13.Bölüm

Vaveyla Yazarı: İlayda Toslak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 34Şu an: 13.Bölüm

Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın iyi okumalar 😘
&
Bölüm şarkısı: melike şahin / Durma Yürüsene
İstediğiniz yerde açın
______________________________
BARAN'DAN

Mutfakta Mirza ile ilk kez normal bir şekilde sohbet ettikten sonra odaya çıkmıştım. Kaç gündür duş almamıştım; kısa bir duştan sonra üstümü giyip çıktım ve havlu ile saçlarımı kurutmaya başladım.

Ben saçlarımı kuruturken Kenan içeri girmişti. Onun girmesiyle gözlerimi devirdim.

"Duş mu aldın?"

"Odada ne işin var?"

"Benim odam olduğu için..."

"Seninle aynı odada kalmak istemiyorum."

"Bu mümkün değil, benimle aynı odada kalacaksın."

"Neden beni öldürmek isteyen biriyle aynı odada kalayım? Hatta neden evinde kalayım ha, söylesene Kenan?"

"Bak, ben sadece sinirlendim ve—"

"—ve beni öldürmeye karar verdin!"

"Yok öyle bir şey Baran, çıkar bunu aklından. Sana neden bile isteye zarar vereyim? Sadece o piçi de işin içine katınca sinirlendim."

"Ha, peki eski karına zarar veriyor muydun? O Poyraz’la birlikte olmasına rağmen ona bir kez bile zarar verdin mi, söylesene!"

"Bir dakika, ne birlikte olması? Efsun, Poyraz ile birlikte mi oldu?"

"Bilmiyor musun? Hatta Aren’i bizzat Efsun vermişti."

"Bu imkansız Baran. Efsun, Aren’i doğumundan sonra terk etti. Ayrıca sen demedin mi bana 'Emir verdi' diye?"

"Evet ama biz oraya öylece giremezdik. O kadın 'Ben alırım, size veririm' dedi. Hatta bunu dediğinde 'Bu nasıl anne?' dedim. Bak, nasıl girdi, Aren’i nasıl aldı bilmiyorum; biz o sırada dışarıda bekliyorduk."

Dedim. Yüzünde büyük bir şaşkınlık vardı. Ne yani, bunları bilmiyor muydu? Vay anasını... Laf atacakken bilmediği bir olayı ortaya çıkarmıştım.

"Gerçekten bilmiyor musun, yoksa bilmemezlikten mi geliyorsun Kenan?"

"Hayır, bilmiyorum. Tamam, Efsun’un bir adama kaçtığını biliyorum, beni aldattığını da biliyorum ama bunu bilmiyorum."

"Neyse, eski —pardon, ölmüş— eski karın ile olanlar beni ilgilendirmez. Ya bana başka oda verirsin ya da sen bu odadan gidersin."

"Beni kendi odamdan mı kovuyorsun?" dedi kaşlarını çatarak. Omuz silktim ve ona:

"Nasıl anladıysan o Kenan. Ayrıca aynı odada yatmamız doğru olmaz, biz daha evlenmedik."

"Ne var, yat işte. Sanan da birlikte olacağız ve sen hamile kalacaksın sanır."

Demesiyle yutkundum. Yoksa öğrenmiş miydi? Yüzüne baktım, alaylı bir yüz ifadesi vardı.

"Ben sadece bunun doğru olmadığını söyledim."

"Tamam ulan, yarın hazırlan; nikahı kıyacağız."

"Ne nikahı ya? Saçmalama!"

"İmam nikahı Baran. Zaten bu nikah kıyılacaktı, ben öne çekiyorum o kadar."

"Saçmalama Kenan! Zaten her şey senin istediğine göre ilerliyor, seninle zorla evleniyorum. Bırak, ne zaman evleneceğimize ben karar vereyim."

"Sana kalırsa hiçbir zaman evlenemeyiz! Poyraz hala bulunamadı, nerede bilmiyoruz! Eğer dediğimi yapmazsan arkadaşını öldürürüm!" diyerek bağırdı.

Gözlerim dolmuştu ama ona belli etmemiştim.

"Hep böyle yapıyorsun Kenan. Sonra gelip özür diliyorsun. Tamam, yarın evlenelim ama seni ömrüm yettiği yere kadar asla affetmeyeceğim Kenan!" diyerek odadan çıktım. Salona indim, Pars buradaydı.

"Baran ne oldu? Niye ağlıyorsun?"

"Sana gidelim Pars."

"Ne olduğunu söyleyecek misin?"

"Gidince anlatırım, hadi gidelim. O şerefsiz babanıza söylersiniz!" dedim ve çıktım. Benim ardımdan Pars ve Salih de çıktı. Salih’in arabasına bindik.

"Bir şey söyleyecek misin Baran artık?"

"Eve gidelim, sakinleşmem lazım şu an Pars."

