10. bölüm · CROW & WHITE WOLF
Bölüm 10 — Akıllanır mı? Sanmıyorum.
Ertesi gün...
Örgüt merkezinin revirinde küçük bir pansuman yapılıyordu.
Hemşire, Akira'nın yanağındaki sıyrığı temizlerken iç çekti.
"Ne yaptınız yine?"
Akira masum bir ifadeyle gülümsedi.
"Hiç."
Kapının önünde bekleyen bir ajan homurdandı.
"Hiç mi? Kadın seni öldürmeye çalıştı."
Akira omuz silkti.
"Denedi."
"Ve sen hâlâ peşine gitmeyi düşünüyorsun."
"Düşünmüyorum."
Ajan rahat bir nefes aldı.
"...Gitmeye devam ediyorum."
Ajan elini alnına götürdü.
"Sen gerçekten delisin."
Akira kahkaha attı.
"Bunu iltifat olarak alıyorum."
---
Aynı saatlerde...
Ren, bir çatıda oturmuş dürbününü temizliyordu.
Aklına istemeden dün yaşananlar geldi.
"Üç kez uyardım."
"Yine de gitmedi."
İlk defa biri, namlusunun ucundayken bile gülümsemeye devam etmişti.
Bu durum onu rahatsız etmişti.
"Normal biri değil."
---
Akşam...
Ren, marketten çıkmış evine doğru yürüyordu.
Sokak sakindi.
Tam apartmanının bulunduğu sokağa dönecekken...
Bir ses duyuldu.
"Poşette ne var?"
Ren gözlerini kapattı.
"..."
"Senin hiç işin gücün yok mu?"
Elektrik direğine yaslanmış olan Akira el salladı.
"Merak ettim."
"Yemek."
"Ne yemeği?"
"İlgilendirmez."
Akira iki adım yaklaştı.
"Paylaşır mısın?"
Ren yürümeye devam etti.
Akira da onun yanında yürümeye başladı.
"Bak, bugün seni örgüte davet etmeyeceğim."
Sessizlik.
"Sadece sohbet edeceğim."
Sessizlik.
"Mesela en sevdiğin yemek ne?"
Sessizlik.
"Ramen?"
...
"Suşi?"
...
"Köri?"
Ren sonunda durdu.
Yavaşça Akira'ya döndü.
"Peşimden gelmeyi bırak."
Akira gülümsedi.
"Hayır."
"Son uyarım."
"Yok."
Ren derin bir nefes aldı.
"Demek öyle..."
Bir anda belinden tabancasını çekti.
Akira bu kez gülümsemeye devam etse de gözleri dikkat kesilmişti.
"Yine mi?"
Bang!
Kurşun bu kez uyarı değildi.
Akira son anda kaçmaya çalıştı.
Ama...
Çat!
Kurşun sol kolunu sıyırıp geçti.
"Ah!"
İlk kez yüzündeki gülümseme kayboldu.
Kan, ceketinin kolundan yavaşça akmaya başladı.
Ren silahını indirmedi.
"Sana söylemiştim."
Akira yaralı kolunu tutarken acıyla gülümsedi.
"Vay..."
"Bu gerçekten isabet etti."
Ren soğuk bir sesle konuştu.
"Bir dahaki kurşun koluna gelmez."
Akira birkaç saniye ona baktı.
Sonra...
Kahkaha attı.
Ren'in kaşı çatıldı.
"Sen..."
Akira hâlâ gülüyordu.
"İlk defa beni vurabilen biri çıktı."
"..."
"Harikasın."
Ren birkaç saniye sessiz kaldı.
"Bu adamın gerçekten aklı yerinde değil."
Akira geri geri yürümeye başladı.
"Merak etme."
"Yaram birkaç haftaya iyileşir."
Ren hiçbir şey söylemedi.
Akira sırıttı.
"İyileşince yine gelirim."
"..."
"Belki bu kez sağ kolumu vurursun."
Ren'in sabrı taştı.
Silahını yeniden kaldırdı.
Akira bunu görünce iki adım geri sıçradı.
"Tamam, tamam! Şaka yaptım!"
Bir ara sokağa daldı ve gözden kayboldu.
Ren birkaç saniye boş sokağa baktı.
Sonunda silahını kılıfına koydu.
İçinden yalnızca tek bir cümle geçti.
"Gerçekten akıllanmayacak..."
O sırada birkaç sokak ötede...
Akira, duvara yaslanmış yarasını kendi kendine sarıyordu.
Acıdan yüzünü buruşturmasına rağmen gülümsedi.
"Kolumu vurdu..."
"Demek nişanını gerçekten bana çevirebiliyor."
Derin bir nefes aldı.
"İlginçsin, Beyaz Kurt."
Sonra kendi kendine güldü.
"Yarın yine peşine takılayım."
Uzaktan bunu gören iki örgüt ajanı birbirine baktı.
"Bence Crow kan kaybetmiyor..."
"Hayır."
"Galiba aklını kaybetmiş."
