11. bölüm · İmkansız Aşk•{bxb}

10.Bölüm

İlayda Toslak

Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın.😘
______________________________

BARAN'DAN

Uyandığımda yine hastanedeydim, galiba buraya çivi çakacaktım. Uyandığımda Vural beni kontrol etmişti; tabii yanında gıcık Mirza da vardı, o da bir güzel dalga geçmişti "hastane prensi" diye.

"Vural, Allah için Kenan nerede? Alsın şu oğlunu başımdan!"

"Yine niye kavga ediyorsunuz?" diyerek içeri Kenan girdi. Ona sinirliydim, beni bu gıcık çocuk ile bıraktığı için.

"Kenan, Allah için al şu oğlunu; iki saattir konuşuyor!" dedim. Sadece güldü. Bakın, sadece GÜLDÜ ulan!

"Gülme be! Şu halde olmasam seni döverdim Kenan."

"Tamam tamam, hadi Mirza sen git; biz de 1-2 saate geliriz."

"Tamam da hangi eve? Malum bizim ev haşat oldu."

"Çiftliğe oğlum, şu an herkes orada."

"Tamam, ben gidiyorum. Mirza, giderken Salih'e söyle; Baran için kıyafet ayarlasın."

Başını sallayıp çıktı. Oh be, sonunda gitti! Gerçi büyük versiyonu buradaydı.

"Yaran iyi değil mi şimdi Baran?"

"Evet, hatta turp gibiyim. Şu an bile hastaneden çıkabiliriz."

"Hayır! Zaten bu yüzden başına ne geliyorsa geliyor. Eğer erken çıkmak istemeseydin şu an bu halde olmazdın."

Normalde söylese kırılırdım ama haklıydı; eğer ben tutturmasaydım dikişlerim açılmazdı.

"Ay tamam be, ayda yılda bir haklısın; şimdi kırk yıl başıma kakarsın bunu," diye çemkirdim. Haklı diye altta kalmayacaktım. Bana "sen akıllanmazsın" bakışı atıp yere baktı.

"Başka bir şey daha demem lazım."

"Ne diyeceksin?" dedim sorar bir sesle. Acaba yine ne icat çıkaracaktı?

"Poyraz kaçtı."

"Ne? Ne diyorsun sen Kenan? Ne demek kaçtı?"

"Sakin ol Baran. Biliyorum şu an korkuyorsun ama sakin olman lazım. Onu bulacağım, merak etme."

"Nasıl kaçmış?"

"Saldırıyı onu almak için yapmışlar."

Artık nefes alamıyordum. Bıkmıştım, en çok da yorulmuştum.

"Baran sakin ol," dedi ama kendime engel olamıyordum. En son hatırladığım, Vural'ın gelip sakinleştirici yapmasıydı; gerisi karanlık...

KENAN'DAN

Baran'a Poyraz'ın kaçtığını söylediğimde ufak bir sinir krizi geçirmişti. Şimdi ise onun saçlarını okşuyordum.

"Kenan, ona bir psikolog bulsan iyi olur."

"Vural, ben de biliyorum bir psikolog ayarlamayı ama Baran istemiyor. Yine de deneyeceğim şansımı. Onu evliliğe zorlamam, vurulması, Poyraz'ın ortaya çıkması iyice psikolojisini bozdu."

"Yani, ben ondan önce de pek iyi olduğunu düşünmüyorum. Poyraz'ın ona yaptıkları belli. Acaba onu kaçırmasaydın..."

"Poyraz onu bulur ve ona teca... O kelimeyi ağzıma bile almak istemiyorum."

"Haklısın. Peki şimdi ne olacak? Poyraz şerefsizini öldürene kadar eve mi tıkacaksın Baran'ı ve diğerlerini?"

"Gerekirse evet. Onun sevdiğim insanlara zarar vermemesi için gerekirse dünyanın öbür ucuna bile gönderirim."

"Vay be, bizim keko Kenan'a bak sen! Acaba seni hatırlayınca ne olacak, çok merak ediyorum."

"Ne olacak bilmiyorum ama içimden bir ses eskisi gibi olmayacağını söylüyor."

"Eğer ilk başta hayvan gibi değil de insan gibi davransaydın iyiydi."

"Of, hatırlatma Vural! Ben sadece ona aşkımı belli etmemek için öyle davrandım; yani sonunda elime yüzüme bulaştırdım, orası ayrı konu."

"Neyse, serum bitti. Uyanınca gidersiniz, taburcu işlemlerini ben hallederim."

Başımı salladım. Vural çıktı, 5 dakika sonra Baran uyandı. Ona su içirdim ve dikleşmesine yardım ettim.

"İyi misin?"

"İyiyim."

O sırada içeri Salih girdi, elinde alışveriş poşeti vardı. Elinden aldım.

