49. bölüm · CROW & WHITE WOLF
Bölüm 49 — Cehenneme İniş
Helikopter hızla irtifa kaybediyordu.
Kokpitten alarm sesleri yükseliyordu.
"Çarpışma riski! Çarpışma riski!"
Pilot son bir kez bağırdı.
"Şimdi!"
Ren ve Akira aynı anda helikopterden atladı.
Paraşütleri birkaç saniye sonra açıldı.
Arkalarında kalan helikopter ise adanın kayalıklarına çarptı.
BOOOOOOM!
Dev bir ateş topu gökyüzünü aydınlattı.
---
Ren sert bir iniş yaptı.
Yuvarlanarak ayağa kalktı ve hemen çevresini kontrol etti.
Eli refleksle Yatagarasu'ya gitti.
"Crow."
Kulaklığından cızırtılı bir ses geldi.
"...Buradayım."
Akira'nın sesi geliyordu.
"Neredesin?"
"Kuzeybatı."
"İyiyim."
Ren derin bir nefes aldı.
"Tamam."
---
Birkaç dakika sonra ikisi yoğun çam ağaçlarının arasında buluştu.
Akira'nın kolunda küçük bir sıyrık vardı.
Ren bunu görünce kaşlarını çattı.
"Yaralandın."
Akira gülümsedi.
"Sadece çizik."
Ren hiç konuşmadan ilk yardım çantasını çıkardı.
"Dur."
"Ren, gerçekten gerek yok."
"Dur."
Akira gülümseyerek kolunu uzattı.
"Emredersiniz."
Ren bandajı dikkatlice sardı.
Akira onu izliyordu.
"Biliyor musun?"
"Ne?"
"Eskiden beni vurmaya çalışıyordun."
Ren bandajı bitirdi.
"Hâlâ düşünüyorum."
Akira kahkaha attı.
"İşte tanıdığım Ren."
İkisi de kısa bir an güldü.
O kısa an...
Yaklaşan fırtınadan önceki son huzurdu.
---
Bir anda...
Tık!
Ren olduğu yerde durdu.
"Ses çıkarma."
Akira hemen sustu.
Ren diz çökerek toprağı inceledi.
İnce bir tel...
Ağaçların arasına gizlenmişti.
"Tuzak."
Akira çevresine baktı.
"Sadece bir tane değil."
Gerçekten de...
Ormanın her tarafı görünmez teller ve mayınlarla doluydu.
Ren cebinden küçük bir işaretleyici çıkarıp güvenli yolu belirlemeye başladı.
Tam ilerleyecekleri sırada...
Ağaçların arasından alkış sesi yükseldi.
Tak... Tak... Tak...
İkisi de aynı anda silahlarını doğrulttu.
Gölgelerin arasından on kadar maskeli Yūrei ajanı çıktı.
Hepsinin silahı Ren ve Akira'ya doğrultulmuştu.
En öndeki ajan sakin bir sesle konuştu.
"Silahlarınızı bırakın."
Akira hafifçe eğilip Ren'e fısıldadı.
"Sence dinleyelim mi?"
Ren gözlerini hedeften ayırmadan cevap verdi.
"Hayır."
Akira'nın dudaklarında tanıdık bir sırıtış belirdi.
"Ben de öyle düşünüyordum."
Bir anda sis bombasını yere attı.
FŞŞŞŞ!
Orman gri dumanla kaplandı.
"Şimdi!"
Ren ve Akira iki farklı yöne dağıldı.
Silah sesleri peş peşe patladı.
Bang! Bang! Bang!
Ren, Yatagarasu ile uzaktaki iki keskin nişancıyı etkisiz hâle getirdi.
Akira ise ağaçların arasındaki ajanlarla yakın mesafede çarpışıyordu.
Tam son düşmanı da etkisiz hâle getirecekken...
Arkasından bir ses duyuldu.
> "Etkileyici..."
Akira hızla arkasını döndü.
Karşısında beyaz maskeli Phantom duruyordu.
Bu kez...
Kaçmıyordu.
Elinde silah bile yoktu.
Sadece sessizce onları izliyordu.
Ren hemen nişan aldı.
"Teslim ol!"
Phantom başını hafifçe eğdi.
"Henüz değil."
Sonra cebinden küçük bir uzaktan kumanda çıkardı.
Bip.
Bir anda ormanın dört bir yanında patlayıcıların ışıkları yanmaya başladı.
Ren'in gözleri büyüdü.
"Akira!"
Phantom'un sesi son kez duyuldu.
"Black Eclipse'e gerçekten hoş geldiniz."
Ve aynı anda...
Orman onlarca patlamayla sarsılmaya başladı.
