Karanlık sırlar kitap kapağı

13. bölüm / 20

Benden kaçamazsın

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: Benden kaçamazsın

3 gün sonra
Şahinin vurulmasının ve gecenin evden ayrılmasının üstünden tam üç gün geçmişti şahin hala uyanmamış, gece ise yurt dışına çıkmak için deli gibi bilet arıyordu.

Aldığı bütün uçuşlar ertesi gün anlam veremediği bir şekilde iptal oluyordu. Bunun arkasında şahinin olduğundan şüpheleniyordu gece. Eğer oysa neden karşısına çıkmak yerine bunu yapıyordu. En son aldığı İtalya bileti ile bu şehirden bir daha hiç dönmemek üzere ayrılıcaktı.

Geceden
Evim hava alanına uzak olduğundan dolayı bir saat erken gitmeyi planlamıştım, bavullarım hazır her şey olamsı gerektiği gibi ilerliyor hiç bir sorun yoktu. Burdan uzun zamandır ayrılmam gerekirdi aslında, ayrılmadan önce görmek istediği tek bir kişi vardı fakat buna cesaretim yoktu.

Ama buraya bir daha dönmeyeceğim için bütün cesaretimi toplayıp onu görmek için yola koyuldum. Taksiye bindim ve şehitliğe doğru sürmesini istedim. Şehitliğin önüne geldiğimde bir süre taksiden inmedim. Yılardır bir çok kez gelmiş fakat içeri giremeden geri dönmüştüm ama bugün belkide buraya son gelişim olucaktı. Taksiden indim Şehitliğin kapısına vardığımda içeri girmek için adım attım ama hemen geri çekildim, giremedim içeri. ayaklarım geri geri gidiyordu. yıllardır içimde ona karşı olan özlemim bugün her zamankinden daha ağır basıyordu.

Ellerimle yüzüme hafif hafif vurdum, derin nefes alıp verdim.
"Hadi gece.. Yaparsın yapman gerek"

Diyerek kendimi cesaretlendirdim ve ilk adımı attım sonra ikincisini... İçredeydim en zorunu başlamıştım, içimde onu yıllar sonra görmenin heycanı ve mutluluğu bir o kadar da korkusu...kalbim deli gibi çarpıyor, ellerim, ayaklarım titriyordu. Kafamdaki düşüncelerle o kadar çok boğuşuyordum ki yanına nasıl ne ara geldiğimi hiç fark etmemişim.

Karşımda duruyordu mezar taşı, ayaklarım olduğu yere çivilenmiş, titrmeyi kesmişti çünkü artık varlıklarından bile şüpheliydim. Gözlerim yanmaya başlamış bütün çölleri sele boğmaya karar vermişler gibi akmaya başladı. Olduğum yere çömeldim ve sadece ona baktım içimden söylemek istediğim o kadar çok şey vardı ama kelimeler ağzımdan bir türlü dökülmüyordu. Bir sürü iğne yutmuşum ve hepsi boğazıma batıyormuş gibi....

"Ba-- Baba!!!"

Sesim kısık ve bana bile yabancı gelmişti ama aslında kısık olan sesim değilmiş, o kadar sesli ağlıyormuşum ki sesimi duymakta zorlanmışım.

"Baba... Ben geldim, ben geldim.."

Hıçkırıklarım , durmak bilmeyen göz yaşlarım daha da şidetlenmişti. Mezar taşına sıkı sıkı sarıldım, öptüm, okşadım....

"Seni çok özledim baba.. Geciktiğim için çok özür dilerim, bana hala kızgın mısın? Affetin mi beni..?"

"ben kendimi affedemiyorum baba.. Sana, anneme, Altaya bize yaptıklarımdan dolayı ben kendimi affedemiyorum baba.... Sen affettin mi beni?"

"sensizlik çok zor baba, seni görememek, sana sarılmamak, sesini duyamamak çok zor... gülüşünü , hayatımdaki varlığını unutmaya başlamak çok zor, ben... Ben kokunu unutmak istemiyorum baba, bana gecem diyişini...unutmak istemiyorum "

"dayanamıyorum ben artık baba, dayanamıyorum... Çok canım yanıyor, kalbim çok acıyor, sensizlik çok korkutuyor.. ben tekrardan karanlığıma ışık ol istiyorum. Ya ben seni kabuslarımda değil rüyalarımda görnek istiyorum. "

" ben yapamıyorum artık aldığım her nefes bana ağır geliyor.. Her gece kabuslarımda sen-- senin kollarımda ölüşünü tekrer tekrar yaşamak bana çok ağır geliyor.. Senin kanını ellerimden silemiyorum. Ben her gün, her nefes alışımda ölüyorum.. Ben bu vicdan azabıyla yaşayamıyorum. "

Öyle sıkı sıkıya sarılmışım ki, taşın sivri kenarının kolumu kestiğinin farkında bile değilmişim. Ne kadar süre orda öylece hıçkırarak ağladım bilmiyorum bildiğim tek şey ordan ayrılmak istemiyor oluşumdu ama hayat bana hiçbir zaman seçme şansı vermemişti tıpkı bugünde olduğu gibi, burda kalmayı deli gibi isterken gitmek zorunda olduğumu bilmek canımı çok yakıyordu.