"İyi misin Baran?"

"İyiyim Salih."

Elimdeki poşeti Baran'a uzattım. "Tek başına giyebilir misin?"

"Giyerim, hadi çıkın."

"Zorlanırsan kapının önündeyim."

Sadece başını salladı, Salih ile dışarı çıktık. Baran seslenince içeri girdim.

"Ağrın var mı? Kucağıma alayım mı?"

"Ağrım yok, bacaklarım açılsın. İki gündür yürümüyorum."

"Tamam," dedim. Belinden tuttum ve yürütmeye başladım. Asansöre bindik ve aşağıya indik.

"Oh be, sonunda gün yüzü!"

"Sanan da hapishaneden çıktı sanır."

"Hastane de benim için hapishane."

Dediğine bir şey demedim, sadece güldüm. Tam arabanın yanına giderken birinin Baran'ın adını seslenmesi ile durduk. Kimdi lan bu lavuk?

BARAN'DAN

Hastaneden sonunda çıkmıştım, resmen buraya çivilenmiştim.

Mirza'nın da dediği gibi; hastane prensi! Ay bu çocuğun sana laf sokuşlarını seviyorum.

"Ay sen benim iç sesimsin, benim yanımda olman lazım, o gıcığın yanında değil," dedim. Bazen gerçekten iç sesimi anlamıyorum.

İç sesime sabır çektim. Şu an aşağıya inmiş, arabanın yanına gidiyorduk. Adımın seslenilmesi ile durduk.

"Baran, şükür seni bulabildim! Uzun zamandır sana ulaşmaya çalışıyorum ama eski hattına ulaşamadım. Pars da senin nerede olduğunu söylemedi."

Tam ben konuşacakken, kaşları çatık bir şekilde Yusuf'a bakan Kenan söze girdi:

"Sen kimsin birader? Baran'a ulaşmaya çalışıyorsun?"

"Ben Baran'ın eski sevgilisiyim. Belki tekrar sevgilisi olacağım da... Sen kimsin ve neden Baran'a dokunuyorsun birader?"

"Kendisi benim nişanlım Yusuf."

"Ne? Gerçekten mi? Sana inanmıyorum Baran. Sözde beni çok seviyordun, bu muydu sevgin senin? İki günlük mü?"

"İki günlük mü? Ya sen farkında mısın? Sen beni sözde 'kız kardeşin' olan kişi ile aldattın! Bir de utanmadan gelip bana hesap soruyorsun. İnsanda biraz utanma olur. Gerçi ben ne diyorum ki? Benim gördüğümü bilmene rağmen hâlâ onunla birlikte olan birinden utanma bekliyorum. Sana o zamanda dedim bir daha karşıma çıkma diye. Şu an mutluyum, yakında evleniyorum gördüğün gibi!"

Dedim ve yüzük parmağımı gösterdim. Kenan yüzünde bir sırıtma ile Yusuf'a bakıyordu.

"Ne olursa olsun buradan seni almadan gitmeyeceğim Baran!"

"Lan hâlâ konuşuyor! Siktir git lan orospu çocuğu!" diye bağırdı Kenan.

Daha büyük kavga çıkmasın diye Kenan'ın elini tutup arabaya sürükledim; yani biraz zor oldu ama becerdim.

"Kenan sakin ol. Yusuf benim için bitti. 2-3 gün durur, elde edemeyince gider."

"Gitmesin! Ben ona Mardin'i dar etmeyi bilirim piç!"

"Tamam sakin ol, gidelim."

"Yoruldun mu?"

Kafa salladım. Hemen beni arabaya bindirdi, sonra kendisi yanıma oturdu.

"Eve gidince detaylı anlat şu piçi."

"Neden bu kadar merak ediyorsun?"

"Nişanlım olduğun için olabilir mi?"

"Olabilir de... Hani eski sevgilim ya."

"Nereden sevgili oldunuz, okuldan mı?"

"Hayır, yetimhaneden biri."

"Hm," diye bir ses çıkardı. İnşallah daha sonra bunu başıma kakmaz.

"Daha yolumuz var, uyu istersen," dedi. Aslında iyi olurdu, hâlâ kendimi yorgun hissediyordum. Anlamış olacak ki başımı omzuna yatırdı. İtiraz etmedim ve gözlerimi kapattım.

İnşallah Yusuf başımıza bela olmadan çıkıp giderdi...
.
.
Bölüm nasıl?

Arkadaşlar sonunda atabildim rs'ye girdim rasmen aklıma hiçbir şey gelmedi yazdım yazdım sildim neyse ki bu sefer içime sindi

Eski sevgili Yusufu'da soktum Yusufa sövebilirsiniz.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum

Sizi seviyorum💓💓💓💓😘😘😘😘💖💖💖💖