18. bölüm / 34
İmkansız Aşk•{bxb}17.Bölüm
Bölümler 34Şu an: 17.Bölüm
- 1 Tanıtım52 kelime
- 2 1.Bölüm811 kelime
- 3 2.Bölüm1.066 kelime
- 4 3.Bölüm965 kelime
- 5 4.Bölüm955 kelime
- 6 5.Bölüm617 kelime
- 7 6.Bölüm733 kelime
- 8 7.Bölüm604 kelime
- 9 8.Bölüm1.313 kelime
- 10 9.Bölüm1.499 kelime
- 11 10.Bölüm947 kelime
- 12 11.Bölüm871 kelime
- 13 12.Bölüm1.118 kelime
- 14 13.Bölüm1.477 kelime
- 15 14.Bölüm865 kelime
- 16 15.Bölüm1.000 kelime
- 17 16.Bölüm1.028 kelime
- 18 17.Bölüm1.078 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 18.Bölüm819 kelime
- 20 19.Bölüm1.787 kelime
- 21 Sezon Finali1.381 kelime
- 22 2.Sezon1.316 kelime
- 23 22.Bölüm1.041 kelime
- 24 23.Bölüm1.391 kelime
- 25 24.Bölüm1.100 kelime
- 26 Özel Bölüm(Pars-Salih)1.017 kelime
- 27 25.Bölüm1.112 kelime
- 28 26.Bölüm1.265 kelime
- 29 28.Bölüm1.551 kelime
- 30 29.Bölüm1.179 kelime
- 31 30.Bölüm1.918 kelime
- 32 31.Bölüm1.008 kelime
- 33 32.bölüm1.119 kelime
- 34 33.Bölüm1.122 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın iyi okumalar. 😘
______________________________
BARAN'DAN
Sabah başımdaki ağrı ile uyandım. Kenan'ın odasındaydım. Başımı kaldırdığımda elinde içki bardağı olan, gözleri kızarık bir Kenan vardı.
Yataktan kalktım ve banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkadım. Odaya geri dönüp dolaptan kıyafet aldım.
"Konuşalım, Baran."
"Konuşmak istemiyorum."
Dedim, banyoya geri döndüm ve üstümü değiştirdim, çıktım ona bakmadan. Telefonumu aldım, odadan çıktım.
Yemek salonuna geçtim, herkes oradaydı.
"Günaydın,"
dedim. Herkes aynı şekilde karşılık verdi. Her zaman oturduğum sandalye yerine Mirza'nın yanına oturdum.
"Baran, yerine otur."
Bu ses tabii ki Kenan'a aitti, ona takamadım bile. Tabağıma kahvaltılık doldurdum.
"Oha, onu nerenle yiyeceksin, cici baba?"
"Sanane be,"
diye çemkirdim. Bana korkunç biriymişim gibi bakıp önüne döndü. Ve yine o muşmula suratlı Kenan'ın sesi geldi.
"Baran!"
"Ne var be, ne bağırıyorsun!"
"Yüzüme bak o zaman."
"Bu masada bağırabileceğin anlamına gelmiyor, ayrıca seninle konuşmak istemiyorum,"
dedim. Ama daha ne olduğunu anlayamadan sandalyeden beni kaldırdı ve odaya sürüklemeye başladı. Odaya girdiğimizde kapıyı kilitledi.
"Kenan."
"Sus."
"Kenan."
"Sus, konuşacağız şimdi."
"Lan, tamam konuşacak, kolum morardı, geri zekalı!"
Koluma bakıp elini çekti.
"Söyle şimdi, ne söyleyeceksen."
"Otur."
Oflayıp yatağa oturdum, paşamızın konuşmasını bekledim.
"Özür dilerim o gün için. Biliyorum, bu bahanesi olmaz ama senin beni kaldırdıktan sonra bir telefon aldım."
"Ne telefonu, kimdi?"
"Orhan'dı. Poyraz'ı bulmuşlar ama yine o şerefsiz kaçmış. Benim de sinirlerim bozuldu ve istemeden sana yansıttım. Özür dilerim, beni affet, ne istersen yaparım."
"Ne istersem mi?"
"Evet, ne istersen."
"O zaman, tek başıma dışarı çıkmak, alışveriş yapmak istiyorum."
