HÜKÜMSÜZ VASİYET kitap kapağı

29. bölüm / 29

HÜKÜMSÜZ VASİYET

FİNAL

Vaveyla Yazarı: Hazal Yaman

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: FİNAL

Hastaneden çıktık ve nihayet evimize döndük.
Mert ile arkamızda uzun, yorucu ve engebeli bir yol bırakmıştık. Bir narsisti yenmiş, onun karanlığından kurtulmuştum. Aslında bazı insanları yenmek savaşmakla değil, onları tamamen yok saymakla oluyordu. Karşımdaki sadece tek bir narsist de değildi; hayatımı kuşatan üç narsiste karşı girdiğim o büyük ruhsal mücadeleyi sonunda kazanmıştım. Onlardan bana kalan hayal kırıklıklarını ve derin yaralarımı Mert'in sonsuz desteğiyle sarmıştım. Şimdi ise sıra, Mert ile aramızda duran o son, en ağır sorunla yüzleşmekteydi.
"Aşkım?"
dedim usulca.
"Efendim bebeğim?"
dedi, bana dönerek.
Derin bir nefes aldım. Bu gerçeği içimde tutarak, susarak çözemezdim; zihnimi kemiren o şüpheyi özgür bırakmalıydım.
"Belki paranoyak olduğumu düşüneceksin ama..."
Sesim titredi.
"O gün... O gün gerçekten intihar etmişsin gibi hissetmekten kendimi alamıyorum."
Mert adımlayıp bana sıkıca sarıldı. Sadece bana değil, ellerini karnıma koyarak orada henüz iki haftalık olan mucizemize, bebeğimize de sarılıyordu. Onun o tanıdık, huzur kokusunu içime çektim. Tam o anda, ruhumu sarsan o vurucu sözcükler ilişti kulağıma:
"Evet bebeğim... Ben o gün intihar ettim."
Gözlerim anında dolarken, şok içinde ondan hızla uzaklaştım. Bunu bana nasıl yapabilirdi? Beni, bizi geride bırakmayı nasıl göze alırdı?
"Ben artık hamile bir kadınım Mert!"
diye haykırdım, gözyaşlarımın arasından.
"Bizi bir daha asla terk etmeyeceğine şimdi nasıl inanacağım?"
"Özür dilerim Dalga... Çok özür dilerim,"
dedi, sesinde biriken o devasa pişmanlıkla.
"O an seni geride bırakmak inan aklıma bile gelmedi. O an zihnimin içinde sadece senin o kurduğun cümleler yankılanıyordu."
"Suya atlarken... O soğuk sulara kendini bırakırken ne düşünüyordun peki?"
"Babam gibi bir canavara dönüşmekten kaçamayacağımı düşündüm."
O an içimde hem büyük bir öfkeyi hem de kahredici bir üzüntüyü bir arada hissediyordum. Canım o kadar yanıyordu ki aynı anda hem Mert’e sıkıca sarılmak hem de göğsüne yumruklar indirmek istiyordum. Ama yapamadım; ayaklarım sanki yere çakılmıştı, milim kıpırdayamadım. Mert yüzümdeki bu büyük duygu kargaşasını okumuştu. Beni her zamanki gibi, kelimelere ihtiyaç duymadan anladı. Yanıma gelip bedenimi yeniden kollarının arasına hapsetti.
"Dalga, bu nasıl bir his inan bilemezsin..."
diye fısıldadı.
Gözlerini sımsıkı kapatırken yanaklarımdan bir damla yaş süzüldü. İçim paramparça olmuştu.
"Eğer ölseydin Mert... Eğer sen o gün ölseydin, bu hayatta güzel şeylerin de var olduğuna dair umudum seninle birlikte ölürdü."
Bedenime daha da sıkı sarıldı.
"Bunu yaptığıma öyle pişmanım ki... O an Ali ile konuşmak istemen ve beni babama benzetmen beni delirtti."
Ağlıyor muydu? Başımı kaldırıp baktım. Evet, gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Ondan yavaşça ayrıldım ve parmak uçlarımla gözlerinin yaşını sildim.