Babama sarılmış öylece orda boşluğa bakıp bekliyordum beni kendime getiren şey ise duyduğum ses ve bana uzatılan mendil oldu.

"Daha ağlıyacak mısın? Yetişmem gereken bir uçağım var da"

Kafamı kaldırdığımda sarışın uzun boylu, burnu bandajlı, siyah takım elbiseli bir adam duruyordu. Burnumu çekerek cevap verdim

"Anlamadım?"

Elindeki mendili kucağıma bıraktı
"Diyorum ki ağlamasan mı artık, yetişmem gereken bir uçağım var ve sen burda böyle ağlarken gidemiyorum"

Kucağımdaki mendili alıp göz yaşlarımı sildim. Ve ayağa kalktım tam kalkmışken ayağımı burktum ve yere düşmek üzereyken hiç beklemediğim anda beni belimden tutarak düşmememi sağladı. O sırada göz göze birkaç saniye bakıştıktan sonra hemen kendimi toparladım.

"Ne zamandan beri burdansın? Ayrıca ben mi bekle dedim başımda"

"insan bi teşekkür falan eder"

" insanları gizlice izlemek pek teşekkür beklenilecek bir durum değil."

"Ben mendili kastetmiştim ama neyse... Ayrıca seni izlemiyordum"

Hemen az ilerdeki mezarı gösterek
"Babamı ziyaret etmek için gelmiştim, ağladığını görünce kayıtsız kalamadım."

Gösterdiği yere baktıktan sonra tekrar ona döndüm.
"Kusura bakma ben biraz kötü oldum.... Teşekkür ederim"

Hafif sırıtarak
"Teşekküre hiç gerek yoktu." bana doğru elini uzattı.

"Karan ben bu arada"

Bu lafından sonra ben de istemsizce biraz gülümsedim ve uzattığı eli sıkarak

"Gece ben de"

" çok güzel bir ismin varmış, analamını sormam sanırım saçma olucak"

Ben biraz daha gülümseyince
"seni gülümsetebildiğime göre artık gönül rahatlığıyla gidebilirim"

"Tanıştığıma çok memnun oldum gece, umarım tekrar karşılaşırız. "

"tekrar karşılaşır mıyız sanmıyorum"

"Bence bu son olamayacak, o zaman eğer bir daha karşılaşırsak birlikte bir kahve içeriz kabul mü?"

Hiç ihtimal vermediğim için kabul ettim. Başımı tamam anlamında salladım.

"Bir daha ki karşılaşmamıza kadar görüşürüz"

Diyip arkasına bakmadan gitti, ben de son kez babamın mezar taşına sarılıp, öptükten sonra hiç istemeden ordan ayrıldım. Yol kenarından bir taksi çevirip bindim zaten yeterince geç kalmıştım hava alanına giderken şehitlikte karşılaştığım adamı düşünmeden edemedim, biraz garip bir adamdı. İçimden bir ses ona güvenmem gerektiği konusunda beni uyarıyordu sanki çok üstelemedim zaten bir daha ne zaman karşılaşıcaktık ki.

Hava alanına vardığımda biletimi kontrol etmek için sıraya girdim uçağımın kalkmasına çok kalmamıştı önümde de çok fazla kişi yoktu zaten, burdan gidip hiç tanımadığım bir ülkede yaşamak biraz korkutucu gelsede şahinden kurtuluşumun tek yolu bu. Sıra bana geldiğinde görevliye biletimi uzattım gerektiğinden fazla sürmüştü. Telefonunu çıkartıp biriyle konuştuktan sonra bir terslik olduğunu anlamıştım. Görevli kadına

"Bir sorun mu var? "

"Üzgünüm efendim uçuşunuz iptal edildi"

"Ne demek iptal edildi, neden?"

"Kusura bakmayın efendim tamamen bizim hatamız aynı koltuğu iki kişiye vermişiz."

"Sizin hatanız yüzünden neden benim uçşum iptal oluyor"

"En son bilet alan siz olduğunuz için sizin uçuşunuzu iptal ettirmek zorunda kaldık"

"Bana bakın hanımefendi ben 3 gündür bilet peşindeyim, bütün biletlerim sürekli iptal ediliyor, şimdi de uçuşum"

"Anlıyorum ama benim elimde olan bir şey değil üzgünüm"

Daha fazla tutamadım kendimi
"Hiç bişi anladığın yok benim bugün burdan ayrılmam gerekiyor. Kim istedi bunu sizden telefondaki kişi kimdi"

"Yalnış anladız, sizinle bir ilgisi yoktu telefonun. dediği--"

"yeter daha fazla bu saçmalığı dinlemek istemiyorum, başka uçuş ayarlayın o zaman"

" Malesef efendim en erken uçuş yarın sabah"

Sinirden elim ayağım titriyordu. Bu işin arkasın da onun olduğuna adım kadar emindim. Kafamı girişe doğru çevirdiğimde birkaç adam fark ettim bunlardan biri tayfundu.

