13. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI
KÖR KURŞUNLAR
"Her son ölümle biter önemli olan ölümün olduğunu bilerek yaşamaktır. "
"Şu an hasta şokta eğer derhal müdahale edilmezse birkaç dakika ile birkaç saat arasında ölüm gerçekleşebilir. "
Baran'ın bu duydukları ile gözlerinin içi titrerken Zülal'e bir şey olacak korkusu ile ne yapacağını şaşırmıştı. Amacı sadece Ayaz'a acı çektirmek iken Zülal'e çektirdiği şeyler ile adeta kalbi çarpılmış yaptıklarının pişmanlıkları ile kahrolmuştu. Hemen doktorun yakalarına sarılarak yıkıcı olan sesiyle çıldırmış bir şekilde konuşmaya başlamıştı.
" Bana bak Asaf kurtaracaksın karımı! Ölse bile yani kalbi dursa bile tekrardan uyandıracaksın bunu yap , bir ayrılık daha kaldıramam!"
Doktor Asaf uğradığı muameleye alışkın olduğu için sakin kalmayı başarmıştı. Baran'ın şahsi doktoruydu ve yaralanmalar olduğunda bir çok kez yardıma koşmuştu . Ve şimdi de dostu olarak gördüğü adamın karısını yaşatmak için elinden geleni yapacaktı . Bunu hem Baran'a hem de yıllar önce ettiği hipokrat yeminine borçluydu.
Baran'ın uzun bir depresyon sonrasında nasıl evlendiğini anlamamış olsa da bu duruma sevinmişti Doktor Asaf. Kızı ilk gördüğünde ise oldukça şaşırmıştı . Kız çok güzeldi hem de çok güzel Baran da yakışıklı olduğu için oldukça uyumlu ve yakışan bir çift olduklarını düşünmüştü.
Ama aslında bütün bunların dışında evin içinde farklı bir şeye döndüğünü bilmiyordu. Anlaşmalı evlilik olduğunu daha doğrusu kızın zorla evlendirildiğini öğrenseydi Baran için olan mutluluğu üzüntüye dönüşebilirdi.
Bir an bunu düşünüp uzaklara dalsa da birden karşında ölü gibi uzanan kızı kurtarmak için harekete geçti. Tek kelime etmeden yere çömeldi, hastanın karnındaki kırmızı lekeye göz ucuyla baktı.
"Ne kadar süredir kanıyor?” diye sorduğunda oldukça sakindi.
Baran tedirginlikle zor da olsa cevap vermeye çalıştı. "Yaklaşık bir yarım saattir falan kanıyor."
Bunu duyan Asaf derin bir nefes alarak hızlıca konuştu. "Tamam o zaman çabuk bir şekilde kurşunu karın bölgesinden çıkarmamız gerekiyor şu ışığı açıp ortamı aydınlatırsanız iyi olur! Ben şimdi o bölgeyi uyuşturmak için iğne yapacağım. Ayrıca hastanın kan grubuyla aynı olan biri bir tüp kan verse iyi olur yoksa kan kaybından ölebilir!"
"İyi de kan grubu ne ki!" Diye endişeyle bağıran Emir bir o kadar da korkmuş bir şekilde Zülal'e bakıyordu tam o sırada aralarındaki Baran'dan bir ses yükseldi.
"A pozitif yani benimle aynı ne yapılacaksa yapın alın şu kanı benden!"
Herkes durağan bir sekilde Baran'ın yüzüne bakarken dayısı ise anlamlandıramadığı bir şaşkınlık ile Baran'a bakıyordu. Baran bu zamana kadar bir kadının kan grubunu bırak adını bile bir iki güne unutan insandı bunu bilip aklında tutmuş olması Osman'ın gözünden kaçmamıştı.
Sonuçta yeğeninin birini gerçekten sevmiş olmasını kanıtlamak hoşuna gitmişti sonunda gerçekten sevdiği birini bulmuştu. İçten içe buna sevinirken kızı gibi gördüğü ama şu anda canla başla yaşamak için direnen Zülal'e baktı içi acırken gözlerini kızın kapalı olan gözlerine dikti.
Şu anda uyanık olsaydı o balı andıran sarı tonlarıyla süslenen kehribar umut dolu gözleriyle bakardı. Önce sitem dolu cümleleriyle Baran'a kızar sonra da onu desteklediği için kendilerini. Bu görüntü aklına gelince ufak bir tebessüm etmekten kendini alıkoyamadı. Alışmaları gereken süreden daha erken bir vakitte alışmışlardı Zülal'e bu durum Osman'ı ara sıra şaşırtsa da artık normal gelmeye başlamıştı.
Ortamdaki kargaşaya aldırmadan Asaf'ın yanında getirdiği hemşire Fikret ,Baran'dan kan almak için odanın sol köşesindeki koltuğa doğru ilerletti. Gerekli bütün kan alma işlemlerini uyguladıktan sonra dokuz on dakika içinde bir tüp kan alınmıştı.
