Karanlık sırlar kitap kapağı

14. bölüm / 20

Özleştik Doktor Hanım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: Özleştik Doktor Hanım

Gölerimi açtığımda tepemde beyaz bir ışık gölerimi alıyordu. Karnımın sol alt tarafında keskin bir ağrı vardı. Kaç gündür yatıyorum ben

Kalkmaya çalıştığımda omzuma dokunan ele başımı çevirdiğimde beyaz önlük giymiş elinde beyaz eldivenlerle kumral bir kadın doktor duruyordu.

"Yaranız henüz iyileşmedi kalkamazsınız şahin bey"

Kadını hiç dinlemeden kolumdaki serumu söküp ayağa kalktım

"Şahin bey böyle olamaz"

Yorgun biraz da solgun bir ses tonuyla

"kaç gündür böyle yatıyorum ben"

"3 gündür"

Üç gün mü? Kış uykusuna yatsaydın şahin

Daha fazla konuşmadan merdivenlere yöneldim, doktor peşimden koşup beni yatağa yatırmaya çalıştı ama ben dinlemedim salona vardığımda kimse yoktu, doğruca üst kata doğru çıkmak için asansöre bindim. Direkt hiç vakit kaybetmeden gece'nin odasına gittim kapının kolunu indirdiğimde kilitli olmadığını fark ettim, o an tek istediğim gecenin yatakta kıvrılmış bir şekilde uyuduğunu görmek istememdi fakat kapıyı açtığımda boş olduğunu gördüm bu canımı nedense daha çok acıtmıştı. Uyanır uyanmaz ilk ona koşmam, varlığını burda deli gibi istemem ne oluyor bana böyle.

Aşşağı indiğimde herkes toplanmıştı belli ki doktor uyandığımı haber vermişti onlara. Mete beni görür görmez hemen yanıma gelerek sıkıca sarıldı.

Mete, "Şükürler olsun iyisin, çok korkuttun lan bizi"

Ali de yanıma gelerek aynı şekilde sarıldı.

Ali, " korkutun be abi,"

"iyiyim lan, abartmayın al tarafı bir kurşun yedik"

Fırat, "güzellik uykusuna yatmış gibisin valla, yüzüne bir nur inmiş"

Yanıma gelerek öyle bir sarıldı ki bir an dikişlerim patladı sandım

"Yavaş lan, dikişleri patlatıcaksın"

"kolay kolay patlamaz o dikişler, geç otur ayakta kalma "

Koltuğa oturduğumda karnıma keskin bir acının girmesiyle ağzımdan hafif bir hırıktı kaçtı.

Mete, "iyi misin şahin, olum niye kalktın hemen dinlenseydin iyice"

"Abarta olum, iyiyim diyorum ya!! Bir daha iyi misin diye soranın kafasına sıkarım"
"Gece nerde, gitti mi?"

Ali, "Ameliyat biter bitmez, hiç beklemeden gitti"

"Hiç..... Beklemedi yani?"

Mete, " Hala soruyor musun? kız, sen ölmek üzereyken benimle anlaşma yaptı. şimdiye çoktan ülkeyi terk etmiştir."

Fırat, "Nıç.... Gitmedi, yani henüz gitmiş değil uçağının kalkmasına 3 saat falan var."

Bunu duyan şahin bütün acısını unutmuş gibi hemen koltuktan doğruldu.

"şimdi mi söylenir bu...Ne diye bekledin bunu söylemek için ."

"Sormadınız ki!!!"

Şahin bulunduğu koltuktan hemen kalkıtı. Salondakiler hiç bir şeye anlam verememişlerdi. Şahin dış kapıya doğru giderek tayfuna seslendi, tayfun içeri geldiğinde

"geçmiş olsun patron, bir şey mi istemiştin"

"sağol, hemen yola çık hava alanına git gecenin uçağa binmesine engel ol. Ben de çıkacam birazdan"

"Hallediyorum" diyip kafasını önüne eydiğinde şahin

Odasına çıkmak için asansöre yöneleleceği sırada mete karşısına geçip onu durdurdu.

