35. bölüm / 34
İmkansız Aşk•{bxb}33.Bölüm
Bölümler 34Şu an: 33.Bölüm
- 1 Tanıtım52 kelime
- 2 1.Bölüm811 kelime
- 3 2.Bölüm1.066 kelime
- 4 3.Bölüm965 kelime
- 5 4.Bölüm955 kelime
- 6 5.Bölüm617 kelime
- 7 6.Bölüm733 kelime
- 8 7.Bölüm604 kelime
- 9 8.Bölüm1.313 kelime
- 10 9.Bölüm1.499 kelime
- 11 10.Bölüm947 kelime
- 12 11.Bölüm871 kelime
- 13 12.Bölüm1.118 kelime
- 14 13.Bölüm1.477 kelime
- 15 14.Bölüm865 kelime
- 16 15.Bölüm1.000 kelime
- 17 16.Bölüm1.028 kelime
- 18 17.Bölüm1.078 kelime
- 19 18.Bölüm819 kelime
- 20 19.Bölüm1.787 kelime
- 21 Sezon Finali1.381 kelime
- 22 2.Sezon1.316 kelime
- 23 22.Bölüm1.041 kelime
- 24 23.Bölüm1.391 kelime
- 25 24.Bölüm1.100 kelime
- 26 Özel Bölüm(Pars-Salih)1.017 kelime
- 27 25.Bölüm1.112 kelime
- 28 26.Bölüm1.265 kelime
- 29 28.Bölüm1.551 kelime
- 30 29.Bölüm1.179 kelime
- 31 30.Bölüm1.918 kelime
- 32 31.Bölüm1.008 kelime
- 33 32.bölüm1.119 kelime
- 34 33.Bölüm1.122 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın.😘
Arkadaşlar o kadar emek veriyorum lütfen oy ve yorumlarınızı bekliyorum 🙏
______________________________
BARAN'DAN
Üç yıl sonra yeniden Türkiye'ye dönüyordum.
Bir zamanlar her köşesinde anılarımın olduğu, bir daha dönmemek üzere arkamda bıraktığımı düşündüğüm şehre...
Ama bu kez dönme sebebim farklıydı.
Abim için dönüyordum.
Uçakta oturmuş, bir an önce Mardin'e varmayı bekliyordum. Yanımda Emir abim, karşımda ise Pars vardı. Üçümüz de sessizdik. Normalde bu kadar uzun süre aynı ortamda kalıp da birbirimize tek kelime etmeyen insanlar değildik ama şimdi konuşacak hâlimiz yoktu.
Aklım sürekli Kerem abimdeydi.
Bir hafta önce Mirza'yı görmek için Mardin'e gitmişti. Şimdi ise bir hastane yatağında, hayata tutunmaya çalışıyordu.
Telefonumu elime alıp hastaneden gelen mesajlara tekrar baktım. Yeni bir haber yoktu.
"Bir gelişme var mı, abim?" diye sordu Emir abim.
Başımı iki yana salladım.
"Yok, abi. Hâlâ aynı."
Emir abim derin bir nefes aldı. Elini omzuma koyup hafifçe sıktı.
"İyi olacak. Göreceksin, Kerem bunu da atlatacak."
İnancını kaybetmek istemiyordu. Ben de istemiyordum.
"İyi olmak zorunda, abi. Bizi böyle bırakıp gidemez."
Sesim titreyince başımı cama çevirdim. Daha fazla konuşursam ağlayacağımı biliyordum.
Üç yıl önce sevdiğim adamı geride bırakmıştım. Şimdi ise sevdiğim bir başka insanı kaybetme ihtimaliyle karşı karşıyaydım.
Hayatın benimle alıp veremediği neydi, bilmiyordum.
Ama bu kez bir şeyin kötü gitmesine izin vermek istemiyordum.
Uçak piste indiğinde kemerimi çözüp ayağa kalktım. Eşyalarımızı alarak merdivenlerden aşağıya indik.
Mardin...
Üç yıl sonra yeniden buradaydım.
Etrafıma bakmamaya çalıştım. Çünkü bu şehre dair hatırlamak istemediğim şeyler vardı. Ne kadar değişmiş olursam olayım, bazı anıların insanın peşini bırakmadığını biliyordum.
"Baran, hadi abim."
