Bölümler 20Şu an: İtiraf(seviyorum)
- 1 Karşılama315 kelime
- 2 İstenmeyen misafir351 kelime
- 3 Kafes520 kelime
- 4 Doktor Hanım719 kelime
- 5 Kedi Yavrusu568 kelime
- 6 Sen Benimsin1.073 kelime
- 7 Kapıdaki polis1.249 kelime
- 8 Cesur kız1.280 kelime
- 9 Benim kadınım1.205 kelime
- 10 Aşık mısın?1.112 kelime
- 11 Ortak nokta1.660 kelime
- 12 Bırakmam peşini1.279 kelime
- 13 Benden kaçamazsın1.520 kelime
- 14 Özleştik Doktor Hanım2.064 kelime
- 15 İtiraf(seviyorum)1.850 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Teselliyi başkasında arama2.449 kelime
- 17 Gece'ye deli olmak ❤️2.547 kelime
- 18 Melek🤍🤍2.947 kelime
- 19 Tatlı sarhoşluk2.848 kelime
- 20 Zorlu Seçim2.110 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece
Onu o halde bırakıp odadan çıkmıştım elimde bavulumla aşağıya inmek için asansöre bindim ama aklım hala onda kalmıştı. Ya gerçekten bütün gün orda beklerse.
Lobiye indiğimde Fıratla karşılaştık. Beni görür görmez yanıma geldi arkamdan kontrol etti ama şahini göremedi
"Eee... Şahin nerde"
"Yukarda, odada
"O neden inmedi ve senin gitmene neden izin verdi?"
"Yarası açıldı, baktır dedim ama sabaha kadar burda bekliyecem dedi. Bekler mi?"
"Hay ben onun inadına, bekler!!!"
"Sen ikna edersin bence"
"onu sadece sen ikna edersin gece"
"Ne yaptığı umrumda bile değil, isterse sabaha kadar kalsın ona istediğini vermiyicem."
Konuşmasına fırsat vermeden otelden çıktım ama aklım onda kalmıştı gerçekten o yarayla bütün gün orda beklerdi bunun ben de farkındayım. Beni nerden vuracağını çok iyi biliyordu vicdanıma oynuyordu.
Vazgeçmiyor,!!! Ben neden gidemiyorum ki...
Beş dakika geçmişti bile ben hala otel önünde gitsem mi kalsam mı diye düşünüyorum. Kandırma kendini gece bal gibi de geri döneceksin. Daha fazla beklemeden geri döndüm Fırat hala lobideydi ona doğru giderek
"Arabada bekliyorum, her an vazgeçebilirim acele etsin"
Fırat gülümsemeye başladı.
"Uçarak gelir o, sen geç arabaya kapı açık zaten"
Başımla onayladıktan sonra ben şahinin arabasına doğru yürümeye başladım Fıratta yukarı şahini getirmek için çıkmıştı. Köşe bucak kaçtığım kişiyle ve evden şimdi kendi ayaklarımla gidiyorum, hem de geri dönüşümün olmayacağını bile bile. Çok geçmeden geldiler yanıma arka tarafa oturduktan sonara kafesime doğru gitmek için yola koyulduk.
Camdan dışarı bakıyordum ama sırtımda onun delici bakışlarını hissedebiliyordum.
"Niye gitmedin?" yüzünde kazanmanın verdiği gülümseme ile
"Hani umrunda değildi?, bu son şansındı... O eve girersen çıkamazsın gece."
Cevap vermedim, sadece dışarıya bakıyordum. Kıpırdanmaya başladı o sırada acı içinde hafifçe inledi. Doğrudan ona dönerek, umursamaz bir ses tonuyla
"Gömleğini çıkar!!!"
Bu sözümle önde arabayı süren Fırat boğazına su kaçmış gibi öksürmeye başladı. Şahin de şaşırmış gözlerle bana bakıyordu.
"Yarana bakıcam, bütün yol boyunca senin inlemelerini duymak istemiyorum"
Fırat dikiz aynasından sırıtarak
Fırat, "Rahat ol şahinim ben yokuşum gibi."
Dikiz aynasına delici bakışlar attıktan sonra bana döndü. Çok kısa bir an dudağının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. Normalde beni dinlemeyen adam hiç ikiletmeden gömleğinin düğmelerini açmaya başladı. Bir anda avuçlarım terlemeye , kalp atışlarım hızlanmaya başladı. Ne oluyor bana kendine gel gece.!!!!
Fırattan dolayı hefif çekinerek açtı gömleğinin önünü. Bütün düğmelerini açtı ama üstünden çıkarmadı. Karın kasları gözler önündeydi giydiği kıyafetler altında bile belli oluyordu ama o kadarını beklemiyordum. Bakama o kadar gece, bakma!!!