"Bırak gitsin, ne diye hala peşinden gidiyorsun kızın, senin hayatını hiçe sayan biri için değer mi"

"sonra konuşalım bunları, çıkamam gerek"

diyerek meteyi arkasında bıraktım ama metenin vaz geçmeye niyeti yoktu. arkamdan bağırdı.

"Olum kız senden kurtulmak için seni ameliyat etti lan!!! , benimle pazarlık yaptı. Gelir mi sanıyorsun seninle ."

Şahin metenin bu sözlerinden sonra durdu, meteye döndü bu laflarına sinirlenmişti şahin.

"Gelmek zorunda, anlaşmamız var öyle istediği zaman gidemez."

Mete ye doğru gelerek
"Ne zamandan beri kararlarım sorgulanıyor bu evde"

Başını aşağı yukarı sallayarak

"Eyvallah şahin, benim haddime değil zaten senin kararını sorgulamak. Ama o kız başına bela olucak benden söylemesi.."

Bahçeye doğru çekip gitti. Şahin de aynı şekilde odasına gitti salonda sadece Fırat ve Ali kalmıştı. olayı sadece izlemekle yetinmişlerdi, Çünkü onların arasına girmek bu hayatta yapacakları en büyük hatalardan biri olurdu. Onlar sık sık kavga eder hemen akşamında barışır hiç bir şey olmamış gibi devam ederlerdi. Şahinin, Metede yeri çok başkadır.. Ailesini kaybettiğinde yoluna şahin çıkmasaydı mete şuan burda bu halde olamayabilirdi. Şahin ona aile olmuştu tıpkı diğerlerine olduğu gibi.

Duşa girdim, çok kısa bir pansuman yaptıktan sonra üstümü değiştirip yola çıkmak için aşağı indim mete çıkıp gitmişti ama çok üstelemedim akşam konuşup hallederdik biz, şu an acil olan gecenin gitmesini engellemekti. Bahçeye arabaya doğru gittiğimde sürücü koltuğunda Fıratı gördüm. Bana arabanın içinden seslenerek

"Hadi atla, alalım seninki- doktor hanımı"

"Sen nereye lan!! Kendim giderim ben."

"Bu halinle araba falan sürme, uzatma işte bin hadi... Kızı kaçırıcaz"

Şahin daha fazla şikayet etmeden arabaya bindi. Gecenin henüz uçağının kalkmasına vardı fakat bu süre ona yetişmek için yeterli değildi. Telefonunu çıkarıp Tayfunu aradı. Hava alanına ulaşmak üzere olduğunu bellirti telefonu kapatıp

"Bu iş böyle olamayacak, acele at biraz. "

"Uçuşu iptal ettim, merak etme"

Şahin şaşkın bir o kadar da sinirli bir şekilde Fırata bakatı sonra ensesine onun hiç beklemediği anda bir tane şaplak yapıştırdı.

"Ahhhh!!, ne yapıyorsun ayı kış uykun yarıda falan mı kesildi."

"Olum sen bana sınav mısın? Lan madem iptal ettirdin ne diye söylemiyorsun... İt herif"

Fırat gülümseyerek
"Biraz korkutayım dedim. İtiraf et artık kendine kız gidicek diye aklını kaybedecektin"

Arabayı sağa çekip durdurdu. Şahine dönüp hiç lafı gevelemeden

"Aşık olmuşsun sen olum, 11 yaşımdan beri tanıyorum ben seni. Gözlerinden anlaşılıyor lan, hayatında kaç kıza böyle baktın. olum vuruldun uyanır uyanmaz kızın peşindesin."

Konuşması bittikten sonra şahin önüne dönerek.

"Yok öyle bir şey, daha önce de söyledim sana. Anlaşmamız var o yüzden"

"Si**tirtme bana anlaşmanı, yer miyim ? lan ben. Herkesi kandırabilirsin hatta kendini bile ama bana yapma şahin yemem ben bunları."