"Alışveriş köpeğin olsun, istersen sana mağazayı satın alırım."
"Tamam, al o zaman," dedim. Madem zengin koca vardı, bende bunun nimetlerinden yararlanırdım. Birkaç konuşma yaptı.
"Tamam, mağaza alındı, istersen ismini değiştirebilirsin."
"Peki, seni affettim ama bir daha böyle bir sorunla karşılaşmak istemiyorum, Kenan."
"Tamam, sen yeter ki affet."
"Hayırdır, Kenan, aşık mı oldun da bu kadar kendini affettirmek istiyorsun?"
"Belki de olmuşumdur."
Ona anlamaz gözlerle baktım, ama bir şey demedim. Dolaba gidip kıyafet aldım ve giyinmeye başladım. Zaten dün bütün her şeyi gördüğü için rahat rahat önünde giyindim.
Ve onun yutkunma sesi geldi. Yanıma gelip belimden sarıldı.
"Akşam hazırlığını yap."
"Hm, öyle mi?"
Kollarımı boynuna doladım, dudaklarım ve onun dudakları arasında 5 cm vardı. O öpücüğümü zannederken onu itip:
"Çok beklersin."
"Hadi ama,"
deyip homurdanmaya başladı. Kahkaha atıp telefonumu alıp odadan çıktım. Belgin, annenin bana hediye ettiği son model, ama son model diyip geçmeyin: MERCEDES-AMG GT 4-DOOR Bakın, sıradan bir araba değil, MERCEDES-AMG GT 4-DOOR. Boru değil.
Arabaya bindim ve alışveriş merkezine geldim, direkt kendi mağazama girdim. Ay, kendi mağazam demek ne güzelmiş, keşke mehir olarak falan isteseydim. Kıyafetlere bakmaya başladım. Bir kadın yanıma geldi ve başımda beklemeye başladı.
"Hanımefendi, eğer birinden yardım etmesini isteseydim çağırırdım,"
Dedim, kadının yüzü mosmor olmuştu. Neden dibimde olduğunu biliyordum. Garsonluktan önce lüks bir mağazada çalışmıştım ve çalışanların çoğu müşterilere böyle yapıyorlardı. Kaç kere uyarmıştım hatırlamıyorum bile.
"Bakar mısınız?"
Bir kadın bana seslendi. Ona dönüp:
"Bana mı dediniz?"
"Evet, size dedim. Lütfen o fakir kokan elleriniz ile dokunmayın, o kadar para veriyoruz biz bu kıyafetlere."
"Siz kimsiniz, hanımefendi?"
"Şemikan Aşiretinin büyük gelini, Şîlan."
"Öyle mi? Bende KARAHAN aşiretinin ikinci küçük damadıyım."
"Beyefendi, başka yalan bulmadınız mı, koskoca Kenan KARAHAN, size hatta bir erkeğe mi bakacak?"
"Size mi bakmasını isterdiniz, hanımefendi? Ayrıca hiç mi duymadınız nişanımızı?"
Kadın bana öyle bir bakıyordu ki, korktuğumu zannediyordu.
"Her neyse, güvenlik şefinizi, müdürünüzü falan çağrın, şu yalancıyı atsınlar şuradan."
"Derhal efendim."
Güldüm, sadece güldüm. Güvenlik şefi ve müdür geldiğindeki yüz ifadesini çok merak ediyorum. İkisi de geldi ve:
"Damat ağam, hoş geldiniz."
"Ne damat ağası be, ne zamandan beri dilencilere ağa denir oldu?"
"Şîlan hanım, kendisi Kenan ağamızın karısıdır ve damat ağam bu mağazanın sahibidir."
"Müdür bey, adı neydi?"
"Murat bey, şu arkadaki çalışanı kovmanızı istiyorum. İnşallah insanlar bir daha giyinimlerine göre yargılamazlar ve bir daha bu kafanı bu mağazaya almayın."
"Derhal efendim."
"Siz bittiniz, hemen kocamı arıyorum."
"Selamımı da iletin lütfen."
Dedim, kadın sinirle mağazadan çıktı. Bende istediklerimi alıp, utana sıkıla iç çamaşırı mağazasına girdim. Bu normal bir mağaza değildi, anlayın işte. Siyah ve kırmızı iç çamaşırı alıp çıktım.
