30. bölüm · CROW & WHITE WOLF
Bölüm 30 — İçerideki Hain
Patlamanın etkisiyle örgüt merkezi sarsıldı.
Kırmızı alarm ışıkları yeniden yanıp sönmeye başladı.
Koridorlar, koşan ajanların ayak sesleriyle doldu.
Ren ve Akira hiç konuşmadan silahlarını çekip silah deposuna doğru koştu.
---
Depoya ulaştıklarında ağır çelik kapı parçalanmıştı.
İçeride barut kokusu hâkimdi.
Raflardan bazıları devrilmiş, mühimmat kutuları etrafa saçılmıştı.
Yerde iki ajan yaralı yatıyordu.
Ren hemen diz çöktü.
"Nabızları var."
Akira çevreyi taradı.
"Saldırganlar?"
Yaralı ajan güçlükle konuştu.
"...Yüzlerini... göremedik..."
"...İçlerinden biri..."
"...Bizden biri gibi davranıyordu..."
Ren ve Akira aynı anda birbirlerine baktılar.
"İçeriden biri..." diye fısıldadı Akira.
---
Lider de olay yerine geldi.
Yerdeki mermi kovanlarından birini eline aldı.
"Bunlar bizim standart mühimmatımız."
Ren kaşlarını çattı.
"Yani saldırgan..."
"...Örgütün silahlarını kullanmış."
Lider'in yüzü sertleşti.
"Bu sadece bir saldırı değil."
"Aramızda bir hain olabilir."
Koridorda derin bir sessizlik oluştu.
---
Birkaç saat sonra...
Merkezin tüm çıkışları kapatılmıştı.
Hiç kimsenin binadan ayrılmasına izin verilmiyordu.
Bütün ajanlar tek tek sorgulanıyordu.
Akira duvara yaslanmış beklerken içini çekti.
"İlk kez kendi merkezimiz bana güvenli gelmiyor."
Ren sakin ama düşünceliydi.
"Çünkü değil."
Akira ona baktı.
"Sence hain gerçekten içeride mi?"
Ren cevap vermeden kırık kapıyı inceledi.
Sonra yerde çok küçük bir ayrıntı fark etti.
Bir düğme...
Siyah, mat renkli bir ceket düğmesi.
Eline aldı.
Arkasında küçücük bir sembol vardı.
Bir kuzgun.
Ren'in gözleri daraldı.
"Yūrei..."
Akira düğmeye baktı.
"Yani hain onlardan biri."
Ren başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Bu kadar kolay olmaz."
"Düğmeyi özellikle bırakmış olabilirler."
"Bizi yanlış yöne çekmek için."
Akira hafifçe gülümsedi.
"İşte bu yüzden seninle çalışmayı seviyorum."
Ren ona baktı.
"..."
"Her zaman herkesten iki adım sonrasını düşünüyorsun."
Ren bakışlarını kaçırdı.
"İltifat etmeyi bırak."
Akira güldü.
"Alışkanlık."
---
Tam o sırada Ren'in telefonu titredi.
Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
Akira kaşlarını kaldırdı.
"Açacak mısın?"
Ren çağrıyı kabul etti.
Karşı taraftan sesi değiştiriciyle bozulmuş bir ses geldi.
> "İyi akşamlar, Beyaz Kurt."
Ren'in yüzü ifadesizdi.
"Kimsin?"
Karşı taraf hafifçe güldü.
> "Beni zaten tanıyorsun."
> "Ama henüz yüzümü görmedin."
Akira hemen konuşmaya başladı.
"Phantom."
> "Doğru tahmin."
Ses birkaç saniye sustu.
Sonra devam etti.
> "Crow'u iyi koru."
Ren'in bakışları sertleşti.
"Neden?"
> "Çünkü oyunun bir sonraki hamlesinde..."
> "...hedef o."
Bip...
Hat kapandı.
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Akira, ilk kez gülümsemiyordu.
Ren ise telefonu yavaşça indirdi.
Bu kez korktuğu şey kendi ölümü değildi.
Düşman...
Akira'nın adını biliyordu.