Fıratın tam gözlerinin baktı. çene kasları gerilmiş, alanındaki damarlar belli olmuştu. Dişlerinin arasından konuştu

"Sen de ordaydın Karan şerefsizi bırakır mı? sence kızın peşini, isterse dünyanın öbür ucuna gitsin o it benim canımı yakmak için ona zarar vermez mi sanıyorsun? . Onun için tek güvenli yer benim yanım, başka anlamlar yükleme. Sür hadi."

Daha fazla konuşmanın bir anlamı olmayacağını anlayan Fırat yola devam etti. O sırada şahinin telefonu çalmaya başladı arayan Tayfundu.

" Patron, taksiye atlayıp gitti, peşindeydik ama kaybettik "

" Hay ben sizin yapıcağınız işe... "

Diyip telefonu kapatıp sertçe fırlattı
"Ne olmuş?"

"Ne olucak bir kızı takip etmeyi bile becerememişler, kaçırmışlar kızı ellerimden...

"Çok uzağa gitmemiştir, bizim oralara yakın oteli arayalım ordan birine giriş yaparsa haberimiz olsun, eve gideceğimizi düşünüp oraya gitmez"

"Haber verdiririm ben, merak etme sen"

Aradan biraz zaman geçtikten sonra, hava alanına yakın oltelden haber aldık gecenin giriş yaptığına dair. Direkt hiç vakit kaybetmeden oraya gittik, bizim otele geleceğine hiç ihtimal vermemiştim.

Otele vardığımızda herkes kapda tek sıra halinde dizilmişti. benim içeri girişimle herkes elini önünde birleştirmiş bir şekilde bana baş selamı verdi. Otel müdürü yanıma gelerek

"Hoş geldiniz Şahin Bey"

Hiçbir şey demeden elimi ona doğru uzattım. Gecenin oda kartını elime verdi. Doğruca odasına yol aldım.

102 numaralı oda da kalıyordu. Kapıya vardığımda kartı okuttum ama içerden kilitlediği için tam açılmadı. Biraz zorladıktan sonra zaten hemen açıldı. Odaya girdiğimde etraftaki perdelerin hepsi çekilmiş odanın ışığı yakılmış, yatağın üstünde açık bir şekilde duran bavul ve yanında bir kaç parça kıyafet duruyordu. Biraz daha ileriedikten sonra banyodan su seslerinin geldiğini duydum duş alıyordu. Kapı girişinin hemen sağ tarafında bulunan masanın üzerindeki içkiden bir bardak doldurup ışığı kapattım, yaram hafiften acısını vurmaya başlayınca koltuğa oturup dultan çıkmasını bekledim. Biraz uzun sürmüştü ama nihayet çıkabilmişti banyodan arkamdan ayak seslerini duyabiliyordum yavaş ve temkinli bir şekilde bana doğru geliyordu.
Elim cebimde, yavaşça kalkıp ona döndüğümde beni beklemdiği için şaşırmıştı. Yüzüme küçük bir gülümseme ekleyerek

"Selam, Özleştik Doktor Hanım"

Üzerine giydiği bornozla karşımda duruyordu, saçları henüz ıslaktı. Boynından aşşağı doğru birkaç damala yavaşça inmeye başladı, koca karanlık odada onun teninin parlaklığı tüm ihtişamıyla karşımda duruyordu. Yüzündeki o şaşkın ifade onu daha güzel ve çekici kılıyordu. Onu baştan aşşağı süzmeye başlamıştım ve biraz uzun sürmüştü bu, o da rahatsız olmuş olucak ki hemen bornozun iki yakasını sıkıca birleştirdi.

"Sen!!! Nasıl buldun beni, Ayrıca nasıl girdin odaya..." hemen ışığa doğru koşup yaktı.

"Beni gördüğüne sevinmedin mi?"

Alaycı bir ses tonuyla
"Mutluluktan uçuyorum, yüzümden okunmuyor mu? "

Üzerine doğru yavaş ve ağır adımlar atmaya başladım. Ben ona doğru gittikçe o da geri geri gitmeye başadı. İşaret parmağını bana doğru sallayarak

"Gelme,!!!"

