Karanlık sırlar kitap kapağı

9. bölüm / 20

Benim kadınım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: Benim kadınım

Şahin
Geceyi depoda bırakıp gitmek pek içime sinmiyordu, normalde akıllanması için 2 saat kadar tutup çıkarmayı düşünmüştüm ama aldığım haberle hemen çıkmak zorunda kaldım.

En büyük uyuş**cu kaçakçılığını yapan
Karan Demirsoy bu sefer de benim bölgemde mal satmaya başlamıştı. Daha önce de denediği olmuştu ama babasıyla bir anlaşmamız olduğundan dolayı kendisine çok fazla dokunamamıştım ama bu farklıydı, bu sefer çocukluğumun geçtiği, sokaklarında koşturup top oynadığım mahalleme sokmuştu mallarını.

Yarım saatlik yolculuğun sonunda mekanına varmıştık, iki katlı altında gece kulübü olan üstünde ise kendi ofisinin bulunduğu bir mekandı genellikle vaktinin çoğunu burda geçirirdi.

Arabalardan indiğimizi gören kapıdaki koruma hemen haber vermişti. Biz daha mekan kapısına varmadan Karan'nın en sadık adamı karşıladı bizi çok kalabalık gitmemiştik Ben, Mete, Ali, Fırat ve iki koruma vardı. İçeri girdik, yüksek seste müzik çalıyordu içerisi kızlı erkekli dolup taşıyor, herkesin ellerinde içkiler, paketler... Cehennem yuvası gibiydi daha fazla oyalanmadan hemen üst kata çıktık odasına vardığımızda sadece benim içeri geçmeme izin vardı, üstüm arandı silahım alındıktan sonra kapıyı açıp geçmem için elini içeriye doğru uzattı.

İçeri girdiğimde peşimden girmek için Mete gelince elini metenin göğsüne koyarak onu durdurdu

"sadece o girebilir"

Meteye ve diğer çocuklara sorun yok anlamında kafamı salladıktan sonra içeri tam anlamıyla geçmiştim uzun, birçok ışıkla aydınlatılmış koridoru geride bıraktıktan sonra nihayet Karan'nın yanına varmıştım, içeride ağır, odun ve sigara kokusu iç içe geçmiş bir koku vardı. Odanın Tam ortasında bir masa, ön sağ ve sol tarafında iki kahverengi deri koltuk vardı. Masanın diğer tarafında oturan, uzun boylu, sarışın mavi gözlü saçları hafif dağınık sol kulağında küpesi , üzerinde siyah bir takımı olan Karan vardı .

Sağ elinden başlayıp tüm kolunu saran dövmesinin sadece bir kısmı görünüyordu. Beni görünce gülümseyip iki elini havaya kaldırarak

"Bu ne hoş bir ziyaret, özletmiştin kendini, arayı açma o kadar bir dahakine"

Masanın yanında duran koltuğa oturup elimi başlığına , bir ayağımı dizimin üstüne atarak koltuğa yaslandım. Aynı şekilde ben de suratıma sahte bir sırıtış ekleyerek cevap verdim

"Böyle devam edersen, bu beni son görüşün ve gördüğün son yüz olucak"

"Bunu söyleyen çok kişi oldu biliyor musun?, ama ben burdayım onlar mezarda"
diyerek önündeki içkisinden bir yudum aldı. Bu söylediği karşısında dudağımın kenarı hafifçe yukarı kalktı tam gözlerinin içine bakarak

"Seni daha önce de uyardım Demirsoy, benim bölgemde mal satamazsın... Daha önce babanın hatrına sustum bu sefer babanı bile tanımam"

"Yavaş gel şahin, istediğim yerde istediğim zaman, istediğimi satarım. Babamla yaptığınız anlaşma beni ilgilendirmez ben işimi yaparım"

"iş!!! , iş anlayışın bu mu lan senin küçük çocukları zehirlemek mi? benim bölgemde satamazsın, sattırmam."

"herkesin iş anlayışı farklıdır şahin, ben uyuş**cu satarım, sen adam kaldırırsın, kadın mı demeliydim yoksa"

Bu lafından sonra koltuktan doğruldum, kafasına sıkmamak için zor duruyordum. Karşımda sırıtmaya devam ediyordu sınırlarımı çok zorluyordu. Konuşmaya devam etti

"Güzel mi bari? Gerçi sen zevkli adamsındır... Gel, Şöyle yapalım sen bana kızı ver ben de senin bölgenden uzak durayım"

Bu bardağı taşıran son damla oldu yerimden kalktığım gibi yakasına yapışıp kafasını masaya yapıştırdım gözlerimden alev fışkırıyor, gözüm hiçbir şey görmüyordu girişte silahımı almış olamasalardı şimdiye çoktan cesedi çıkmıştı bu odadan. Kulağına eğilerek

"Bana bak lan it herif, seni şu an şurda gebertirim leşini bile bulamazlar."

"Hahahhaa.... Ne o şahin, aşık mı oldun yoksa bak ilgimi şimdi daha çok çekti."

Kafasını kaldırıp sertçe masaya vurdum, çıkan gürültü ile adamları içeri girip etrafımı sardılar bana doğru silahlarını uzattılar, bizimkiler her an bir şey olur diye tetikte bekledikleri için onlar da içeri daldılar bana silah çeken damaların her birinin kafasına ateş edip hepsini yere serdiler. Elimin altından kurtulmak için ise çırpınan Karan vardı.

"Benim kadınıma dil uzatacak adam mısın? lan sen!!!, senin o dilini koparır köpeklere yem ederim karan, bu seni son uyarışım bir daha benim olana el ya da dil uzatırsan seni yaşatmam.

