11. bölüm · BİR EV MESELESİ
Yardım
“Zorundalıklar insanı çıkmaza sürükler...”
11. BÖLÜM
YARDIM
Elektrikli süpürgenin sesi evi doldururken saçımdaki boyanın kurumasını bekliyorduk. Onların burada yaşaması beni çok şaşırtmıştı. Feyza ve Ekin’i anlardım çünkü onlarla uzun zamandır tanışıyorduk. Ama diğerlerinin benim için kendi düzenlerinden vazgeçmeleri bana tuhaf hissettirmişti. Onların evine geçmiştik. Cankut kapının önünde patlattığı konfetinin parçalarını toplarken söyleniyordu. Bende bir anlık aklıma gelenle saçımı boyayalım demiştim. Şimdi ise onların mutfağında boyanın süresinin dolmasını bekliyorduk. Cankut belini tutarak mutfaktan içeriye girdi. “Belim koptu anasını satayım. Süpürgeye bile gelmiyor parçalar. Elimle aldım hepsini” Onun bu haline güldüm. “İş te akılsız başın cezasını” Eliyle beni gösterdi. “Asıl sen kendi tipine bak be. Habeş maymununa dönmüşsün” Ona kötü kötü baktım. Masanın üzerindeki telefonumu alarak ayağa kalktım. “Bizde artık eve geçelim” “Evdesiniz zaten” Ekin’in benim lafımı bana satmasıyla güldüm. “Biliyorum ama duşa girmem lazım. Ayrıca siz bize geçin evde oturma odası bile yok amına koyim” Kendi dediğime gülerken Feyza’da bana eşlik ediyordu. Onlarında evinin dizaynı bizimkisi gibiydi. Üç oda olduğu için ve hepsi bir odada kaldığı için evde oturma odası yoktu. “Napalım artık oturma odası olarakta sizin evi kullanırız” Güldüm. “Gelin gelin bir şey olmazda” Daha çok gülmeye başladım. “Yani şu rezilliğe bak ya” “Gerçekten hayır bide normal birşeymiş gibi davranıyorlar ya aklım almıyor” Gülerek mutfaktan çıktım.
Kapının yanındaki anahtarlıktan bizim evin anahtarını aldım ve Feyza’ya uzattım. Kapıyı açtım ve dışarıya çıktım. Ayaklarıma kapının önündeki terliklerimi geçirdim ve bizim evin önüne doğru ilerledim. Feyza kapıyı anahtarla açtı ve itti. İçeriye girince odama doğru ilerledim. “Önce saçımı yıkayalım sonra ben duşa gireyim. Bu arada diğerlerini çağır yemek yapsınlar” Telefonumu yatağımın üzerine fırlattım ve elbise dolabına doğru ilerledim. Dolabın kapaklarını açınca hızla kendime iç çamaşırı ve kıyafet çıkardım. Sonra odadan çıkarak kapısı açık olan banyodan içeriye girdim. Feyza içerideydi. “Önce bi saçını halledelim” Duşakabinin kapısını açtım ve suyu ayarladım. Ilık su akmaya başlayınca ikimizde saçıma odaklandık. O folyoları çıkarırken bende ona yardım ediyordum. Saç boyama işi ortaya çıkınca eve geçmiş ve her saçımı boyadığımda giydiğim mistik tişörtü giymiştim. Folyoları çıkarma işi bitince ona döndüm. “Bak ben kafamı eğeceğim sen yıkayacaksın sadece suyla ama. Bak bu su sakın ağzıma girmesin” Güldü. “Abartma istersen hem bende saçlarını boyayan bir insanım”
Kafamı musluğa doğru eğdim. Saçlarım gözlerimin önüne uzanırken Feyza’da elleriyle saçlarımı yıkıyordu. “Kızım saçımı biraz uzak-” Ağzıma gelen su ile hızla yere tükürdüm. “Güya saçımı yıkayacak. Hedefin beni zehirlemek heralde” “Tamam özür dilerim daha dikkatli olacağım” Saçımı bu sefer benden uzaklaştırarak yıkamaya devam etti. Saçlarımın sadece aralarını boyamıştık. Kestirmem de lazımdı ama ben kesmeye kalktığımda ortaya çıkan görüntüler pekte hoş olmuyordu. Saçlarımı yıkaması bitince o duşa kabinden çıktı. “Ben gideyim diğerlerini de çağırayım yemek için merak etme ya hepsi mutfakta olur ya da oturma odasında” Güldüm. “Onlarda olmayan oturma odasında” Ben gülmeye devam ederken o da bana eşlik ediyordu. “Gözünü seveyim bu konuyla onların yanında dalga geçme. O melül yüz ifadeleri yüzünden kendimi gülmemek için zor tutuyorum.” O banyodan çıkarken bende hızla üzerimdeki tişörtü çıkardım. Altımdaki eşofmanıda çıkarınca iç çamaşırlarımıda çıkararak banyonun önüne koydum.