"Allah kahretmesin"

Hemen bavulumu alıp olduğum yerden onlara gözükmeden ayrıldım. Onlar beni içerde ararken ben çoktan dışarı çıkmıştım, etrafa bakındım ama şahinin arabası ortalıkta gözükmüyordu. Çevirdiğim ilk taksiye binip ordan olabildiğince uzaklaşmaya başladım fakat arabaya bindiğimi görmüş olmalılar ki hiç vakit kaybetmeden taksiyi takip etmeye başlamışlardı.

"Biraz acele eder misiniz? Lütfen"

Dedim taksiciye, adam isteğim üzerine biraz daha hızlanmıştı, kalbim ağzımda atıyordu resmen, nereye diye sorduğunda hiç bişi diyemedim eve gidemezdim çünkü hemen bulurdu beni burdaki en yakın otelin adını verdim. Arkamızdaki araba gözden kaybolmuştu az da olsa biraz rahatlamıştım taki telefonuma gelen isimiz mesajdan sonra

"benden kaçamazsın gece"

Kalp atışlarım hızlamış, korkmaya başlamıştım, etrafıma baktım ama etrafta şüpheli herhangi bir araç ya da onun arabası yoktu. peki neydi bu şimdi.

Otele vardığımda bavulumu alıp taksiden inmiştim, deli gibi etrafıma bakıyor, hızlı ve olabildiğince büyük adımlar atarak otele doğru yürüyordum . Resepsiyondan oda anahtarımı aldıktan sonra odama geçtim, kapıyı kilitledim bütün perdeleri çekip ışıkları açtım. Hala kendimi güvende hissetmiyordum o mesajdan sonra. Ya beni bulursa, hayır hayır bulamaz nasıl bulucak, adam mafya gece tabi ki bulabilir.

Kafamdaki düşünceler susmak bilmiyor, her bir soruya yenisi ekleniyordu bu düşüncelerden kurtulmak için en iyi çözüm soğuk bir duş almaktı. Bavuldan kıyafetlerimi çıkartıktan sonra banyoya duş almak için girdim. Soğuk su vücudumdan her akışında biraz daha sakinlesmiştim. O telaşla çıkardığım kıyafetleri yanıma almayı unuttuğum için bornozumu giyip çıkmak için kapıyı açtım ama odanın ışıklar kapalıydı, açtığımdan emindim biraz daha ilerlediğimde oda da bulunan koltukta arkası bana dönük şekilde oturan bir adamı görmemle olduğum yerde kalakaldım.

Karan Demirsoy
Şahinin burnumu kırıp, mekanımda yaptıklarından sonra ondan intikamı çok kötü alıcaktım onun canını o kızla yakıcaktım. Şahinin vurulduğunu duyduktan sonra onu ziyarete gitmek için evine gittiğim gün kızın evden ayrıldığını gördüm hemen peşine verdim küçük bir mahalleye, 3 katlı bir apartman dairesine girerken gördüm

" demek burda oturuyorsun"

O gece bir şey yapmadım ertesi gün kızı araştırdıktan sonra daha da ilgimi çekmeye başlamıştı. Gitmek için sürekli bilet alıyordu bunun olmasına asla izin veremedim bütün biletlerini iptal ettirdim,aldığı son bileti hariç, Onunla tanışma biletim olucaktı. Babasını ziyaret etmek için gittiğinde peşine verdim bir süre ağladıktan sonra öylece bekledi fırsat bu diyerek yanına gittim amacım az da olsa güvenini kazanmaktı , pek yüz vermez dedim ama sandığım gibi olmadı sandığımdan daha saf çıkmıştı kız.

Tanıştıktan sonra ben ordan ayrılıp arabama bindim ve onun çıkmasını bekledim çok geçmeden arkamdan çıkmış bir taksiye binip gitmişti. Peşine verdim ben de hava alanına geldiğinde tam aksiyon alıcaktım ki şahinin adamlarını görmemle vazgeçtim. Ama bu beni asla durdurmayacaktı şahinin canını bu kızla yakıcaktım. Kimsenin bilmediği şey ise ilk hamlemi çoktan yapmış olmamdı.

Akif, "Ne yapalım abi aldıralım mı kızı?"

"şimdi değil, şahinin neden bu kadar sinirlendiğini şimdi anladım."

Akife soğru sırıtarak

"bu kız benim olucak"

(Diğer bölüm henüz bitmedi, saat 12 gibi biterse onu da atmayı düşünüyorum, beğeni ve yorum yapmayı unutmayalım❤️❤️)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

181okunma 21beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…