FEKELİ:F-17 kitap kapağı

3. bölüm / 15

FEKELİ:F-17

YILDIRIM TİMİ

Vaveyla Yazarı: Havva Aksoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: YILDIRIM TİMİ

Odadaki sessizlik, Demiralp'in kapıdan çıkmasının ardından fazla uzun sürmedi.
Nihat sandalyesini geriye doğru itti. Sandalyenin ayakları zeminde hafifçe sürtündü.
— Ee, dedi. Şimdi kimse bana yeni gelen arkadaşımıza kendini tanıtmayacak mı?
Karşısındaki adam başını kaldırmadan önündeki dosyaya bakmaya devam etti.
— Sen önce susmayı dene, Nihat.
Nihat hiç alınmış görünmedi.
— Ben susarsam ortamın neşesi kaçar.
Almıla'nın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Odanın havası ilk girdiği ana göre biraz daha yumuşamıştı.
Almıla, masanın çevresindeki insanları dikkatlice incelemeye başladı.
Her birinin farklı bir havası vardı.
Kimisi sessizliğini bir duvar gibi önüne koymuştu.
Kimisi onu baştan aşağı süzüyor, hakkında bir şeyler anlamaya çalışıyordu.
Kimisi ise sanki Almıla'nın gelişiyle hiç ilgilenmiyormuş gibi davranıyordu.
Nihat tekrar söze girdi.
— Ben Nihat. Beni zaten biraz önce tanıdın ama resmi tanışma sayılmaz.
Almıla kaşını hafifçe kaldırdı.
— Resmî tanışma nasıl oluyor?
Nihat ciddi bir ifadeye büründü.
— Çok önemli bir prosedür.
Odadaki adamlardan biri güldü.
Nihat elini göğsüne götürdü.
— Önce adını söylüyorsun. Sonra mesleğini. Sonra da bu ekipteki en sevdiğin kişiyi seçiyorsun.
Almıla birkaç saniye ona baktı.
— Daha kimseyi tanımıyorum.
Nihat başını salladı.
— İşte bu yüzden seni zor bir seçim bekliyor.
Bu kez Almıla gerçekten güldü.
Kısa sürdü.
Ama odadakilerden biri bunu fark etti.
Nihat'ın yüzündeki gülümseme biraz daha genişledi.
— Tamam, dedi. İlk gülüşü aldık. Başarılı başlangıç.
Almıla başını iki yana salladı.
— Sen hep böyle misin?
— Maalesef.
Arka taraftan bir ses yükseldi.
— Maalesef değil, isteyerek.
Nihat dönüp baktı.
— Sen de kıskanıyorsun.
— Seni kim kıskansın?
Odadaki birkaç kişi yeniden güldü.
Almıla onları izlerken tuhaf bir hisse kapıldı.
Birbirlerine laf atıyorlardı.
Birbirlerini kızdırıyorlardı.
Ama aralarındaki bağ, kelimelerin altında kendini belli ediyordu.
Belli ki birbirlerini uzun zamandır tanıyorlardı.
Birbirlerinin susuşlarını bile anlayacak kadar...
Almıla'nın bakışları bir anlığına masanın üzerindeki fotoğraflara kaydı.
Buradaki insanların geçmişini bilmiyordu.
Hangi görevlerden geçtiklerini, kaç geceyi uykusuz geçirdiklerini, kaç kez birbirlerinin arkasını kolladıklarını bilmiyordu.
Ama bir şeyi hissedebiliyordu.
Burası yalnızca bir ekip değildi.
Birbirlerine güvenmek zorunda olan insanlardan oluşan bir bütündü.
Ve şimdi o bütünün içine yeni eklenen kişi kendisiydi.
Tam o sırada kapı açıldı.
Demiralp içeri girdi.
Odadaki hava bir anda değişti.
Nihat bile birkaç saniye içinde sustu.
Demiralp'in bakışları odanın üzerinde dolaştıktan sonra Almıla'da durdu.
— Ayzıt.
Almıla ayağa kalktı.
— Komutanım?
Demiralp'in elinde bir dosya vardı.
— Yerleştin mi?
— Henüz değil.
— Birazdan biri sana odanı gösterecek.
— Teşekkür ederim.
Demiralp başını salladı.
Sonra timine baktı.
— Yarın sabah sekizde herkes burada.
Nihat'ın yüzündeki gülümseme kaybolmadı.
— Sekiz mi?
Demiralp ona döndü.
— Bir sorun mu var?
Nihat hemen başını iki yana salladı.
— Yok komutanım. Sekiz çok güzel bir saat.
Demiralp birkaç saniye ona baktı.
— Güzel.
Nihat sustu.
Demiralp yeniden Almıla'ya döndü.
— Sen de sekizde burada ol.
— Emredersiniz.
Demiralp kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken durdu.
— Ve Ayzıt...
Almıla başını kaldırdı.
Demiralp'in yüzündeki ifade bu kez daha ciddiydi.
— Burada kimse sana geçmişini sormayacak.
Almıla'nın bakışları bir anlığına değişti.
Demiralp devam etti.
— Ama sen de kimseye kendini kanıtlamaya çalışma.
Kısa bir sessizlik oldu.
— Zamanla herkes birbirini tanır.
Demiralp çıktı.
Kapı kapandığında Almıla birkaç saniye boyunca kapıya baktı.
Bu cümle...
Beklediğinden daha fazla şey anlatıyordu.
Nihat sessizliği bozdu.
— Komutanın bazen tek cümleyle roman yazıyor.
Almıla ona baktı.
Nihat omuzlarını kaldırdı.
— Alışırsın.
Almıla ilk kez odadaki insanlara bakarken kendini tamamen yabancı hissetmedi.
Henüz onları tanımıyordu.
Onlar da onu tanımıyordu.
Ama bazen bir yere ait olmak için yıllar gerekmezdi.
Bazen yalnızca bir kapıdan içeri girmen yeterdi.
Almıla o kapıdan dün girmişti.
Ve henüz bilmiyordu...
Yıldırım Timi'ne attığı o ilk adım, hayatının en uzun yolculuğunun başlangıcıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.