"Aşkım..."
diyebildim sadece.
Babası onu hiçbir zaman kabul etmemiş, üstelik annesini öldürmüştü. Ve ben, onun ruhundaki bu en acı, en kanlı travmayı ona karşı bir silah olarak kullanmıştım. Bazı sözcükler gerçekten de öldürürdü. Mert belki fiziken bir şekilde yaşamayı başarmıştı ama o ağır sözlerin yükü altında ruhu çoktan ezilip ölmüştü. Ellerimi yüzüne yerleştirdim, bakışlarımı doğrudan gözlerine sabitledim.
"Beraber yaşlanacağız,"
dedim, sesime tüm kalbimin inancını koyarak.
"Ecel gelip seni benden alırsa, bu acıyı bir şekilde kabullenirim. Ama eğer kendi rızanla benden gitmeye kalkarsan, bunu asla kabul edemem."
Tam bana cevap vermek için ağzını açmıştı ki dudaklarına yapıştım. Onu içimdeki tüm aşkla, büyük bir tutkuyla öptüm...
Biz birbirimize aittik. Biz, hayatın bize sunduğu tüm kötülükleri sevgiyle yenmiştik. Sevginin o şifalı gücünün iyileştiremeyeceği hiçbir acı yoktu bu dünyada.
Birbirimizden ayrıldık mı? Hayır. Öpücüklerimiz, birbirine kenetlenen kollarımız, yaşlanana kadar bir daha asla ayrılmadı. Zaman akıp gitti... İkiz bebeklerimiz dünyaya geldi. Korktuğumuz o para kazanma kaygısı, Mert’i asla kötü bir baba yapmadı; aksine o, dünyanın en şefkatli babası oldu. Hamilelik dönemi biraz kilo almama sebep olmuştu belki ama Mert’in yanında kendimi bir gün bile çirkin hissetmedim. Aksine, ben eski formuma kavuşmak için spor yaparken yanımda benimle beraber ter döken, beni her halimle büyüleyici bulan bir kocam vardı.
Herkes benim kadar şanslı mıydı bu hayatta? Tabii ki hayır. Bunca ağır travmadan sonra yapayalnız kalanlar, o karanlıkta kaybolanlar da vardı. Ama yalnız kalmak, biraz da insanın kendi seçimidir. Ben Mert’e karşı ördüğüm o kalın savunma duvarlarının tuğlalarını yavaş yavaş, korkmadan çektim. İşte tam o an, içimdeki o son düğüm de çözüldü. Aylardır göğsümü bir demir pençe gibi sıkan, nefesimi çalan o panik ataklar, ben ruhumdaki zehri akıttıkça benden tamamen uzaklaştı. Ataklar yerini pürüzsüz bir şifaya bıraktı; zihnim artık bedenime ihanet etmiyordu, tamamen iyileşmiştim. Beraber el ele verdik ve bu engebeli yolu birlikte aştık.
Annem ile babam evde kavga etmeye, o sahte evliliği sürdürmeye devam ediyorlardı ama artık bu durum beni eskisi gibi yaralamıyordu. İyi evliliklere, gerçek aşka olan inancım onların yüzünden bitmemişti. Abim ise evlenmedi; gelecekteki hayatını yalnız yaşamasına sebep olacak o kaos barındıran düşüncelerle, kendi zihninin dehlizlerinde yaşamaya devam etti. Ama bu da beni aşağı çekemedi çünkü ben başarmıştım. Biliyordum ki abim bu iyileşme başarısını bende gördükçe, günün birinde onun da içinde bir umut ışığı yanacaktı.
Hale ablama olan kırgınlığım zamanla geçmişti ama artık çocukluğumdaki o erişilmez idolüm değildi. Bu hayattaki tek idolüm Mert’ti artık. Onca büyük acıya, çocukluk travmasına rağmen ruhunu pırıl pırıl, tertemiz tutmayı başarmış o adam...