Kendimi suyun altına bıraktığım zaman vücudum kendini bıraktı. Başım o kadar çatlıyordu ki bir şeyleri göz ardı etmek artık bana pahalıya mal olmaya başlamıştı. Belkide artık bu kadar umursamaz olmamalıydım. Saç diplerime masaj yaparken birazda olsa başımın ağrısının geçmesini umuyordum. Başta annemler, onlar beni çok yormuştu. Hem kısıtlayıcı hemde korumacı yapılarıyla beni şu iki ayda bezdirmeyi başarmışlardı. Başta onlarla aynı evde yaşadığım için endişeliydim sonra farklı eve çıkmıştım. Bu seferde annemler gelmiş ve tek yaşamamamı istemişlerdi. Feyza kendini bu durumdan suçlu gördüğü için hemen öne atılmış ve benim yanımda kalacağını söylemişti. Sonra küpeli çıkmıştı benden hoşlandığını söylemişti. Ona hala hiçbirşey söyleyememiştim. Bana bunu söyleyeli belkide on günden fazla olmuştu. Ama hala ona net bir cevabım yoktu. Cankut benim için bu yolculuktaki en güvenli limanlardan birisi olmuştu. Ne kadar dışarıdan eğlenceli ve umursamaz birisi gibi görünsede hala içindeki kırıklıkları görebiliyordum hatta bana bazı şeyleri anlattıktan sonra onu daha net görüyordum. Ekin her zamanki Ekindi. Bana en başından beri olduğu gibi bir abi şefkatiyle yaklaşıyordu. Benim için buraya gelmeleri kalbimde oluşan ağırlığın daha da artmasına sebep oluyordu.
Kısa duşum bitince bornozumu üzerime geçirerek banyodan çıktım. Neyseki odam banyoyla yan yanaydı yoksa diğerlerinin beni görme ihtimali daha yüksek olurdu. Hızla odamdan içeriye girdim ve kapıyı kapattım. Sandalyenin üzerindeki havluyu alarak saçlarımı kurulamaya başladım. Uzun zamandır yağmurlar devam ettiği için arabadan indiğim zamanlar eve yürürken saçlarım çok fazla ıslanıyordu. O yüzden havlum her zaman sandalyemin üzerindeydi. Hızla üzerimi giyerken saçlarımın ıslaklığının geçmesini umuyordum. Altıma siyah bir şort üzerime ise mavi bir sweet giydim. Havluyu tekrar sandalyeye astım ve odadan çıktım. Mutfağa doğru ilerlerken konuşma sesleri duyuluyordu. “Ama sizin daha sınavlar var” Bir şaplak sesi geldi. “Hallederiz koçum sıkıntı olmaz. Meraklanma sen” Ardından bir şaplak sesi daha. “Elinin ayarını sikeyim Cankut” Mutfaktan içeriye girdiğimde konuşmalara hala devam ediyorlardı. Kendimi Ekin’le Cankut’un arasına attım. “Konu nedir?” Cankut eliyle küpeliyi gösterdi. “Bizimki yemek yarışmalarına katılacak ya onu konuşuyorduk.” Küpeli konuşmayı devir alınca bakışlarım ona döndü.