Pars'ın seslenmesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.
"Geliyorum."
Arabaya bindiğimizde Emir abim şoföre doğrudan hastaneye gitmesini söyledi. Yol boyunca telefonumu elimden bırakmadım. Her bildirim sesinde irkiliyor, yeni bir haber gelip gelmediğine bakıyordum.
Sonunda hastaneye vardık.
Arabadan iner inmez kapıya yöneldim. İçeri girdiğimizde danışmaya gidip abimin adını söyledik.
"Kerem Arslan'ın yakınlarıyız. Hangi katta olduğunu öğrenebilir miyiz?"
Görevli gerekli bilgileri kontrol ettikten sonra yoğun bakımın bulunduğu katı söyledi.
Hiç vakit kaybetmeden asansöre yöneldik.
Kapılar açıldığında koridorda oturan Mirza'yı gördüm.
Başını öne eğmiş, ellerini birbirine kenetlemişti. Gözlerinin kızarmış olmasından ağladığı belliydi.
"Mirza!"
Sesimi duyunca başını kaldırdı.
Beni gördüğü anda ayağa kalktı. Birkaç adımda yanına ulaşıp ona sarıldım.
"Baran abi..."
Sesi titriyordu.
"Ne oldu, Mirza? Abim nasıl? Doktor bir şey söyledi mi?"
Mirza başını iki yana salladı.
"Henüz bir şey söylemediler. Yoğun bakımda. İlk kırk sekiz saatin önemli olduğunu söylediler."
Gözlerimi kapattım.
Yine aynı cümle...
İlk kırk sekiz saat önemliydi.
Peki, biz bu kırk sekiz saati nasıl geçirecektik?
"Sen iyi misin?" diye sordum bu kez.
Mirza yüzünü benden çevirdi.
"Ben iyiyim."
"Mirza."
Tekrar bana baktığında gözleri doldu.
"İyi değilim, Baran abi. Kerem'i öyle görünce ne yapacağımı bilemedim. Benim yüzümden..."
"Saçmalama!" dedim hemen.
Sesimin biraz sert çıkmasına aldırmadan ellerini tuttum.
"Bu senin suçun değil. Beni duyuyor musun? Senin suçun değil."
Mirza dudaklarını birbirine bastırdı. Başını sallasa da kendini suçlamayı bıraktığına inanmıyordum.
Onu kendime çekip bir kez daha sarıldım.
"Şimdi yapmamız gereken tek şey abimin iyileşmesini beklemek. Gerisini sonra düşünürüz, tamam mı?"
"Tamam."
Ama ikimiz de bunun kolay olmayacağını biliyorduk.
"Hadi gel elini yüzünü yıka kendine gel biraz" dedim ve ayağa kaldırdım lavaboya gittik. Mirza telefonuna mesaj gelince baktı.
"Baran abi" dedi
"Efendim bir şey mi oldu?" dedim
"Babam hastanedeydi telefonla konuşmak için çıkmıştı odanın oraya gitmiş" dedi hasiktir
"Mirza koş abim ve Pars görürse biteriz" dedim hemen çıktık ama çok geçti Pars çoktan onun üstüne atlamış dövmeye başlamıştı.
"Pars sakin hastanedeyiz" dedim
"Ya bırak şu piçi döveyim" dedi
"Sonra Pars abim önce uyanıp hastenden çıksın sonra ne yapıyorsan yap tamam mı" dedim sakinleşti
"Peki öyle olsun" dedi sandalyelerden birine oturdu. Salihe bakıp
" Abini de alıp buradan defolup gidin" dedim
"Baran lütfen 5 dk konuşalım" dedi
"İkinizde burdan gidin" dedim
"Peki tamam abin uyanınca tekrar gelicem o zaman benden kaçamayacaksın Baran KARAHAN" dedi soyadını vurgulayarak sonra çekip gitti.
"Özür dilerim Baran abi ben babamın burda olduğunu tamamen unutmuşum" dedi
"Özür dilenecek bir şey Mirza" dedim
1 SAAT SONRA;
Doktor kontrol için gelmişti şuan çıkmasını bekliyorduk. Çıkınca
"Durumu nasıl doktor bey" dedi abim
"Durumu şaun iyi hatta normel odaya bile alabiliriz en geç yarın uyanır" dedi ve gitti hepimiz rahatlamıştık
"Çok şükür" dedim eğer bebeğimden sonra abimde kaybetseydim kendimi asla toparlayamazdım.