Acıktığımı hissedince yemek bölümüne çıktım. Evet, az şey almıştım. Pars olsaydı, gerekli gereksiz her şeyi alırdı. Salata tarzı bir şey aldım ve masaya geçtim. Evde bir sürü şey yapmışlardır. Telefonum çalmaya başladı, baktığımda Kenan'dı.
"Efendim?"
"Ne yapıyorsun diye aradım."
"Yemek yiyorum."
"Dışarıdan yemek yemeni istemiyorum, çok sağlıksız ve evde onca yemek yapıyorlar."
"Merak etme, salata yiyorum. Acıkınca bir şeyler atıştırayım dedim."
"O zaman iyi. Eee, mağazada sorun falan yaşamadın değil mi?"
"Sana yaşamadım diyip yalan söylemicem."
"Ne oldu?"
"Gelince anlatırım."
"Tamam, dikkatli ol. Malum Poyraz hâlâ bulamadık."
"Tamam, ederim."
Diyip telefonu kapattım, poşetleri alıp çıktım. AVM'nin otoparkına indim, poşetleri arka tarafa koyup kendi koltuğuma geçtim ve çalıştırdım. Kısa zamanda konağa gelmiştim. Konağa girdim.
"Hoş geldin, oğlum,"
dedi Fırat baba.
"Hoş buldum, baba. Kenan nerede?"
"Çalışma odasında."
Gülümsedim ve çalışma odasına girdim. Girdiğimde Kenan göz devirmişti. Kendine gelir gelmez yanıma geldi.
"Şu odaya senden başka kimse böyle açmıyor,"
Diye homurdandı. Gülüp karşısındaki dönen sandalyeye oturdum.
"Eee, bana ne söyleyeceksin?"
"Mağazada bir kadınla ufak bir sürtüşme yaşadım."
"Ne oldu?"
"Kadın bana bildiğin fakir dedi, fakir kokan ellerim ile kıyafetlere dokunmamamı söyledi. Onca para veriyorlarmış, çalışanda sürekli dibimde durdu, sanki çalacakmışım gibi. Gerçi onu halletim de, şu bana hakaret eden kadın sinirlerimi bozdu."
"O kadın kim oluyormuş da sana hakaret edebiliyor?"
"Şemikan Aşireti mi ne, onun büyük geliniymiş."
"Öyle mi, Orhan!"
"Buyur ağam."
"Şemikan aşiretini yarın bu konakta istiyorum."
"Emrin olur, ağam,"
diyip çıktı. Bende Kenan'a döndüm.
"Ben odaya çıkıyorum. Yemek için falan kaldırma, çok yoruldum,"
Deyip odadan çıktım. Aldığım iç çamaşırlarını giydim, üstümde kendi geceliklerimi giydim ve yatağa yattım. Gözlerimi kapatmıştım ama arada gelip kontrol ettiğini hissetmiştim.
"Baran, kalk hadi, akşama oldu, bir şeyler ye."
Tek gözümü açıp ona ters ters baktım ve yatakta dikeldim. Tepsiyi kucağıma bıraktı. Yemekleri yedim, tepsiyi götürmek için çıktı. Bende üstümdeki geceliği çıkardım, şuan üstümde iç çamaşırı ile duruyordum.
Ve kapı açıldı. Kenan donup kalmıştı. Kendine gelir gelmez yanıma geldi.
"Olmaz demiştin."
"Vazgeçeyim istersen."
"Yok yok, vazgeçme," dedi ve dudağıma yapıştı, beni yatağa itip üstüme çıktı. Gerisini siz anladınız.
Ve şu an en çok korktuğum şey oluyordu: Ona yavaş yavaş tutuluyordum, belki de çoktan tutulmuşumdur...
.
.
.
.
Bölüm nasıl?
Arkadaşlar biliyorum iki bölüm sözüm vardı ama atmadım o yüzden yarın atıcam O Adamın Avukatı ile birlikte.
Birde fark etmişsiniz hiç kaos yazmamışım alkışlayın beni👏👏👏 ğşsşwşwşa
Neysem kız beni tiktoktan takip edin kitaplarım ile ilgili video paylaşıyorum şuan iki video attım biri O Adamın Avukatı tanıtımı için digeride bu kitaba ait
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum
Sizi seviyorum💟💟💟💟💟
Bölüm etkileşimi
