8. bölüm / 34
İmkansız Aşk•{bxb}7.Bölüm
Bölümler 34Şu an: 7.Bölüm
- 1 Tanıtım52 kelime
- 2 1.Bölüm811 kelime
- 3 2.Bölüm1.066 kelime
- 4 3.Bölüm965 kelime
- 5 4.Bölüm955 kelime
- 6 5.Bölüm617 kelime
- 7 6.Bölüm733 kelime
- 8 7.Bölüm604 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 8.Bölüm1.313 kelime
- 10 9.Bölüm1.499 kelime
- 11 10.Bölüm947 kelime
- 12 11.Bölüm871 kelime
- 13 12.Bölüm1.118 kelime
- 14 13.Bölüm1.477 kelime
- 15 14.Bölüm865 kelime
- 16 15.Bölüm1.000 kelime
- 17 16.Bölüm1.028 kelime
- 18 17.Bölüm1.078 kelime
- 19 18.Bölüm819 kelime
- 20 19.Bölüm1.787 kelime
- 21 Sezon Finali1.381 kelime
- 22 2.Sezon1.316 kelime
- 23 22.Bölüm1.041 kelime
- 24 23.Bölüm1.391 kelime
- 25 24.Bölüm1.100 kelime
- 26 Özel Bölüm(Pars-Salih)1.017 kelime
- 27 25.Bölüm1.112 kelime
- 28 26.Bölüm1.265 kelime
- 29 28.Bölüm1.551 kelime
- 30 29.Bölüm1.179 kelime
- 31 30.Bölüm1.918 kelime
- 32 31.Bölüm1.008 kelime
- 33 32.bölüm1.119 kelime
- 34 33.Bölüm1.122 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın.😘
______________________________
BARAN'DAN
Karşımda oradan oraya koşturan, bir yandan da bana laf söyleyen Pars’ı izliyordum.
"Baran, artık kalkıp hazırlansan mı hm, canım arkadaşım?"
"Off Pars, tamam ya! Başım ağrıdı."
Bana ters ters bakıp önüne döndü. Bugün nişanlanıyordum; istemiyordum ama mecburdum. Ayağa kalkıp Kenan’ın bir saat önce getirdiği takımı giydim. Saçımı da dağınık bıraktım.
Benim için önemsiz bir gün için özenle hazırlanmayacaktım. Tekrar yatağa oturacakken kapı çaldı. "Gel," deyince içeri Aren geldi.
"Çok yakışmış Baran abi."
"Teşekkürler Aren."
Hâlâ onunla konuşurken çekiniyordum.
"Baran abi, benimle konuşurken çekinmene gerek yok. Ben her şeyi biliyorum; senin eskiden o adamla çalıştığını, o adamın sana neler yaptığını, benim için kendini feda ettiğini..."
"Sen nereden biliyorsun?"
"Araz abimi sıkıştırınca hemen öttü, hiç sır tutamaz da."
"Aren, ben özür dilerim. Belki daha erken haber verseydim sen onları yaşamayacaktın."
"Bak Baran abi, ben sana kızgın değilim. Sen benim için, sırf yaşamam için kendini feda etmişsin."
Gülümsedim ve ona sarıldım; o da bana karşılık verdi.
"Neyse, şimdi babam buraya damlar, o gelmeden gideyim aşağıya. Görüşürüz ve bir daha bu mesele yüzünden suçluluk duyma."
Deyip odadan çıktı. Dediği gibi, onun ardından Kenan girmişti; girmez olaydı.
"Karıcığım, hazırlanmışsın."
Hiçbir şey söylemedim; onunla konuşmak bile istemiyordum. Son kez kendime baktım, onunla birlikte aşağıya indik. Bahçeye çıktık, birçok kişi vardı, hatta basın bile gelmişti.
"Kendi aramızda nişan takamıyor muyduk? Çok kalabalık. Hadi onu geçtim, neden basın var?"
"Baran, ben bir ağayım. Onu geçtim, iş dünyasında da tanınan biriyim. Merak etme, yüzükleri takar takmaz basın gidecek. Neden böyle yaptığımı nişandan sonra anlatırım."
Off, bu adam beni deli edecekti; daha önce söylemiyor da şimdi söylüyor! Kenan, konuklara ve basına konuşma yaptıktan sonra direkt yüzük takmaya geçmiştik. O benim, ben onun yüzüğünü takmıştım. Sıra kurdeleyi kesmeye geldiğinde Pars makası aldı ve:
"Enişte makas kesmiyor!" dedi.
Herkes güldü; işte bu da benim salak arkadaşım. Kenan adeti bildiği için cebinden bir deste dolar şeklinde para çıkardı, yarısını Pars’a verdi. Yuh lan! Kenan’ın kulağına yaklaşıp:
"O çok değil mi Kenan?" dedim.
"Bu para benim elimin kiri bile değil Baran."
"Sağ olasın enişte!" dedi sırıtarak. Şerefsiz yavşak... Makası bu sefer Fırat Dede aldı.
"İnşallah bir ömür mutlu olursunuz," deyip kurdeleyi kesti.
"Tebrikler Kenan abi, tebrikler Baran abi," dedi biri. Ben kafa salladım, kim olduğunu bilmiyordum. Yanımıza Aren de geldi.
"Baran abi, Kutay benim sevgilim; inşallah ileride kocam."
"Ah, demek sen Aren’in anlatmaya doyamadığı kişisin," dedim gülümseyerek. Birkaç şey daha söyledikten sonra yanımızdan ayrıldılar. Kenan’ın iş yaptığı kişiler ve arkadaşları gelmiş, tebrik etmişti. Aralarında tek cana yakın olan Vural’dı.
"Ne zaman bitecek bu?"
"Ne oldu, sıkıldın mı?"
"Evet."
"Merak etme, 1-2 saate biter."
Oflayıp önüme döndüm. Pars yanıma geldi, onunla sohbet etmeye başladık. Sohbet sarmayınca telefonumu almak istedim ama yanımda yoktu; büyük ihtimalle odada unutmuştum.
"Kenan, ben telefonumu alıp geliyorum," deyip ayağa kalktım. Konağa girip odaya çıktım ve tekrar aşağıya indim.
"Neredeydin?"
Tam Pars’a söyleyecekken bir silah sesi geldi. Ve bedenimde tarifi olmayacak bir ağrı hissettim. Elim karnıma gitti; kan vardı elimde. Başım dönüyordu, etrafım bulanıklaşmaya başlamıştı.
Bacaklarımda güç kalmayınca yere yığıldım. Etrafımdan birçok ses geliyordu ama seslerin kime ait olduğunu çıkaramıyordum.
"Salih, ambulansı ara! Bir bez getirin, çabuk olun! Baran, kendini bırakma sakın!"
"Baba önce sakin ol, etrafını açın! Biri bez getirsin!"
Kimin ne dediğini anlamıyordum ama bunlar son duyduklarımdı. Sonrası ise karanlık...
Galiba gerçekten hiçbir zaman mutlu olamayacaktım...
.
.
.
.
Bölüm nasıl?
Arkadaşlar kısa olduğunu biliyorum bilerek kısa yaptım merak edin ayol biraz öhm öhm biliyorsunuz yazarınız kaos seviyor nişanı kaossuz yapacağımı düşünmemişinizdir inşallah
Arkadaşlar lütfen oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın
Şuan bir karar almışken hayalet okuyuncular yüzünden vazgeçmek istemiyorum eğer oy sayısı yükselmezse sınır koymayı düşünüyorum
Sizi seviyorum🥰🥰🥰🥰
Bölüm etkileşimi
