17. bölüm · İmkansız Aşk•{bxb}
16.Bölüm
Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın iyi okumalar. 😘
______________________________
BARAN'DAN
O günün üzerinden tam 1 hafta geçmişti; ne o benimle konuşmuştu ne de ben onunla konuşmuştum. Tabi ev ahalisi aramızda tartışma olduğunu anlamıştı.
"Baran abi, babamla aranızda ne olduğunu anlatacak mısın?"
Dedi Aren. O günden beri sürekli ne olduğunu soruyordu. Artık içimde tutamayacağımı anlayıp ona döndüm. Pars olmadığı için ona da anlatamıyorum.
"Aren."
"Efendim, Baran abi?"
"Aren, nasıl söylesem bilmiyorum."
"Benimle açık açık konuşabilirsin."
"Biz o gece Kenan'la birlikte olduk."
Dedim, bir çırpıda. Dediğim gibi, Aren'in ağzından çığlık kaçtı; ağzına eline koyup:
"Aren, bağırma; herkes uyuyacak şimdi."
"Ay, tamam. Ee, ne oldu sonra?"
"Gece birlikte olduktan sonra her şey normaldi. Yani zaten ben yorgunluktan uyuya kalmıştım. Ne olduysa sabah oldu; ben kahvaltı hazırlamıştım. Kahvaltıda ona çarşıya gideceğimi söyledim."
"Ama hemen hayır dedi. Ben masadan kalkmak isteyince bana zorla yedirdi, kusma raddesine getirdi."
Dedim, içimdekileri söylemek o kadar iyi hissettirmişti ki:
"Babam bunu yapmış olamaz, en azından bu kadarını yapmış olamaz ya."
"Maalesef yaptı, Aren."
"Ne yapacaksın yani? Sonuç olarak artık evlisiniz ve babam seni asla boşamaz."
"Bilmiyorum, Aren. Tek bildiğim onu affetmeyeceğim ve ona her neyse."
"Ah be, Baran abi."
Diyip bana sarıldı. Ben de ona karşılık verdim. Buna cidden ihtiyacım vardı.
"Neyse, bunu konuşmayalım. Eee, sizin ilişki nasıl gidiyor? Biraz da sizi konuşalım."
"Nasıl olsun abi, çok güzel gidiyor yani. Arada küçük kıskançlık krizleri hariç, harika."
Dedi, neşeli bir o kadar da sitemkar bir sesle. Aren'le biraz daha konuştuktan sonra ben odaya geçtim. Benim ardımdan Kenan girdi; birkaç eşya alıp çıkmak üzereyken Kenan kolumdan tuttu.
"Nereye?"
Cevap verdim; kolumu onun elinden çekmeye çalıştım ama olmadı.
"Bırak kolumu, Kenan."
"Nereye gittiğini söyle."
"Eski odama gidiyorum, oldu mu Kenan Bey hazretleri?"
Dedim. Sinirle kolumu bırakmayınca ben de hızlı bir şekilde çektim kolumu ve odadan çıktım. Eski kaldığım odaya girdim.
5 dakika sonra odanın kapısı çaldı. 'Gir' komutunu duyunca içeri girdi. İçeri giren Aren'di.
"Bir şey mi oldu, Aren?"
"Hayır olmadı, hazırlan demek için geldim."
"Neden?"
"Seninle bir çarşı keyfi yapalım dedim."
"Yok, sen git şimdi; baban kızar filan, maazallah."
Dedim alayalı sesim ile. Aren gülüp yanıma geldi.
"Baran abi, babam hiçbir şey diyemez, sen merak etme."
Dedi. Umarım, Aren… umarım… Üstümü değiştirip aşağıya indim. Ege ve Aren birlikte konuşuyorlardı; yanlarına gittim.
"Hazırım, ben hadi çıkalım."
Dedim, Kenan denen varlığı görmeden çıkmak istiyordum. Evden Aren ve Ege de kalkınca konaktan çıktık.
"Ee, nereye, nasıl gidiyoruz?"
"Önce bir yemek yiyelim, ondan sonrasına bakarız. Benim arabayla gidiyoruz."
"Ehliyetin var mı? Bizi öldüremezsin, değil mi?"
Dedim alaylı bir şekilde. Benim dediğime Aren de güldü. Ege somurtmaya başladı.
"Merak etmeyin, bugün eceliniz olmayacak, belki sonra."
Dedi ve sürücü koltuğuna oturdu. Ben yolcu koltuğuna, Aren arkaya geçmişti.
"Aren, sende kemerini bağla."
"Ya of, babam bir, sen iki!"
"Anma şu uyuzu ya, sinirlerim bozuluyor."
Dedim. O da sustu. Restorana geldik. Boş masalardan birine oturduk; siparişleri verdik.
"Ee, düşündün mü, Baran abi, ne yapacaksın?"
"Bilmiyorum, Ege. Boşanmak istiyorum desem Kenan boşanmaz, çekişmeli desem eminim Kenan bütün avukatları satın alır. Çıkmazın içindeyim; nasıl çıkacağımı bilmiyorum."
"Konuşmayı deneseniz, ona hatalarını söyle."
