6. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI
ACILI YEMEK
" Açılan yaralar sadece başka şeyler ile uğraşmaya başladıkça azalır. Açık yaralar ise her zaman en derindedir. "
Dün yemeğimi yedikten sonra kimseyle muhatap olmadan hızlıca odama çıkmıştım. Hemen hızlı bir duş alıp uyumuştum. Ancak bugün erkenden kalmıştım. Camdan vuran güneş ışınları odaya doğru giriyor ve etrafı aydınlatıyordu. Bu güzel havaya rağmen yapabileceğim pek bir aktivite yoktu.
Dışarı çıksam istediğim gibi gezinemeyecektim. Erken kalktığım için normalde ne kadar enerjik ve mutlu olsam da şu an sıkılmış ve bıkmış bir durumdaydım. Anlık bir karar ile bahçeye çıkmaya karar verdim belki geçen gün gittiğim at çiftliğine gidebilirdim .
Kimseye söylemesem de atları ve ata binmeyi çok seviyordum hatta bir ara binicilik ile ilgili ders de almıştım. Bence insana huzur veren bir uğraştı . Atların yanına gidip sevebilirsem belki biraz olsun rahatlardım. Ancak hiçbir şey kafamı dağıtmak için tam olarak yeterli değildi.
Nerdeyde üç haftadır buradaydım artık Ayaz'a olan özlemim kat kat artıyordu. Nefes almak bile artık oldukça zor ve boş bir şeymiş gibi geliyordu. Ama Ayaz'a ulaşmak için biraz daha dayanmam gerekiyordu. Baran gibi bir mahlukat ile uğraştığım için de Ayaz'ı düşünmeye fırsatım olmuyordu.
Her ne olursa güçlü olmam lazımdı Ayaz'ı düşünürsem daha kötü olurdum. Ayrıca sadece bir kaç ay daha ondan sonra buradan kaçacaktım . Şu an kaçamazdım kaçsam bile çabucak yakalanabilirdim o yüzden biraz sabır gerekiyordu. Az da olsa bu bıkmış ruh halini kenara atarak hazırlanmaya başladım.
Biraz olsun kendime çeki düzen vermem gerekiyordu. Hâla yüzümün bir kısmına yerleşmiş olan morluk apaçık ortada duruyor ve benim sinirimi bozuyordu. Ama elimde bunu kapatmak için bir makyaj malzemesi yoktu bir ara kesinlikle alış verişe çıkmam gerekiyordu. En azından böyle kafa dağılabilirdim. Elimdekiler ile giyinip odadan hızlıca çıktım.
Üstüme siyah bir elbise geçirmiştim oldukça sadeydi. Ve Baran'ın hâla yasta olduğumu anlaması için mükemmel bir parçaydı. Tabii o gıt kafası çalışırsa anlardı .Ben içimden Baran'a olan bütün nefretimi dökerken merdivenlerden aşağı inmeye başladım. İçerde büyük bir karmaşa vardı. Herkes elindekiler ile bir oraya bir buraya koşturuyordu .
Herhalde beni fark etmezler diye kimseyi umursamadan en başından beri hedeflediğim yere ilerledim. Ama daha ilerleyemeden daha bir adım bile atamadan ensemden çekilmem de durmak zorunda kaldım. Hemen arkamı dönmem ile Baran'la karşılaştım.
" Ne yapıyorsun öküz çek o elini üstümden yoksa elini kırarım! Sen kim bana dokunmak ne! Git başımdan ya ."
Demem ile sinirim en üst raddeye çıktı . Bana nasıl dokunabilirdi anlamıyordum dürtmek için bile olsa dokunmayacaktı. Katil olma ihtimali olan birinin bana dokunması iğrençti. Belki Ayaz'ı öldürmüş olabilirdi bu ihtimalle kalbim sıkışırken iyice gerilmiştim.
Beni çok sinirlenmişti o sırada Baran ağzını açmaya yeltendi tam konuşmaması için lafını kesecekken O beni durdurdu ve konuşmaya başladı.
"Bana bak şurada birkaç saat uslu dur . Akşama misafirler gelecek yemek yiyeceğiz seninle tanıştırmak istediğim birkaç kişi var. Düzgün dur da rezil olmayalım elaleme."
Ben ne derdindeydim bu öküz yarması insan ne derdindeydi çıldıracaktım.
"Ula ne deduğumi duymadun herhalde bağa dokunma. Oğa göre belki isteduğuni yaparum. "
Bana gülerek bakarken hızlıca cevap verdi.
" Senin bu sinirlenince oluşan kişilik kaymana bayılıyorum. Birden normal konuşurken bir anda şive yapman yokmu işte benim müstakbel eşim. "
Cümlesinin ilk kısmında bende gülecekken son dediği ile artık bende şalterler atmıştı.
" Ebenu bak senin ağzınu ortadan ikiye cart diye ayururum boh ye. Müstakbel eşine sıçayım senin. Ya senin yüzünden kendime sövüyorum sabır ya."
Bana kahkalarala bakarken elimle yumruk atmaya başladım. Hâla gülerken cevap verdi .
" Ne var ilerde eşim olmayacak mısın alınıyorum bak."
Bu dediğine bir şey demek yerine diyeceklerimi yuttum son bir kez yumruk atarak hızla merdivenleri çıkmaya başladım. O bir yandan kıvranırken bir yandan da bana seslenmek ile meşguldü.
" Ya nereye akşama ne giyeceksin. Gel buraya yoksa şalvar ile çıkarsın karşılarına!"