Ben ona o da benim ona bakışlarıma bakıyordu bir süre öyle sadece bakabildim önden fıratın uyarıcı yalandan öksürüğü ile hemen kendimi topladım. Yarası sol tarafta olduğundan dolayı yaklaşmak zorunda kaldım. Yaraya uzanmak için üzerine eğildiğimde gerildiğini fark ettim bu beni de gerdi ama belli etmemeye çalıştım.
Yarası çok kötü görünmüyordu dikişleri açılmış kanamaya başlamıştı. Daha üzerinden üç gün bile geçmemişti hemen ayaklandığı için bunun olması gayet normaldi.
"O kadar kötü durmuyor, sadece çok zorlamışsın kendini"
"Zor birsin doktor hanım"
Bu sözüyle kafamı ona çevirdiğimde bakışlarımız birbirini buldu, çok yakındık nefeslerimiz birbirlerine karışıyordu kalbim deli gibi atıyordu . Sırıtmaya başladı birden anlam veremediğim bir şekilde, sadece benim duyabileceğim şekilde
"Kırmızı yakıştı"
Kızarmıştım, kessin offfff gece, çok mu kızardım acaba. Elimin arkasıyla yüzüme dokundum bu hareketimle yüzündeki tebessüm daha da arttı
Hemen bakışlarımı çekip, tekrar yerime oturdum. Çantamda taşıdığım kapalı ambalajlı, dezenfektanlı nebdili uzatarak
"Eee...Al bunu yarana bastır. Hareket etme çok.. zaten az kaldı eve, şey yaparım ben orda.... dikerim yaranı"
Bakışlarımı doğruca cama çevirdim, O da gömleğini giymeye başladı. Yolun geri kalanında sadece camdan dışarı bakıp tek kelime etmedim. Malikanenin bahçesine giriş yapmıştık, kapıyı korumalardan biri açtı, şahinin koluna girip arabadan inmesine yardımcı olmuştu, Fırat kapımı açınca ben de indim o da şahinin kolunun altına girerek eve doğru yürümeye başladılar. İki adım attıktan sonra duraksadım ben durunca onlar da durdu Şahin bana dönerek
" Niye durdun bir şey mi oldu?"
"Kendi ayaklarımla geldim daha ne olsun, anlaşma yapalım."
"Ne anlaşması"
"Yarana bakarım , sonra da giderim"
Fıratın kolu altından kurtulup bana doğru geldi. Arda iki adımlık mesafe kalmıştı, gözlerimin tam içine bakarak
"Sana git dediğimde gidecektin, şimdi hiç bir yere gidemezsin"
"Başka yol bıraktın sanki bana, ne yani seni bu halde mi bıraksaydım?"
"Bırakıcaktın, Eğer bir şeyi gerçekten istiyorsan arkana bakmamayı öğrenmelisin"
"Senin kadar acımasız olamıyorum kusura bakma. Bir dahakine öyle yaparım!!"
"iyi bir daha böyle bir şey olursa yaparsın, şimdi içeri"
"Senden nefret ediyorum!!!!"
"Biliyorum"
Arkama bile bakmadan doğruca içeri geçtim onlar da peşimden geldiler içeri girdiğimizde salonda sadece Mete vardı beni gördüğüne de pek mutlu değildi. Bana her zamankinden farklı olarak öfkeli bakıyordu sadece bana değil içeri giren Şahine de aynı şekilde yaralı olmasına rağmen sanki umurunda değilmiş gibi tekrar önüne döndü. Fıratla birlikte aşağı doğru şahinin yarasını dikmek için zemin kattaki odaya indik. Onlar önden ben ise arkalarından geliyordum daha kapıdayken hiç dumadığım bir ses bir kadın sesi
"Şahin bey iyi misiniz, kalkmamanız gerektiğini söyledim ama ben size"
Üzerinde beyaz önlüğü olan kumral kahve gözlü bir kadın Şahine doğru geldi. Beni görünce biraz şaşırdı tabi ben de.
Şahin sedyeye uzandığında doğruca hızla yanına giderek yarasına bakmak için gömleği hafifçe yukarı kaldırdı. Tüm bu olanları kapı eşiğinde şaşkın bir şekilde izlemeye devam ediyordum taki kadın bana bakıp konuşana kadar
"Sizi dışarı alabilir miyiz?"
"Anlamadım?"
"Yarasına müdahale etmem gerekiyor çıkar mısınız lütfen"
Gözlerimi kadından çekip Şahine diktim o kadar sinirlendim ki
"Madem doktorun vardı, ben ne diye burdayım?"
Doktora dönerek
"Siz çıkabilirsiniz, gerisini doktorum halleder."