"Yapma, Ege. Bir insan bir kere uyarılır, iki kere uyarılır, üç kere uyarılır; ama ben Kenan'ı kaç kere uyardım saymadım bile. Lan, ben adamın beni öldürmeye çalışmasını affettim; ama o…"
"Neyse, bu konuyu kapatalım; konuşmak istemiyorum."
Dedim. Yemekler gelince yemeğe başladık ama benim çoktan iştahım kapanmıştı; zor da olsa biraz yemiştim. Yemekler yendikten sonra hesabı ödeyip çıktık.
"Ee, nereye gidiyoruz?"
"Bence bara gidelim."
"Tamam, gidelim."
"Bence gitmeyelim; eğer babam ve Alp öğrenirse çok kızar."
"Hadi babanı anladım da, Kutay ne alaka be? O kim oluyorda sana karışıyor?"
"Tabi, bana karışamaz; ama Ege'nin abisi ya hani."
"Ya abim bir şey demez, Aren. Hem Baran abinin kafası dağılsın diye gidiyoruz, keyfimizden değil ki."
"İyi, tamam. Gidelim bakalım."
Dedi. Arabaya bindik ve bara gittik. Bu bar, bildiğim kadarıyla Kenan gelindi; kapıda badigartlar kimlik kontrolü yaptı ve içeri aldı.
"Kesin, babamın kulağına gidecek."
Diye söylemiyordu Aren; ve büyük ihtimalle gidiyordu. Ama bilin bakalım, kimin umurunda değil? Tabii ki benim. İçeceklerimizi söyledik. Ege hafif bir şeyler söylemişti; ben de ağır bir içecek söylemiştim. Aren ise ayık olan biri lazım diyip alkolsüz bir kokteyl söylemişti.
Ben şu an 5. bardağımı içiyordum ve sarhoş olmuştum. Canım dans etmek istemişti; o yüzden pistin oraya giderken dengem bozulmuştu; ama o anda biri belimden tuttu.
"Bırak beni, sapık!"
Diyip çırpınmaya başladım. Ben çırpınınca, beni omzuna atmıştı; orada beline vurmaya çalışıyordum.
"Rahat dur."
"Beni yere indir, ben evli bir erkeğim."
Dedim; ona doğru yüzüğü gösterebildiğim kadar gösterdim. Doğrusu gösterdiğimde muammaydı.
"Beyefendi, bırakın artık, yoksa seni kocama söylerim, seni döver."
"Demek kocan."
"Evet, aptal hayvan. Aaa, biliyor musun? Benim kocam bir mafya ve ağa, seni öldürür."
Dedim ama adam beni takmadı. O kimdi ki? Beni takmıyordu.
"Aren ve Ege, siz de Kutay ile gidin."
"Baba, siz…"
"Biz bu inatçı ile otele gidiceğiz."
Dedi, adını bilmediğim adam, ve yürümeye başladı. Ben tekrar çırpınmaya başladım ve kalçama vurdu.
"Ya, vurmaya, indir beni! Yoksa sapık var diye bağırırım! Gerçi şu an kaçırılıyorum ve sen benim kalçama vuruyorsun. Sen sapıksın! İmdat, sapık var!"
Diye bağırdım.
"Sıkıntı mı vardı, Kenan Bey?"
"Hayır, yok, memur bey. Eşim biraz sarhoşta."
"Belli; eğer başka sıkıntı yoksa…"
"Yok, memur bey, kolay gelsin."
Diyip beni arabaya bindirmişti. Başımı kapıya yasladım ve gözlerimi kapattım; üstüme bir şey örtüldüğünü hissettim. Tekrar kucağa alınmam ile kıpırdandım.
"Uyu, güzelim."
Dediğini duydum.
"Bana eşimden başka kimse güzelim diyemez."
Dedim. Sonra ağlamaya başladım.
"Neden ağlıyorsun?"
"Biliyor musun, kocam bana hiç güzelim demedi. Hatta birlikte olduğumuz sabah bana çok kötü davrandı."
Dedim ve ağlamaya devam ettim.
"Kocan sana güzelim dedi ve o çok pişman, karşında senden af diliyor. Affet beni Baran, ben özür dilerim."
Dedi. O benim kocamdı; benden af diliyordu. Onu asla affetmeyecektim. Onun dudağına yapıştım; o da karşılık verdi. Dudaklarından ayrıldıktan sonra başımı yastığa koydum.
"Senden nefret ediyorum, seni asla affetmeyeceğim."
Dedim. Sarhoşluğun etkisiyle uyuya kalmıştım ama gözlerimi kapattığımda ardımdan gözleri dolu dolu bir adam bıraktığımı bilmiyordum...
.
.
Bölüm nasıl?
Arkadaşlar kusura bakmayın geç attım bunun sebebini duyuru panosuna yazdım. Burda uzun yazmak istemiyorum.
Arkadaşlar artık kitabımda bir artış istiyorum o kadar yazıyorum ama çoğu kişi sadece okuyur oy vermiyor lütfen hayalet okuyucu olmayın güzel buluyorsanız oy verin
Sezon finaline son 4...
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum
Sizi seviyorum💓💓💓💓💓
