10. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI
KÜÇÜK İSTEK
"İnsan kafasını dağıtan şeyler ile mutlu olur aslında içinin yaralandığını bilmeden."
Gözlerimi açtığımda görmeyi beklediğim beyaz duvar yerine Baran olunca güne oldukça kötü başlamıştım. Onun koltukta yatıyor olması sabah ilk onu gördüğüm gerçeğini değiştirmiyordu. Dün horon oynadıktan sonra oldukça yorgun olduğum için uyumak istemiştim ve büyük bir karmaşa çıkmıştı.
Odama geçmeye çalışırken Baran'a biraz zarar vermiş olabilirdim ama hâla yaşadığı için bence bir sorun yoktu. Şanslıydım ki Baran hâla yattığı yerde mışıl mışıl uyuyordu. Yataktan kalktığım gibi parmak uçlarımda odama doğru ilerlemek için hareketlendim. Elim hızla kapı koluna gidince hemen kapı kolunu aşağı indirdim.
Ama açılmıyordu hayvan herif ne zaman kilitlemişti kapıyı. Oflayarak Baran'ın ceketini bıraktığı yere gittim. Umarım buradan bir anahtar çıkardı. Ceketin ceplerinin hepsini inceledikten sonra hiç bir şey çıkmaması sinir bozucuydu. Bu sefer de Baran'a doğru ilerleyecekken arkadan belime sarılan eller ile neredeyse çığlık atacaktım.
Baran'ın ellerini üzerimden çekmek için ne bulduysam onunla Baran'a vurmaya çalıştım. Her ne kadar hedefi isabet ettiremesem de başarılı olduğum söylenebilirdi . Derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.
" Dur bir kızım ya şeytan mı taşlıyorsun?"
Bu dediğine kendi de gülerek bana baktı .
"Ya sen harbi delisin bunun başka açıklaması olamaz kaçık adam! Ayrıca bana dokunmasan bunlar başına gelmezdi."
Sorgulayıcı bir bakış atarak ellerini belimden çekti ama tam olarak beni bırakmadan kendine döndürdü. Ve az önce geri çektiği ellerini tekrar belime yerleştirdi.
" Karım değil misin kızım! Dokunurum da, öperim de , sarılırım da kime ne!"
Artık gerçekten fazla oluyordu " Evli olmamız bana dokunabileceğin anlamına gelmez şimdi git başımdan. "
Bu dediğime karşılık belimdeki ellerini sıkılaştırırken artık buna bir dur demek gerekiyordu. Bir elini belimden ayırdığım gibi kolunu ters çevirdim. İki büklüm kalmış bir şekilde alttan alttan bakarken kıvranıyordu.
" Tamam bırak da kolumu. Bir daha dokunmayacağum."
Her ne kadar bu dediğine inanmasam da dediğini yaptım. Yoksa ölebilirdi çünkü abartma seviyesi üst raddedeydi. Rahat bir nefes alarak karşımda dikildi. Oldukça sakin duruyordu . Ben de bu sakinliğini fırsat bilerek kaç gündür içimi yiyip bitiren ve sürekli sormak istediğim ama bir türlü cesaret ve demediğim şeyi sormak için kendimden beklenmeyecek bir hamle yaptım.
" Sen istediğin şeyleri yaptırırken iyiydi sıra bende . Ben artık işime geri dönmek istiyorum. "
Bana oldukça dikkatli bir şekilde baktı uzun bir süre bakışırken sonunda bir cevap vermeye yeltendi.
" Ha bir de o var dimi? Şey sen ne iş yapıyordun ki?"
Cidden adamın asabını bozardı hemen ona en ters bakışımı atıp cevabımı yapıştırdım. " Senin gibi illegal işlerle uğraşmaktansa benim mesleğim gayet normal mimarım ben . "
Bana hayret eder şekilde baktığında ben de ne sandın der gibi bakıyordum. " Ay karıma bak sen havalı mesleklerle uğraşıyor. Ay benim işimde ne varmış gayet normal . Ayrıca senin işin hallolması için biraz beklemen gerekiyor bir gelişme olursa söylerim."