“Geçen yaz zaten ben Türkiye’de ki aşçılık ödülünü aldım. Ama bu sene karşımda koskoca Avrupa var. Yarışmalar yurt dışında olacak. Bunlarda benimle gelmek istiyorlar ama daha sınavlar başlamadı bile” Güldüm. “Seni yaban ellerde yalnız bırakmayacağız heralde. Bu yarışmalar ne zaman başlıyor?” “Bizim okulların sınavları bittikten sonra” “Tamam o zaman süper. Hep beraber gideriz” Bunu söylüyordum ama eper annemler bunu öğrenirse işte o zaman beni gerçekten öldürürlerdi. “Yemek işini ne yaptınız?” “Dışarıdan sipariş verdiler” Bunun üzerine zil çalınca Cankut kapıya giderken hepimiz oturuyorduk. Elindeki kutularla gelince Ekin ona yardım etti ve kutuları açarak masaya koydular. Feyza hepimizin kupa bardaklarını getirip tek tek kola doldurdu. Ekin’in kupasının üzerinde Ekinler dize dize” yazıyordu. Cankut’ta “Canım çıksa ben çıkmam” Yazıyordu. Feyza’da ise “Yeşilin yetmiş tonu” yazıyordu. Cankut bunların hepsini kafasından uydurmuştu. Acaba bunları yazan kişi yazarken bizler hakkında neler düşünmüştü.
Hepimiz pizzalara abanırken Cankut’un ağzını açması ile ortaya yine bir tartışma konusu atacağını anladım. “Bakın şimdi” “Gene kimin başına gelen bir olayı öğrendi de bize anlatacak acaba” “Ya kes kes. Ben sana burada bilgi aktarımı yapıyorum” Güldüm. “Bizim fakülteden bir kız var. Ama bu kızın dersleri nasıl berbat anlatamam yani. Sanki bu bölümü öylesine seçmiş gibi. Neyse bir süre sonra tabi bunu herkes fark etti. Bu kızın notları yükselmeye başladı. Ama nasıl yükselme. Kız sıkça okula gelmiyor zaten geldiği zamanlarda dersi dinlemiyor. Bizde anlamadık ne olduğunu. Sonra bu kızın yakın arkadaşı aydınlattı bizi. Bu kız sırf notları yüksek olsun diye hocalarla yatıyormuş. Ama baya baya. E tabi bizim dersimize giren her hoca erkek değil kadın kocalarda var. Bu asalak hepsini ayartmış ama nasıl ayartmak anlatamam. Sonra bu hocaların arasından evli olanların eşleri şüphelenmeye başlamış tabi. Adamlar sabah fazla erken gitmeye akşam fazla geç gelmeye başlayınca bunlardan birinin karısı diğer kadınlarla konuşmuş. Başta iş muhabbet filan sonra kadın demiş ki benim eşim işten çok geç gelmeye başladı sizinkilerde öyle mi filan. Onlarda onaylayınca kadın bu düşünceden geri vazgeçmiş” “Bu olayın sonu nereye varacak acaba?” Cankut bardağın altını masaya vurdu. “Ya bi dinle ya bi dinle”
“Neyse sonra bu kadın bu meseleyi bırakmış. Bana bu olayları anlatan kız hocalarla birlikte olan kişinin yakın arkadaşı. Bu kız yakın arkadaşının babasıyla yatmış. “ “E oha amına koyim” “Çüş” Küpeli ağzındaki kolayı püskürtürken Feyza eliyle onun sırtına vuruyordu. “Lan öyle bir anda söylenir mi ya?” “Ölmediysen devam ediyorum. Normalde bu kız demişki bak ben babamla konuşurum onu bir şekilde ikna ederim sen babamdan uzak dur. Babam zaten seni her türlü geçirmeye çalışıyor demiş. Sonra konuşsa bile bu kızın notlarında adam akıllı artış olmayınca kız arkadaşının babasına bildiğin açık açık teklif sunmuş. Asıl aptal olan babasının böyle birşeyi kabul etmesi. Sonra kız bunu bir şekilde öğrenmiş. Bunların daha önceki konuşmalarında kız arkadaşına eğer hocalar vaz geçerse diye video kayıdı aldığını filan söylemiş. İşte sende de yedek kalsın diye kıza vermiş videoları. Sonra kız bunu duyunca e tabi bide bilgisayar bölümü okumanın verdiği bilgiyle okulun tüm bilgisayarlarını derste hacklemiş o videoları herkese izletmişti.” “Aa hatırladım o kızı. Hatta kız videoları sildirmek için bizim yanımıza gelip yardım istemişti” Cankut Ekin’i başıyla onayladı. “Evet evet. Ama videoları görmeniz lazım yani. Bide kadın hocalarda var ya gerçekten iğrenç görüntülerdi”