Dediklerine gram takmadan hızlıca az önce çıktığım odaya geri girdim. Banane ne getirirse getirsin umurumda değildi.
3 saat sonra
Lavabodan çıkmam ile yataktaki kutu ile karşılaştım. Baran büyük ihtimalle elbise almıştı . Kutunun içine bakınca çok güzel kırmızı diz boyu ,kalp yaka ve ince askılı bir elbise vardı.
Ayakkabı olarak ise gümüş taşlı bir topuklu ayakkabı vardı. Kutunun içine daha detaylı bakınca takı ve makyaj malzemelerine rastladım bunca şeyi Baran gibi birinin düşünmesi normal değildi büyük ihtimalle birinden yardım almıştı. Ama yine de hoşuma gitmişti aldıkları .
Hızlıca saçımı açık bırakıp hafif bir makyaj yaptım acele ediyordum çünkü misafirlerin gelmesine az kalmıştı. Aşağı indiğimde Baran'ın da oldukça şık olduğunu gördüm. Siyah takım elbisesi ve sağa doğru taradığı saçları ile önemli biri gibi duruyordu kapı süsümüz.
Kafamı yemek masasına doğru çevirerek oldukça şık olan masaya baktım. Demek ki gelen misafirler önemli kişilerdi. Baran bana doğru gelirken kapının çalması ile şükrettim. Hemen o tarafa ilerledik. Gelen misafirleri karşılayıp tokalaştık. Gelenlerden biri Baran'ın yanında sürekli gördüğüm ama adını bilmediğim adamdı.
Hızlıca yemek sofrasına geçince Baran bana gelen kişileri tanıttı.
" Evet sağdaki kişi Alp benim en yakın arkadaşım aynı zamanda en iyi korumam. "
Alp bana gülümseyip elimi sıkınca bende ona içten bir gülümseme yollamıştım. Bu Baran'ın yanında sürekli gördüğüm adamdı. Tokalaşmamız bittiğinde Baran Alp'in yanındaki kişiyi gösterip konuşmasına devam etti.
"Onun yanındaki kişi ise dayım Osman bendeki yeri çok ayrıdır aynı zamanda en büyük destekçim. En son olarak da karşındaki kişi Emir o da benim kuzenim. "
Baran'ın dayısıyla ve kuzeniyle de aynı şekilde tokalaştıktan sonra bu sefer diğerlerine dönerek beni gösterdi.
" Bu da benim ilerdeki müstakbel eşim. "
Herkes şaşırarak bakıyordu demek ki Baran ilk defa söylüyordu. Hepsi heyecanla teker teker tebriklerini sundu tebrikleri birer birer kabul ederek yemeklerimizi yemeye başladık. Amacım Baran'ı biraz rezil etmekti ve nasıl rezil edebilirim diye düşünüyordum.
Üstüne mi kussam ya da yüzüne tükürsem? Ne yapabilirdim acaba? Yok böyle olmayacaktı en iyisi biraz canını yakmaktı. Sert ve hızlı bir şekilde topuğum ile ayağına bastım. Anlık olarak neye uğradığını şaşırırken birden öksürdü.
Herkes bize dönerken o yüzü kızarmış bir şekilde bana bakıyordu adeta sen görürsün der gibiydi. Birkaç dakika sonra canının acısı geçince kulağıma doğru yaklaşıp fısıldadı .
"Sanırım sırayı karıştırdın şu an nikahta değiliz o yüzden Sadece biraz bekle bu kadar sabırsız olacağını düşünmemiştim müstakbel eşim. "
Özellikle müstakbel eşim kısmına yaptığı vurgu ile sinirlenmiştim . Amacı beni sinir edip yanlış bir şey yapmamı sağlamaktı ama ben sakinliğimi koruyup gününü gösterecektim .Bir süre sonra aklıma yeni bir fikir gelmişti. Ancak Baran gözünü üstümden çekmiyordu .
Hemen elimdeki mendili yere düşürmüş gibi yaptım. Baran'ın bakışları mendil ile benim aramda gidip gelirken hızlıca mendili almaya eğildi . Tam da ben o anı fırsat kollayarak Baran'ın yemeğinin içine 2-3 tatlı kaşığı acı pul biber ekleyip yemegi karıştırdım. Zaten çorbanın rengi de kırmızıya yakın olduğu için eklediğim pul biberler belli olmuyordu .O yüzden biraz rahatladım.
Az önce denemek için tadına baktığımda oldukça acı olduğunun farkına varmıştım. Masadaki diğer kişiler derin bir sohbette olduğu için Baran'la aramızda geçen bu olayı fark etmemişlerdi. Mendili elime verdiğinde öldürücü bakışlar atıyordu 'Senden korkan senin gibi olsun senden mi korkucam be. ' diye içimden geçirerek gülümsedim.
O sırada Baran kaşık kaşık içtiği çorbası ile birden durarak öksürmeye başladı. Herkes Baran'a bakarken bende ona döndüm. Nefes alamıyor gibiydi ve domates gibi kızarmıştı. Sanırım biraz fazla dökmüştüm. Yetişin komşular adam ölüyor ay kalpten gitti sanırsam. Herkes ayaklanıp Baran'ın başına toplanmıştı.
Baran öksürmeye devam ederken elime aldığım suyu ona doğru uzattım. Hızlıca içmeye yeltendiğinde o da yetmeyecekmiş gibi masanın kenarındaki sürahiyi kafasından aşağı döktü. O sırada kapıya adamları gelmişti. Bense gülmemek için kendimi zor tutuyordum sanırım şakanın biraz bokunu çıkarmıştım .