"Allah bilir ne dedi... Görüyorsun değil mi Salih, bana savunduğun patronunu!"

"Güzel— Pars, sen de bir dur. Baran’ın öfkesini daha fazla körükleme."

"Sizin aranızda bir şey mi var?"

"Yok."

"Nasıl yok?"

"Salih, ben hala çıkma teklifi almadım."

"Yahu Kenan abi sanki Baran’a çıkma teklifi mi etti?"

"Salih; Kenan ve beni örnek olarak vereceğin son kişi bile değiliz."

"Tamam, bu biraz absürt oldu yani canım, illa vardır bir şeyler."

Ne ben bir şey dedim ne de Pars. Sanki anlatmaktan bıkmış gibiydik. Araba durduğunda inmiştik, eve girdik. Hemen lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım.

"Artık ne olduğunu anlatacak mısın?"

"Yarın evleniyoruz."

"Ne bu acele? Sen yaralanalı kaç gün oldu, iyileşmedin bile!"

"Pars sakin ol önce. Baran, sen de en başından anlat."

"Ben duş almıştım, Kenan girdi odaya. Neden odada olduğunu sordum, o da 'Benim odam' dedi. Ona ya bana başka bir oda vermesini ya da kendisinin çıkmasını söyledim. Mevzu beni boğmasına geldi biraz, bunun hakkında tartıştık. Ben de ona 'Eski karına bile zarar vermemişsindir' dedim. Daha sonra o kadının Poyraz ile birlikte—"

"Ne birlikte olması Baran?"

"İşte o da böyle söyledi. Efsun daha önce eve gidip geliyordu, birkaç kere odada seslerini duydum. Hatta Aren’i bize veren de o kadındı."

"Oha, yuh yani! Kaç kişiyle yatmış bu kadın? Kenan biraz... Yok yok, bayağı saf çıktı amına koyayım."

"Aşk insanın gözünü kör edermiş dedikleri bu olsa gerek. Neyse, benim uykum var. Benim odam hala duruyor değil mi? Bir de kıyafetlerim?"

"Tabii ki duruyor kardeşim, her hafta düzenli temizleniyor."

Sanki ben gelecekmişim gibi odamı temizlemesi beni mutlu ediyordu. En azından birilerinin hala beni sevdiğini hissediyordum.

"Sağ ol kardeşim, hadi iyi geceler."

İkisi de aynı anda iyi geceler dedi. Odaya geçtim, üstümdekileri çıkarıp rahat pijamalar giydim ve yatağa yattım. Olanları düşünmemek için kendimi uyumaya zorladım.

PARS'TAN

"Ben bu senin patronunu öldürürüm Salih! Allah bilir neyle tehdit etti!"

"Güzelim biraz sakin ol."

"Nasıl sakin olayım Salih? Kardeşimi her gün ağlatıyor, gözünde tek damla yaş bile bırakmadı. Her gün eriyor. Ben o şerefsizden sonra zar zor toparladım bu çocuğu; ya yine o günlere dönerse? Ya tekrar intihara kalkışırsa? Ya yine başa dönerse?"

Dedim ve koltuğa oturup ağlamaya başladım. Salih beni kolları arasına aldı.

"Biliyorum kurban olduğum, biliyorum. Merak etme, Baran tekrar o günlere dönmeyecek. Artık tek değilsiniz; ben varım, Aren var, Demir var... Çok belli etmese de Mirza bile yanınızda."

"Biliyorum Salih. Ben sadece korkuyorum. Şu an o patronunu öldürmek istiyorum, hatta gidelim!"

"Pars, Allah için gece gece nereye? Hem Baran içeride uyuyor."

"Tamam, not bırakırız. Ayrıca o uyanmadan geliriz, hadi kalk."

"Tamam tamam, başımın tatlı belası..."

Kısa bir not yazıp Baran’ın görebileceği yere bıraktım. Kısa sürede çiftliğe vardık. Işıklar yanıyordu, içeri girdik.

"Kenan nerede?"

"Çalışma odasında da, ne yapacaksın?"

"Eben yapacağım Mirza, var mı başka soru?"

"Ne oluyor yine Pars? Ne oldu, Baran’a mı bir şey oldu?"

"Ulan şerefsiz! Ben daha bugün sana ne dedim? Herkesin önünde alır giderim lan ben o çocuğu! Zaten zar zor toparladım o itten sonra, neden tekrar başa döndürmeye çalışıyorsun? Ne istiyorsun, yetmedi mi yaptıkların ha, söylesene! Bir o, bir sen... Ne istiyorsunuz lan kardeşimden?"

"Baran tekrar intihara kalkışsın hele, öyle bir şey olsun; kimse seni benim elimden alamaz, duydun mu!"

Deyip çıktım. Çıkar çıkmaz Salih beni kolları arasına aldı.

