İmalı bir bakış attığımda bana saçma bir sırıtmayla cevap verdi.
"Müstakbel karımı hemen göreyim benden önce kimse görmesin istedim . Ayrıca atlının kovalaması mı gerekiyor . Düğünün başlamasına beş dakika kalmış gelini bekliyoruz burada . Gir koluma hadi gidiyoruz."
Ya ama diye çocuklar gibi ağlamama az kalmıştı bu adam her şeye zarardı." Ne giricem be ben senin koluna kendin gidemiyor musun?"
Ters bir bakış attı sanki umrumdaydı. " Hani düğün ya bu sen gelin ben damat."
Bundan sonrasında sesini inceleterek en iyisinden bir taklit yaptı . "Gel inek sağalım Hatçe teyze diye çağırmıyor kimse seni. Düğünün olduğu için böyle yapman gerekiyor o yüzden bunca hazırlık."
Bu dediğine göz devirerek mecburen koluna girdim. Aşağı indiğimizde zorla da olsa nikah masasına oturmuştuk . Neredeyse sinirden bayılacakken biri kolumdan tutup beni horona kaldırmıştı . Bütün gece eğlenip kurtlarımızı dökerken artık ayaklarımı hissetmiyordum gerçi ayaklarımı hissetmesem ne olurdu ben kalbimi hissetmeyi bırakalı çok olmuştu.
Hiçbir şey hissedemiyordum. İyice ruhsuz biri olmaya başlamıştım o an anladım ki insan sevdiği yanında olmayınca ruhsuz biri oluyordu . Düğün saat neredeyse gece bire kadar sürmüştü artık pestilimin çıktığını hissediyordum . Bir insan on kere horon oynamaya kalkar mıydı ya ? Hele bu topuklularla zaten ancak iki saat oynayabilmiştim .
Ondan sonrasında bir yere fırlatmıştım ve nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Beni kolumdan tutup sürükleyen tenzeye dönüp neredeyse yani artık sövecektim.
"Bırak beni teyze oğlun varsa da artık onlar için bir işe yaramam evliyim ben aa."
Gerçekten çok sinirlenmiştim düğün bitince artık kendimi bir sandalyeye attım. Hemen bu elbise ve makyajdan kurtulup uyumak istiyordum. Baran başımda dikilince konuşmaya mecalim bile kalmamıştı. Ona şu anda laf yetiştiremeyecektim. Onu sollayıp hızlıca odama doğru ilerledim ayağıma batan taşlar ve otlar umrumda değildi yeter ki yatağıma kavuşayım diye seviniyordum .
Odama girecekken Baran kolumdan tuttu .
"Artık evlendik ve bu saniyeden sonra bir adım bile uzağımda olamazsın ! Duydun mu beni zalımın kızı! şimdi yürü odama gidiyoruz."
Bu duyduğum ile gözlerim beynim ile yer değiştirmişti . Ne demişti o ! Ne diyordu! Hıyara bak sen hemen ona dönüp
" Bağa bak uşağum seni çıktığun yere geri yollarım! Adam akıllı dur ha ben burada yatacağum sağane . Git başumdan ."
Kolumdan tuttuğu gibi kendi odasına götürdü. Bir lafta anlatamıyorduk dinlemiyordu eşek herif . Yatağa adeta beni fırlatırcasına bırakınca mecburen oturmak zorunda kaldım. Birden benimle göz teması kurup en ciddi haliyle kalp krizi geçirmeme neden olacak o cümleyi kurdu .
"Soyun!"
Ne dedi o! Nee !
"Ne! Ne diyorsun senin ebenun gelmişini geçmişini. Ne diyursun ya yürü git senunle evlendik diye ne sanıyirsun kenduni! Evlendik diye ne bu samimiyet! "
Kapıya doğru koşar adım ilerlerken kolumdan tuttu .
"Dur bir kızım ya dinlemeden nereye gidiyorsun rahat bir şeyler giyde horon oynayacağız . O yüzden öyle dedim."
Dediği ile biraz olsun rahatlarken hızlıca düzgün bir şeyler giyinmeye gittim. Yeter ki bana dokunmasın ne yapıyorsa yapsın havasındaydım. Baran'ın odasına tekrar dönünce çalan ' Cimilli ibonun Gel Aşalum Aşalum' şarkısı ile oynamaya başladım. Tranzonluydum ben en ufak horonda oynardım. Baran bana bakıp şarkının sözlerini tekrar etmeye başladı oldukça mutlu görünüyordu.
Gel aşalum aşalum Tirabzon dağlaruni
Gel aşalum aşalum Giresun dağlaruni
Ahan ben geliyirum Ahan ben geliyirum
Aç bana kollaruni sar bana kollaruni
Horon oynuyormuş niyetiyle tekme atıp yumruklarımı ve tokatlarımı Baran'a savurdum. Böyle yaparak gizliden kapıdan çıkmaya çalıştığımda Baran'ın elini belime sabitlenmesi ile mecburen odaya geri dönmek zorunda kalmıştım.
Biz didişirken bir günü daha noktalamıştık. Ama artık Baran'a karşı daha acımasız olacaktım. Annesinden emdiği süte kadar pişman edecektim onu. Ve onu boşamadan bu mesele bitmeyecekti.
