98. bölüm · Günahların Gölgesi - Son Varis
Bölüm 98: Bir Kase Huzur ve "Hayatım" Sürprizi
Güneş hastane odasının perdelerinden süzülürken Owen, Lily’nin mışıl mışıl uyuduğundan emin olup yavaşça yataktan kalktı. Gece boyunca hiç uyumamış gibi dinç hissediyordu; tek derdi Lily uyandığında onu en sevdiği şeylerle karşılamaktı. Sessizce dışarı çıkıp hastanenin yakınındaki o meşhur çorbacıya koştu.
Lily ise birkaç dakika sonra gözlerini araladı. Yatağın yanındaki boşluğu hissedince kalbi bir anda küt küt atmaya başladı. Yaşadığı travmanın etkisiyle zihni hemen en kötü senaryolara gitti. "Owen?" diye fısıldadı, sesi titriyordu. Yataktan destek alarak ayağa kalktı. Adımları sendeleyerek kapıya doğru yürüdü. "Owen... Neredesin?"
Tam o sırada koridorun başında Owen belirdi. Elinde dumanı tüten paketlerle hemşireye oda numarasını söylerken Lily’nin cılız sesini duydu. Başını çevirdiğinde, Lily’yi kapının önünde, bembeyaz yüzüyle çaresizce bakınırken gördü.
Owen elindekileri hemen yanındaki hemşireye tutuşturup depar attı. "Lily!" Saniyeler içinde yanına varıp onu kollarının arasına aldı, göğsüne bastırdı. "Buradayım, buradayım sevgilim. Sadece sana kahvaltı almaya gitmiştim."
Lily, Owen’ın sıcaklığını hissedince derin bir nefes aldı ve başını göğsüne yaslayıp eski neşeli enerjisine yakın bir sitemle fısıldadı: "Çok korktum hayatım... Bir an yine o kulübedeyim sandım."
Owen bir an donup kaldı. Kollarını gevşetip Lily’nin yüzüne şaşkınlıkla baktı. "Hayatım mı? Sen az önce bana 'hayatım' mı dedin?" dedi, yüzünde şaşkın ama dünyanın en mutlu adamıymış gibi bir gülümseme yayılırken.
Lily utançla gülümsedi, yanakları hafifçe pembeleşti. "Şey... Ağzımdan kaçtı ama... öylesin."
O sırada hemşire gülümseyerek tepsiyi içeri getirdi. Owen, Lily’yi kucağına alıp nazikçe yatağına yatırdı. Paketi açtığında odanın içini mis gibi nane ve yoğurt kokusu sardı. Owen, Lily’nin en sevdiği yayla çorbasını getirmişti.
Sandalyesini yatağın dibine çekti, kaseyi eline aldı. Kaşığı daldırıp özenle üfledi. "Hadi bakalım 'hayatım', önce bu şifayı içeceksin ki hemen toparlanasın," diyerek kaşığı Lily’nin dudaklarına uzattı. Lily, Owen’ın ellerinden içtiği her kaşıkla biraz daha iyileştiğini, ruhunun o nane kokulu buharla temizlendiğini hissetti.