Bu dediği ile biraz olsun rahatlamıştım en azından hayır dememiş sadece bekle demişti. Baran dediği için biraz şüpheli bir durumdu ama umursamadan tekrar ona döndüm.
" Sağ olasın kardeş. Bir de şey Ayaz hakkında fotoğraflar ne zaman gelir. "
Başımı yana yatırıp en masum bakışımla ona bakıyordum. Artık yakından görmessem kendimi parçalayacaktım . Dokunmakla bile geçmeyen özlem nasıl olurda bir fotoğraf ile geçerdi ki? Ben kendi kendime düşüncelere dalmışken bunu Baran bozdu.
"Hoşt kocaya kardeş denir mi çok ayıp diline acı biber sürerim bak. Onu dışında dediğin fotoğrafları Alp birazdan getirir istersen bahçeye çıkıp bekleyelim."
Kafamı olur anlamında salladığımda böyle bir teklif sunması ise oldukça şaşırtıcıydı. Benden önce davranarak kapıyı açtığında elini kapıya atarak geçmeme izin vermedi. Sanırsam dalga geçmeyi ve oyun oynamayı çok seviyordu.
" Bu arada kıyafetlerini buraya taşıyacağım artık burada kalacaksın. " eh yok artıktı.
" Dedeni yani ben seninle aynı odada iki dakika bile kalmam. " Bana küçümser bir bakış atarken gözlerindeki eğlence kırıntısı ile gülümsedi.
" Dünden beri odamda kalırken böyle demiyordun. Ayrıca bal gibi kalırsın ne olacak canım karım benim."
Derin bir nefes alarak alttan alttan bakarak cevap verdim bugün herhalde beni sınamaya filan çalışıyordu. Zaten dün geceyi daha atlatamamıştım. Kalbim bir yandan Ayaz'a ihanet etmemin yükünü taşıyordu ama bir yanım hepsi Baran yüzünden oldu sen bir şey yapamadın diye beni rahatlatmaya çalışıyordu.
Bugün böyle rahat bir şekilde ve normal bir şekilde Baran'la konuşabiliyorsam hepsi Ayaz'ın beni her zaman mutlu görmek istemesindendi biliyordum. Beni bir gün buradan kurtaracaktı ve kurtardığında onun karşısında böyle mutsuz ve üzgün olamazdım. Her gün kendime umut ve çeki düzen veriyordum.
Bir nevi olsun kendimi bu konuda toparlamıştım .Şimdi ise bu Baran'ın dediği ile kurduğum bu düzen yıkılmıştı. Ben tamamen evlenmiştim .Ama sevdiğim adamla değil Bunu idrak etmek kalbime bir ok saplanmasını sebep olmuştu. Dengemi bir an kaybederken Baran bir kolumdan tuttu.
Ben bu vicdan azabıyla kül olurken o yaramı daha da deşiyordu . Yine de böyle kötü olmuşken ona cevap vermekten kaçınmadım. "Zorunluluktan kaldık herhalde yollamadın ki. Kapıyı bile kitlemişsin ayrıca ne var bomboş oda. Evde kimse yok ayrı odada kalsak ne olur birlikte kalsak ne olur ? Onu bunu bırak da hadi bahçeye gidelim."
Bana bu sefer değişik baktığında ne düşündüğünü merak etmiştim ama yine sıradan ,saçma sapan şeyler düşündüğünü farz ederek takmadım . Kötü olduğumu gördüğü için uzatmadan hemen cevap verdi.
" Boş olduğunu biliyorum ama artık Alp, amcam Osman ve Emir de bu evde kalacak fazladan 2 oda vardı geriye senin odan kalıyordu evli olduğumuza göre de aynı odada kalmamızın bir sakınca olmayacağını düşündüm. Ayrıca Onlar bizi gerçekten evli sandığı için mecburen böyle olması gerekiyor. Sadece Alp biliyor o da zaten bu işlerin içinde olduğu için biliyor. Diğerlerine zaten söyleyemem o yüzden böyle olmak zorunda."
