11. bölüm · CROW & WHITE WOLF

Bölüm 11 — Israrcı Karga

Nova Takasugi

Bölümler
1 Bölüm 1 — Yalnız Kurt 2 Bölüm 2 — Kuzgunun Kanatları 3 Bölüm 3 — Gözleyen Gözler 4 Bölüm 4 — İlk Adım 5 Bölüm 5 — Crow 6 Bölüm 6 — Aynı Avın Peşinde 7 Bölüm 7 — Büyük Karşılaşma 8 Bölüm 8 — Büyük Teklif 9 Bölüm 9 — Kurt ile Karga 10 Bölüm 10 — Akıllanır mı? Sanmıyorum. 11 Bölüm 11 — Israrcı Karga 12 Bölüm 12 — Kırmızı Dosya 13 Bölüm 13 — Aynı Taraf Değiliz 14 Bölüm 14 — Kabul 15 Bölüm 15 — Yeni Kurallar 16 Bölüm 16 — İlk Ortak Görev 17 Bölüm 17 — Dengeyi Kaybetmek 18 Bölüm 18 — Sessiz Anlaşma 19 Bölüm 19 — Maskeli Balo 20 Bölüm 20 — Beklenmedik Hisler 21 Bölüm 21 — Gizli Oda 22 Bölüm 22 — Kurtuluş ve Otelde Bir Gece 23 Bölüm 23 — Küçük Bir Yardım 24 Bölüm 24 — Sabahın Sessizliği 25 Bölüm 25 — Avcı mı, Av mı? 26 Bölüm 26 — Hayalet 27 Bölüm 27 — Çatlayan Duvarlar 28 Bölüm 28 — Tuzak 29 Bölüm 29 — Oyunun Kuralları 30 Bölüm 30 — İçerideki Hain 31 Bölüm 31 — Hedef: Crow 32 Bölüm 32 — Tuzağın İlk Adımı 33 Bölüm 33 — İlk Yüz Yüze 34 Bölüm 34 — Güven Kırılırsa 35 Bölüm 35 — Ateş Altında 36 Bölüm 36 — Aynı Siper 37 Bölüm 37 — İhanetin Eşiği 38 Bölüm 38 — Kırık Maske 39 Bölüm 39 — Aynadaki Düşman 40 Bölüm 40 — Beyaz Kurt'un Geçmişi 41 Bölüm 41 — Kayıp Anılar 42 Bölüm 42 — İlk Gözyaşı 43 Bölüm 43 — Eski Laboratuvar 44 Bölüm 44 — Maskenin Ardındaki Ses 45 Bölüm 45 — Sesin Peşinden 46 Bölüm 46 — Küllerin Altındaki Gerçek 47 Bölüm 47 — Aktif Denek 48 Bölüm 48 — Black Eclipse 49 Bölüm 49 — Cehenneme İniş 50 Bölüm 50 — Alevlerin İçinde 51 Bölüm 51 — Yeraltındaki Şehir 52 Bölüm 52 — Denek 07 53 Bölüm 53 — Fenrir 54 Bölüm 54 — Beyaz Kurt'un Öfkesi 55 Bölüm 55 — Maskenin Düşüşü 56 Bölüm 56 — R-01 57 Bölüm 57 — İlk Denek 58 Bölüm 58 — Omega 59 Bölüm 59 — Üç Kurşun, Tek Hedef 60 Bölüm 60 — Son Saniyeler 61 Bölüm 61 — Phantom'un Salonu 62 Bölüm 62 — Son ve Büyük Savaş 63 Bölüm 63 — Kurşunların Arasında

Akira'nın kolundan vurulmasının üzerinden üç gün geçmişti.

Sol kolu kalın bir bandajın içindeydi.

Doktor son kez uyardı.

"Kolunu en az iki hafta zorlamayacaksın."

Akira uslu uslu başını salladı.

"Tabii."

Doktor odadan çıkar çıkmaz montunu giydi.

Koridorda bekleyen ajan ona şüpheyle baktı.

"Nereye gidiyorsun?"

"Yürüyüşe."

"Yalan."

"Tamam."

Akira sırıtıp omzunu silkti.

"Ren'i görmeye."

Ajan derin bir iç çekti.