Bana dönerek "Doktorunuz" diyip beni baştan aşağı süzmeye başladı. Ben de başımı aşağı yukarı sallayarak
"Doktoru" dedim.
en sonunda göz devirip odandan hiç bir şey demeden çıktı. Film izler gibi bizi izleyen Fırat ta ayaklanıp kadını geçirmek için odadan kapıyı arkasından kapatıp çıktı. Şahinle baş başa kalmıştık onlar çıkınca ben de eldivenlere doğru ilerledim
"Kimdi bu kadın ya, beni süzmeler falan, göz devirmeler.... Noluyoruz"
" başımda bekleyen doktor işte"
Ben ona ters ters bakışlar attıktan sonra sustu. Eldiveni takıp yanına yaklaştım o kadar sinirliydim ki ne yaptığımın farkında değildim. makası elime aldığım gibi gömleğini kesmeye başladım.
"Ne yani sanki kocasını elinden almışım gibi ne bu tripler."
Hiç bir şey demeden sadece beni dinliyor ve izliyordu. Yarasını temizlendikten sonra uyuşturup dikmeye başladım aynı zaman da konuşmaya da devam ediyordum.
"Gören de seni o ameliyat etti sanacak, alt tarafı iki gün başında bekledin ne bu havalar..... Akıl hastanesinden beter burası bildiğin tımarhane "
Tam o sırada hiç sesi çıkmayan Şahin
"Ahhh..... Kızım yavaş olsana biraz"
Ona döndüğümde yüzünü buruşturmuş bana bakıyordu.
"Uyuşturdum, numara yapmayı bırak"
Sırıtmaya başladı
"Sen niye bu kadar sinirlendin ki, işini yapıyordu kadın "
"Gitsin ötede yapsın işini"
"Kıskandın mı?"
Bu soruyu hiç beklemiyordum. Gerçekten neden bu kadar tepki verdim kıskandım mı yoksa gerçekten? "
" Ne kıskamıcam ben seni, ne halin varsa gör"
Elimde ki her şeyi kenara bırakıp tam kalkıcakken bileğimdem tuttu.
"Tamam!!! Şaka yaptım, devam et sen"
Yavaşça Tekrardan geri yerime oturdum bileğimi bıraktı. Elime pansuman için malzemeleri alıp yarıda kalan işime devam ettim. Sargı beziyle sardıktan sonra nihayet bitmişti. elimdeki eldivenleri çıkarıp çöp kovasına attım ve hiç bir şey demeden doğruca odama çıktım. Odaya girip kapıyı kapattığım an kendime saydırmaya başladım.
"Gerizekalı ne diye bu kadar tepki veriyorsun ki, sana ne.... Bir de kıskandın mı? diye soruyor. Sorar tabi o kadar tepki verirsen offffffff"
Bavulumdan eşofman takımı çıkarıp duşa girdim.
Şahin
Kıskanmıştı bal gibi de kıskanmıştı.
Dur bakalım gece hanım bu daha başlangıç koşarak odadan çıktı. Ben de çıkmak için ayağa kalktığımda telefonum çaldı.
"Sonunda!! Açabildin telefonlarımı.. Ne oluyor sana şahin. Yarın akşam atacağım konunma gel"
Konuşmama izin vermeden telefonu yüzüme kapattı, onunla da işim bittiğinde bu hareketlerinin hesabını soracaktım. Biraz daha sabret Şahin biraz daha..
Yukarı çıktığımda telefonuma konum geldi yarın akşam buluşacaktık ama önce halletmem gereken başka bir konu vardı Mete!!
Odama çıkıp üstümü değiştirdim, Meteyi aradım ama açmadı, çalışma odasına indim orda da yoktu en sonunda terasa çıktığımda Fıratla birlikte oturduklarını gördüm. Onların yanına geçtim oturduğumda Mete ayağa kalktı.
"Bana müsaade"
"Otur lan şöyle, konuşalım"
Bu sözümle yavaşça tekrar yerine oturdu.
"Ben orda öyle demek istemedim olum."
"Ne demek istedin Şahin, uzatmaya gerek yok zaten alıp getirdin kızı... Daha konuşacak bişi yok"
"Metem senin bende yerin farklı biliyorsun, ben istiyorum ki aramızda kırgınlık olmasın. Kırdıysam seni kusura bakma"
Masanın üzerinde bulunan sigara paketini alıp içinden bir sigara çıkarttı ve bana doğru uzattı. Bu bizim barışma sembolümüz gibi bir şeydi .
Sigarayı alıp yaktım derin bir nefes çektim.
Fırat, "Eeee madem aranızdaki sorun halloldu anlat bakalım ne oluyoruz"
Mete, "Yine ne oldu?"