Nu durum ile ne yapacağımı bilemedim belki de artık Baran'dan kaçıp onların yanına gidebilirdim. Baran'ın yüzünü daha az görürdüm böylece. Ama Baran'la kalacak olmam da sıkıntıydı. Ayakta zor durduğumu gördüğü için dediğimi ikiletmeden kolumu bırakmıştı . Odama gidip hızlıca giyindim ve Baran'ı beklemeden aşağı indim .
Nasıl olsa kendi hallederdi aşağı indiğimde amacım Alp'i hemen görüp odama kendimi kapatmaktı . Ama Alp yoktu Ben de onu beklemek adına evin etrafını araştırmaya başladım. Arkamdan gelen sesleri duyduğumda Baran olduğunu anladığım için bakmadan yolumda dümdüz ilerlemeye devam ettim .
Evin etrafı adeta orman gibi çimlerle ve ağaçlarla çevriliydi sadece evin sol tarafındaki at çiftliğinin o tarafa giderken ağaçlar seyrekleşiyordu . Daha önce fark etmediğim evin sağ tarafındaki kuyu olan tarafa ilerledim . Bildiğin evin yan tarafında kuyu vardı .
Herhalde Baran boş vakitlerinde bu kuyuya para atıyordu .Böylece istediği bütün dilekleri oluyordu. Ne alakaydı, çok saçma kendi kendime bununla dalga geçerken ne olursa olsun vazgeçmeden kuyunun yanına gittim .Arkamdan da Baran geliyordu birkaç adım arkamda olduğu için ne yaptığımı tam göremiyordu .
Kuyunun yanına yaklaştığımda duyduğum ses ile ilk önce ilkildim. Bu bir tıslama sesiydi hemen dikkatlice etrafa baktığımda düşündüğüm şey de yanılmadığını fark ettim. Kuyunun kenarında bir tane yemyeşil bir yılan duruyordu . Bu yılanı nerede görsem tanırdım bu zehirsiz ve Trabzon'da sık bulunabilecek bir tür yılandı .
O yüzden korkmaya da gerek yoktu hemen yanına yaklaştığımda saldırmaya çalışsa da zararsız olduğu için pek bir etki yapamamıştı. Hemen yılanın baş kısmını tuttuğumda etkisiz hale gelmişti . Ben hayvanları ayırt etmeden sevdiğim için yılanları da yadırgamıyordum. İnsanlar bu huyuma şaşırsa da bana normal geliyordu. Elimde tuttuğum yılanla hevesle arkamdaki Baran'a doğru döndüm.
"Baran şuna bak ! Ağzını yüzünü yerim çok tatlı değil mi ya yılan." bunu demem ile bendeki gözleri hızlıca elime gitti. Gördüğü şeyle gözleri fal taşı gibi açılırken şimşek çarpmış gibi hızla bağırarak konuştu.
" Kız götür onu yer o bizi bırak!" verdiği bu tepkiye gülerek hemen ona doğru ilerlemeye başladım . Geri geri gidince anladım ki Baran yılanlardan korkuyordu. Sabahtan beri beni çıldırtarak hak etmişti bunu. Biraz daha öyle tutarak Baran'a doğru ilerlemeye başladım .
"Ya ne var! Çok tatlı değil mi evcil hayvanım olarak besleyeceğim. Odamıza koyalım bunu ne dersin canım kocam."
Son kısmı özellikle vurgu yapmıştım ki buna ne kadar sinir olduğumu anlasın. Baran gittikçe geri giderken birden üstüne koşmaya başladım .O çığlıklar atarak hoplaya zıplaya eve girdiğinde. Ben ise kahkahalarla yere oturmuş gülüyordum.
