15. bölüm · KIRIK KALBİN HARİTASI

GİZEMLİ ODA

Elif Eylül Özmen

"En ufak gizli bir olay her şeyi yok etmeye yeterlidir özellikle de güveni …"

1 Hafta sonra

Zülal

Vurulmamın üzerinden yaklaşık olarak on iki - on üç gün geçmişti. Bu iki -üç günde sadece uyumuştum ama geri kalan günlerde günlük sıkıcı rutinime devam etmiştim. Sabah erkenden kalkmış ,beslenmeme dikkat etmiş ve iyileşmemi hızlandıracak aktivitelerde bulunmuştum.

Şu anda ilk halimden elbette ki daha iyiydim. Ama sıkıntım artmıştı çok sıkılıyordum . Bugün evde kimse de yoktu . Baran ve Alp bir iş için dışarı çıkmışlardı. Osman dayı da zaten birileriyle iş yemeğine gitmişti. Emir ise onun nerede olduğu muammaydı her yerde olabilirdi .

Ancak ben gerçekten sıkılmıştım . Ayrıca Baran'la aynı kaldığımız bu odada bulunmak pek hoş değildi .Çünkü burası Baran'ın odasıydı . Benim burada kalmam benim odam olduğu anlamına gelmiyordu . Bana verdikleri ilk odaya çok çabuk alıştığım için orayı özlemiştim . Ama orada artık Emir kalıyordu .

Bu duruma her ne kadar alışmamış olsam da ileride bunu da yeneceğimden emindim . Aşağıda hizmetliler oradan oraya gidip günlük işlerini hallederken odadan çıkıp bir şeyleri denetlemek istedim. Bu halimle at sürmek de istemiyordum .Hem hava oldukça soğuk gözüküyordu.

Ve bu soğuk havada iyileşmeden dışarı çıkmam pek doğru değildi .Normalde bunu sorun edecek biri olmasam da şu an için uygun olduğunu düşünmüyordum. Odadan ani bir kararla çıktığımda üst katı gezmek istedim .

Daha önce bu kattaki bir odaya hiç girmemiştim. O da kilitli olduğu içindi .Belki şimdi açıktır diye şansımı denemek istedim . Çünkü gerçekten hiçbir şey yapmazsam odada baygınlık geçirecektim. En azından denemekten zarar gelmezdi.

Ahşap kapının tam önünde durduğumda elim kapının yuvarlak olan kulpuna gitti. Çevirdiğimde gelen açılma sesi ile oldukça mutlu olmuştum bana da eğlence çıkmıştı. Kapıyı yavaşça ittirdiğimde gıcırdayarak açıldı. Odaya girmem ise bende büyük bir şok dalgası yaratmıştı.

Hemen kapının karşısında duvar vardı. Dikdörtgen bir şekilde uzanan odadan adımımı içeri attığımda sol tarafıma dönüp odayı bir bütün olarak gördüm. duvarın sağ tarafında bir tane pano ve bu panoda ben , benim ailemle ve Ayaz'la olan yüzlerce hatta binlerce fotoğrafımız vardı. Ağzım açık kalmıştı, bunlar da neyin nesiydi böyle?

Sol duvara bakınca orada da birçok bilgisayar ve yine araya serpiştirilmiş ufak tefek resimlerim vardı . Tam dümdüz karşımda ise bir pencere yer alıyordu. Pencerede güneş ışınlarından korunmak için siyah bir perde kullanılmıştı.

Ve bu pencerenin etrafında ise bir plan vardı bu planlar kırmızı iplerle sıraya dizilmişti . Ne olduğunu anlamak gerçekten çok güçtü. Yavaş ve ufak adımlarla pencerenin kenarlarındaki planı anlamak için yanına gittim .Yine benim tek olduğum bir resim üstüne kırmızı bir çarpı atılmıştı . Bu resmin hemen başka bir kısmında oklarla işaret edilmiş büyük bir tane malikane resmi vardı.

En ilginç olan şey ise hemen o resmin köşesinde ' En büyük ve önemli plan burada başlayacak.' yazılı bir not görmem olmuştu. Bu malikane neresiydi ve bu plan neydi ? Ne olacaktı ? Bu oda benim hakkımda yapılan planların ufak olmadığını kanıtlar nitelikteydi . Kesin arka planda çok büyük şeyler dönüyordu.

Yine de hiçbir şey anlamıyordum. Planı biraz daha incelemeye başlayınca bu şemadan da bir şey çıkaramayacağımı anlayıp orayı es geçtim. Yanımda bir telefonum olsaydı bu görüntünün fotoğrafını çekeceğimden emindim.

Bilgisayarların olduğu ekrana baktığımda ise bilgisayarı açıp içinde ne olduğunu öğrenmeyi her ne kadar istesem de bunu yapamayacağımı biliyordum. Çünkü Baran'ın ne zaman geleceğini bilmiyordum. Her an gelebilirdi ve yakalanmam hiç hoş olmazdı . Hele böyle bir odada yakalanırsam bana neler yapacağını ne diyeceğini düşünemiyordum bile .

O yüzden oraya da belki başka zaman bakarım diye ümit ederek resimlerimin olduğu yere geçtim .Daha doğrusu benim ve yanımda görülen bütün insanların resimleri…

Bütün resimlerde benim dışımda yanımda olan bütün insanların yüzleri kesilmişti. Ama şaşırtıcı bir şekilde resimlerdeki tek yüzü gözüken bendim kesilmeyenler ise siyah bir kalemle boyanıp yok edilmişti. Ne demek oluyordu bunlar ?

