10. bölüm / 15
FEKELİ:F-17KAPININ ARDINDA
Bölümler 15Şu an: KAPININ ARDINDA
- 1 3 GÜN 3 SAAT665 kelime
- 2 İLK KARŞILAŞMA783 kelime
- 3 YILDIRIM TİMİ589 kelime
- 4 İLK SABAH519 kelime
- 5 İLK İZLER1.038 kelime
- 6 FEKELİ861 kelime
- 7 AYNİ TARAFTA834 kelime
- 8 İLK HABER1.226 kelime
- 9 KARANLIĞIN İÇİNDE792 kelime
- 10 KAPININ ARDINDA477 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 KAYIP İZ1.119 kelime
- 12 3 GÜN525 kelime
- 13 3 SAAT437 kelime
- 14 ESKİ BİR FOTOĞRAF931 kelime
- 15 YARIM KALAN434 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Üçüncü basamağın üzerinde donup kaldım. Yukarıdan gelen kapı sesi hâlâ kulaklarımdaydı. Birkaç saniye önce orada biri vardı. Şimdi ise yalnızca ağır bir sessizlik kalmıştı. Elimi merdivenin korkuluğuna biraz daha sıkı bastırdım ve başımı kaldırarak karanlık koridora baktım. Üst katın pencerelerinden içeri sızan solgun ışık, duvarların yalnızca bir kısmını görünür hâle getiriyordu. Geri kalan her şey karanlığın içinde kaybolmuştu. İnsan böyle anlarda gözlerinin gördüğünden çok, göremediği şeyleri düşünmeye başlıyordu. Ben de tam olarak bunu yapıyordum. Orada biri vardı. Bizi fark etmişti. Kaçmıştı. Peki neden?
Bizi neden bekledi?
Bu soru zihnime saplanıp kaldı. Eğer gerçekten kaçmak isteseydi bizi içeri çekmek için bu kadar açık izler bırakmazdı. Eğer bizi buraya getiren işaret bir tuzaksa, yukarıdaki kişi çoktan planının ilk aşamasını gerçekleştirmişti. Bizi istediği yere getirmişti. Şimdi yapmamız gereken, onun bir sonraki hamlesini tahmin etmekti.
“Yukarı.”
Demiralp'in sesi düşüncelerimi böldü.
Başımı salladım ve merdivenleri çıkmaya devam ettim. Tim arkamdan sessizce ilerliyordu. Herkesin dikkatli olduğunu hissedebiliyordum. Kimse gereksiz bir hareket yapmıyor, kimse konuşmuyordu. Ayak seslerimiz bile kontrollüydü. Fakat benim aklım başka bir ayrıntıya takılmıştı.
Az önce kapıyı kapatan kişi neden kaçarken arkasında ses bırakmıştı?
Sanki bunu özellikle yapmıştı.
Merdivenin son basamağına geldiğimde koridora çıktım. Önümüzde üç kapı vardı. İlk ikisi aralıktı. Üçüncüsü ise tamamen kapalıydı.
Gözlerimi üçüncü kapıya diktim.
Kapının altında ince bir ışık çizgisi vardı.
Durduğum anda Demiralp de durdu.
Hepimiz aynı yere bakıyorduk.
“Orada biri var,” diye fısıldadı timden biri.
İçimdeki gerilim yeniden yükseldi. Bu kez kaçan kişinin gerçekten o odada olduğundan emin değildim ama ışık, bu binada bir şeylerin hâlâ yaşadığının en açık kanıtıydı.
Demiralp elini kaldırdı.
Bekledik.
İçeriden hiçbir ses gelmedi.
Bir saniye daha...
Sonra kapının altındaki ışık bir anda kayboldu.
Odanın içi karardı.
Kalbim göğsümde sertçe çarptı.
Biri ışığı kapatmıştı.
Ve hâlâ içerideydi.
Demiralp bana baktı.
Ben de kapıya baktım.
Artık kaçacak yerimiz yoktu.
Ya da belki...
Kaçması gereken kişi bizdik
Bir süre hiçbirimiz konuşmadık.
Karanlığın içinde yalnızca nefeslerimizi duyabiliyordum. Demiralp'in nefesi sakindi. Benimki ise aksine, göğsümde sıkışıp kalmış gibiydi.
Sonra...
Tak.
Kapının diğer tarafından bir ses geldi.
İkimiz de aynı anda kapıya döndük.
Bir adım atmadım.
Demiralp elini kaldırdı. Sessiz olmamı işaret etti.
Ses tekrar geldi.
Bu kez daha yakından.
Tak... tak...
Kapının kolu yavaşça aşağı indi.
Gözlerimi kapıdan ayırmadım.
Demiralp bana doğru eğildi.
“Hazır ol.”
Sesi o kadar kısıktı ki neredeyse duymayacaktım.
Başımı hafifçe salladım.
Kapı açılmadı.
Sadece kol aşağıda kaldı.
Sonra aniden yukarı çıktı.
Sessizlik.
Bir saniye...
İki saniye...
Derken kapının altından ince bir gölge geçti.
İçeride biri vardı.
Ama artık kapının arkasında değildi.
Gölge kaybolduğunda Demiralp bana baktı.
Bu kez yüzündeki ifade farklıydı.
Sanki gördüğü şeyi anlamıştı.
“Ne oldu?” diye fısıldadım.
Cevap vermedi.
Yalnızca kapının yanındaki duvara baktı.
Ben de baktım.
Karanlığın içinde küçük, kırmızı bir ışık yanıp sönüyordu.
Bir cihaz.
Bir kamera.
Ya da daha kötüsü...
Bir verici.
Demiralp'in çenesi gerildi.
“Bizi izliyorlar.”
Kalbim bir kez daha hızlandı.
“Kim?”
Demiralp gözlerini kapıya çevirdi.
“Onu bulmadan önce...”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Bizi bulmuşlar.”.
Bölüm etkileşimi
