6. bölüm / 15
FEKELİ:F-17FEKELİ
Bölümler 15Şu an: FEKELİ
- 1 3 GÜN 3 SAAT665 kelime
- 2 İLK KARŞILAŞMA783 kelime
- 3 YILDIRIM TİMİ589 kelime
- 4 İLK SABAH519 kelime
- 5 İLK İZLER1.038 kelime
- 6 FEKELİ861 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 AYNİ TARAFTA834 kelime
- 8 İLK HABER1.226 kelime
- 9 KARANLIĞIN İÇİNDE792 kelime
- 10 KAPININ ARDINDA477 kelime
- 11 KAYIP İZ1.119 kelime
- 12 3 GÜN525 kelime
- 13 3 SAAT437 kelime
- 14 ESKİ BİR FOTOĞRAF931 kelime
- 15 YARIM KALAN434 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapıyı açtığımda odadaki bütün bakışlar bir anda üzerime çevrildi.
Bir an duraksadım.
Toplantı odası beklediğimden daha sessizdi. Ortadaki uzun masanın üzerinde birkaç dosya, haritalar ve notlarla dolu kâğıtlar vardı. Duvarın bir tarafında büyük bir ekran bulunuyordu. Ekran henüz kapalıydı ama birazdan açılacağını hissedebiliyordum.
Demiralp masanın başında oturuyordu.
Yanında diğer tim üyeleri vardı.
Nihat benim hemen arkamdan içeri girdi ve sandalyelerden birine geçerken bana baktı.
— Hoş geldin Ayzıt. Artık kaçış yok.
Kaşlarımı hafifçe kaldırdım.
— Kaçmayı düşünmüyordum.
Nihat gülümsedi.
— Güzel. Çünkü kapıdan çıkınca koridor var, koridordan çıkınca da başka koridor var. Ben bile bazen kayboluyorum.
Masadaki birkaç kişi güldü.
Demiralp ise sadece başını kaldırıp Nihat'a baktı.
Nihat ellerini iki yana açtı.
— Tamam komutanım. Ciddiyet moduna geçtim.
Gülümsemesi yavaşça kayboldu.
Ben de boş sandalyelerden birine oturdum.
Demiralp önündeki dosyayı kapattı.
O an odadaki hava değişti.
Az önceki küçük gülüşmelerden eser kalmamıştı.
Demiralp'in bakışları hepimizin üzerinde gezindi.
Sonra dosyayı masanın ortasına bıraktı.
— Bugün size yeni bir görev vermeyeceğim.
Bir an şaşırdım.
Nihat kaşlarını kaldırdı.
— O zaman niye toplandık komutanım?
Demiralp ona baktı.
— Çünkü bazen bir göreve başlamadan önce neyle karşı karşıya olduğunuzu bilmeniz gerekir.
Kimse konuşmadı.
Demiralp dosyanın kapağını açtı.
İlk sayfayı çevirdi.
Ben istemeden gözlerimi dosyaya çevirdim.
Sayfanın üst kısmında tek bir isim vardı.
FEKELİ.
İçimde garip bir his oluştu.
Bu ismi daha önce yalnızca birkaç dakika önce görmüştüm.
Ama sanki çok daha uzun zamandır biliyormuşum gibi ağır geliyordu.
Demiralp konuşmaya başladı.
— Kod adı Fekeli. Gerçek kimliğiyle ilgili elimizde kesinleşmiş bilgiler sınırlı.
Bir sonraki sayfaya geçti.
— Yıllardır farklı bölgelerde faaliyet gösteren bir yapılanmanın başında. Kendisi doğrudan sahaya çıkmıyor. Çoğu zaman başkalarını kullanıyor.
Nihat'ın yüzündeki ifade tamamen değişmişti.
Artık tek bir şakası bile yoktu.
Demiralp devam etti.
— Bu yüzden onu yakalamak kolay değil.
Baran öne doğru eğildi.
— Elimizde yüzüne dair net bir görüntü var mı?
Demiralp başını iki yana salladı.
— Net değil.
Ekranı açtı.
Karşımıza birkaç fotoğraf çıktı.
Bazıları eskiydi.
Bazıları bulanıktı.
Bazılarında ise yüzler tamamen seçilemiyordu.
Bir fotoğrafa biraz daha dikkatli baktım.
Kalabalığın içinde duran bir adam vardı.
Yüzü net değildi.
Ama fotoğraftaki diğer insanlardan farklı bir duruşu vardı.
Sanki herkes hareket hâlindeyken o yalnızca onları izliyordu.
Demiralp fotoğrafı büyüttü.
— Bu görüntünün Fekeli'ye ait olabileceği değerlendiriliyor.
Odaya yeniden sessizlik çöktü.
Ben ekrana bakarken içimde eski bir duygu kıpırdadı.
Bir şeyi çözmeye çalışırken hissettiğim o tanıdık huzursuzluk...
Henüz nedenini bilmiyordum.
