187. bölüm · Günahların Gölgesi - Son Varis
Bölüm 186: Firari Kraliçeler ve Erkeklerin Mağlubiyeti
Owen, Steph’in omzuna kolunu atmış, "Bak kardeşim, kadın ruhu kaleye gelen ters toplar gibidir, beklemediğin anda falsolu gelir..." diyerek taktiklerin en derinini verirken, Lily fırtına gibi yanlarında bitti.
Lily, Owen’ın o çok bilmiş suratına bakıp tek kaşını kaldırdı. "Taktik mi? Tebrikler Owen kaptan! Demek bana trip atıp atmadığımı anlamak için strateji geliştiriyorsun ha? Bizim duygularımız senin için bir maç analizi mi?!"
Owen daha "Lily, hayatım, sadece yardım ediyordum..." diyemeden, Lily çoktan Bella’nın koluna girmişti. Bella, Steph’e son bir öldürücü bakış atıp masanın üzerindeki çantasını kaptı. Lily de kendi çantasını omuzladı.
"Hadi Bella, biz gidelim. Bu strateji dehaları burada kendi kendilerine taktik tahtasında aşkı çözmeye çalışsınlar!" dedi Lily. İkisi, sınıftakilerin şaşkın bakışları ve Owen ile Steph’in ağzı açık kalmış halleri arasında, okulun kapısından adeta birer firari gibi süzülüp kaçtılar.
On dakika sonra, okulun birkaç sokak ötesindeki o en sevdikleri, loş ışıklı butik kafeye oturdular. Dışarıdaki serin havaya inat, masalarına dumanı tüten iki büyük bardak sıcak latte geldi.
Bella, bardağını iki eliyle kavrayıp ilk yudumunu aldıktan sonra derin bir iç çekti. "Oh be! Lily, iyi ki kaçtık. O Steph’in 'ben ne yaptım şimdi' diyen bakışlarını görmek paha biçilemezdi."
Lily ise saçlarını geriye atıp boynundaki o meşhur izleri artık gizlemeden rahatça arkasına yaslandı. "Aynen öyle Bella. Bazen onlara nefes alacak alan değil, bizi kaybedecekleri korkusunu vermek lazım. Bakalım bizsiz ne yapacak o iki koca bebek?"
İkili başladılar dedikoduya; Owen’ın o geceki romantikliğinden, Steph’in kaledeki sert durup aslında nasıl bir "pamuk şeker" olduğuna, Mert’in sıranın altına girmesinden müdürün itiraflarına kadar her şeyi kahkahalarla çekiştirdiler. Sıcak kahveler içildikçe, dertler yerini tatlı bir zafer sarhoşluğuna bıraktı
