18.Bölüm

Yazar: İlayda Toslak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 34Şu an: 18.Bölüm

Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın iyi okumalar. 😘
&
Arkadaşlar elimde yarım bir taslak varmış o yüzden bu bölüm kaoslu olucak diğer bölüm Allah kerim o da
______________________________

BARAN'DAN

Sabah vücudumdaki ağrılar ile uyandım. Kalkmak istediğimde kalçama giren ağrı ile geri vazgeçtim. Yan tarafıma baktığımda Kenan yoktu. Kaşlarım çatılmıştı, gerçekten mi?
Birlikte olduğumuz geceden sonra gitmiş miydi?

Belki de şirkete gitmek zorunda kalmıştır...

En azından haber verebilirdi. İç sesim şu an bok gibi hissediyorum. Zar zor ayağa kalkıp duş aldım ve aşağıya indim. Herkes salondaydı, Kenan hariç.

"Günaydın."

Dedim, herkese. Aynı şekilde karşılık verdiler. Canım acısa da koltuğa oturdum.

"Kenan nerede?"

"Bilmiyor musun, cici baba?"

"Mirza, sence bilir gibi bir hâlim mi var!"

Diye çıkıştım. Şu an Kenan'a olan bütün hıncımı ondan çıkarıyordum ve çıkarmak istiyordum çünkü Kenan'a en çok o benziyordu.

"Ama be, ne çirkef birisin. Babam bir toplantı için sabah erkenden 1 aylığına yurt dışına gitti."

Dedi. Elimde olan bardak yere düştü ve parçalara ayrıldı ama tek parçalara ayrılan bardak değildi, kalbim de paramparça olmuştu...

"Ne?"

Sesimi ben bile zor duymuştum. Ne yani, biz birlikte olduğumuz gecenin sabahında haber bile vermeden gitmişti, hem de 1 aylığına.

"Oğlum, iyi misin?"

"Değilim, Belgin anne. Nasıl iyi olabilirim? Oğlunuz birlikte olduğumuz gecenin sabahında bana haber bile vermeden defolup gitmiş!"

Dedim ve odaya çıktım. Saatlerce ağladım. Telefonu aldım; Kenan bana bir mesaj ne de aramıştı. Tekrar bir hayal kırıklığına uğradım. Onu es geçip Pars'ı aradım.

"Alo, kardeşimmmm~"

"Pars."

"Ne oldu, sesin niye ağlamışsın gibi geliyor?"

"Çünkü ağladım, Pars. Sana ihtiyacım var."

Dedim ağlayarak. Sadece ağlıyordum, içimden etrafı vurup kırmak bile istemiyordu.

"O şerefsiz sana ne yaptı?"

"Birlikte olduğumuz gecenin sabahına bana haber bile vermeden 1 aylığına yurt dışına gitmiş."

"Ne! Hem de seni o hâlde bırakarak! Orospu Salih! Çabuk, en yakın zamanın uçak biletini al. Mardin'e dönüyoruz."

"Baran, bak şimdi ağlama. Dimdik dur. Önce onu ara, neredeymiş kendin sor. Eğer aramanı bile açmazsa direkt eşyalarını topla. Biz geldiğimiz gibi seni alınca... Ne diyorsun Salih, ne gay? Ben böyle şansın... Baran bebeğim, maalesef en yakın uçak bileti 1 hafta sonra. O zaman gelip seni alacağım. Sakın kendi o orospusu yüzünden yıpratma, tamam mı?"

"Tamam, denerim. Teşekkürler abi."

"Deme işte, deme. Üzgün olduğunda değil, mutlu olduğunda abi deme bana, Baran’ım."

Dedi. Bir şey demedim. O da anlayınca “görüşürüz” deyip kapattı. Elim Kenan'ın numarasında durdu. Arayıp aramam konusunda emin değildim.

Ama bastım. Çaldı, çaldı, durdu. En az yarım saat bu ses vardı sadece: “Aradığınız kişiye ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.” Bir insanı nasıl 8 kelime 58 harf yaralayabilir?