Dinlemedim masanın üzerinde bulunan vazoyu alarak bana salladı.

"Sana diyorum, yaklaşma yoksa kafana atarım... Hiç şakam yok bak!!"

Üzerine doğru yürümeye devam ettim, tabi o da geri geri gitmeye devam ediyordu elinde vazoyla

"Böyle mi karşılıyorsun beni gece?"

"Gelme diyorum Şahin,!"

daha fazla dayanamayıp elindeki vazoyu ayaklarımın dibine sert bir şekilde fırlattı. Bu hareketinden sonra durdum.

"seninle hiç bir yere gelmiyorum, boşuna buralara kadar gelmişsin. Bana bir söz verdiniz, ben seni ameliyat edicektim siz de benim peşimi bırakacaktınız"

Yüzümde hafif bir sırıtışla üzerine doğru yürümeye devam ettim. Masada duran diğer vazoya uzanacakken elinden yakalayıp onu duvara yapıştırdım. Aramızda neredeyse yok denecek kadar az bir mesafe vardı. İki elimi duvarın her iki tarafına sabitledikten sonra onu duvar ve kendim arasında sıkıştırdım. Koyu kahve gözleriyle tam gözlerimin içine bakıyordu, nefes alışverişi hızlanmış, kalp atışlarını duyabiliyordum. Ona daha fazla yaklaşarak aradaki mesafeyi kapattım. Kısık bir sesle

"Birincisi, sana sözü veren ben değildim meteydi. O sözünü tuttu gitmene izin verdi ben seni geri götürücem"

Tam bir şey söylemeye yaltenecekti ki onu susturdum
"Şşşşşş... İkincisi hatırlatırım bir anlaşmamız vardı ve ona uymak zorundasın "

"üçüncüsü...." diyip biraz durdum onu baştan aşşağı süzerek

"sana hayatımı borçluyum, artık istesem gitmene izin veremem"

"Anlaşma falan yok, beni böyle bir şeye zorlayamazsın. Bana olan borcunu da peşimi bırakıp gitmeme izin vererek ödeyebilisin"

Gözleri şimdiden dolmaya başlamıştı bile sulu göz

"Niye yapıyorsun bunu, bırak artık peşimi, gitmeme izin ver... Ayak bağı olamam size karşınıza çıkmam, polise de gitmem ki böyle bir amacım olsa çoktan gitmiş olurdum. Bırak gidiyim şahin lütfenn!!!"

Gözünden yaşlar yavaş yavaş süzülmeye başladı, elimi kaldırdığımda gözlerini kapattı baş parmağımla yanağına doğru süzlen yaşı sildiğimde gözlerini açtı.

" Ağlama, gece "

" Ağlatma o zaman, gelme artık peşimden "

" Unut onu gece, bundan sonra ben nerdeysem sen ordasın. Konu tartışmaya açık bile değil"

Bir anda kızaran gözlerini öfke büründü, beni iki eliyle ittirdi. Hafifçe geriye çekildim. Bağırarak konuşmaya başladı

"Ben hiç bir yere gelmiyorum, o eve dönmüyorum.. Beni tekrar oraya hapsedemezsin. Beni istemediğim bir şeyi yapmaya zorlayamazsın."

"Yeter gece, üzerine bir şeyler giy gidiyoruz "

Üzerime doğru gelerek seri bir şekilde beni her iki eliyle ittirmeye başladı.

"Seninle gelmicem diyorum anlamıyor musun beni? , gelmiyorum istemiyorum, düş artık yakamdan düş"

İki elinden tutarak onu kendime doğru çekip belinden kavradım onu, sinir krizi geçiriyordu.

"Yeter, sakin ol artık"

Kendini benden uzaklaştırmaya çalışıyordu beni hem yumrukluyor hem de beni ittirmeye çalışıyordu.

"Asıl sana yeter, dayanacak gücüm kalmadı artık, kaçmaktan kaçmaya çalışmaktan çok yoruldum. Al!!.. Al canımı sen de kurtul ben de kurtulayım..."

