2. bölüm / 34
İmkansız Aşk•{bxb}1.Bölüm
Bölümler 34Şu an: 1.Bölüm
- 1 Tanıtım52 kelime
- 2 1.Bölüm811 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2.Bölüm1.066 kelime
- 4 3.Bölüm965 kelime
- 5 4.Bölüm955 kelime
- 6 5.Bölüm617 kelime
- 7 6.Bölüm733 kelime
- 8 7.Bölüm604 kelime
- 9 8.Bölüm1.313 kelime
- 10 9.Bölüm1.499 kelime
- 11 10.Bölüm947 kelime
- 12 11.Bölüm871 kelime
- 13 12.Bölüm1.118 kelime
- 14 13.Bölüm1.477 kelime
- 15 14.Bölüm865 kelime
- 16 15.Bölüm1.000 kelime
- 17 16.Bölüm1.028 kelime
- 18 17.Bölüm1.078 kelime
- 19 18.Bölüm819 kelime
- 20 19.Bölüm1.787 kelime
- 21 Sezon Finali1.381 kelime
- 22 2.Sezon1.316 kelime
- 23 22.Bölüm1.041 kelime
- 24 23.Bölüm1.391 kelime
- 25 24.Bölüm1.100 kelime
- 26 Özel Bölüm(Pars-Salih)1.017 kelime
- 27 25.Bölüm1.112 kelime
- 28 26.Bölüm1.265 kelime
- 29 28.Bölüm1.551 kelime
- 30 29.Bölüm1.179 kelime
- 31 30.Bölüm1.918 kelime
- 32 31.Bölüm1.008 kelime
- 33 32.bölüm1.119 kelime
- 34 33.Bölüm1.122 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba canlarım bir tanelerim oy ve satır arası yorum yapmayı unutmayın.😘
______________________________
BARAN'DAN
Ölmek nedir bilir misiniz? Ya da cehennem gibi bir hayat yaşamak nedir? Ben bu ikisini de yaşadım, yaşamak zorunda kaldım. Bir hayatım yok; hayatı öylesine yaşıyorum, sadece ölmek için...
Beni düşüncelerimden arındıran şey, müşterinin bana seslenmesiydi.
"Buyurun efendim, ne alırdınız?"
"Ben kremalı latte alayım."
"Ben de latte alayım, krema olmasın. Yanında da çikolatalı pasta."
"Hemen geliyor efendim."
Siparişlerini hemen hazırlattım ve götürdüm.
"Afiyet olsun efendim."
Kafa salladılar. Saate baktım, çıkış saatim gelmişti. Hemen hazırlandım.
"Patron, ben çıkıyorum."
Patron elinde benim maaşım ile geldi. Daha günü gelmemişti ki...
"Al, bu da maaşın. Ben bir hafta yokum. Gününde burada olmayacağım için alamayacağını bildiğimden şimdiden veriyorum."
"Sağ ol patron, kira da gelmişti."
Samimi bir şekilde güldü, içeri girdi. Ben de kafeden çıktım. Evde yiyecek bir şey olmadığı için markete girdim, pratik şeyler alıp çıktım. Tuhaf bir şey var ki, kafeden çıktığımdan beri takip ediliyormuşum hissi vardı. Tam evin olduğu mahalleye girecekken arkamda birini hissettim. Allah’ım lütfen o olmasın! Canımı al ama tekrar beni onun eline verme.
Ağzıma bir el kapandı ve gözlerim de kapandı. Gözlerimi açtığımda karanlık bir depoda uyandım. Karşımda iri cüsseli dört adam vardı.
"Siz kimsiniz ve benden ne istiyorsunuz?"
"Ben Kenan KARAHAN."
Bu isim nereden tanıdık geliyordu bana?
"Demek tanımadın. Belki Poyraz dersem aklına gelir belki, hm?"
İsmini duyduğum an tüylerim diken diken oldu. Onun ismini duymak bile beni ürkütüyordu.
"Ben onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum, beni bırakın!"
"Hm, öyle mi?" dedi. Bu sırada eline kızgın demiri aldı. Kızgın demir ile vurmaya başladı.
"Ah! Bilmiyorum diyorum, nesinden anlıyor..."
Lafımı tamamlayamadan ardı ardına kızgın demir ile vurdu. Artık yıllardır akmayan gözyaşlarım akmaya başladı.
"Nerede lan, nerede?"
"Bilmiyorum gerçekten! Ben onun yanında çalışmayı beş yıl önce bıraktım," dedim ama inanmamıştı.
"Yalan söyleme lan! O Poyraz iti nerede?"
Adını bilmediğim bir adam: "Eğer söylemezsen öleceksin."
"Söylesem de ölmeyecek miyim zaten?"