"Kolunu o vurdu!"

"Biliyorum."

"Yine vurabilir."

"Biliyorum."

"O zaman neden gidiyorsun?!"

Akira birkaç saniye düşündü.

"...Merak ediyorum."

"Neyi?"

"Bu kez nereye vuracak."

Ajanın verecek cevabı kalmamıştı.

---

Öğleden sonra...

Ren, şehrin eski kitapçılar sokağında yürüyordu.

Görevi yoktu.

Nadiren de olsa böyle günlerde kalabalığın arasında dolaşmayı severdi.

Bir kitapçıya girip rafların arasında dolaşmaya başladı.

Tam bir kitabı alacakken yanından tanıdık bir ses geldi.

"Demek kitap da okuyorsun."

Ren, kitabı yerine koymadan gözlerini kapattı.

"..."

"Tesadüf deme."

Akira elinde başka bir kitapla rafın diğer tarafında durmuştu.

"Demeyeceğim."

"Geldim."

Ren derin bir nefes verdi.

"Neden?"

"Sıkıldım."

"..."

"Bir de seni sinirlendirmek eğlenceli."

Ren kitabı rafa geri bıraktı.

"Kolun nasıl?"

Akira şaşırdı.

"Bunu sormanı beklemiyordum."

"İş yapmana engel olacak kadar mı kötü?"

"Yok."

"Demek yeterince kötü vuramamışım."

Akira kahkaha attı.

"İşte bu tanıdığım Ren."

Ren arkasını dönüp çıkışa yöneldi.

Akira yine peşinden yürümeye başladı.

---

Sokakta...

Ren aniden durdu.

Bu kez silahına davranmadı.

Sadece döndü.

"Crow."

Akira kaşlarını kaldırdı.

"İlk kez kod adımla seslendin."

"Bana neden bu kadar takıntılısın?"

Akira'nın yüzündeki gülümseme hafifçe yumuşadı.

"Takıntı değil."

"O zaman?"

"Merak."

"Ne?"

"Sen."

Ren'in bakışları değişmedi.

"Bende merak edilecek bir şey yok."

"Bence var."

"Yanılıyorsun."

Akira cebinden küçük bir kutu çıkardı.

Ren kaşlarını çattı.

"Bu da ne?"

"Kurabiye."

"..."

"Revirde canım sıkıldı. Yapmayı öğrendim."

Ren kutuya baktı.

Sonra Akira'ya.

"Beni zehirlemeye mi çalışıyorsun?"

Akira güldü.

"Hayır."

"Belki tadı kötüdür, onu garanti edemem."

Ren kutuyu almadı.

"İstemiyorum."

"Tamam."

Akira kutunun kapağını açtı ve bir tane kendi yedi.

Bir lokma aldı.

İki saniye sessiz kaldı.

Sonra yüzünü buruşturdu.

"..."

"Galiba şekeri unutmuşum."

Ren istemsizce burnundan kısa bir nefes verdi.

Çok hafifti.

Ama...

Bu, neredeyse bir gülümsemeye benziyordu.

Akira'nın gözleri büyüdü.

"Dur..."

"Az önce..."

Ren'in ifadesi anında eski hâline döndü.

"Yanlış gördün."

"Hayır!"

"Gülümsedin!"

"Gülümsemedim."

"Gülümsedin!"

"Hayır."

Akira iki adım geri çekildi, sanki büyük bir keşif yapmış gibi heyecanlandı.

"Patrona bunu anlatsam inanmaz!"

Ren onu buz gibi bir bakışla süzdü.

"Anlatırsan..."

Akira hemen ellerini kaldırdı.

"Tamam, tamam!"

"Sır olarak kalsın."

Ren arkasını dönüp yürümeye başladı.

Akira ise bandajlı koluna rağmen yine peşinden gitti.

"Bu arada..."

Ren durmadı.

"Kurabiyeleri gerçekten kötü yapmışım."

Bu kez Ren'in cevabı kısa oldu.

"Belli."

Akira başını gökyüzüne kaldırıp güldü.

"En azından benimle iki kelimeden fazla konuştun."

Ren hiçbir cevap vermedi.

Ama bu kez...

Onu vurmaya da çalışmadı.