23. bölüm · İmkansız Aşk•{bxb}
22.Bölüm
Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın.😘
______________________________
BARAN'DAN
"Ha?"
Ağzımdan çıkan o tek heceli tepki, odanın ortasına bir bomba gibi düşmüştü. Kulaklarım mı yanlış duyuyordu yoksa bu izbandut kılıklı adamlar az önce "abileriyiz" mi demişti? Benim bir tane abim vardı; o da Pars'tı.
Pars benim her şeyim olmuştu. Şimdi bu adamlar nereden çıkmıştı?
"Siz kimin abisisiniz pardon?" dedim, kaşlarımı en çatık haliyle yukarı kaldırarak.
"Şaka falan mı bu? Kenan, bunlar senin adamların mı? Komik değil çünkü."
Kenan’ın yüzündeki ifade, en az benimki kadar bulanıktı. Gözlerini kısmış, karşımızdaki iki adamı adeta bir x-ray cihazı gibi süzüyordu. Elini hafifçe beline doğru götürdüğünü fark ettim.
"Kimsiniz lan siz?" diye gürledi Kenan.
"Baran’ın abileriyiz dedik ya aslanım," dedi uzun boylu olanı.
"İsmim Emir. Bu da kardeşim Kerem. Hikâye biraz derin anlayacağın."
Beynimden aşağı kaynar sular döküldü.
"Siz... Siz neden bahsediyorsunuz?"
"Her şeyi anlatacağız güzel kardeşim," dedi Kerem denilen adam, bana doğru bir adım atarak. Ama Kenan anında önüme siper oldu.
"Şimdi değil," dedi Kenan, dişlerinin arasından.
"Şimdi hastaneye gidiyoruz. Pars uyanmış. Eğer gerçekten dediğiniz kişiyseniz, hastaneye gelirsiniz."
Emir omuz silkti.
"Zaten oraya gidiyorduk."
Arabaya bindiğimde ellerim hâlâ titriyordu. Kenan gaza basarken dikiz aynasından arkadaki siyah arabayı takip ediyordu. Hastaneye vardığımızda hızla asansöre doğru koştuk. Kapılar açıldığında Mirza ve Salih peşimizden geliyordu. Ama Emir ve Kerem de gölge gibi arkamızdaydı.
Yoğun bakımın önündeki camın önünde durduğumda, Pars’ın gözlerinin aralık olduğunu gördüm. Zayıf bir gülümsemeyle bana bakmaya çalıştı.
"Ne zaman görebiliriz?"
"Normal odaya alacaklar şimdi," dedi Mirza. Koltuğa oturdum, Mirza da yanıma oturdu.
"Şunlar kim cici baba?"
"Cici baba diyişini görmezden geliyorum Mirza; ve öz abilerimmiş."
"Ha?"
"Ben de böyle tepki verdim," dedim. Bu dediğime göz devirdi.
"Yalan söylemedikleri ne belli?"
"Ben de bilmiyorum, Kenan 'araştıracağım' dedi."
Tam bir şey diyecekken hemşire geldi, ayağa kalktım.
"Pars Bey'i görebilirsiniz, geçmiş olsun," deyip gitti. Biz de odaya girdik hemen. Dikkatli bir şekilde Pars'a sarıldım.
"Çok korktum seni kaybedeceğim diye Pars."
"Ölmedim, geri geldim be!" dedi. Acıtmayacak şekilde koluna vurdu.
"Ah-ah! Acıttın zalımın oğlu!"
"Ben sana şimdi zalımın oğlunu göstereceğim, dua et yaralısın."
"Senin vurduğun yerde gül biter gülüm."
"Keko," dedim. Son kez sarılıp ayrıldım. Bu sefer Salih sarıldı.
"Bir daha benden gitmeye kalkma yoksa ben de ölüp seni orada rahat bırakmam Pars," dedi. Pars ve ölüm yan yana geldiğinde bile insan kötü oluyordu; Allah korusun, kaybetseydik ben de onsuz yaşayabileceğimi sanmıyordum.
"Deme öyle; bak yaşıyorum ve ne senden ne de Baran'dan gitmeye pek niyetim yok."
"Demek başımıza bela oldun ha Pars efendi?"
"Aynen kahrolasıca enişte!"
Güldüm, ikisinin atışmaları çok iyiydi. Bir anda beni göğsüne çekip yanağımdan sert bir şekilde öptü.
"Oh be, sonunda yüzün güldü."
Onu itip Pars'ın diğer tarafındaki sandalyeye oturdum.
"Seni hâlâ affetmedim Kenan, uzak dur yani benden."
"Ama güzelim, sana anlattım durumları."
"Oh, canıma değsin! Enişte, biraz daha süründür hatta..." dedi beni kendine çekip.
"Boşa bunu sen, ben sana en güzel şekilde bakarım kuzum."
Kenan hariç herkes kahkahalar atarak gülmeye başladı.
"Pars acaba sen geri mi uyusan?"
"HAYIR!" dedik Salih ile aynı anda.
"Ayol ne bağırıyorsunuz? Sizce ben bu hayvanın sözünü dinler miyim? Bakın bakayım bana, bende o göz var mı?"