Bu panonun en üstünde koca harflerle ' Bu Planın Bitiş Tarihi 15 Mart 2027 Zülal Bugünden Sonra Bir Sorun Çıkmazsa Serbest Kalacak! ' yazıyordu. Ve daha birçok anlamlandıramadığım işaret ve yazılar içeriyordu . Biraz fazla detaylı incelemek istiyordum . Bunun için daha yakından bakmanın uygun olacağını düşünerek bir iki adım ileri attım.

Resimlerde sonradan fark ettiğim kırık bir kalp detayı vardı. Bu kalp neyin nesiydi ? Ve ne için vardı ? Tam bunları sorgulama fırsatı olmadan aşağıdan kalın erkek sesleri duyuldu. Ve kapının açılıp kapanması ile olduğum yerde irkildim. Umarım yakalanmamışımdır. Parmak ucunda bir hışımla odadan çıktığımda bu katta daha kimsenin olmadığını görerek derin bir nefesi dışarı verdim.

Mecburen Baran'la ikimizin kaldığı odaya gidip adeta yatağa kendimi fırlatırcasına atladım. Daha tam olarak iyileşmemiş yaram biraz acımıştı ama bunu umursamadan rahat bir pozisyona girdim. Yorganı da üstüme attığımda artık tam olmuştu. Uyuyormuş gibi yapsam fark edilmeyeceğimi düşünüyordum.En azından öyle olur diye dua ediyordum. Şu an hem Baran'ı çekemezdim hem de yakalanma ihtimali ile yüzleşemezdim.

Kapı yavaşça açıldığında Baran'ın olduğunu tahmin ettiğim adım sesleri odaya doğru ilerlemeye başladı. Odaya giren kişiden ufak kıkırtılar çıkınca o kişinin Baran olduğunu anlamıştım .Kesin yine dalga geçecek bir şey bulmuştu İnşallah uyuyorum diye bir şey demez. Ne olur demesin!

Sırtım kapıya dönük olduğu için yüz ifademi göremiyordu. O yüzden bu konuda biraz olsun rahattım. Baran hala gülmeye devam ederken bir yandan da konuşmaya başladı .

"Pardon da ciddi bir şey sormak istiyorum . Sen uyurken yatakta dövüş hareketlerine falan mı çalışıyorsun ? Yoksa az önce duyduğum sesin bir açıklaması olamaz. O yüzden mi elin bu kadar sert uyurken bile dövüş hareketlerine çalıştığın için!"

Ardından şok olmuş gibi bir ses çıkardıktan sonra koca bir kahkaha patlattı. Kendimi yatağa bu kadar hızlı attığımı düşünmediğim için bir yandan sövmüştüm . Ne vardı biraz daha yavaş yatsaydım yakalanmazdım . Artık olan olmuştu yapacak bir şey yoktu . Kafamı Baran'a doğru çevirerek ben de konuşmaya başladım.

" Aynen her gün seni nasıl daha iyi dövebilirim diye rüyalarımda bile dövüş çalışıyorum! O kadar temkinliyim ki anlatamam! Senin gibi bir pislikle tek başıma aynı odada kalmak yoksa delilik olurdu . Şimdi git başımdan uyumak istiyorum!"

Hala uyuz uyuz kahkaha atmaya devam ederse gerçekten dövecektim.

"Gördük ! Belli nasıl uyuduğun atlayarak zıplayarak uyuyorsun herhalde! Öyle uyumak iyi oluyorsa söyle de biz de deneyelim ."

Bu dediğine sorgulayıcı bir bakış attım. Tam dalga geçmek için ağzımı açacaktım ki adeta havuza atlar gibi kendini bir gülle sandığı için koşar adımlarla yatağa atladı .Daha doğrusu benim üstüme. Normalde atlasa direkt ölecekken şimdi kurşun yaram olduğu için füze atmış öyle ölmüştüm.

" Ya sen mal mısın ? Ne diye üstüme atlıyorsun öküz! Ya öleceğim burada! Kalk şuradan havuza mı atlıyorsun gevşek! İnsan dikkat eder ."

Yavaşça kafasını kaldırıp benimle göz göze gelince hala gülüyordu. Ağzına bir tane yapıştırmak istesem de konuşmaya başlayınca kendimi tutmaya çalıştım .

"Ne var ben de uyuyacağım kızım işte. Bu evde bir rahat yok ya . Ayrıca ne var havuza da atlarım sana da atlarım! Ne oluyor ya , ne bu atar gider sakin ol azıcık ."

Ben bu adama bir sakin olacaktım görecekti ebesi ile dedesini . Bu ne ya kendini etten kemikte sanmaya başlamıştı. Gerçekten herhangi bir harekette bulunmazsam Baran'ın üstümden hareket etmeyeceğimi anlayınca diz kapağımla karnına bir tane geçirdim.

İnleyerek kenara doğru uzanınca bir hışımla kalkarak aşağı mutfağa inmeye başladım. Şu anda hiç hödük seansını kaldıramazdım. Ayrıca o odadaki resimlerimin ne olduğunu öğrenmeden Baran'a yaklaşmak içimden gelmiyordu.