161. bölüm · Günahların Gölgesi - Son Varis
Bölüm 160: Kırılan Teller ve Kahraman Tavsiyesi
Steph, bahçenin en ucundaki müzik odasına kendini dar attı. Kalbi yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Duvarda asılı duran en eski gitarı kaptığı gibi bir sandalyeye çöktü. Parmakları tellere vurmuyor, adeta telleri dövüyordu. Çaldığı her nota, Bella’ya olan kırgınlığının bir haykırışı gibiydi.
Hızlandıkça kontrolünü kaybetti. Tam en yüksek perdeye çıkacakken, sinirden parmakları birbirine dolandı ve kulak tırmalayıcı, yanlış bir ses yankılandı odada. "LANET OLSUN!" diye bağırdı Steph. Gözü dönmüştü; elindeki gitarı tüm gücüyle yere fırlattı. Gitarın gövdesinden gelen çatlama sesi, sessiz odayı bıçak gibi kesti.
Steph başını ellerinin arasına alıp yere çökmüşken, kapı yavaşça gıcırdayarak açıldı. İçeri giren, o dik duruşu ve askeri üniformasıyla Lix’ti. Lix hiç acele etmeden yerdeki gitarın yanına gitti, onu yavaşça yerden kaldırdı ve üzerindeki tozları silkeleyerek kenara bıraktı.
Lix, Steph’in yanına gidip onun gibi yere, duvara yaslanarak oturdu. Bir süre ikisi de sustu. Sonra Lix, o güven veren, tok sesiyle sessizliği bozdu:
"Siperdeyken," dedi Lix, gözlerini karşı duvara dikerek. "Bazen mermin biter, bazen telsizin kesilir. O an her şeyi parçalamak istersin. Ama öfke, sadece düşmanın işine yarar evlat. Senin düşmanun dışarıda değil, senin düşmanın şu an kendi içindeki o gurur."
Steph başını kaldırıp Lix’e baktı. Lix devam etti: "O kız içerde cam kenarında bulutları izleyip ağlıyor. Sen burada gitar kırıyorsun. Savaşta biz buna 'dost ateşi' deriz. En çok sevdiklerini vurursun. Şimdi karar ver; bu enkazın başında mı bekleyeceksin, yoksa gidip o ateşi mi söndüreceksin?"
Steph, Lix’in bu ağır ve anlamlı sözleri karşısında yutkunamadı bile. Gitarın yerdeki çatlağına baktı, sonra bahçeden görünen Bella’nın sınıf camına...