“Yani şu iğrenç olayı anlatman için mi sabahtan beri dinliyoruz seni?” Küpelinin öfkeyle sorduğu soruya Cankut kafasını sallayarak gülümsedi. “Akıllı yok ki “ “Peki siz videoları kaldırdınız mı?” Ekin beni başıyla onayladı. “Tabi canım bizden iyisini mi bulacak o çırpı bacak” Güldüm. “O zaman siz baya baya iyisiniz bu işte” “E yani abisi” Aydınlanmış gibi onlara döndüm. “Lan o zaman Avrupa’ya gideceğimiz zaman bizimkiler beni görüntülü aradığından telefonun arka plan fotoğrafını bizim evin duvarı olarakta gösterebiliriz ya da mutfağı?” Cankut hızla bana döndü ve elini enseme atarak alnıma sesli bir öpücük kondurdu. Bayramda hiç sevilmeyen baba tarafı yaşlı teyzelerin kondurduğu öpücükten. Küpeli eliyle Cankut’un kafasına bir tane geçirdi. Cankut eliyle kafasını ovuşturarak sordu. “Bu ne içindi?” Küpeli ona en sert bakışlarını atarken yerine sindi. Daha sonra yemekler yenirken Cankut’un anlattığı konuyu konuştuk. Herkes ben o kızın yerinde olsam ne yapardım sorusuna kendi cevaplarını vermişti. Oturma odasında oturan çocuklara kapıdan seslendim. “Biz dondurma almaya kaçıyoruz” Üzerime montumu giyerken Cankut’un sesini duydum. “Sakın dondurma almaya diye Avrupa’ya kaçmayın” Güldüm. “Kesinlikle kaçacağız” Ayakkabılarımızı giyince dışarıya çıktık. Asansörün önüne gelince kata gelmesi için düğmeye bastı.
“Gerçekten bu çocuklar deli” Gülerek ona döndüm. “Neden öyle dedin?” Bakışlarını bana çevirdi. “Hepiniz seninle geleceğiz diyorsunuz. Bundan gerçekten mutlu olurum. Ama diğerlerinin durumlarını biliyorum. Hepsinin dersleri ve ödevleri çok yoğun. Peki sen?” Kata gelen asansöre binince sırtımı asansörün duvarına yasladım. “Benim ödevlerim olmaz. Unuttun mu ben tiyatro okuyorum. Ama eğer içinin rahat etmesini istiyorsan bana yardım edebilirsin” Asansörün kapısını sonuna kadar açarak geçmemi bekledi. “Nasıl?” Yaptığı cool hareket karşısında erisemde belli etmeden asansörden indim ve çıkışa doğru ilerledim. “Bizim sınav haftamız sizinkisi gibi geçmiyor. Hoca bizden tiyatro salonunda küçük bir rol oynamamızı istedi. Ödevimiz bu” Çıkış kapısını açarak geçmem için bana yol verdi. Dışarıya çıkınca ben önde o arkada ilerlemeye başladı. “Hmm” Elini belime atması ile durdum. Başımı yukarıya kaldırdım ve ona baktım. “Gerçekten bunu yapmak zorundamısın?” “Yanında olduğumu hissettirmek istiyorum” Derin bir nefes aldım. Ama kokusuda burnuma geldi. “Yanımda olduğunu daha farklı bir şekilde de hissettirebilirsin” Gülerek yüzünü yüzüme eğdi. “Mesela?” Aklıma gelenle duraksadım. “Şuan aklıma gelmedi” Başımı tekrar önüme çevirdim ve yürümeye başladım. “Benim aklıma bir şey geldi ama yaparsam yanarız” Ne dediğini duysam da duymamış gibi davrandım.