"Merak etme bir şey olmayacak, Baran toparlayacak. Hadi eve gidelim."

Dedi. Başımı salladım, arabaya bindik.

"Ya bu sefer toparlanmak istemezse? Baran sadece güçlü olmaya çalışıyor ama ben onu görüyorum. Her bir şey olduğunda yıkılmamak için ne kadar zor dayandığını görüyorum Salih."

"Baran’ı el birliğiyle toparlayacağız. Biz varız, en önemlisi sen varsın Pars. Fark etmiyor musun, Baran senin için hayatta kalıyor. Senin için yaşamak istiyor. Sen onun, o senin ailen."

"Sen de benim, bizim ailemizin içindesin Salih."

Dedim. Gülümseyip elimi avucuna alarak öptü.

"Bu sevgili olduğumuz anlamına mı geliyor?"

"Hayır, hala senden bir çıkma teklifi bekliyorum."

Oflayıp yola döndü. Onun bu haline güldüm.

"Bak bir de gülüyor ya!"

"Çok konuşma da yola bak."

Dedim. Telefonumdan bildirim sesi geldi, baktığımda başkomiser olduğunu gördüm. Okuduklarım ile şok oldum. Hasiktir... Fotoğraflara baktım.

"Ne oldu?"

"Çabuk ol Salih, inşallah bunları Baran görmemiştir!"

"Neyi? Neler oluyor Pars?"

"Salih, biz uzun zamandır Baran’ın ailesini araştırıyorduk. Kendimiz bir şey bulamayınca babamın tanıdığı bir polisten yardım istedik ve o da bulmuş!"

BARAN'DAN

Uyandığımda evde kimse yoktu. Komodindeki not kağıdını okuduğumda nedenini anlamıştım. Kendime gelmek için bir kahve yaptım, tam oturacakken kapı çaldı. Baktığımda Kenan'dı.

"Senin burada ne işin var?"

"Konuşmaya geldim."

"Konuşacak bir şey yok Kenan. Git hadi, Pars giller gelir şimdi."

"Gelmeceyecekler. Onları yolda arayıp ya konağa gidin ya da bir otele gidin dedim."

"İnsanlar senin kölen değil Kenan."

"Ben sadece rica ettim. Hadi, beni içeri almayacak mısın?"

İçeri geçmesi için çekildim.

"Ne konuşacaksan konuş."

"Bak Baran, ben yaptıklarım için özür dilerim. Biliyorum, sinirlerime hakim olmam lazım ama olamıyorum."

"Psikoloğa git o zaman Kenan."

"Tamam gideceğim ama sen de benim yanımda geleceksin."

"Tamam, hadi git şimdi."

"Geç oldu ama... Karanlıkta mı beni eve göndereceksin?"

"Nasıl geldiysen öyle git Kenan."

Dedim. O bana yavru (sevimsiz olanından) köpekler gibi bakıyordu.

"Tamam kal Kenan. Gel benim odamda kal."

Dedim, birlikte benim odama geçtik.

"Sen burada kalacaksın."

"Sen?"

"Ben Pars’ın odasında kalacağım."

Dedim ve odadan çıktım. Pars’ın odasına girdim. Telefonumu aldım, başkomiserden mesaj vardı. Demek bulmuştu... Bunu düşünmemek için uyumaya çalıştım.

SABAH

"Baran kalk hadi."

"Rahat bırak beni, gidip uyusana! Ne sabahın köründe kaldırıyorsun?"

"Ne sabahı Baran, öğlen oldu. Hadi kalk kahvaltı yapalım, ilaç içmen lazım. Sonra çiftliğe geçeceğiz, imam gelecek."

Oflayıp kalktım. Banyoya girip kısa bir duş aldım, odadan çıktım. Tam mutfağa geçecekken:

"Dışarıda kahvaltı yapacağız, montunu giy çıkalım."

Kafa sallayıp siyah şişme montumu giydim. Anahtarlarımı, telefonumu ve cüzdanımı cebime koyup dışarı çıktım. Kenan da gelince arabaya bindim. Buraya yakın bir restorana gittik, içeri girdik. Gördüğüm ile dona kaldım.

"Ne oldu Baran? Kim onlar, tanıyor musun?"

"Öz ailem..."

"Ne?"
.
.
Bölüm nasıl?

Arkadaşlar kusura bakmayın yine geç attım İnternetim yok pazartesi gününden sonra her gün atıcam daha doğrusu İnternetim bitene kadar

Millet kışı getirdi biz hala yanıyoruz ya😭😭😭beni Bi Adanalılar anlar

Kaoslu yazarınız yine kaoslu bir bölüm yazdı lwşwşwşşe yine iyisiniz hee 🤭😝

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum

Sizi seviyorum💕💖💞💓🥰💅😍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

149okunma 8beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18