15. bölüm / 34
İmkansız Aşk•{bxb}14.Bölüm
Bölümler 34Şu an: 14.Bölüm
- 1 Tanıtım52 kelime
- 2 1.Bölüm811 kelime
- 3 2.Bölüm1.066 kelime
- 4 3.Bölüm965 kelime
- 5 4.Bölüm955 kelime
- 6 5.Bölüm617 kelime
- 7 6.Bölüm733 kelime
- 8 7.Bölüm604 kelime
- 9 8.Bölüm1.313 kelime
- 10 9.Bölüm1.499 kelime
- 11 10.Bölüm947 kelime
- 12 11.Bölüm871 kelime
- 13 12.Bölüm1.118 kelime
- 14 13.Bölüm1.477 kelime
- 15 14.Bölüm865 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 15.Bölüm1.000 kelime
- 17 16.Bölüm1.028 kelime
- 18 17.Bölüm1.078 kelime
- 19 18.Bölüm819 kelime
- 20 19.Bölüm1.787 kelime
- 21 Sezon Finali1.381 kelime
- 22 2.Sezon1.316 kelime
- 23 22.Bölüm1.041 kelime
- 24 23.Bölüm1.391 kelime
- 25 24.Bölüm1.100 kelime
- 26 Özel Bölüm(Pars-Salih)1.017 kelime
- 27 25.Bölüm1.112 kelime
- 28 26.Bölüm1.265 kelime
- 29 28.Bölüm1.551 kelime
- 30 29.Bölüm1.179 kelime
- 31 30.Bölüm1.918 kelime
- 32 31.Bölüm1.008 kelime
- 33 32.bölüm1.119 kelime
- 34 33.Bölüm1.122 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın.😘
______________________________
BARAN'DAN
Restorana girdiğimizde gördüğüm kişilerle şok yaşadım; daha doğrusu, çok mutlu bir aile olduklarını gördüğüm için...
"Baran sakin ol, gel masaya oturalım, anlat düzgünce."
Bir şey demedim, bize ayrılan masaya oturduk.
"Anlat şimdi."
"Onlar benim... Kenan, beni istemeyip çöp gibi yetimhanenin önüne atan ailem."
Ne Kenan'ın yanında ne de herkesin içinde ağlamak istemiyordum; o yüzden kendimi sıkabildiğim kadar sıkıyordum.
"Ben o kadar araştırmama rağmen bulamadım, sen nasıl buldun?"
"Pars'ın bir polis tanıdığı vardı, o bize yardım ediyordu. Sonunda bulmuş. Dün sen geldiğinde de bana fotoğrafları atmıştı."
"İstersen konuşabilirim."
"Hayır, ne senin ne de benim onlarla konuşacak hiçbir şeyimiz yok."
"Bu böyle olmaz Baran. Belki seni yetimhaneye bırakanlar onlar değildir, bunu konuşmadan öğrenemeyiz."
"Bilmiyorum Kenan ya... Gerçekten beni istemedikleri için yetimhaneye bıraktılarsa? Baksana ne kadar mutlular."
"İşte bunu konuşmadan öğrenemeyiz," dedi. Ayağa kalktı ve yanıma gelip beni kaldırdı.
"Saçmalama Kenan, olmaz."
"Bal gibi de olur."
Deyip onları masasına götürdü. Biz oraya gelince bütün gözler bize döndü.
"Merhaba."
"Merhaba da, siz kimsiniz?"
"Ben Kenan Karahan, bu da müstakbel eşim Baran Kayalar."
"Memnun olduk da..."
"Size çok basit bir soru soracağız."
"Kenan gel gidelim."
"Bekle güzelim. Siz 42 yıl önce hiçbir bebeği yetimhanenin önüne attınız mı?"
Kenan'ın sözü bittiğinde herkesin yüzünde şaşkınlık vardı ama ben "Hayır, atmadık" demelerini istedim.
"Evet, attık. Bizim ailemizde gereksizlere yer yok."
Dediği an başımdan kaynar sular döküldü. Kenan delirmiş şekilde adamın üstüne atladı.
"Lan orospu çocuğu! Sanki çöp atıyor. Bak lan yanımdaki adama! Senin yüzünden yıllarca neler yaşadı. Senin bu bencil zihniyetin yüzünden... Orhan, buraya gel!"
"Buyur abi."
"Bu ailedeki herkese Mardin il sınırına kadar eşlik et. Bu ailedeki hiç kimse Mardin'e ayak bile basmayacak!"
"Emrin olur abi."
"Bunu yapamazsınız! Biz buraya paralar döküyoruz, bu ucube için bizi atmazsınız!"
"Sen kime ucube diyorsun? Orhan, sen kime götüreceğini biliyorsun. Söyle, kimseye hakaret etmeden önce aynaya bakması gerektiğini öğretsinler."
"Siz kim oluyorsunuz da kızımı götürüyorsunuz?" dedi, büyük ihtimalle benim annemdi.
"Keşke beni de yetimhaneye bırakırken böyle yalvarsaydın. Keşke kızını koruduğun gibi beni de korusaydın..."