"Bakayım," deyip onun yepyeni yeşil gözlerine baktım, biraz inceledim.
Vah yavrum bir de bakıyor!
Sus iç ses, bak gelir senin saçını başını yolarım!
"Baktım, yokmuş," dedim gülüp. Tekrar beni kendine çekti ve saçlarımı karıştırdı.
"Ulan eşek!" dedi gülerek. Sonra Salihgillere dönüp:
"Ne zaman çıkacağım ya? Sıkıldım. Benim bir an önce ortalığı karıştırmam lazım, Kenan'a laf yetiştirmem lazım benim."
"Bebeğim daha iyileşmedin bile, ne çıkması?"
"Salih doğru söylüyor. İyileş öyle laf sok, bak izin vereceğim sana."
"Yahu iyileştim ben!"
"Güzelim, bebeğim, nefes alma sebebim... En son aha bak şu var ya şu," diyip beni gösterdi. Ulan kabak yine bana patladı.
"Hastaneden çıkacağım diye diretti, çıktı; sonunu gördün değil mi? Daha taze olan dikişleri patladı."
"Ulan mevzu ne ara benim dikiş patlamasına geldi?"
"Güzelim, sadece örnek veriyor Salih."
Salih'e ters ters baktım. Zaten ne konusu açılsa Kenan bana hastaneden erkenden çıktığım için azar çekiyordu çocuk gibi.
Kapı bir anda açıldı; içeri Emir ve Kerem girdi. Anam, bunlar gitmemiş mi?
"Merhaba, geçmiş olsun Pars."
"Sağ olun da, siz kimsiniz?"
"Ah, biz Baran'ın abileriyiz."
Göz devirdim. Ne vardı Pars hastaneden çıktıktan sonra karşımıza çıksalardı ne olurdu ki?
"Ha?"
Artık kahkaha attım. Herkes aynı tepkiyi veriyordu, bu da benim komiğime gidiyordu.
"Ay herkes aynı tepkiyi verince çok komik oldu!" dedim. Emir'in konuşması ile gülmemi kestim.
"Hastanedeyken DNA testi yaptıralım istersen. 'Yok, ben size canı gönülden inanıyorum' dersen okey, ARKADAŞIN iyileştiğinde gidelim."
"DNA testi yaptıralım da; ABİM iyileştiğinde ben sizinle hiçbir yere gelmiyorum. Ve galiba iyi araştırmamışsınız."
"O ne demek?"
Yüzük parmağımı gözlerinin içine sokarak: "Evliyim ben, kocam da arkanızda," dedim. 'Kocam' dememe Kenan bile şaşırmıştı açıkçası, ben de şaşırmıştım kendime.
"Ne! Bize böyle bir bilgi verilmedi lan!"
"Tıch tıch... Ne kadar da yazık, çok üzüldüm şu an. Ağlayacağım şu köşede şimdi," dedim cam kenarını göstererek. Herkes güldü.
"Biz şu DNA testini yapalım da sonrasına o zaman bakarız."
"Benim için hava hoş," dedim. Pars'a döndüm, 'gözüm sende' işaretini yaptım ve çıktım. Ardımdan Kenan, ardından Emir ve Kerem çıktı. Hastane bizim olduğu için hemen kanı verdik.
"1 saat içinde belli olur sonuçlar efendim," dedi hemşire. Biz de çıktık.
"Gel güzelim, bir şeyler alalım sana."
Sesimi çıkarmadım. Nedense şu an Kenan'ın sevgisini hissetmek istiyordum. Kenan bana çikolata ve meyve suyu alıp verdi. Masalardan birine oturduk. Kenan benim elimi tutup:
"Her zaman yanındayım. Eğer kendini kötü hissedersen bana sarıl tamam mı bebeğim, nefesim?" dedi.
'Nefesim' deyince gözlerim doldu. Ayağa kalktım ve ona sarıldım.
"Seni hâlâ affetmedim, sadece şu an sarılmaya ihtiyacım var."
O ise beni kucağına çekip: "Bir şey demedim bebeğim, istediğin zaman gelip sarılabilirsin."
"Keşke Kenan, keşke hep böyle kalsan..."
.
.
.
.
Bölüm Nasıl?
Arkadaşlar biliyorum baya uzattım süreyi ilk iham kaynağım bitti daha sonra derslerime odaklanmam lazımdı o yüzden şey oldu yani bence beklediğine deydi gibi inşallah
Bu arada Mirza(otomatik olarak Demirde), kenan, Baran, Pars, salih yaşları değişti hemen güncel yaşları söylüyorum ayrı yeten Emir kerem ikizlerin(çift yumurta) yaşlarını da yazıyorum model bulunca atıcam
Mirza-Demir:35
Kenan:55
Baran :43
Pars:45
Salih:50
Emir-Kerem:48
Bunu yapmamın amacı iki çiftimiz daha olacak az çok tahmin etmişsinizdir diye düşünüyorum bu yüzden biraz geç attım benim matematikle anca bu kadar hızda yaptım şsşsşaşaş
Ay dur unutmadan Hayırlı Ramazanlar canlarım tuttuğunuz oruçlarınızı Allah kabul etsin amin🤲
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum
Sizi seviyorum🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