Hemşireler abimi normal odaya almıştı. Şimdi tek şey abimin uyanmasını beklemekti. Pars seslenmişti
"Efendim Pars" dedim
"Adar arıyor" dedi aldım
"dışarıda konuşup geliyorum" dedim bahçeye çıktım ve açtım
"Alo Adar"
"Baran abi nasılsın Kerem abi iyi değil mi?" dedi
"iyiyim abimde iyi az önce normal odaya aldılar" dedim
"Oh sevindim eğer Mardinde olsaydım gelirdim ama okul gezisindeyim yarın dönüyoruz hemen yanına gelicem" dedi
"Gerek yok adar sen keyfine bak yarın zaten yorgun olursun eğer burda olursak buluşruz" dedim
"Peki Baran abi görüşürüz" dedi bende görüşürüz dedim ve kapattım. İçeri geçtim doktor vardı
"Ne oldu?" dedim
"Kerem bu halde şehirden bile çıkmazmış yani önüne baksa şaşarım zaten" dedi Emir abim gülmüştüm gerçekten abim hem hızlı sürüyor hemde konuşurken önüne bakmıyordu.
"Ayıp oluyo ikiz" dedi Kerem. Hepimiz ona baktık uyanmıştı
"Kerem" dedi Mirza ve ona vurdu
"Ne diye hızlı sürüyorsun ya sana bir şey olsaydı"
"Sonuç olarak olmadı gülüm" dedi sırıtarak abim
"Yalnız uyanmadaydın na naydın senin yer tahtalı köydü ikiz haberin olsun" dedi gülerek sarıldı
"Abim sen yaşadığıma hiç sevinmedin sanırım" dedi
"Sevindim hemde çok" dedim
"Ee hadi gel sarıl o zaman" dedi sarıldım
"Senide kaybettim sandım bir daha bu kadar hız yapma" dedim
"Yapmam abim" dedi içeri Pars girdi
"Ooo uyanmışsın reis" dedi ve sarıldı
"Ne sandın koçum eee ne zaman gidiyoruz" dedi
"1 ay sonra" dedi abim.
"Ney ne demek 1 ay sonra?" dedi
"Bu halde şehir dışına bile çıkmazmışsın" dedi abim bana baktı
"Abim sen istiyorsun git" dedi
"Hayır abi senin yanında olmak istiyorum" dedim
"Şey şimdi senin durumunla çok absürt olacak ama kerem iyileşene kadar konakta" dedi
"Hayır gerek yok biz başka ev buluruz" dedim ve odadan çıktım. Bahçeye indim zaten bu şehirde olmak bile zorken birde o konakta kalmazdım. Başımda insan gölgesi görünce kafamı kaldırdım. Oydu.
"Senin ne işin var burda çabuk defol" dedim
"Belki rahatsızım o yüzden geldim" dedi
"Evet rahatsızsın hemde kafadan benim yanımdan git ne yapıyorsan yap" dedim
"Baran 5 dk sadece sana anlatmama izin ver"
"Artık senin yalanlarını dinlemek istemiyorum defol yanımdan" dedim
" konuşmayacaksın benimle belli ki" dedi ne olduğunu anlamdan beni kucaklamıştı.
"İndir beni hayvan herif yardım etsenize ne bakıyorsunuz" dedim etraftakilere
"Kimse sana yardım etmez güzelim" dedi
"ALLAH BELANIZI VERSİN HAYVAN HERİF"
.
.
.
.
Bölüm Nasıl?
Baran'ım çikolatalı kekim benim ya kıyamam bir kez daha sevdiğini kaybediyordu 🥲
Ay arkadaşlar ben bölümleri telefonun notlar yerinde yazıyorum ama değiştirmek istiyorum vurgulamak istediğim yeri renkli şekilde yazıp yada yazı stilini değiştirmek istiyorum ama benim telefonumda bu mümkün değil az önce bir iki tane yükleyip denedim ama hiçbirinde memnun kalmadım bana bir tane Notbook önerir misiniz
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum
Sizi seviyorum🐣🐣🐣🐣
Bölüm etkileşimi