Baran başının döndüğünü hissetse de ayağa kalkmaktan kendini alıkoyamadı. Bir hışımla Zülal'in yanına koşarken yatağın ucundan Zülal'in eline ulaştı. Eliyle karşısındaki kızın elini sararken doktorun yaptığı iğneyi ve neşteri o yaraya sokuşunu pür dikkat izledi.
Zülal'in canı acıyacak diye içi gidiyordu ama bakmamak için de bir nedeni kendine uygun bulamamıştı. Her bir adımı dikkatle inceledi. Asaf son dikişini de tamamladığında açıklama yapmak için Baran'a döndü.
" Kurşun çok derindi evdeki şartlar ile zor bir işlem gerçekleştirmiş olsam da başarıyla sonuçlandığını söyleyebilirim. Ancak hâla iç kanama ihtimali çok yüksek olduğu için bir kaç gün gözetim altında kalması en doğrusu olur. Bilinci bir süre öylece kapalı kalabilir. Şimdilik sakinleştirici bir iğne ve ağrı kesici iğne uygula-"
Doktor Asaf 'ın sözünü kesen camları parçalayarak odaya akın eden kurşun yağmuru olmuştu. Herkes bir yere siper olmak için etrafa dağılırken Baran bütün bedenini Zülal'in üzerine kapamıştı. Artık kendisinin yüzünden Zülal'e daha fazla zarar gelmesine izin vermeyecekti.
Kurşun her yeri delip geçerken etrafı kan gölüne çevirememişti belki ama odadakilerden yayılan saf korku odayı doldurmaya yetmişti . Baran bunu yapanın Zülal'i vuran kişi ile aynı kişi olduğuna adı kadar emindi. O anda aldığı nefeslerden bile belli olan öfkesini dışarı atmak için var gücüyle pencereye doğru bağırdı.
"Eğer seni yakaladığında ecdadına sokmazsam bana da Baran demesinler ! Duydun mu Orhan!"
Baran'ın öfkeyle karışık tehdidi bütün göğe yayılırken elbette bu dediklerini Orhan denilen adam duymuştu hem de oldukça net . Ancak Zülal'i elde etmeden Baran'ın yakasını rahat bırakmayacaktı. Kendine verdiği sözler ile güveni yerine geldi . Gevşek gevşek güldüğünde az önce neredeyse koşarak indiği arabasına binerek attığı sayısız kurşun gibi saniyesinde ortadan kayboldular.
O sırada odanın içini kaplayan sessizlik ve büyük şok etkisi herkesin olduğu gibi kalmasına sebep olmuştu. Odadaki tek ses Baran'ın sakinleşmek adı altında aldığı nefeslerdi ve neredeyse sakinliğini sağlamak yerine daha da öfkeleniyordu . Odanın sessizliğini bir müddet koruyan ev halkından sonunda bir mırıltı duyulmuştu.
Herkes büyük bir merakla kafasını Zülal'e doğru çevirdiğinde kızı daha iyi duyabilmek için ona doğru yaklaşmışlardı. Baran az önce üzerine eğildiği kızın ağzına doğru kulağını yaklaştırdığında karşısındaki kızın ' Ayaz…' diye mırıldanmaları kalbini kırmıştı.
İyi de kızın böyle sayıklaması gayet doğalken neden böyle kırılmış ihanete uğramış gibi hissediyordu ? Daha düne kadar her şeylerinin oyun olduğu kıza karşı niye kırılmıştı? İçindeki bu tarif edilemez duyguyu çözmek ve asla düşündüğü gibi bir şey olmadığını kendine kanıtlamak için odadan zor da olsa çıkabilmişti.
Odakilerin bakışları bir anlığına Zülal'den, Baran'a doğru çevrilirken herkes Ayaz'ı bildiği için kızın neden böyle dediğini anlamlandırmaya çalışıyordu. Uzun bir şekilde bunu düşünmek için zihinlerinin en derinine kazırken Alp , Baran'ın peşinden gitmişti. Baran'ı iyi tanırdı o yüzden İçten içe yaşadığı bu karmaşayı bir netliğe kavuşturmak için onunla biraz da olsun ciddi bir konuşma yapması gerekiyordu.
Bu bir günde yaşadıkları kolay değildi hepsi derinden sarsılmıştı . İlk önce Zülal'in vurulması ondan sonra bu kurşunlanma olayı… Her şey üst üste gelmişti belki de bu yüzdendi Baran'ın bu içsel çatışması. Alp durumun böyle olmasını umarak önündeki adamın her ne zaman sakinleşmek istese gittiği at çiftliğine doğru ilerledi.
Artık biraz içini dökmesi ve yaşadıklarını anlamlandırıp bir kefeye koyması gerekiyordu. Bunun farkındalığı ile sakince Alp'i bekledi. İçindeki sessizlik aslında en derin haykırışlarıydı ama kimse anlayamamıştı.
