2. bölüm · CROW & WHITE WOLF

Bölüm 2 — Kuzgunun Kanatları

Nova Takasugi

Bölümler
1 Bölüm 1 — Yalnız Kurt 2 Bölüm 2 — Kuzgunun Kanatları 3 Bölüm 3 — Gözleyen Gözler 4 Bölüm 4 — İlk Adım 5 Bölüm 5 — Crow 6 Bölüm 6 — Aynı Avın Peşinde 7 Bölüm 7 — Büyük Karşılaşma 8 Bölüm 8 — Büyük Teklif 9 Bölüm 9 — Kurt ile Karga 10 Bölüm 10 — Akıllanır mı? Sanmıyorum. 11 Bölüm 11 — Israrcı Karga 12 Bölüm 12 — Kırmızı Dosya 13 Bölüm 13 — Aynı Taraf Değiliz 14 Bölüm 14 — Kabul 15 Bölüm 15 — Yeni Kurallar 16 Bölüm 16 — İlk Ortak Görev 17 Bölüm 17 — Dengeyi Kaybetmek 18 Bölüm 18 — Sessiz Anlaşma 19 Bölüm 19 — Maskeli Balo 20 Bölüm 20 — Beklenmedik Hisler 21 Bölüm 21 — Gizli Oda 22 Bölüm 22 — Kurtuluş ve Otelde Bir Gece 23 Bölüm 23 — Küçük Bir Yardım 24 Bölüm 24 — Sabahın Sessizliği 25 Bölüm 25 — Avcı mı, Av mı? 26 Bölüm 26 — Hayalet 27 Bölüm 27 — Çatlayan Duvarlar 28 Bölüm 28 — Tuzak 29 Bölüm 29 — Oyunun Kuralları 30 Bölüm 30 — İçerideki Hain 31 Bölüm 31 — Hedef: Crow 32 Bölüm 32 — Tuzağın İlk Adımı 33 Bölüm 33 — İlk Yüz Yüze 34 Bölüm 34 — Güven Kırılırsa 35 Bölüm 35 — Ateş Altında 36 Bölüm 36 — Aynı Siper 37 Bölüm 37 — İhanetin Eşiği 38 Bölüm 38 — Kırık Maske 39 Bölüm 39 — Aynadaki Düşman 40 Bölüm 40 — Beyaz Kurt'un Geçmişi 41 Bölüm 41 — Kayıp Anılar 42 Bölüm 42 — İlk Gözyaşı 43 Bölüm 43 — Eski Laboratuvar 44 Bölüm 44 — Maskenin Ardındaki Ses 45 Bölüm 45 — Sesin Peşinden 46 Bölüm 46 — Küllerin Altındaki Gerçek 47 Bölüm 47 — Aktif Denek 48 Bölüm 48 — Black Eclipse 49 Bölüm 49 — Cehenneme İniş 50 Bölüm 50 — Alevlerin İçinde 51 Bölüm 51 — Yeraltındaki Şehir 52 Bölüm 52 — Denek 07 53 Bölüm 53 — Fenrir 54 Bölüm 54 — Beyaz Kurt'un Öfkesi 55 Bölüm 55 — Maskenin Düşüşü 56 Bölüm 56 — R-01 57 Bölüm 57 — İlk Denek 58 Bölüm 58 — Omega 59 Bölüm 59 — Üç Kurşun, Tek Hedef 60 Bölüm 60 — Son Saniyeler 61 Bölüm 61 — Phantom'un Salonu 62 Bölüm 62 — Son ve Büyük Savaş 63 Bölüm 63 — Kurşunların Arasında

Ren'in keskin nişancı tüfeği sıradan bir silah değildi.

Mat siyah gövdesi, gümüş detayları ve kusursuz dengesiyle adeta onun bir uzvu gibiydi.

Ren ona yıllar önce bir isim vermişti.

"Yatagarasu."

Japon mitolojisindeki üç ayaklı kutsal kuzgun...

Sessizce yol gösteren, tek atışla kaderi değiştiren bir varlık.

Ren için bu isim uygundu.

Çünkü Yatagarasu hiçbir zaman ikinci kez ateş etmek zorunda kalmazdı.

---

Akşam saatleri...

Ren, şehrin dışındaki eski bir su deposunun çatısına uzanmıştı.

Dürbününden aşağıdaki depoyu izliyordu.

Görev basitti.

Bir silah kaçakçısı...

Bir atış.

Sonra ayrılmak.

Kulaklığından müşterinin sesi duyuldu.

"On dakika içinde hedef dışarı çıkacak."

Ren kısa bir cevap verdi.

"Anlaşıldı."

Dakikalar sonra ağır metal kapı açıldı.

Hedef korumalarıyla birlikte dışarı çıktı.

Ren nefesini tuttu.

Parmağı tetiğe hafifçe dokundu.

Bang!

Kaçakçı tek kurşunla yere yığıldı.

Koruma ekibi paniğe kapıldı.

"Keskin nişancı!"

"Nerede?!"

"Çatılara bakın!"

Ama çok geçti.

Ren, Yatagarasu'yu söküp taşıma çantasına yerleştirmiş, çoktan binadan ayrılmıştı.

---

Ertesi gün...

Yeraltı dünyasının farklı köşelerinde aynı haber konuşuluyordu.

"Yine tek kurşun."

"Mesafe?"

"Yaklaşık bin sekiz yüz metre."

"Bunu yapabilen tek kişi var..."

"Beyaz Kurt."

---

Aynı saatlerde...

Siyah camlı gökdelenin en üst katında örgüt lideri raporları inceliyordu.

Masanın üzerine yeni bir dosya bırakıldı.

"Efendim."

"Ne oldu?"

"Shirayuki Ren, bu sabah da görevi başarıyla tamamladı."

Lider dosyayı kapattı.

"Beklediğim gibi."

Karşısındaki adam tereddüt etti.

"Onu zorla getirelim mi?"

Lider başını iki yana salladı.

"Hayır."

"Tehdit mi edelim?"

"Hayır."

"Kaçıralım?"

"Hayır."

Adam şaşkınlıkla baktı.

"O zaman nasıl?"

Lider hafifçe gülümsedi.

"Onu zorlayamazsın."

"Öyleyse?"

"Önce onu anlamaya çalış."

Odadaki herkes sessizleşti.

Sonunda lider tek bir emir verdi.

"Onu uzaktan takip edin."

"Kimse karşısına çıkmayacak."

"Kimse konuşmayacak."

"Sadece gözlemleyin."

"Doğru zamanı bekleyeceğiz."

---

O sırada Ren, şehrin kalabalık sokaklarında kulaklığıyla yürüyordu.

Kalabalığı izler gibi görünse de aslında her vitrini, her yansımayı ve her köşeyi dikkatle kontrol ediyordu.

Bir anlığına bir binanın camında arkasındaki siyah bir aracın üçüncü kez aynı mesafeyi koruyarak ilerlediğini fark etti.

Yüz ifadesi değişmedi.

"Takip ediliyorum..."

Ama yürümeye devam etti.

Sanki hiçbir şey olmamış gibi.

Çünkü kimin cesaret edip peşine düştüğünü öğrenmek için henüz erkendi.