2. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI

İLK KAYIP

Elif Eylül Özmen

"Dinlenilmeyen her bir cümle bir kırık oluşturur ama dinlenmeyen her bir kelime cümlelerden daha ağırdır. Çünkü cümleleri kelimeler oluşturur. "

5 yıl önce

"Abi mallar gelmiş ne zaman bakmaya gideceğiz? "

diyen Mehmet abisine merakla bir o kadar da heyecanla bakıyordu. Baran ve Mehmet annelerini yıllar önce kaybetmiş babaları tarafından terk edilmiş çocuklardı sadece amcaları vardı. Ve kaçakçılık işleri ile uğraşıyorlardı. Bu yaptıkları işten elde ettikleri gelirlerin bir kısmını yetimhaneye bağışlıyor bir kısmını da başka işler için kullanıyorlardı. Ayaz ise bu sıkıntıda onlara kardeş olmuş ve hepsi beraber yaşamaya başlamışlardı.

Ayaz da annesini babasını hiç görmemiş yetim bir çocuktu ve manevi amcası ile teyzesinin yanında yaşıyordu . Ancak bu dostluk ile Mehmet ve Baran bu aileye dahil olmuş birlikte yaşamalarını sağlamıştı. Şimdi ise hem birlikte yaşıyor hem de aynı iş için birlikte çalışıyorlardı. Mehmet 'in bu cümlesini Ayaz yanıtladı

"Mehmet sen hazırlan biz ikimiz gidelim abinin işi var. Malları getiren kişi ile konuşacak. "

bu söylenilenlere karşı Mehmet biraz üzülmüştü abisi olmadan bir yere gitmeyi sevmiyordu kendini yanlız hissediyordu. Ancak Ayaz 'ın dediklerini kafasını sallayarak onayladı. İkisi de hazırlanıp dış kapıya doğru ilerlediğinde Baran ile karşılaştı. Baran iki kardeşini de görünce yüzünde samimi bir gülümseme oluştu. Yanlarına gelen iki adamın da sırtını sıvazlayarak konuştu

" Bugün gelmiyorum diye bensiz çok eğlenmeyin ortalığı fazla dağıtmayın."

Üçü de gülüşürken bir kaç saat sonra hayatlarının sonuna kadar ayrılacaklarından haberleri yoktu. Üçü de aynı kapıdan beraber çıktı bir daha beraber giremek üzere … Mehmet ve Ayaz aynı arabaya doğru ilerlerken Baran diğer aracın yanına doğru gitti. Bir saat sonra her iki araçta gideceği yere varmıştı. Mehmet ve Ayaz arabadan inip silahların getirildiği depoya girdiler.

Silahların başında bekleyen adamlar onları silahlara doğru yönlendirirken malların yanına gelince ikisi de çocuksu bir merakla beklediler. Silah sandıklarının kapağı açılırken ikisi de gördükleri manzara ile mutlu olmuştu . Karşılarındaki adamlar ile tokalaştıktan sonra Ayaz , Baran'ı aradı. Telefon bir iki çalışta açılmıştı. Baran mutlu bir şekilde aramayı cevapladı malları gördüğünden o da mutlu olmuştu .

Tam aramayı kapatıp anlaşma imzalanacakken depodaki silah ve patlama sesleri aramayı ani şekilde böldü. Ayaz elinden vurulmuştu bu yüzden Telefon elinden düşmüştü ve karşıdaki arama da kapanmıştı. Silah sesleri giderek çoğalırken. Bir silah daha patladı bu sefer de bu kurşun Mehmet'e gelmişti. Göğsünden vurulan Mehmet yere düşmemek için direnirken gücü tükenince yere düşmüştü.

Ayaz ne yapacağımı bilememişti ya içindeki kasırga kendisi yok edecekti ya da o, kasırga ile başkalarını yok edecekti. İçeri giren adamlar geldikleri şekilde hızlıca kaçıp gitmişlerdi. Ayaz içindeki kargaşa ile bir Mehmet'e baktı bir kapıdan çıkıp giden ezeli düşmanlarına. Mehmet’in durumu kötü gözüküyordu ama içindeki intikam duygusuna da engel olamıyordu hemen ambulansı arayıp en güvendiği adamlarını Mehmet 'i bırakıp o adamların peşine koyuldu.

Hepsini öldürecekti kardeşi gibi gördüğü adamın katilleri olabilecek adamları yaşatmayacaktı . Araba kullanmayacak kadar sinirliydi öfkeden titriyordu o yüzden yanındaki diğer adamlarını arabanın sürücü koltuğuna ve arabanın çeşitli yerlerine yolladı. Önden giden araçlar neredeyse gözükümüyordu . Ayaz öndeki şoföre arabayı hızlı sürmesini söyledi araba en hızlı şekilde tozlu yolda ilerliyordu.

Tekerlek izleri asfaltı süpürüp geçiyordu. Bu sırada Ayaz elindeki yarayı fark etmişti Mehmet’in canından başka bir şeyi görmemiş kendi acısını hissedememişti . Elindeki kan koltukları boyarken önündeki yola odaklanmıştı. Sonunda öndeki araç boş bir arazide durunca Ayaz'ın olduğu araç da durdu. İki araçtan da hızlıca inen iki tarafta kurşunlar havada uçuşmaya başlamıştı.

