4. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI

GERÇEKLERE UYANMA

Elif Eylül Özmen

"Kaçırılan her bir saniye kaçırdığımız yıllara bedeldir. "

2 hafta sonra

Zülal

Acı içinde gözlerimi açtığımda göğsümdeki sızı zaten ağrıyan kemiklerimi daha da sızlattı. Kendimi inceleyince bir kolumun sargıda olduğunu gördüm. Zar zor aldığım nefesler de bana batarken bulunduğumuz yeri incelemeye başladım.

Oda oldukça genişti yatağın iki yanında da komodin, kapının biraz arkasında da giyinme dolabı vardı. Sol tarafta ise geniş bir balkon olduğunu görmüştüm. Kaçacak bir durum olursa ilk tercihlerimden biri olacağı kesindi.

İki kişilik koca yatakta doğrulmaya çalıştığımda bu sefer vücudumun çeşitli yerleri sızlamıştı. Büyük ihtimalle falezden düşerken birçok yerimi vurmuştum. Doğruluğumda soluklanmak için kendime vakit tanıdım.

Ancak tam olarak soluklanamadan aklıma Ayaz geldi ben vurulmadan önce o da vurulmuştu. Acaba iyi miydi? Acaba hâla yaşıyor muydu? Bu olaylar yaşanalı kaç gün olmuştu onu da bilmiyordun . Bunların hiçbiri önemli değildi Ayaz'dan güzel bir haber alana kadar nefes alamayacaktım . Tam bu düşüncelerle yüzleşmekten kaçmak amacıyla için gezinmeye karar verdim.

Nerede olduğumu az çok tahmin ediyordum tabii beni falezden kurtaran kişi Baran'sa o değilse zaten hiç bilmediğim bir yerdeydim. Yataktan zorla kalktığımda tam göğüs kısmımda hissettiğim ıslaklık beni rahatsız etmişti. O kısma bakınca yaramın kanamaya başladığını görmüştüm ama hiç umursamadan istikrarlı bir şekilde kapıya doğru ilerledim.

Üstüme başıma bakmamıştım ve berbat göründüğümden emindim ama Ayaz hakkında en ufak bilgi almak için her şeyi yapmaya hazırdım. Kapı koluna uzandığımdan kilitli olma ihtimalini düşündüm kilitli olmaması için dua ederken kapının açık olduğunu anlamıştım büyük bir heyecanla odadan çıktım.

Bir evin ikinci katında olduğumu yüksek merdivenlerden anlamıştım. Ancak etrafa bakmaya gerek duymadan hızlıca aşağı kata doğru inmeye başladım. Etraftan bir sürü kişi ellerinde yiyecekler ve bazı eşyalarla gezinip duruyordu. Beni fark etmeye başladıklarında hepsinde aynı yüz ifadesi vardı: Şaşkınlık. Ancak anlayamadığım bir ifade değildi onun dışında yüzlerinde gülecek bir ifade de vardı.

Halime bakmamıştım zaten içim yanıyordu bir de bununla uğraşmazdım. Ama kimsenin beni umursayan ifadesi sinirimi bozmuştu kimse bir şey söylemeden boş boş bana bakıyorlardı. Sinirlenmek istemiyordum çünkü sinirlenirsem içimden başka bir insan çıkıyordu. Şivesi olan ve herşeyi kırıp döken hırçın bir dalga.

Dış kapıyı da rahatça açtığımda oldukça şaşırmıştım. Bu kadar rahat bir şekilde dışarı çıkmak çok saçmaydı hem buraya getirilmiştim hem de elimi kolumu sallaya sallaya rahatça gezebiliyordum. Etrafta insanlar vardı ama sanki beni görmemiş gibi davranıyor yanımdan hızlıca geçiyorlardı. Evin biraz ilerisinde sol tarafta kocaman bir at çiftliği vardı. Orada Baran'ı bulabileceğim düşüncesi ile oraya doğru ilerledim.

Bir süre sonra netleşen yüzler ile Baran'ı görünce adımlarımı hızlandırarak yanına yaklaştım. Yanında bir tane daha adam vardı ama benim için önemli olan Baran'ı bulmaktı. Onu bulduğum için mutlu bir şekilde hareket ediyordum. Ama bir o kadar da kızgındım beni kaçırmış üstüne bir de sevdiğim adam hakkında hiç bir şey söylemeye gelmemişti yanındaki ile gülüşüyordu.

Yanlarına gidip karşılarında dikildiğimde Baran ilk önce bana dikkatle baktı sonra ise yüzünde şaşırmış bir ifade oldu . Ancak sonrasında sırıtmaya başladı. Onun sırıttığını gören yanındaki adam ise birden kahkaha atmaya başladı. Ne olduğunu anlamıyordum durum bu kadar ciddiyken mal gibi boş boş yüzüme bakıyorlardı.

Artık gerçekten sinirlenmeye başlamıştım. Yüzüme bakarak resmen dalga geçiyorlardı o anda Baran konuşmaya başladı.

" Ula ben bunun buraya böyle geleceğini bilsem daha düzgün bir şey giydirirdim."

