4. bölüm / 15
FEKELİ:F-17İLK SABAH
Bölümler 15Şu an: İLK SABAH
- 1 3 GÜN 3 SAAT665 kelime
- 2 İLK KARŞILAŞMA783 kelime
- 3 YILDIRIM TİMİ589 kelime
- 4 İLK SABAH519 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 İLK İZLER1.038 kelime
- 6 FEKELİ861 kelime
- 7 AYNİ TARAFTA834 kelime
- 8 İLK HABER1.226 kelime
- 9 KARANLIĞIN İÇİNDE792 kelime
- 10 KAPININ ARDINDA477 kelime
- 11 KAYIP İZ1.119 kelime
- 12 3 GÜN525 kelime
- 13 3 SAAT437 kelime
- 14 ESKİ BİR FOTOĞRAF931 kelime
- 15 YARIM KALAN434 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıkları henüz karargâhın pencerelerine ulaşmamıştı.
Gökyüzü, gecenin koyu renginden yavaş yavaş sıyrılıyor; ufukta beliren solgun aydınlık, yaklaşan sabahın habercisi oluyordu. Hava soğuktu. Karargâhın bahçesindeki ağaçların dalları rüzgârla hafifçe sallanıyor, kuru yapraklar taş zeminin üzerinde sürüklenerek birbirine çarpıyordu.
Almıla, koridorun sonundaki saate baktı.
07.47.
Elindeki dosyayı kapattı.
Üç dakika.
Yürümeye başladı.
Koridorlar sabahın erken saatlerinde olduğundan daha sessizdi. Duvarlarda asılı fotoğrafların önünden geçerken bazı yüzlere istemeden gözleri takılıyordu.
Gülümseyenler vardı.
Ciddi duranlar...
Ve yalnızca fotoğrafa bakıldığında bile insanın içinde tuhaf bir ağırlık bırakanlar.
Almıla bakışlarını kaçırdı.
Yıldırım Timi'nin bulunduğu odanın önüne geldiğinde içeriden sesler duyulmaya başladı.
Kapıyı açtı.
Nihat'ın sesi hemen duyuldu.
— Ben size demiştim. Saat sekizde burada olacağız diye!
Karşısından sakin bir ses geldi.
— Sen beş dakika önce geldin.
— Beş dakika erken gelmek de disiplin sayılır.
Almıla'nın dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.
Nihat onu fark etti.
— Bakın, geldi!
Almıla içeri girdi.
— Günaydın.
— Günaydın Almıla, dedi Nihat. Bak, sen gelince ortam güzelleşti.
Masadaki adamlardan biri başını kaldırdı.
— Beş dakika önce ortam güzeldi zaten.
Nihat elini kalbine götürdü.
— Kırıldım.
Almıla hafifçe başını salladı.
— Daha ilk haftadan alışmam gerekiyor sanırım.
— Kesinlikle, dedi Nihat. Hatta sana küçük bir kullanım kılavuzu hazırlayabilirim.
— Gerek yok.
— Bence var.
Odadaki birkaç kişi güldü.
Almıla, dün olduğundan daha rahat bir şekilde masaya yaklaştı.
Artık yüzler biraz daha tanıdık geliyordu.
İnsan bazen isimleri unutabilirdi ama bazı ayrıntıları unutmazdı.
Birinin konuşma şekli.
Bir diğerinin sürekli aynı yere yaslanması.
Bir başkasının düşünürken parmaklarını masaya vurması...
Almıla bunları fark ediyordu.
Çünkü insanları gözlemlemek, onun için alışkanlıktan çok daha fazlasıydı.
Bir süre sonra kapı açıldı.
Bu kez odadaki herkes sustu.
Demiralp içeri girdi.
Elindeki siyah dosyayı masanın üzerine bıraktı.
Saat tam sekizi gösteriyordu.
— Günaydın.
Herkes aynı anda karşılık verdi.
— Günaydın komutanım.
Demiralp'in bakışları kısa bir süre odada dolaştı.
Sonra Almıla'da durdu.
— Ayzıt.
— Komutanım?
— İlk günün nasıl geçti?
Almıla bir an düşündü.
— Sessiz geçmedi.
Nihat hemen araya girdi.
— Benden kaynaklı olabilir.
Demiralp ona baktı.
— Olabilir değil.
Nihat sustu.
Odadaki birkaç kişi gülümserken Demiralp dosyayı açtı.
— Güzel. En azından birbirinize alışmaya başlamışsınız.
Almıla bu cümle üzerine Demiralp'e baktı.
Demiralp'in yüzünde her zamanki sakin ifade vardı.
Fakat gözlerinde, ekibine karşı duyduğu güven açıkça belli oluyordu.
Dosyanın sayfalarını çevirdi.
— Bugün öncelikle birbirimizi tanıyacağız.
Nihat kaşlarını kaldırdı.
— Sınav mı var?
— Var.
Nihat'ın yüzü düştü.
— Şaka yapıyorum.
Demiralp dosyayı kapattı.
— Ben yapmıyorum.
Odadaki hava bir anda ciddileşti.
Almıla'nın bakışları Demiralp'e çevrildi.
Demiralp masanın kenarına yaslandı.
— Bir ekipte herkesin görevi farklıdır. Ama bir noktada hepsinin yolu birbirine çıkar.
Kısa bir sessizlik oldu.
— Birbirinizin nasıl düşündüğünü bilmezseniz, sahada birbirinizin ne yapacağını da bilemezsiniz.
Almıla başını hafifçe salladı.
Bu sözleri anlıyordu.
Güven, yalnızca yan yana durmak değildi.
Birinin arkasını döndüğünde diğerinin orada olacağını bilmektı.
Demiralp ayağa kalktı.
— Bugün bunun temelini atacağız.
Pencerenin ardından güneş nihayet kendini göstermişti.
Sabahın solgun ışığı odaya vuruyor, masanın üzerindeki dosyaların kenarlarını aydınlatıyordu.
Almıla dışarı baktı.
Yeni bir gün başlamıştı.
Ama bu kez yalnız değildi.
Henüz bilmiyordu...
Bugün tanımaya başladığı bu insanlar, ileride hayatının en zor anlarında yanında olacaklardı.
Ve Yıldırım Timi'nin asıl hikâyesi, daha yeni başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
