FEKELİ:F-17 kitap kapağı

12. bölüm / 15

FEKELİ:F-17

3 GÜN

Vaveyla Yazarı: Havva Aksoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 3 GÜN

12 Ekim 2006 — Saat 03.00
Karanlıkta uyanmıştım.
Nerede olduğumu bilmiyordum.
Tavanı göremiyordum.
Etrafımda yalnızca soğuk vardı.
Kollarımı kendime sardım.
“Anne?”
Sesim küçücük odanın içinde kayboldu.
Cevap gelmedi.
Yatağın kenarından aşağı baktım.
Ayaklarım yere değmiyordu.
Korkudan hareket edemiyordum.
Sonra kapının ardından bir ses geldi.
Önce çok hafifti.
Sanki biri koridorda yürüyordu.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Ayak sesleri kapının önünde durdu.
Nefesimi tuttum.
Kapı kolu yavaşça aşağı indi.
Gözlerimi kapattım.
Kapı açılmadı.
Bir süre hiçbir şey olmadı.
Tam rahatlayacakken kapının altından ince bir ışık süzüldü.
Ve o ışığın üzerinde bir gölge belirdi.
Bir insan gölgesi.
Geriye doğru çekildim.
Yatağın başlığına çarptım.
Tak.
Gölge kayboldu.
Sonra kapının ardından bir fısıltı geldi.
“Almıla…”
Donup kaldım.
Beni tanıyordu.
Ama ben onu tanımıyordum.
12 Ekim 2006 — Saat 06.17
Gün doğduğunda hâlâ aynı yerdeydim.
Pencereden dışarı baktım.
Gökyüzü griydi.
Yağmur yağıyordu.
Camın üzerinde birbirine karışan damlalar aşağı doğru süzülüyordu.
Bir süre onları izledim.
Çünkü çocukken insan bazen korktuğu şeyden kaçmak için en küçük ayrıntıya bile tutunuyor.
Ben de yağmur damlalarını saymaya başladım.
Bir.
İki.
Üç.
Dört.
Sonra kapı açıldı.
Başımı hızla çevirdim.
İçeri giren kişiyi görünce konuşamadım.
Yüzünü tanımıyordum.
Ama üzerindeki ceketi daha önce görmüştüm.
Nerede gördüğümü hatırlayamıyordum.
Adam bana baktı.
Sonra elindeki saate.
“Uyandın.”
Sesi sakindi.
Ben cevap vermedim.
“Baban seni almaya gelecek.”
Babam.
Bu kelimeyi duyduğum anda içimde küçücük bir umut oluştu.
“Ne zaman?”
Adam cevap vermedi.
Sadece kapıyı kapattı.
Kilidin sesi duyuldu.
Klik.
O an anladım.
Beni buradan kimse kolay kolay çıkarmayacaktı.
13 Ekim 2006 — Saat 03.00
Bir gün geçmişti.
Ama bana bir hafta gibi geliyordu.
Duvarın dibine oturmuş, dizlerimi göğsüme çekmiştim.
Aç değildim.
Susuz da değildim.
Ama korkuyordum.
En kötüsü de buydu.
Çünkü korkunun ne zaman biteceğini bilmiyordum.
Kapının altından yine ışık göründü.
Bu kez gölge yoktu.
Bir kâğıt vardı.
Kapının altından içeri doğru itilmişti.
Yavaşça yaklaştım.
Kâğıdı aldım.
Üzerinde yalnızca bir cümle vardı.
“Sana bir şey olmasını istemiyorsan sessiz kal.”
Kâğıdı elimden düşürdüm.
Tam o anda koridordan bir telefon sesi yükseldi.
Bir kez çaldı.
Sonra sustu.
İkinci kez çaldı.
Yine sustu.
Üçüncüde açıldı.
Kapının arkasındaki adamın sesini duydum.
“Evet.”
Sessizlik.
Sonra:
“Hayır. Henüz bilmiyor.”
Kalbim hızlandı.
“Çocuk hiçbir şey hatırlamıyor.”
Bir sessizlik daha.
Adam bu kez daha alçak sesle konuştu.
“Üçüncü gün bitmeden buradan çıkaramayız.”
Gözlerimi kapattım.
Üçüncü gün.
Ne demekti bu?
Ben neden buradaydım?
Ve neden herkes benim bilmediğim bir şeyi biliyordu?
14 Ekim 2006 — Saat 05.59
Üçüncü gündü.
Kapı açıldığında dışarıdan gelen ışık gözlerimi kamaştırdı.
Adam içeri girdi.
Ama bu kez yalnız değildi.
Arkasında başka biri vardı.
Yüzünü göremedim.
Sadece sesini duydum.
“Hazır mı?”
“Evet.”
“Hatırlıyor mu?”
Adam bana baktı.
“Henüz değil.”
Diğer kişi birkaç saniye sustu.
Sonra tek bir cümle söyledi:
“Hatırlaması gerekmiyor.”
İkisi de bana baktı.
“Çünkü üç saat sonra her şey değişecek.”
14 Ekim 2006 — Saat 08.59
Kapı yeniden açıldı.
Ve ben kaçtım.
Nereye gittiğimi bilmiyordum.
Sadece koşuyordum.
Koridorlar birbirine karışıyordu.
Ayaklarım acıyordu.
Nefesim kesiliyordu.
Ama durmadım.
Çünkü arkamdan gelen ayak seslerini duyuyordum.
Üç saat.
Sadece üç saat.
O üç saatin sonunda ne olduğunu yıllarca hatırlayamadım.
Ta ki...
arşivde o fotoğrafı görene kadar.
Ve şimdi ilk kez anlıyordum.
Ben o gece yalnızca kaçmamıştım.
Bir şeyden kaçmıştım.
Ve o şey...
Yirmi yıl sonra beni yeniden bulmuştu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.