Kafasını masadan kaldırıp burnuna kafamı geçirdim, kemiklerinin kırılma sesi bütün odada yankılandı. Acı içinde bağırıp yerde kıvranmaya başladı.

"Sakın yoluma çıkma Demirsoy"

Diyip odadan çıkmak için kapya yöneldim, birkaç adamı içeri doğru koşuşturup yerde yatan patronlarına doğru ilerlediler merdivenlerden inerken duyduğum son şey

"Seni öldürücem Şahin Arslan!!! Bu burda bitmedi seni de o kızı da kendi ellerimle öldürücem"

Karan'nın bu sözleri oldu. Mekândan çıkıp direkt arabalara doğru ilerledik çok sinirli olduğum için kimse konuşmaya cesaret edemiyordu. Arabalara binip doğruca malikanenin yolunu tuttuk, direksiyonu o kadar çok sıkmıştım kı parmak boğumlarım bembeyaz olmuş durumdaydı.

Peki ben neden o kadar sinirlenmiştim ki, söylediği sözler, yaptığı şeylerden daha fazla canımı sıkmıştı... Neden bir yabancı için şu an bu durumdaydım???

(Parantez içindeki yazılar gecenin kafasındaki duyduğu sesler)

Gece
Şahin'nin gidişinin üstünden epey bir zaman geçmişti. Her yer çok karanlık ve korkutucuydu. Bodrumun bir köşesine geçmiştim , iki ayağımı kendime doğru çekmiş, ellerimle kulaklarımı kapatmış ileri geri sallanıyordum. Göz yaşlarım sel olmuş taşıyordu, kafamdaki ses ise bir türlü susmak bilmiyordu. Hep bu tür anlarda gelirdi.

Vücudum soğukta kalmış gibi titriyor, sanaki üzerimde milyonlarca karınca dolaşıyormuş gibi hissediyorum, gözlerimi kapatmış bu kâbustan ne zaman uyanıcam diye bekliyordum. O lanet olası ses bir türlü susmuyor beni çıldırtmak için adeta savaş veriyordu.

(seni burda bıraktı, arkasına bakmadan çekip gitti hahah... Tıpkı annen gibi.)

"Sus.... Sus artık, sus!!"

Ellerimi saçlarımın arasına götürdüm saç diplerimi öyle sıktım ki az daha zorlasam tırnaklarım derimi delip geçecekti.

(Ben sussam ne değişecek gece, yine burda tek başınasın, sadece ben varım, tıpkı eski günlerdeki gibi)

"Git istemiyorum seni git!!, ben artık o küçük kız değilim.. bitti geçti o günler geçtiii."

(kendini kandırma gece hiç bir şeyin bittiği yok sen hala o küçük kız çocuğusun, şu haline bak yapayalnızsın)

"YETER!!!, sus git artık"

(yine anne gel diye ağlıyacak mısın? Ama gelmez ki çükü senden hep nefret etti haksız da sayılmaz , yüzünü bile görmek bile istemedi)

"Hayır, hayır.. Benden hiç nefret etmedi o, ben- beni çok severdi, yalan söylüyorsun"

Hareketlerim hızlanmıştı, saç diplerimdeki ağrıyı hissetmez olmuştum.. Şu an tek istediğim burdan çıkmaktı. Ağlamam şiddetlenmiş, nefes almak bile zorlaşmıştı elimi göğsüme vurumaya başladım, vurursam daha kolay nefes alabilecekmişim gibi. Sanki sürekli üzerimde bir şeyler hareket ediyor gibiydi. kollarımı bacaklarımı, kaşımaya başladım. Tırnaklarımı öyle sert geçirmişim ki derime, her tarafını kanatmıştım. Canımın acımasıyla o lanet ses gider diye düşündüm ama hayır gitmiyordu.

(o seni hiç sevmedi gece, sevse seni bırakır mıydı?, sana baktığında sadece o lanet olayı hatırlıyordu, bu yüzden göndermedi mi seni... Bu yüzden kardeşinden uzak kalmadın mı?)

"Benim suçum değildi, çok küçüktüm ben, istemeden oldu, ben hiç istemedim."

(bu neyi değiştirir ki gece, sen bir ka-)

"Yeter!! Sus artık sus, yalvarırım sus..."

Her iki elimi yumruk yapıp kafama vurmaya başladım artık dayanacak durumda değildim tek istediğim bunun son bulmasıydı. Kendimden o kadar geçmiştim ki yanımda bana seslenen kişi hiç duymamıştım. şahini.

"Gece!! gece? kendine gel, bana bak güzelim burdayım beni duyuyor musun gece???"

"sus... Sus lütfen rahat bırak beni"

"Ben geldim gece, hadi bana bak duy beni güzelim lütfen"

Durdum, kriz geçirimiştim bana çaresizce bakan ne yapacağını bilemeyen bir adam duruyordu.

"ŞAHİN... geldin"

sesim fısıltı gibi çıkmıştı.

"Geldim... Burdayım"

Diyip sarıldı beni kollarının arasına öyle bir aldı ki o an bütün karanlığıma ışık, korkularıma düşman kesildi en çokta yanlızlığımın içinden çekip çıkardı beni sanki tüm bunlara o sebep olmamış gibi.

"Çıkar beni burdan... Çok korkuyorum"

Hiç bir şey demeden kucağına aldı beni , kafamı göğsüne bastırdım ve o korkutucu yerden çıkıp, odaya doğru gittik.

(Bombaaaa gibi bir bölüm oldu, beğenip yorum atarsanız çok mutlu olurum ❤️❤️ )

(Gece, çok acı çekti kuzum, maalesef daha çok çekecek çünkü etkileşim almalıyım 😂😂)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

214okunma 23beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…