Yanındaki adam da gülüşlerinin arasından cevap verdi. " Ha bu da yakışmuş aslinda."

Ne yakışmış ne diyordu bunlar o anda aklıma üstüme başıma hiç bakmadığım geldi. Bakışlarım hemen üzerime kayınca gördüğüm görüntü ile kaşlarım çatıldı. Gerçekten yok artıktı. Üstümde çiçekli bir şalvar ayakkabı olarak da kara lastik vardı. Normalde gülünecek bir şey yoktu ama bunlar beni delirtmek için ellerinden geleni yapıyordu.

O anda hızlı bir çıkışla Baran'a bağırmaya başladım.

" La burada ne oliyi senun dert ettiğin şeye bak . Kafanu kırarum senin ula . Fuşki ye senu."

İşte şimdi kötü olmuştu beni böyle konuşursam ben bile ciddiye almazdım. Ama sinirlenmiştim bir kere duramazdım. Baran ise aldığı bu tepki ile oldukça şaşkın görünüyordu. Sakinleşip düzgün bir şekilde konuşmam gerekiyordu ama sakinleşmem pek mümkün değildi. Derin nefesler alarak sakinleşmeye çalıştım.

Beş dakika boyunca bu şekilde nefes almaya devam ettikten sonra normal bir şekilde konuşacak kadar sakinleşmiştim. Baran'ın konuşmak için harekete geçtiğini görünce izin vermeden bağırmaya başladım.

"Ya sen ne yaptığını sanıyorsun ! Ayaz’a ne yaptın çabuk söyle yoksa aynısını bende sana yaparım hem de hiç acımadan!"

Nağırarak göğsünden ittirdiğimde sendelemişti. Artık gülümsemesi silinmiş geriye sadece büyük bir karışıklık kalmıştı. Gözlerinden bunu net bir şekilde anlayabiliyordum . Ama onun da beni acilen anlaması gerekiyordu yoksa daha da kötü olacaktım. Birden kahkaha atmaya başladım gerçekten deliriyordum .

Ben gülerken Baran'nın gözünden bir saniyelik de olsa acıma duygusu geçti. Ama içimdeki ateş dinmiyordu belki kırıp dökmem gerekiyordu ancak hiçbir şey yapamıyordum . Bağırmaya devam ederek Baran'ı itmeye başladım

" Bak beni dönüştürdüğün kadına bak ! Bak sana, hoşuna gitti mi ? Delirdim lan senin yüzünden ! Eğer Yavuz'a bir şey olduysa sana bu hayatı cehenneme çeviririm duydun mu beni! "

Son bir kez daha ittirdiğimde düşecek gibi oldu ama umursamadan eve doğru koşar adımlarla ilerlemeye başladım. Ağlamak bu durumda bana yakışmazdı güçlü durmam gerekiyordu . Yıkılırsam Ayaz olmadan toparlanmam pek mümkün değildi. Baran arkamdan adımı bağırıyordu ama artık Baran benim için önemsizdi buradan kaçıp ne olduğunu öğrenecektim hem de hemen.

Hâla adımı seslenirken adımlarımı hızlandırdım yüzünü görmeye tahammülüm yoktu. Eve doğru yaklaşmışken bir el kolumdan tutup beni kendine doğru çevirdi.

" Zülal dedim sana niye dinlemiyorsun ? Beni dinleyeceksin her şeyi öğren öyle konuş ! Bak o zaman söz veriyorum bir şey yapmayacağım seni dinleyeceğim."

Kolumu hızlıca elinden uzaklaştırarak bende bağırdım

"Bağırma bana !"

" Bağırtma o zaman!"

Anlık sinirle ayağına tekme attığımda daha sesli bir şekilde konuşmaya başladı.

" Kızım deli misin sen ? Ne vuruyorsun hayvan gibi !"

Artık gülme sırası bendeydi sırıtarak cevap verdim "Abartma be alt tarafı azcık bacağımı dokundurdum hemen ne zırlıyorsun . Ayrıca sensin be hayvan ,öküz herif ! "

ikimiz didişirken arkadan az önce Baran'ın yanında olan adam geldi Baran'nın kulağına bir şey söyledikten sonra Baran bana dönerek hızlıca konuştu .

"Şimdi gitmem gerekiyor. Akşam saat sekizde yanıma gel konuşalım."

Sanki ben onun emir kuluydum beyinsiz herif. " Tabii gelirim öküzcüm. Ayrıca bana düzgün kıyafetler ver ."

O bu lafıma söylenirken bir adama komut vererek içeri yönlendirdi. Büyük ihtimalle yeni kıyafetler vermek için adamı yönlendirmişti. İçeri girdiğimde hızlıca çıktığım odaya gittim tahmin ettiğim gibi yatakta bir sürü kıyafet kutusu vardı. Acilen duş almam gerekiyordu. Belki duşta sıcak suda rahatlardım. Yoksa giderek içimdeki sıkıntı büyüyordu. Belirli kıyafetleri alarak odanın sağında olan duşa doğru ilerledim. Tabii ki de Baran'la saat sekizde buluşup konuşmayacaktım.