“Ufak bir rol oynamamız lazım. Bende bunun için yardımcı birisini arıyordum. Aslında Cankut’a söylemeyi düşünüyordum ama eğer dediğin gibi hepsinin dersleri yoğunsa o zaman sana kaldım” “Nasıl bir rol olacak?” “Yani aslında konu şu. Biz böyle bodoslama dalacağız konuya bir konuşma veya tartışma gerçekleştireceğiz hocada bizi inceleyecek. Ve neyi yansıttığımızı anlamaya çalışacak. Amaç seyircinin neyi yansıttığımızı geç anlaması” Saçlarımda hissettiğim nefesle durdum. Burnunu saçlarıma gömmüştü. “Ne yapıyorsun?” “Nefes alıyorum” Sesi boğuk çıkmıştı. “Küpel-” “Bana ne zaman bu konuyla ilgili konuşacaksın ya da gerçekten bana karşı olan duygularından bahsedeceksin bilmiyorum ama bu zamanı uzun tutma. Her konusunu açtığımda kaçmanın bir yolunu buluyorsun. Ama yeter ben dayanamıyorum. Sensiz geçirdiğim her gün sanki ruhuma bir ağırlık çöküyor.” Hızla önden ilerlemeye başladım. “Bence dondurmaları marketten de alabiliriz” Ben karşıdan karşıya geçerken arkamdan aldığı derin nefesleri işitiyordum. Bu gece ne zaman bitecekti?
...
Elimdeki kahve fincanını dökmemeye çalışarak elimin tersi ile kapıya vurdum. İçeriden gelen sesle kapıyı yavaşça açarak dikkatli bir şekilde odadan içeriye girdim. “Sana her kahve getiren bu yolu çekiyorsa işin zor. Bence sen alt kattaki gibi buraya küçük bir asansör taktır” Kahve fincanını önüne koyduğumda gülme sesini duydum. “Bu uyarını dikkate alırım” Kahveden bir yudum alırken onu izledim. “Kahve çok güzel değil mi? Çünkü ben yaptım” “Hmm tadı mükemmel bundan sonra sen benim kahvelerimi yapacak yaverimsin” Güldüm. “O zaman benden her zaman kahve isteyebilirsin seve seve yaparım” Sırıtışını bozmadan bakışlarını bana çevirdi. “İşten kaytarmak için sana kahve yapacağım demiyorda seve seve yaparım diyor” Şaşkınlıkla elimle kendimi gösterdim. “Ben mi? Aa üstüme iyilik sağlık. Benim gerçekten böyle bir çalışan olduğuma inanıyormusunuz?” “Seni tanımasam bu oyunculuğa inanacağım” Güldüm. “Otursana zaten mesai saatinin bitmesine çok az kaldı” Eli ile gösterdiği karşı koltuğa oturdum ve bir bacağımı diğerinin üzerine attım. Saçımdaki tokayı çıkararak saçlarımı dağıttım. “Ama bugün restoran daha da bir kalabalıktı” “Evet onu bende fark ettim” Başımı koltuğun sırtına yasladım. “Sana bir şey soracağım” Onaylar bir mırıltı çıkardı. “Benim bayıldığım gece” Odaya giren gergin havayı hissetmemek mümkün değildi. Başımı ona çevirdim. “Seninle konuşmak isteyen kadın kimdi?”
