38. bölüm · CROW & WHITE WOLF
Bölüm 38 — Kırık Maske
Mizuki'nin kaçırılmasının üzerinden iki gün geçmişti.
Örgüt merkezindeki hava giderek ağırlaşıyordu.
Kimse konuşmuyor, herkes Phantom'un bir sonraki hamlesini bekliyordu.
Ren ise son iki gündür neredeyse hiç uyumamıştı.
Elindeki tüm raporları tekrar tekrar inceliyor, en küçük ayrıntıyı bile kaçırmamaya çalışıyordu.
Akira onu uzaktan izledi.
Sonunda dayanamadı.
"Ren."
"..."
"Cevap vermeyecek misin?"
Ren gözlerini dosyalardan ayırmadan konuştu.
"Ne var?"
"İki gündür ya çalışıyorsun ya da atış yapıyorsun."
"Dinlen."
"Vaktimiz yok."
Akira derin bir nefes verdi.
"Bu tempoyla Phantom'dan önce kendini yere sereceksin."
Ren dosyayı kapattı.
"Sana bir şey olmasına izin veremem."
Bu cümle, Ren'in ağzından istemsizce çıkmıştı.
İkisi de birkaç saniye sessiz kaldı.
Akira'nın yüzünde alışılmış o muzip gülümseme belirdi.
"Demek bu kadar önemsiyorsun beni."
Ren bakışlarını kaçırdı.
"Çünkü görevimiz..."
Akira gülerek sözünü kesti.
"Tamam, tamam."
"Yine 'görev ortağım' diyeceksin."
Ren bu kez devam etmedi.
Çünkü bunun artık tek sebep olmadığını kendisi de biliyordu.
---
Tam o sırada operasyon odasının kapısı açıldı.
Bir görevli içeri girdi.
"Lider sizi çağırıyor."
---
Toplantı odasında büyük bir şehir haritası masaya yansıtılmıştı.
Lider konuşmaya başladı.
"Mizuki'den haber var."
Ren bir adım öne çıktı.
"Nerede?"
"Tam yerini bilmiyoruz."
"Ama gönderdiği sinyalin kaynağını tespit ettik."
Haritada, dağların arasında terk edilmiş büyük bir malikâne işaretlendi.
"Oradan yalnızca üç saniyelik bir sinyal gönderebildi."
Akira haritaya baktı.
"Üç saniye bile yeter."
Lider başını salladı.
"Belki."
"Belki de özellikle gönderildi."
"Tuzak olma ihtimali yüksek."
Ren hiç tereddüt etmedi.
"Gideceğiz."
---
Gece...
Malikâne sislerin arasında yükseliyordu.
Yıllardır terk edilmiş gibi görünüyordu.
Kırık pencereler...
Sarmaşıklarla kaplanmış duvarlar...
Ve ürkütücü bir sessizlik...
Akira fısıldadı.
"Hiç hoşuma gitmedi."
Ren, Yatagarasu'yu hazırladı.
"Benim de."
İkisi ağır demir kapıyı iterek içeri girdi.
Koridorlar bomboştu.
Ama yerde ince bir toz tabakasının üzerinde tek bir ayak izi vardı.
Ren çömeldi.
"Yeni."
Akira çevreyi dinledi.
"Yalnız değiliz."
Tam o anda...
Üst kattan bir çığlık yükseldi.
"Yardım edin!"
Mizuki'nin sesiydi.
Akira merdivenlere yöneldi.
"Üst katta!"
Ren bir anda onun kolundan tuttu.
"Dur."
Akira şaşkınlıkla döndü.
"Neden?"
Ren'in gözleri merdivenlerdeydi.
"Ses yukarıdan geldi."
"Evet."
"Ama..."
Ren yere doğrulttuğu feneri açtı.
Merdiven basamaklarının arasında neredeyse görünmeyecek kadar ince çelik teller uzanıyordu.
Bir adım daha atsaydı...
Tuzak tetiklenecekti.
Akira derin bir nefes aldı.
"...Az daha gidiyordum."
Ren kolunu bıraktı.
"Phantom tam da bunu istiyordu."
Tam o sırada, malikânenin içinde yankılanan tanıdık bir kahkaha duyuldu.
> "Harika..."
> "Bir kez daha birbirinizi kurtardınız."
Ses her taraftan geliyordu.
Ama bu kez farklı bir şey vardı.
İlk kez...
Phantom'un sesi eskisi kadar sakin değildi.
Sanki...
Onları hafife almamaları gerektiğini kabul etmeye başlamıştı.