Beni öyle bir yaraladı ki içimde acı dolu çığlıklar atıyorlardı.

1 HAFTA SONRA:

Koskocaman 1 hafta geçmiş ama onu her aradığımda duyduğum tek şey 8 kelime 58 harfti. Bu bir haftada çökmüştüm. Yemek yemiyor, doğru düzgün uyku bile uyumuyordum.

"Cici baba, hadi bir şeyler ye. 1 haftadır doğru düzgün bir şey yemedin."

Ona ruhsuz gözlerim ile baktım. Bu 1 haftada benimle sürekli uğraşan Mirza bile bir şeyler yemem için uğraşıyordu.

"Canım istemiyor, Mirza. Ayrıca midemde bulanıyor."

"Yemek yemezsen tabii bulanır. Hadi biraz da olsa ye. Bir şeyler yemezsen nasıl babam geldiğinde onu döveceksin?"

"Geldiğinde karşısında bir Baran bulursa iyidir."

"O ne demek?"

"Bugün ya da yarın Parsgiller gelecek ama beni almak için."

"Eğer gidersen iyi olacak mısın?"

"Bilmiyorum ama çarpılacağım."

"Ya Poyraz size zarar verirse?"

"Biraz Pars gillerin yanında durduktan sonra başka bir yere gideceğim zaten. Pars gillere zarar vermez ama bana ne olacağı ise umurumda bile değil."

Bir şey demedi, diyemedi ya da diyecek bir şey bulamadı. Elindeki tepsiyi yine 1 haftadır olduğu gibi komodinin üstüne koydu. O da biliyordu tepsiye dokunmayacağımı ama belki yerim diye bırakıyordu.

Mirza'nın çıkmasından yarım saat bile geçmeden kapı açıldı. Baktığımda Pars’tı. Hemen ona sarıldım.

"Nasılsın, iyisin değil mi? Zayıfladın mı sen? Ben orospuyu göstereceğim, hele bir gelsin."

"Pars, sakin ol lütfen."

Dedim. Elimden tutup yatağa oturttu.

"Ne oldu şimdi, detayıyla anlat."

"Bir detay yok, Pars. Biz kahvaltıda ettiğimiz kavgayı çözmüştük. Yani barışmıştık. Biz o gece birlikte olduk. Ben sabah yanımda olur zannederken beyefendi bana haber bile vermeden gitmiş. 1 haftadır telefonları bile açmıyor."

"Baran, seni daha çok üzmek istemiyorum ama ya seni aldatıyorsa.."

"Bilmiyorum, Pars. Artık bilmek de istemiyorum."

"Tamam. Söyledin mi bu evden gideceğini aşağıdakilere?"

"Sadece Mirza biliyor."

"Gitme falan demedi mi?"

"Sadece gidersen mutlu olacak mısın dedi."

"Tamam. Peki sen gitmeye hazır mısın?"

Ona bilmiyorum bakışı attım. Bu konağa, konaktakilere çok alışmıştım. Bavulumu aldım ve aşağıya indik. Herkes bizi bekliyordu. Mirza söylemişti galiba. Hepsi ile vedalaştım. En son Belgin anne.

"Ne olursa olsun hep mutlu ol, oğlum."

Dedi. İçimden sadece amin demiştim. Tekrar ona sarıldım ve dışarı çıktık. Konağa doğru döndüm.

Bu konağa mutsuz geldim, mutsuz gidiyorum...
.
.
.
.
.
Bölüm nasıl?

Arkadaşlar kısa olduğu biliyorum bilirek kısa kestim Aren Deniz'e attığım özel bölümde geçen bir olay veya nedeni yaşanıyor orayı siz tahmin edin

Tiktoğu olanlar varsa kendi kitaplarımın editlerini paylaştığım hesabı takip edip destek olabilir mi rica etsemmmm.

Tiktok hesabım: @Papatyasayfalar

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum

Sizi seviyorum🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

149okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…