Deli gibi ağlamaya başlamıştı, sakinleştirmeye çalışsam da çok fazla işe yaramadı, beni dumuyordu.

"gece sakin ol güzelim,"

Yüzünü avuçlarım arasına aldığımda birden beni ittirdi

"dokunma bana!!!!"

Ani herketinden sonra eli dikişin olduğu yere denk gelmişti, acı bir inlemeyle geri çekildiğimde o da durdu.

"Ahhhh"

Beni acı içinde inlerken görünce hemen yanıma koştu, endişeli bir ses tonuyla

"Şahin iyi misin?, ben... Ben özür dilerim."

Dikişlerim açılmış, ellerim kana bulanmıştı.

"iyiyim, bişi olmadı"

Elimi görünce aniden panikledi
"Ne demek bişi olmadı, dikişlerin açılmış. Senin şu an dinleniyor olman gerekiyordu.

Beni kotuğa doğru yönlendirdi, oturduğumda o da yanıma oturdu. kısık ve kesik bir ses tonuyla

" kıymetimi bil doktor, uyanır uyanmaz senin peşinden geldim "

Kızarmiş gözleriyle bana bakarak, çok içten bir şekilde

"iyi bok yedin, şu haline bak.. Yarayı dikmek gerek böyle olmaz"

"Bence de eve gidelim, sonra sen yarama bak.

" Hastaneye de gidebilirsin"

"Yok olmaz, benim doktorum sensin"

"Ben senin hiç bir şeyin değilim, ayrıca umrumda bile değilsin."

"Değilim öyle mi?" gözlerinin tam içine bakarak

"Git o zaman, madem umrunda değil git... Peşinden gelmiyecem"

Gözleri kocaman açıldı, inanmamış gibiydi.

"Gelmiyeceksin yani peşimden?"

"Gelmiyecem... Git bu tek şansın "

Ne ara kalktı anlamadım. Yatakta duran kıyafetlerini aldı ve üstünü değiştirmek için banyoya girdi. İki dakaika sonra hazır bir şekilde banyodan çıktı, yataktaki bavulun ağzını kapatıp bavulu eline aldı. Ben hala koltukta oturmuş hareket etmiyordum. Tam çıkacakken

"Sen ne zaman, çıkıcaksın yaranı diktirmen gerekiyor"

"Dedim ya, gelmiyecem peşinden sabaha kadar burdayım tabi kan kaybından ölmezsem. ışığı da kapat çıkarken "

Hiç bir şey demeden odadan çıktı. Aradan bir kaç dakika geçtikten sonra odaya Fırat geldi. Odaya göz gezdirdikten sonra

"Ne oldu burda, 3. Dünya savaşı mı çıktı."

Bana doğru gelerek, koltuğa oturdu
"Hadi kalk gidelim"

"Gelmiyorum ben git sen"

Diyince sırıtmaya başladı.
"Ne sırıtıyorsun lan, karşımda"

"Ahhhh, ikiniz de birbirinizden delisiniz. Arabada bekliyor"

"Kim?"

"Kim olucak gece"

Yerimden az da olsa doğruldum, dudağımın kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.

"Gitmedi mi?"

"Senin kafan iyice gitti, arabada dedim ya. Kalk hadi bekletmeyelim kızı, her an vazgeçebilir"

Fırat koluma girerk beni kaldırdı. Aşağıya indiğimizde gülerek

"Buraya bir girişin vardı, bir de çıkışına bak amk.

Bende hafif sırıttım ama fırata değil gecenin beni bırakıp gitmemesine. Arabaya yaklaştığımızda içinde bir köşeye kıvrılmış, ellerini göğsünde birleştirmiş bir şekilde bekliyordu. Beni gördüğünde gözlerini devirerek camdan dışarı bakmaya başladı ben de arabaya bindikten sonra malikaneye doğru yola çıktık.

(Güzel bir bölüm, oldu bir sonraki bölüm itiraflarla dolu bir bölüm olucak)
(Yorum ve beğenileri unutmayalım)

❤️❤️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

205okunma 22beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…