Kahve fincanını dudaklarına yaklaştırırken bu sorunun cevabını vermek istemiyor gibiydi. Ama bu cevabı almalıydım. Uzun süredir diğer sıkıntılarımdan aklıma gelmeyen bir konu olsa da merak ettiğim bir durumdu. “Eski sevgilim” Onu başımla onayladım. “Peki senin var mı?” “Ne?” Parmakları ile oynarken konuştu. “Eski sevgilin işte” Gülümsememi durdurmaya çalışarak konuştum. “Sen benim hakkımda birşeyleri merak ediyorsun öyle mi?” Bakışlarını gözlerime çevirdi. “Ben senin hakkında herşeyi merak ediyorum” Derin bir nefes aldım. “Evet eski sevgilim var ama çok uzun zaman önceydi. Yani ilişki işleri gönül işleri falan benlik değil” “Neden öyle dedin?” Bakışlarımı tavana çevirdim. “Çünkü ben rahatına düşkün bir insanım. Kendi konfor alanımdan dışarıya çıkmayı fazla sevmem. İnsanlara ayak uydurmayı sevmem. Eğer bir ilişkim olacaksa ya o kişide benim gibi çatlak olacak ya da hep bana uyum sağlayacak. Ama bir insan hep bana uyum sağlarsa bir süre sonra sıkılır. O yüzden gerçekten bana göre birini bulmam zor gibi” “Bence yanılıyorsun. Kalbinin kapılarını kapama. Hem seni gerçekten bulacak olan kişi her türlü yolu dener ve yanında olur.” Onu başımla onayladım. “Bu okuldaki ödev işini ne zamana halledebiliriz?” Kollarını birbirine sararak öne doğru eğildi. “Ne zaman istersen”
Bakışlarım yüzünde gezindi. Herkesin sahip olmak isteyeceği bir adamdı. Her anlamda. Birincisi fazla yakışıklıydı aşırı hemde. İkincisi vücudu mükemmeldi. Üçüncüsü kendi işini kendisi halledebilen bir tipti. Kimseye muhtaç değildi kendi işinin patronuydu. Hayatın ondan çaldığı şeylere karşı hala ayakta durabiliyordu. Ona karşı olan bakışlarımı fark etmiş olmalı ki gülümsemesi yavaş yavaş yüzünde gölgelendi. “Galiba ilk defa bana alıcı gözüyle bakıyorsun” “Belki de” Bakışlarımı ondan çektim ve ayağa kalktım. “Ben aşağıya ineyim aşağıda buluşuruz” Hızlı adımlarla odadan çıktım ve asansöre doğru ilerledim. Asansörün kapısını açarak içeriye girdim ve katın düğmesine bastım. Bakışlarım aynadaki aksime değince yüzümün kızardığını fark ettim. “Saçmalama kızım sen kızarmazsın” Bileğimdeki tokayla saçlarımı gelişi güzel topuz yaptım. Asansör kata gelince kapıyı açarak dışarıya çıktım ve soyunma odasına doğru ilerlemeye başladım. Soyunma odasının önüne gelince kapıyı açarak dolabıma doğru ilerledim. Kapağı açarak üzerimdeki önlüğü çıkardım ve içine attım. Çantamı aldım ve koluma taktım. Telefonumu çantamdan çıkardığımda üst üste olan aramaları gördüm.
Annemi tekrar aradım. Çaldı, çaldı ve açıldı. “Napıyorsun kızım?” Bu kadar sakin bir şekilde sorduğuna göre beni aradıktan sonra Feyza’yı aramış olmalıydı. Feyza yüksek ihtimalle ders çalıştığımı söylemişti. “Napayım daha yeni oturdum. Aramalarını da yeni gördüm. Siz?” “Bizde öyle babanla oturuyoruz. Sana ulaşamayınca Feyza’yı aradım o da ders çalıştığını söyledi.” Gülümsedim. “Evet ders çalışıyordum şimdi de yemek yiyeceğim” Askıdaki montumu aldım ve bir koluma geçirdim. “İyi iyi dersler nasıl? Sınavlar yaklaştı biliyorsun” Çantamı kolumdan çıkarıp odada ki koltuğun üzerine koydum ve montun diğer kolunu giydim. “İyi valla. Sınavlarda yakındır zaten” “Tatilde buradasın değil mi?” Duraksadım. Yerdeki çantamı koluma astım ve konuşmaya devam ettim. “Bilmiyorum tatil süresi çok az. Feyzayla büyük temizlik yaparız diye düşündük. Birde buraları biraz gezerim diye düşündük. Çünkü geldiğimden beri gezmeye vaktim olmuyor” Odadan çıktım ve koridorda ilerlemeye başladım. “Ama birazda buraya gelsen güzel olacak. Buradakilerde seni özledi. Yada biz senin yanına gelelim” Dışarıda beni bekleyen küpelinin yanına doğru ilerledim. “Valla annecim pek bu iş olmaz gibi. Hem galiba Feyza’nın çocukluk arkadaşıda gelecek. O yüzden o ihtimali at kafadan” “Ama biz her-” “Annecim yemek yiyeceğim sonrada derse döneceğim o yüzden kapamam lazım” “Tamam kızım hadi allaha emanet” İşte annem buydu. Ders lafını duyduğu an onda akan sular duruyordu. Masallardaki gibi gerçek hayatlar pembe panjurlu evlerde saklı değildi. Gerçek hayatta her evde karanlık vardı. Ve ben bundan nefret ediyordum. Yanına gelince durdum. “Kiminle konuşuyordun?” “Annem” Telefonumu cebime attım. “Arabaya geçelim” Ben yan koltuğa geçerken o da sürücü koltuğuna yerleşti.