İkili arasında çıkan çatışmada büyük bir hızla devam ediyordu. Yavuz yaralı eline aldırmadan silahın tetiğine acımadan basıyordu. Canını yakanın canını alacaktı kendi kendine böyle bir söz vermişti. Karşı taraftan çoğu kişi ya ölmüş ya da yaralanmıştı. Tam o sırada düşmanları olan o kişiyi gördü Buğra Arslan. Kenardan kaçmaya çalışıyordu. Kardeşi çoktan yaralanmıştı ama Buğra nasıl olduysa kendini korumayı başarmıştı. Hızlıca o çatışmanın ortasından kendini koruyarak geçerken Buğra 'ya doğru koşmaya başlamıştı.

Buğra tam kaçacağını sanarken ensesinden yakalayan Ayaz ile büyük bir bozguna uğramıştı . Ayaz düşmanını yakalamış olmanın verdiği rahatlık ile hızlıca harekete geçmişti. Buğra' ya sert yumruklarını geçirirken en son imzası olan kafasını Buğra'ya geçirmişti. Buğra'nın burnundan akan kanlar etrafı kırmızı yaparken Ayaz Buğra'yı tutup yere fırlattığı gibi art arda kurşunları göğsüne doğru sıktı. Öldüğüne emin olduktan sonra hızlı bir şekilde adamlarının yanına gitti.

Adamlarından yaralananlar da vardı ama ufak sıyrıklar ile atlatmışlardı. Bu sefer sürücü koltuğuna geçen Ayaz olmuştu. Gaza basarken en hızlı ve kontrolsüz şekilde Mehmet’in olduğu depoya doğru sürmeye başladı. Depoya geldiklerinde etraf adeta cehennem ateşi kadar kötüydü. İçeri attıkları adım ile öfkeli Baran ile karşılaşmaları bir oldu. Mehmet ise hâla yerde yatıyordu ne ambulans gelmişti ne de Mehmet uyanabilmişti . Baran'ın haykırışları etrafı kapladı adeta kükrüyordu.

"Sen onu kurtarmayı seçebilirdin ama kendi canını düşündün! Şimdi tekar gelmişsiniz her şey bittiği zaman. Niye onu bıraktın neden ölüme terk ettin!”

diye haykırarak sırtını döndü ve yerde cansız bir şekilde yatan kardeşini ve Ayaz' ın en güvendiği korumalarına göz gezdirdi ve tekrar bağırmaya devam etti.

" Ben senin için ölmeyi bile göze alırken sen canımdan kanından öte olan kardeşimi korumak yerine kaçtın. Söyle şimdi ben sana ne yapayım! "

Ayaz Mehmet’in ölmesini daha anlayamamışken böyle bir suçlama ile karşılaşmayı beklememişti. Her bir dakika içine suçluluk duygusu işlerken Baran'a cevap vermek için ağzını açmıştı.

" Hayır hayır ben onu vuran kişileri…"

Baran bu cevap ile daha da sesini yükseltti

" Ne anlatıyorsun sen be . Senden istediğim tek şey kardeşimin yanında durmandı bir şey yapamasam bile yanında dursaydın o zaman her şey farklı olabilirdi .Ama sen onu ölüme terk ettin. İnsan bir ambulansı arar!"

Artık Ayaz da sinirlenmişti kardeşim dediği kişinin ona güvenmeyip dinlememesi canını sıkmaya başlıyordu.

"Bana bak Baran Senin canın benim de canım onu korumak için elimden gelen her şeyi yapmıştım!"

Baran bu sefer Ayaz'a öyle bir şekilde bakmıştı ki Ayaz ürpediğini hissetmişti.

" Bu mu lan elinden geleni yapmak ambulansı bile aramamışsın!"

"Aradım ama gelmemiş! "

"Yürü git lan aramışmış hadi lan ordan hani ambulans nerede ben göremiyorum! "

artık Ayaz'ın sırtına yüklenen Sadece suçluluk duygusu değil güvenilmeme duygusuydu asıl canını yakan buydu. Yerde yatan ikinci kardeşine baktı aklından geçen her bir konuşmaları, birlikte kurdukları hayaller gözünün önünde canlanınca kalbi paramparça olmuş dörde bölünmüştü. Tam bunlarla yıkılacakken kalbine saplanan ikinci cümleler ile bu sefer gerçekten yıkılmıştı.

" Bundan sonra ne dostumsun ne de kardeşimsin yoldan geçerken selam verdiğim herhangi biri bile olamazsın. Bundan sonra sen benim en büyük düşmanımsın . Kendini koru bir gün yaptıklarının hepsini teker teker sana ödeticeğim!"

Baran kendi içindeki yıkılan parçaları toparlamaya çalışırken kardeşini de alıp hızlıca dışarı çıktı .Ayaz ise çoktan yıkılmıştı .İşte o geceden sonra, eski dostlar artık düşmandı.