"Ne koruyacağım be senin gibi sürtüğü!"
Sadece yüzüne baktım.
"Gidelim Kenan, ne halleri varsa görsünler. Ne demişler; insan yaşattığını yaşamadan ölmezmiş. Siz benim yaşadıklarımın daha fazlasını yaşarsınız."
Dedim ve restorandan çıktım. Kenan gelip bana sarıldı; buna gerçekten ihtiyacım olduğu için ses etmedim.
"Geçecek Baran, yemin ederim geçecek. Sana bunları yaşatan kim varsa hepsi ödeyecek."
"Ben bunları hak edecek ne yaptım Kenan? Bir bebek bunları hak edecek ne yapmış olabilir? Aklım almıyor."
"Bilmiyorum ama bir şeyden eminim; o da senin hiçbir suçunun olmadığı."
Beni kucağına aldı ve arabaya bindirdi.
"Nereye gidiyoruz?"
"Konağa gidiyoruz."
"Tadilat bitmiş mi?"
Sadece başını salladı. Kısa sürede konağa vardık. Orhan denilen adam gelip kapıyı açtı.
"Abi, bu arada imam gelmiş."
Zar zor yutkunmuştum. Bugün yaşanan olaydan sonra erteler diye düşünmüştüm.
"Baran, biliyorum bugün yaşadığın şey büyük bir şey ama imam bir saat önce gelmiş. Artık yapacağız bir şey yok. Sadece resmi nikahı erteleyebilirim istersen."
"Gerek yok, ne olacaksa olsun bitsin."
Dedim; gerçekten ne olacaksa olup bitmeliydi artık. İçeri girdik. Belgin Anne —evet, ona artık anne diyordum, hem kendi hem de benim içimden geldiği için— bizi karşıladı.
"Çocuklar imam geldi, hadi abdestinizi alın gelin."
Abdest almak için odalara çıktık. Alıp aşağı indik ve oturduk. İmam nikahı kıydı.
"Baran oğlum, mehir olarak ne istersin?"
"Hiçbir şey istemiyorum."
"Olmaz öyle şey evladım, mehir güvencedir."
Kenan araya girdi: "Hoca efendi sen yaz; biri yurt dışında, biri İstanbul'da olmak üzere iki şirket. Değerleri 2 trilyonluk üç villa. İki tane 100 dönümlük arazi. Her ay da banka hesabına 200 bin dolar."
"Oha! Bu kadar çok, fazla!"
Bana "Sen sus, işime karışma" der gibi baktı. Daha sonra Fırat Baba konuşmaya başladı:
"Hoca efendi, 200 bin dolar da benden. Bizim konaklardan biri; istediğini beğenirsin artık oğlum."
Belgin Anne de ekledi: "Benden de son model araba ve restoran."
"Ama bunlar çok fazla!"
"Bence az bile cici baba. Senin şu an babamın iliğini kemiğini sömürüyor olman lazım."
"Tamam Mirza, sen ilerideki kocanın iliğini kemiğini sömürürsün."
"İlahi cici baba, çok şakacıdır kendisi de."
Kahkaha attım, bazen çok aptal olabiliyordu.
"Baran oğlum, burada mehirlerin yazıyor. Hayırlı uğurlu olsun, ben artık kalkayım."
"Ben sizi geçireyim imam efendi," deyip kalktı Kenan. Resmen Kenan ile dini nikahlı evliydik.
"Ee, resmi nikahı ne zaman yapacaksınız oğlum?"
"İki gün sonra baba. Baran daha çok uzatmayalım, olup bitsin dedi."
"Oğlum, iki günde ne hazırlığı? Daha kim gelecek onlara karar vermedik, davetiye falan da hazır değil."
"Aslında düğüne gerek yok, sadece bir nikah yapsak yeterdi."
"Olmaz oğlum, düğün senin de hakkın. Aa, kınayı unuttuk! Yarın kına yapalım."
Tam itiraz edecekken Kenan durdurdu. Belgin Anne'ye baktığımda çok mutlu gözüküyordu.
"Tamam, yapalım."
"Anne, bizim otelde yapın. Ben organizasyona haber veririm, siz sadece kim gelecek ona haber verin."
"Tamam oğlum."
"Aren, babaannem; sen de Kutay'ın ailesine haber ver olur mu?"
"Tamam babaanne, haber veririm şimdi," dedi ve çıktı. Bende üstümü değiştirmek için odaya çıktım. Kendimi yatağa attım.
İki gün sonra resmi olarak da onun kocası olacaktım.
.
.
Bölüm nasıl?
Kalkın Aa dostlar kınamız var düğünümüz var!
Kısa olduğunu biliyorum ama kınayı ve düğünü diğer bölüm yazmak istiyorum
Aren: 1.65
Mirza-Demir: 1.93
Arda: 1.91
Yağız-Arslan: 1.92
Araz: 1.90
Kenan: 1.96
Baran: 1.85
Pars: 1.89
Salih: 1.94
Adar: 1.75
İnşallah beğenirsiniz amin 🤲
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum
Sizi seviyorum💕💖💞💓
Bölüm etkileşimi
