36. bölüm · Günahların Gölgesi - Son Varis
Bölüm 36: Kütüphanede Kan ve İtiraf
Kütüphanenin sessizliğini bozan ayak sesleri yaklaşırken, rafların arasından bir anda Soi fırladı. Gözleri ağlamaktan şişmiş ama içi nefretle doluydu. Owen ve Lily’yi o kadar yakın görünce kontrolünü tamamen kaybetti. Hiç düşünmeden Lily’ye doğru atıldı ve tüm gücüyle Lily’nin yüzüne sert bir tokat attı!
"Yazıklar olsun sana!" diye bağırdı Soi, sesi kütüphane raflarında yankılandı. Attığı tokatın şokuyla Lily başını yana çevirdi, yanağı saniyeler içinde kızarmaya başladı. Soi, Lily’nin o korkunç öfkesinden kaçmak için arkasına bile bakmadan kütüphane kapısına doğru koşmaya başladı.
Lily bir süre donup kaldı. Eli yavaşça yanan yanağına gitti. Gözlerinde ne bir yaş ne de bir korku vardı; sadece saf, karanlık bir şaşkınlık... Owen’a dönüp buz gibi bir sesle sordu: "O az önce bana tokat mı attı?"
Owen, yumruklarını sıkmış bir halde, "Evet," dedi. Owen’ın cevabı bittiği an Lily bir hışımla yerinden fırladı. Bir aslanın avını kovalaması gibi koridora daldı.
Soi, okulun arka bahçesindeki çıkmaz köşeye kadar koştu ama artık kaçacak yeri kalmamıştı. Lily, hırsından nefes nefese kalmış bir halde Soi’nin karşısına dikildi. Okuldaki öğrenciler çoktan etraflarını sarmış, telefonlarını çıkarmıştı.
Lily, Soi’nin üzerine bir adım daha atarak kükredi: "O*ospu çocuğu! SEVGİLİMLE vakit geçirmeme bile izin vermiyorsun ya! Seni yaşatmazsam bana da Lily demesinler!"
Bu söz okul bahçesinde atom bombası etkisi yarattı. Herkes donup kaldı. Öğrenciler birbirine bakıp fısıldaşmaya başladı: "Sevgilim mi dedi?", "Lily resmen Owen'a sevgilim dedi!"
O sırada kalabalığı yararak arkadan gelen Owen, Lily’nin ağzından çıkan o kelimeyi duyunca adeta taş kesildi. Dünyanın en sert, en ulaşılmaz erkeği bir anda bir çocuk gibi şoka girmişti.
"Sevgilim mi?" diye mırıldandı Owen, sesi titriyordu. Lily’nin bunca kaçıştan sonra, hem de herkesin içinde onu böyle sahiplenmesi Owen’ın kalbini yerinden çıkaracak gibi yaptı.
Lily ise öfkeden kıpkırmızı olmuş bir halde Soi’nin yakasına yapışırken, az önce ne söylediğinin farkında bile değildi; tek odak noktası Soi’ye vereceği o büyük dersi tamamlamaktı.