Korku ile... Daha düne kadar ölmek isteyen ben, şimdi korkuyordum. Hayır, ölmekten değil; onun yüzünden ölmekten korkuyordum. Adam şeytanca bir şekilde sırıtıyordu. Başka bir adam bu sefer konuşmaya başladı:
"Bak, şu sırıtmayı biliyor musun? Bu senin cehennemin demek. Eğer şimdi söylersen acısız bir ölüm olur. Yok, 'ben söylemeyeceğim' dersen acı çektire çektire öldürür seni ve biz de keyifle izleriz. Tercih senin, bay zavallı adam."
Kenan denen adam tekrar konuşmaya başladı:
"Eee, ne karar verdin? İşim gücüm, ilgilenmem gereken çocuğum var benim."
Titrek bir nefes verdim. "T-tamam, söyleyeceğim."
"Ha şöyle, yola gel. Anlat bakalım bay zavallı."
"Yıllar önce Poyraz Bey bir anda sinirli sinirli geldi ve düğün günü en küçük oğlunuzu kaçırmamızı emretti. Sağ kolu olduğum için başlarında ben vardım. Aslında istifa etmiştim ama izin vermedi."
Bunları anlatmak çok zordu, anlatırken boğazım düğümleniyordu.
"Neden izin vermedi ve neden işten ayrılmak istedin?"
"Takıntılıydı çünkü. İşten ayrılmak istememin nedeni hem bu işlerin çok yormuş olmasıydı hem de beni taciz ediyordu, rahatsız oluyordum."
Az önce konuşan adam tekrar konuşmaya başladı:
"Şerefsiz! Sen kaç yaşındaydın yanına girdiğinde?"
"17. İşe ihtiyacım vardı, yardım etti; ben de kabul ettim. Sadece sıradan bir iş adamı sanıyordum."
Kenan denen adam: "Vay orospu! Kendinden yaşça küçük çocuğa mı sulanıyormuş? Peki, sana zorla dokundu mu hiç?"
Bunu dediğinde yutkunamadım.
"Dokunmadı ama... O güne kadar... Aslında Aren’i öldürecekti ama ben öldü gösterdim, Poyraz çakmasın diye ve bir yetimhaneye bıraktım. Size haber vereceğim gün Poyraz yaptığımı öğrenmiş.
Bana iki seçenek sundu: Birincisi 'Aren’i öldürürüm', ikincisi 'Çocuk yaşar ama sen benimle birlikte olacaksın' dedi. İlk başta sevgili anlamında sandım ama cinsel ilişki anlamında demiş. Mecburen kabul ettim."
"Devam edebilir misin?"
"O günden sonra benimle sürekli zorla ilişkiye girdi. Kaç kere istifa ettim, kaç kere kaçmaya çalıştım ben bile bilmiyorum. Beni eve, hatta odaya hapsetti. Bir gün eve geldi, kaçmaya çalışmıştım yine, çok sinirliydi.
Tüm cesaretimi toplayıp silahını aldım ve sıktım, sonra evden kaçtım. Beni depoya kaldırınca o sandım. Bakın, benim elimden gelen sadece onu ölümden kurtarabilecek kadardı; ondan sonrasını bilmiyorum, ne yaptı ne yaşadı."
Dedim. Bunları anlatmak gerçekten çok zordu. Kenan önce bana, daha sonra yanındaki adamlara baktı:
"Tamam abi, siz tedavisini yaptırın. Benim Melek ile buluşmam var," dedi ve elindeki, benim kanımın olduğu eldiveni çıkardı.
Melek mi demişti o? Bense: "Melek Korkmaz mı?" dedim.
"Sen nereden tanıyorsun?"
O Melek şeytanını tanımaz olur muyum hiç? Bana az kötülük yapmamıştı.
"Poyraz gönderdi onu! Yemin ederim yalan söylemiyorum!"
Dedim. Bu dediğime değil, kadının hain çıkmasına sinirlendi galiba.
"Kenan bir dur, sakin ol."
"Bana sakin ol falan demeyin, peşimden de gelmeyin!" deyip çıktı hızla depodan. Ah bu arada, ben galiba ölüyordum kan kaybından.
"Lan adama bir şey oluyor!"
"Çok fazla kan kaybetti, arabayı hazırla! Bizim hastaneye götürelim," dedi biri ama tam anlayamadım çünkü bilincim kapanıyordu. Ve kapandı... Öldüm galiba...
.
.
.
.
İlk bölümü nasıl?
Ay hellü canolar uzun bi aradan sonra sizinle olmak sahalara dönmek çok iyi oldu biraz yeni şeyler biraz eski konuşmalar koydum inşallah beğenirsiniz
Arkadaşlar bu kitap tamami ile BXB!! kitabı yorumu ona göre yapın lütfen 🙏
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum
Sizi seviyorum🥰🥰🥰🥰🥰
Bölüm etkileşimi