Fırat, "Onu şahinim söyleyecek bize " dedi sırıtarak
Şahin, "Ne söyliyecem yok bişi"
Fırat, "inkar kısımlarını geçsek mi artık, bugün arabada neydi o zaman olanlar?"
Mete, "Ne oldu ki arabada"
Şahin, "Ne olucak bişi olduğu yok, bu yine abartıyor... "
Fırat, "Abartıyor muyum? Olum orda olmasam... Üfffff bir an arabanın motoru falan yandı sandım meğer siz mişsiniz yanan."
Mete, "Oha ne oldu lan"
Şahin, "Bişi olduğu yok, abartıyor bu bilmiyor musun? Alt tarafı biraz yakınlaştık."
Mete, "Ooooo şahinim, anlamıştım ama ben.. Deli gibi kızın peşinden koşturmadan"
Şahin, "koşturdum dimi lan?"
Fırat, "Şükür ya, sonunda be abi"
Benimde hiç anlamdığım şekilde, ağzımdan kelimeler bir bir dökülmeye başkadı.
Şahin, "Bilmiyorum ki lan, daha önce hiç böyle bir şey hissetmemiştim aşk mı bilmiyorum. Bildiğim tek şey sürekli etrafımda, yanımda olsun istiyorum, gözüm sürekli onu arıyor, olum kız bana bakınca bile içim bi hoş oluyor lan!!
Mete," Ee daha ne olsun, seviyorsun işte.
Fırat," Ne sevmesi aşık!!! bu aşık!!! "
Şahin," Seviyorum, deli gibi hem de... Seviyorum lan.. "
Diye bağırmaya başladım suratımdaki anlamısız sırıtışla. Önümüzdeki kadehleri doldurdup havaya kaldırarak
Fırat," O zaman Şahine içiyoruz bu gece.... Yoksa içerdeki mi? "
İkimiz de anlamsız bir şekilde Fırata baktık. Yüzü buruşuk ve memnuniyetsiz bir şekilde
Mete," Hayatım da böyle boktan bir espiri duymadım. Espiri miydi şimdi bu? "
Şahin, "Aynen sen bir daha espiri yapma bence"
Fırat, "Harbiden baya kötüydü.."
Hep bir ağızdan gülmeye başladık kadehlerimizi yudumlarken
Şahin, "Ali nerde, yok bugün ortalıklarda"
Fırat, "Haaaa.. sana söylemeyi unuttum, yakaladık içeri malı sokan adamı aşağıda depoda bizimki konuşturmaya çalışıyor"
Doğruca koltuktan kalktım, sinirli bir şekilde.
"Olum bu şimdi mi söylenir... Gidip bakalım kimmiş"
Hep birlikte evin en alt kısmında bulunan depoya indik, daha kapıdayken bile adamın acı dolu inlemeleri geliyordu. İçeri girdiğimde karşımda sandalyede eli kolu bağlı, Ali yaşlarında kumral hafif sakallı, ağzı yüzü kan içinde, sağ kolunda ufak bir dövmesi olan biri duruyordu. bizimki çok pataklamıştı ama asıl şimdi başlıyacaktık.Ali benim geldiğimi görünce geri çekildi
"Abi... Pek bir şey söylemedi"
"Tamam aslanım bende, sen çık dinlen"
Ali çıkınca depoda; ben, mete, fırat ve sandalyeye bağlı adam vardı. Ona doğru giderek yanına eğildim göz teması kurmak için kafamı eğdim ama bakacak hali kalmamıştı.
"Sen miydin lan, bölgeme uyuş**cu sokan"
Kafasını kaldırıp bana baktı
"Abi sana yemin ederim ben uyu**cu olduğunu bilmiyordum Abi...."
Sağ yumruğumu yüzüne geçirdim sandalye arkaya doğru devrildi. Mete adamı yerden kaldırdı
"Bana yalan söyleme lan, Demirsoyla başka ne iş yapacaksın"
Yakasına yapıştım,
"Bana bak lan... Seni gebertirim olum, benim mahallemdeki çocukları zehirlemeye nasıl cesaret edersin lan"
Geri çekilip tekrar yumruk attım, ağzından kanlar fışlırıyor, burnu durmak bilmeden kan akıtıyordu. Yanağı yumruklardan morarmış gözleri artık açılmayacak durumdaydı. Kısık ses ile
"Abi ben içinde ne var bilmiyordum"
Daha fazla konuşmasına izin vermeden belimden silahımı çıkarıp kafasına dayadım. Tam tetiği çekecekken arkamdan gelen hiç beklemediğim ses durmama neden oldu.
Gece, "ALTAY!!!!!!"
(Araya baya bir zaman girdi ama çok güzel bir bölümle geldim, beğeni ve yorumları unutmayalım ❤️❤️)
Bölüm etkileşimi
