2. bölüm · CROW & WHITE WOLF
Bölüm 2 — Kuzgunun Kanatları
Ren'in keskin nişancı tüfeği sıradan bir silah değildi.
Mat siyah gövdesi, gümüş detayları ve kusursuz dengesiyle adeta onun bir uzvu gibiydi.
Ren ona yıllar önce bir isim vermişti.
"Yatagarasu."
Japon mitolojisindeki üç ayaklı kutsal kuzgun...
Sessizce yol gösteren, tek atışla kaderi değiştiren bir varlık.
Ren için bu isim uygundu.
Çünkü Yatagarasu hiçbir zaman ikinci kez ateş etmek zorunda kalmazdı.
---
Akşam saatleri...
Ren, şehrin dışındaki eski bir su deposunun çatısına uzanmıştı.
Dürbününden aşağıdaki depoyu izliyordu.
Görev basitti.
Bir silah kaçakçısı...
Bir atış.
Sonra ayrılmak.
Kulaklığından müşterinin sesi duyuldu.
"On dakika içinde hedef dışarı çıkacak."
Ren kısa bir cevap verdi.
"Anlaşıldı."
Dakikalar sonra ağır metal kapı açıldı.
Hedef korumalarıyla birlikte dışarı çıktı.
Ren nefesini tuttu.
Parmağı tetiğe hafifçe dokundu.
Bang!
Kaçakçı tek kurşunla yere yığıldı.
Koruma ekibi paniğe kapıldı.
"Keskin nişancı!"
"Nerede?!"
"Çatılara bakın!"
Ama çok geçti.
Ren, Yatagarasu'yu söküp taşıma çantasına yerleştirmiş, çoktan binadan ayrılmıştı.
---
Ertesi gün...
Yeraltı dünyasının farklı köşelerinde aynı haber konuşuluyordu.
"Yine tek kurşun."
"Mesafe?"
"Yaklaşık bin sekiz yüz metre."
"Bunu yapabilen tek kişi var..."
"Beyaz Kurt."
---
Aynı saatlerde...
Siyah camlı gökdelenin en üst katında örgüt lideri raporları inceliyordu.
Masanın üzerine yeni bir dosya bırakıldı.
"Efendim."
"Ne oldu?"
"Shirayuki Ren, bu sabah da görevi başarıyla tamamladı."
Lider dosyayı kapattı.
"Beklediğim gibi."
Karşısındaki adam tereddüt etti.
"Onu zorla getirelim mi?"
Lider başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Tehdit mi edelim?"
"Hayır."
"Kaçıralım?"
"Hayır."
Adam şaşkınlıkla baktı.
"O zaman nasıl?"
Lider hafifçe gülümsedi.
"Onu zorlayamazsın."
"Öyleyse?"
"Önce onu anlamaya çalış."
Odadaki herkes sessizleşti.
Sonunda lider tek bir emir verdi.
"Onu uzaktan takip edin."
"Kimse karşısına çıkmayacak."
"Kimse konuşmayacak."
"Sadece gözlemleyin."
"Doğru zamanı bekleyeceğiz."
---
O sırada Ren, şehrin kalabalık sokaklarında kulaklığıyla yürüyordu.
Kalabalığı izler gibi görünse de aslında her vitrini, her yansımayı ve her köşeyi dikkatle kontrol ediyordu.
Bir anlığına bir binanın camında arkasındaki siyah bir aracın üçüncü kez aynı mesafeyi koruyarak ilerlediğini fark etti.
Yüz ifadesi değişmedi.
"Takip ediliyorum..."
Ama yürümeye devam etti.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Çünkü kimin cesaret edip peşine düştüğünü öğrenmek için henüz erkendi.
