21. bölüm · HÜKÜMSÜZ VASİYET
20
⚠️ ÖNEMLİ UYARI: Bu bölüm intihar ve hassas içerikli sahneler barındırmaktadır. Tetiklenebilecek okurlarımızın dikkatli okuması veya bu bölümü geçmesi önemle rica olunur.
MERT
Ali denen arsıza haddini bildirdiğim için mutluydum. Kayınpederim gelip bizi ayırmasaydı bayılana, hatta komaya girene kadar dövecektim. Beni asıl yaralayan o adam değildi; beni yaralayan Dalga’nın tavırlarıydı. Neyi merak ediyorsun aptal kadın? Adamın derdi tekrardan barışmak! Bir deus gibi davranıp konuşmalarına tabii ki de izin vermeyecektim. Kayınpederim Ali’nin kolundan tutup uzaklaştırırken, camdan beni izleyen Dalga’ma baktım. Sinirli gözüküyordu. Bu sefer haklı olan bendim ve asla bu konuda gardımı düşürmeyecektim. Yumruklarımı sıktım ve sinirli bir şekilde eve doğru yürüdüm. O adama karşı kalbinde bir şey olmadığını söylemişti ama bugün onunla konuşmayı istiyordu. Hem ağlamak hem de her yeri kırıp dökmek istiyordum.
Geceleri benim koynuma giriyor, benimle tüm zamanını geçiriyordu. Onu mutlu etmek için canımı bile verirdim ama bugün gördüm ki Dalga benim gibi hissetmiyor.
Eve girdim ve Dalga’nın bulunduğu odaya gittim. Gelip beni itti ve:
"Bu sen değilsin! Nasıl beni ayrılmakla tehdit edersin?"
dedi. Elleri titriyordu. Ama ben kötü bir şey söylememiştim, sadece sınırlarımı net bir şekilde çizmiştim. Eski nişanlısıyla konuşan bir kadın eşim olamazdı. Beni inatla itmeye devam eden Dalga’nın bileklerini tutup onu durdurdum, gözlerinin içine baktım.
"O bir tehdit veya uyarı değildi, gerçekten de seni boşardım."
Gözleri dolmaya başlayınca ona kıyamadım ama bu sefer geri adım atmayacaktım. Bileğini elimden kurtarıp:
"Bak, bak bunu sen yaptın, iyi bak!"
dedi. Bileği morarmıştı. Gözlerim doldu ve ona doğru bir adım attım ama söylediği sözlerle kalbime hançer saplanmış gibi donakaldım.
"Babam gibi olmaktan korkuyorum demiştin ya, bugün anladım; kıskançlık seni katil bile yapar!"
"Ne?"
Gerçekten de böyle mi düşünüyordu? Benden korkmuş muydu? O zehirli lafları yuttum.
"O adamın tek derdi barışmak!"
dedim. Dalga’nın gözlerinden sicim gibi yaşlar akmaya başladı.
"O adam bana ne kadar hakaret etti, ne kadar baskı kurdu bilmiyorsun! Onun yüzüne zehrimi akıtmaya ihtiyacım vardı!"
İçimden Dalga’ya güldüm; ama kızgın bir gülüş, üzgün bir gülüş, onun aptallığıyla dalga geçen bir gülüş, içimi yakan bir gülüş...
"O adam bunu hak etmiyor ki. Anlamaz, aksine bunu lehine çevirir."
Dalga’nın gözleri kıpkırmızıydı ve ağlamaktan sesi boğuk çıkıyordu:
"En çok da ona 'Umrumda değilsin' demek istiyordum."
Gözlerini benden çekip yere uzandı ve bomboş tavana baktı. Onun bu hallerine anlam veremiyordum, canım acıyordu. Bir şey söylemeden evden çıkıp karavana bindim ve en son Dalga’nın içinde panik atak geçirdiği nehrin oraya gittim.
Nehrin kenarında oturup uzun süre düşündüm ve gözyaşlarımı tutamadım. Bir erkek hıçkıra hıçkıra ağlar mı? Ben ağladım...
Bana babam gibi olabileceğimi söylemişti. Ben her şey olurdum bu dünyada ama kadın katili... Bu benim en büyük korkumdu. Belki de babam gibi olmaktan gerçekten de kaçamazdım. Ve belki kaderim gelip beni yakalamadan kendi hayatıma son vermeliydim. Ayağa kalktım ve hiçbir şey düşünmeden kendimi Dalga’nın panik atak geçirdiği suya bıraktım.
Elveda sevgilim, seni çok seviyorum.