Mert sonunda hayalindeki o güzel kafeyi açtı. Ben ise tüm imkansızlıklara rağmen tıp fakültesini kazandım. İki küçük bebekle, uykusuz gecelerin arasında o zorlu tıp kitaplarını okumak hiç kolay değildi elbette. Yine de o yorgun saatlerin her bir saniyesine değecekti, çünkü bu benim çocukluk hayalimdi. Evet, ben mesleğimi elime alıp o beyaz önlüğü giydiğimde çocuklarım çoktan büyümüş, okul çağına gelmiş olacaklardı. Ama benim ve Mert’in bu küllerinden doğma hayat hikayesi, onlar için en büyük dönüm noktası olacaktı.
Ve en önemlisi... Benim çocuklarım asla sevgisiz, soğuk bir ailede büyümeyeceklerdi. Arkalarında birbirini deliler gibi seven bir anne baba olduğu için, onların hayatla mücadele etmesi çok daha kolay olacaktı. Erkek kardeşim gibi kötü yollara sapmayacaklardı; ablam Gizem gibi birer narsiste dönüşmeyeceklerdi. Çünkü onlar, kendi içlerindeki özgüvensizlikleri başkalarını ezerek, inciterek tamir etmeye ihtiyaç duymayacak kadar sevgiye doymuş olacaklardı. Benim çocukken hissettiğim gibi babalarına sarılmaktan korkmayacaklardı. Büyüdüklerinde benim gibi yanlış bir erkek seçip hayatlarını karartmayacak; kendilerine tıpkı babaları gibi, anneleri gibi kıymet veren, ruhlarını incitmeyen insanları seveceklerdi.
Biricik bebeklerim, Mila’m ve Deniz’im... Anne ve babanız size paradan, puldan çok daha büyük, kocaman bir manevi miras bıraktı: Sevginin iyileştirici gücünü. Bunun tadını çıkarın. Ve bir gün olur da hayatınızdaki o güzel döngü kırılırsa, zihniniz çıkmaza girerse, anneniz Dalga’nın neşeniz ve geleceğiniz adına yazdığı bu kitabı açıp okuyun.
O zaman anlayacaksınız ki; size başkaları tarafından seçilmiş, dayatılmış bir hayatı yaşamak zorunda değilsiniz. O gün anlayacaksınız ki; bu kapkaranlık dünyada bile hâlâ çok güzel şeyler var ve kendinizi zihninizin içindeki o kötü dünyaya hapsetmekten her an kurtulabilirsiniz. Bizi okuyun ve hatırlayın.
Seni çok seviyorum Mert... Hayatımı şereflendiren adam.
Seni seviyorum baba... Her ne kadar çocukken doya doya sarılamadıysam da seni yine de çok seviyorum.
Seni seviyorum anne... Her ne kadar gözlerimin önünde kendini eritip canımı yaktıysan da seni affederek seviyorum.
Seni seviyorum Hale abla... Seni tamamen affettim.
Seni seviyorum biricik oğlum Deniz.
Seni seviyorum güzel kızım Mila.
Ve Gizem... Erkek kardeşim... Ali... Sizler benim için artık koskoca bir hiçsiniz. Zihnimin kıyılarında yoksunuz bile.
Sevgili kitap okurları, Dalga sizi de çok seviyor...
Bu satırları kapatırken bilin ki; bu hikaye mutsuz bir geçmişe yazılan bir veda değil, umut dolu yepyeni bir geleceğe atılan ilk adımdır. Ruhunuzun panik ataklarında boğulduğunuzda, labirentlerin içinde kaybolduğunuzda bu sayfaları hatırlayın. Kalbinize küçük bir dokunuş, zihninize pürüzsüz bir nefes olabildiysem ne mutlu bana.
Kendi fırtınanızdan sağ çıkmanız ve kendi dingin denizinizi bulmanız dileğiyle...
Elveda.

- SON -

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

286okunma 41beğeni 17yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18