Arabayı çalıştırdığında eve doğru yol aldık. “Ben hala sizin o evde yaşamanıza karşıyım” Güldü. “Biz çoktan taşındık bile” “Ya ama bu doğru değil. Mükemmel bir evde yaşıyordunuz ben gelene kadar. Şimdi ise sıradan bir kız için hayatınıza müdahale ediyorsunuz” Arabanın ani frenle durması ile önde doğru savrulsamda hızla elimde torpidoya tutundum. “Sıradan bir kız mı? Sen benim için ne ifade ettiğinin farkında değilsin galiba. Biz durduk yere taşınma kararı almadık. Sen belki bizim bu kız bir anda çıktı geldi sırf onun yüzünden kardeşimizden ayrı kalıyoruz diye düşündüğümüzü zannedebilirsin ama öyle değil. Biz hepimiz keşke de seninle daha önce tanışsaydık diye düşünüyoruz. Şu kısacık zamanda sana o kadar alıştık ki bizim o eve gelme sebebimiz sadece ikiniz oldunuz. Her gün sizinle aynı evde yemek yemek bizim için o kadar alışkanlık haline gelmiş ki bilerek sizin evin karşısını tuttuk. Üst katta boştu hatta fazladan bir odası vardı ama biz orayı tuttuk. Neden? Çünkü akşam yemeklerini başından beri olduğu gibi beraber yiyelim diye. Anlasana kızım artık biz sana çok alıştık seni çok seviyoruz” Gözlerim dolarken bunun uzun zaman sonra birilerinin benim için fedakarlık yaptığından dolayı olduğunu biliyordum.
Ona doğru uzandım ve sıkıca sarıldım. Elleri hızla belimi bulurken sıkıca sarıldı. “Teşekkür ederim. Herşey için.” Neden böyle oluyordu bilmiyordum ama ona her sarıldığımda sanki tamamlanmış gibi hissediyordum. Sadece böyle olmaması gerektiğini biliyordum....
...
Dondurmamdan bir kaşık daha alırken Feyza’ya başımı sallayarak dinlediğime dair işaret verdim. “Ya bide salak abimin yanında bana nasıl bakıyor görmen lazım. Abimin gözü bir ona bir bana değsede ben hala o asalağın böyle birşeyi düşüneceğini zannetmiyorum. Artık benimle konuşacak gibi duruyor zaten. Ama ben ona kesin bir cevap verememekten korkuyorum. Onun kalbini kırmak benim istediğim en son şey” Kaşığı dondurma kabının içine koydum ve kabı orta sehpanın üzerine koydum. Ona doğru döndüm. “Bak kızım sen şuan o gelir benimle konuşur diye korkmuyorsun sen şuan kendinden korkuyorsun. Eğer cevabın net olsaydı onunla konuşmaktan korkmazdın. Ama cevabın net değil. Sen şuan ona olan duygularının hala kardeş sevgin gibi mi yoksa gerçekten bir adama duyduğun sevgi gibi mi olduğunu ayırt edemiyorsun” Sustu. Birazda olsa düşünmeye ihtiyacı vardı. Ayağa kalktım. “Ben diğerlerinin yanına gidiyorum telefonumu unutmuşum” Odadan çıktım ve kendi odama doğru ilerlemeye başladım. Feyza ne kadar konuşma arasında söylemesede Cankut’a karşı birşeyler hissettiğini anlayabiliyordum. Sadece kendisi kabullenemiyordu. Odanın kapısını açarak içeriye girdim ve masanın üzerindeki anahtarları alarak odadan çıktım. İşten gelince onlara geçmiş ve yemeği orada yemiştik. Geç saatlere kadar oturup sohbet