Ama Fekeli isminin burada bitmeyeceğini hissediyordum.
Demiralp dosyayı kapattı.
— Şunu bilmenizi istiyorum. Bu adam yalnızca bir isim değil.
Bakışları hepimizin üzerinde durdu.
— Uzun zamandır peşinde olduğumuz bir hedef.
Nihat kollarını masanın üzerine koydu.
— Peki neden şimdi?
Demiralp birkaç saniye sustu.
Bu kez cevap vermeden önce bana baktı.
— Çünkü bazı şeyler değişti.
Bakışlarımız karşılaştı.
Ne demek istediğini anlamaya çalıştım.
Sonra gözlerini benden çekti.
— Yeni bilgiler elde ettik.
Nihat başını salladı.
— Ve bizim görevimiz?
Demiralp dosyayı yeniden açtı.
— Şimdilik araştırmak.
İçimdeki merak daha da arttı.
— Şimdilik mi?
Sözler ağzımdan düşünmeden çıktı.
Odada birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Demiralp bana baktı.
— Evet, Ayzıt. Şimdilik.
Ses tonu sakindi.
Ama o sakinliğin altında başka bir şey vardı.
Sanki söylemediği çok daha fazla şey bulunuyordu.
Sandalyeye biraz daha yaslandım.
Çocukluğumdan beri bir şeyi öğrenmiştim.
İnsanların söyledikleri kadar söylemedikleri de önemliydi.
Bazen suskunluk, en uzun cümleden daha fazla şey anlatırdı.
Demiralp ayağa kalktı.
Ekrandaki fotoğraf hâlâ açıktı.
— Hepinizden istediğim tek şey şu.
Hepimiz ona baktık.
— Bundan sonra duyduğunuz her bilgiyi önemseyin. Küçük gördüğünüz hiçbir ayrıntıyı atlamayın.
Bakışları tekrar bana geldi.
— Özellikle sen.
Kaşlarımı hafifçe çattım.
— Ben mi?
— Evet.
Nedenini sormak istedim.
Ama Demiralp devam etti.
— Yeni olduğun için çevrendeki ayrıntıları bizden daha farklı görebilirsin.
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Sonra başımı salladım.
— Anladım.
Demiralp dosyayı kapattı.
— Toplantı bitmiştir.
Sandalyeler geriye doğru çekildi.
Herkes yavaş yavaş ayağa kalkmaya başladı.
Ben ise birkaç saniye daha ekrana baktım.
Fekeli'nin yüzü hâlâ net değildi.
Belki de asıl rahatsız edici olan buydu.
Bir insanın yüzünü bilmeden ondan korkmak mümkün müydü?
Bilmiyordum.
Ama korktuğumu da düşünmüyordum.
Sadece...
İçimde açıklayamadığım bir ağırlık vardı.
Nihat yanıma geldi.
— Hadi.
Ona baktım.
— Nereye?
— Kahve.
İstemeden gülümsedim.
— Toplantıdan sonra kahve mi içiyorsun?
— Benim bütün ciddi kararlarım kahve eşliğinde alınır.
Ayağa kalktım.
Kapıya doğru yürüdük.
Tam çıkacakken arkamdan Demiralp'in sesi geldi.
— Ayzıt.
Durup ona döndüm.
Odada artık yalnızca ikimiz kalmıştık.
Demiralp'in bakışları ciddiydi.
— Fekeli konusunda duyduğun her şeyi burada bırak.
Kaşlarım çatıldı.
— Nasıl yani?
— Henüz hiçbir şeyi kesin olarak bilmiyoruz.
Bir an sustu.
— Bu yüzden kendi başına bir anlam çıkarmaya çalışma.
Başımı salladım.
— Tamam, komutanım.
Kapıya yöneldim.
Elim kapının koluna uzandığında bir kez daha durdum.
Arkamı dönüp ekrana baktım.
Fotoğraf hâlâ oradaydı.
Bulanık bir yüz.
Belirsiz bir gölge.
Ve tek bir isim.
Fekeli.
Kapıyı kapattım.
Koridora çıktığımda Nihat beni bekliyordu.
— Ne dedi?
Ona baktım.
— Hiç.
Nihat birkaç saniye yüzümü inceledi.
Sonra hafifçe gülümsedi.
— Demek ki bayağı bir şey demiş.
Cevap vermedim.
Birlikte koridorda yürümeye başladık.
Adımlarımız koridorun sessizliğinde yankılanıyordu.
Ben ise hâlâ aynı ismi düşünüyordum.
Fekeli.
Henüz onun kim olduğunu bilmiyordum.
Nerede olduğunu bilmiyordum.
Bizi neyin beklediğini hiç bilmiyordum.
Ama içimde bir his vardı.
Bazı insanlar hayatınıza girmezdi.
Bazı isimler girerdi.
Ve bazen tek bir isim...
Bütün hayatınızın yönünü değiştirmeye yeterdi.
Bölüm etkileşimi
