92. bölüm · Günahların Gölgesi - Son Varis
Bölüm 92: Şampiyonluk Karesi
Tüm stadyum yavaş yavaş boşalırken, bizimkiler yeşil çimlerin tam ortasında toplandılar. Owen, maçın yorgunluğunu unutmuş, yüzünde kazandığı gollerin ve Lily’yi korumuş olmanın verdiği o vakur gururla duruyordu.
Fotoğrafın merkezinde:
Owen, bir kolunu Lily’nin omzuna atmış, onu kendine sımsıkı çekmişti. Lily’nin boynunda o parlayan altın madalya, üzerinde ise hala Owen’ın o geniş hırkası vardı; hırka ona biraz büyük gelse de bu haliyle bir kraliçe kadar asil duruyordu. İkisinin de gözleri, birbirlerine duydukları güvenle ışıldıyordu.
Hemen yanlarında:
Steph, bir elini cebine atmış, diğer koluyla Bella’yı sahiplenici bir şekilde sarmıştı. Bella, elindeki ponponları (nereden bulduğu meçhul!) havaya kaldırmış, "En büyük biziz!" dercesine genişçe gülümsüyordu. Steph ise o "cool" idol duruşunu bozmadan ama Bella’ya bakarken gözlerinin içi gülerek poz vermişti.
Diğer tarafta:
Theo, podyumlardan fırlamış gibi duran o yeni karizmasıyla hafif yan dönmüş, Avery ve Arthur’a takılıyordu. Arthur, her zamanki beyefendiliğiyle Avery’nin elini tutmuş, Avery ise başını hafifçe Arthur’un omzuna yaslamıştı; onların duruşu, fırtınalı bir denizin ortasındaki en huzurlu liman gibiydi.
Fotoğrafçı (muhtemelen bizim sadık dostumuz şoför veya bir görevli) "Gülümseyin!" dediği anda, Owen Lily’nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve Lily kahkahayı patlattı. İşte tam o anda deklanşöre basıldı.
"ÇEK!"
O karede; formaları terli ama başları dik dört futbolcu ve onları her koşulda destekleyen, dünyayı dize getirebilecek güçteki üç genç kadın vardı. Bu fotoğraf, ertesi gün okulun girişindeki panoya "Gerçek Takım, Gerçek Aşk" başlığıyla asılacaktı.