ettiğimiz için uyumuş olabilirlerdi. Gelir gelmez dondurmaları alarak oturma odasına geçmiştik. Kapının önüne gelince kapıyı açarak dışarıya çıktım ve terliklerimi ayağıma geçirdim. Kapıyı arkamdan kapatarak karşı eve doğru ilerledim. Evin önüne gelince anahtarı yuvaya soktum. Yavaşça kapıyı açınca terliklerimi çıkardım ve kapıyı ardımdan kapadım. Telefonumu mutfakta unutmuş olmalıydım. Mutfağa doğru ilerlerken duyduğum sesle irkildim. Ekin’in odasında geliyordu. Konuşma seslerini duyunca onlara eve geldiğimi söylemek için odaya doğru ilerledim. Odanın önüne gelince duyduklarımla ayaklarım duraksadı. “Bakın böyle birşeyi bende saklamak istemiyorum ama buna mecburuz tamam mı?” Ekin’in sesi endişeli geliyordu. Neye mecburlardı? “Bak Pars bu kız bizi daha yeni yeni tanıyor. Alya’yı seviyorum gerçekten ama bunu bir süre daha saklamak zorundayız. Şuan bu meseleyi ona anlatsak eminim ki çok fazla tepki verecek.” “Ama böyle içim rahat etmiyor. Bak ben bu kıza karşı yoğun duygular hissediyorum eğer daha geç bir zamanda öğrenirse işte o zaman beni affetmez. Ama ben bu olsun istemiyorum” “Ne diyelim kardeşim ya kusura bakma ama biz aynı evde yaşadığımız zamanlar bizim oturduğumuz ev aslında Pars’a aitti. Ama biz Feyza arkadaşım buraya kalmaya gelecek kalacak yeri de yok diyince seninle yaşamayı kabul ettik. Senden aldığımız kira parasınıda mutfak masrafları için kullandık filan mı diyeceğiz. Böyle birşeyi duyarsa bize acımaz.”
Duyduklarımla birkaç adım geriye gittim. Doğrumuydu? O ev Parsamı aitti? Sırf benim kalacak yerim yok diye mi benimle yaşamayı kabul etmişlerdi? Bir insan aynı günde ancak bu kadar tamamlanmış ve kırılmış hissedebilirdi....
Evet varyaa size bomba bir bölüm geldiii
Sizde Alya ne yapacakk
Şimdi size bugün neler yapt8g8mi anlatıyorum sabah saat altı buçukta uyandım sporumu yaptım sonra üzerimi değiştirdim simitçi ye gittim kendime simit aldım eve geldim çantamı aldım arkadaşımı almaya gittim onun evinin oradaki parkta okul saati gelene kadar oturduk sonda okula gittik yaklaşık bir ay sonra ilk defa sınavlar için okula gittim. Bir ay boyunca gitmememin sebebi arkadaşlar ben bu sene lgs öğrencisiyim ve konularım yetişmiyordu o yüzden gitmedim. Asıl olayyy beni rehberlikten çağırdılar daha önce de okula gitmediğim zamanlar aramislarfai ama bu başka şöyle okulda duvarlara yazı yazdığım için bana dediler ki ya 800 TL boya parası getirirsin ya da senin e okuluna kınama cezası geçiririz dediler. Tabi bu olay olalı iki hafta filan oluyor ama ben okula uzun zaman sonra ilk defa bugün gittim. O da sınav için. Sonra sınava girdim bok gibiydi. Okuldan çıktım eve geldim. Yemek yedim şimdi de bölüm yayimliyorum
Evettt bir bölümün daha sonuna geldikk
Diğer bölümde görüşmek üzere
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm...⭐️🖤🖤
